Resmi Metin

3. Hesap dışında kalan alacaklar


Madde 93 - (1) Takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabının (Ticari İşletme) Altıncı Kısmında (m. 89-101) düzenlenen "Cari Hesap" kurumu, ticari hayatın hız ve güven ihtiyacından doğmuş, taraflar arasındaki nakit akışını basitleştiren ve karşılıklı alacakların takası esasına dayanan sui generis bir sözleşme tipidir [1, 2]. Cari hesap sözleşmesinin yasal tanımı TTK m. 89/1'de verilmiş olup; bu sözleşme ile taraflar, herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını ayrı ayrı istemekten vazgeçerek bunları kalem kalem borç ve alacak şekline çevirmeyi ve hesap devresi sonunda ortaya çıkacak bakiyeyi (artan tutarı) talep etmeyi kabul ederler [2].

TTK m. 93 hükmü, cari hesap sözleşmesinin kapsamını negatif yönden sınırlandıran emredici nitelikte bir kuraldır [3]. Kanun koyucu, cari hesabın işleyiş mantığının merkezinde yer alan "takas" (clearing/set-off) kurumunun doğası gereği, bazı alacakların bu hesap mekanizmasına dâhil edilemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır [4]. Buna göre; takas edilemeyen alacaklarla, belirli bir amaca harcanmak veya ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan para ve mallardan doğan alacaklar cari hesaba geçirilemez [3, 5]. Hükmün ratio legis'i (konuluş amacı), niteliği veya tahsis amacı gereği genel malvarlığından ayrı tutulması gereken ve doğrudan hak sahibine iadesi veya belirli bir amaca özgülenmesi elzem olan değerlerin, cari hesabın genel eritme/takas havuzuna dâhil edilerek eriyip gitmesini önlemektir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Takas Edilemeyen Alacaklar

Cari hesap sözleşmesi, doğan münferit borç ve alacakların hesap devresi içinde karşılıklı olarak kaydedilip, devre sonunda kendiliğinden takas edildiği bir sistemdir [4, 6]. Özünde bir takas mekanizması barındırdığı için, maddi hukuk uyarınca takası kabil olmayan alacakların cari hesaba kaydedilmesi hukuken mümkün değildir [6].

Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 144, alacaklının rızası olmaksızın takas edilemeyecek alacakları tahdidi olmamak üzere saymıştır [7]. Bunlar; tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar, haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar ile nafaka ve işçi ücreti gibi borçlunun ve ailesinin bakımı için mutlak zorunlu olan ve özel niteliği gereği doğrudan alacaklıya fiilen verilmesi gereken alacaklardır [7]. Kanun koyucu, zayıfı koruma veya mülkiyet/zilyetlik haklarına saygı gibi üstün kamu yararı düşünceleriyle takas yasağı getirdiği bu alacakların, cari hesap şemsiyesi altına alınarak zımnen takas edilmesinin önüne geçmiştir.

2.2. Belirli Bir Amaca Harcanmak Üzere Teslim Olunan Para ve Mallardan Doğan Alacaklar

Taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi bulunsa dahi, taraflardan birinin diğerine "belirli bir tahsis amacı" (özel gaye) güderek tevdi ettiği para veya mallar cari hesaba yazılamaz [3, 5]. Örneğin, tacir A'nın, tacir B'ye "vergi dairesine yatırılması" veya "üçüncü bir kişiye olan borcun ifası" amacıyla gönderdiği havale bedeli, B tarafından A'ya olan önceki cari hesap alacağına mahsup edilmek üzere cari hesaba alacak kalemi olarak kaydedilemez. Burada para veya mal, inançlı bir işlemin (fiduciary duty) veya özel bir vekalet ilişkisinin konusudur; dolayısıyla genel malvarlığı ve genel alacak-borç havuzundan izole edilmelidir.

2.3. Emre Hazır Tutulmak Üzere Teslim Olunan Para ve Mallar

Hukuki niteliği itibarıyla vedia (saklama) veya yedieminlik (escrow) sözleşmelerine konu olan, mülkiyeti veya kullanım hakkı devredilmeksizin salt muhafaza ve istendiğinde iade edilmek (emre amade tutulmak) şartıyla teslim edilen değerler, TTK m. 93 uyarınca cari hesaba alınamaz [3, 5]. Bu tür değerler üzerinde teslim alanın tasarruf yetkisi bulunmadığından, bunların kendi alacağına karşılık hesaba kaydedilmesi mülkiyet ve zilyetlik kurallarına açık aykırılık teşkil eder.

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 144 (Takas Edilemeyen Alacaklar): TTK m. 93'teki "takas edilemeyen alacaklar" ibaresinin içinin doldurulmasında temel norm TBK m. 144'tür [7]. Cari hesaba kaydedilememe yaptırımının saptanmasında her somut olayda TBK m. 144 testinin yapılması gerekir.
  • TTK m. 89 (Cari Hesap Sözleşmesinin Tanımı ve Şekli): Cari hesabın karşılıklı borç ve alacakların takası suretiyle bakiyenin tespit edilmesi şeklindeki hukuki mahiyeti [2, 8], TTK m. 93'teki yasağın varlık sebebidir.
  • TTK m. 90/1-b ve m. 92: TTK m. 93, cari hesaba geçirilemeyecek alacaklar hususunda numerus clausus (sınırlı sayı) niteliğinde değildir [5, 9]. Sistematik olarak TTK m. 90/1-b bendi uyarınca, cari hesap sözleşmesinin yapılmasından önce doğmuş olan alacaklar (tarafların özel onayı yoksa) cari hesaba kaydedilemez [9, 10]. Aynı şekilde TTK m. 92 uyarınca komisyon ücreti ile masraflar da cari hesaba kaydedilmeyip, her zaman ayrıca talep edilebilir [9, 11].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında, cari hesap sözleşmelerinin sınırları ve hesaba kaydedilebilecek alacakların tespiti konusunda son derece titiz bir inceleme yapılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında vurgulanan temel prensip; bir sözleşmenin "cari hesap" niteliği taşıyabilmesi için, tarafların karşılıklı olarak (iki yönlü) alacaklı ve borçlu sıfatına sahip olabilme ihtimalinin (takas edilebilirlik) bulunmasıdır [12, 13].

Özellikle bankalar tarafından kullandırılan ve uygulamada "cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmeleri" olarak anılan sözleşmelerde Yargıtay, müşterinin hesaba borcundan fazla para yatırma ihtimali dahi olsa, temelde daima bankanın alacaklı, müşterinin borçlu statüsünde kaldığı gerekçesiyle bu sözleşmeleri gerçek anlamda cari hesap sözleşmesi olarak kabul etmemekte; bunları "karz (ödünç) sözleşmesi" olarak nitelendirmektedir [12, 14]. Yargıtay’ın bu yaklaşımı, TTK m. 93 ekseninde değerlendirildiğinde; takas edilebilirlik ve karşılıklılık unsurunu taşımayan alacak/borç ilişkilerinin cari hesap havuzuna dâhil edilemeyeceği prensibinin katı bir yorumu olarak karşımıza çıkmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Gıda toptancısı (A) ile perakendeci (B) arasında usulüne uygun şekilde kurulmuş yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki ticari mal alım satımları bu hesaba kaydedilmektedir. (B), işletmesinde kullanmak üzere satın alacağı ticari aracın kaporası olarak (A)'ya 50.000 TL nakit tevdi etmiş ve bu bedeli doğrudan araç bayiine teslim etmesini talep etmiştir. Ancak (A), (B)'nin cari hesaptan kaynaklanan ve vadesi geçmiş olan 60.000 TL'lik borcuna mahsuben, teslim aldığı bu 50.000 TL'yi cari hesaba kendi lehine alacak kalemi olarak kaydetmiştir. Hukuki analiz: (A)'nın işlemi TTK m. 93'e açıkça aykırıdır. (B) tarafından teslim edilen meblağ, "belirli bir amaca harcanmak (araç kaporasının ödenmesi) üzere teslim olunan" para niteliğindedir [3, 5]. Bu nedenle, söz konusu bedelin cari hesaba geçirilmesi kanunen yasaktır. (A)'nın tek taraflı kayıt işlemi hukuken geçersiz olup, (B) bu bedelin iadesini (veya amaca uygun harcanmasını) cari hesap devresinin sonunu beklemeksizin derhal talep edebilir.

Olay 2: (X) Anonim Şirketi ile (Y) Limited Şirketi arasındaki cari hesap ilişkisi devam ederken, (Y) Şirketi, kendisine ait olan ve mülkiyeti muhafaza kaydıyla uhdesinde tuttuğu iki adet iş makinesini, güvenli bir şekilde saklaması (vedia) için geçici süreliğine (X)'in deposuna bırakmıştır. (X) Şirketi, bir süre sonra bu makinelerin bedelini kendi belirlediği bir değer üzerinden cari hesaba (Y) aleyhine borç olarak kaydetmiş ve makineleri hapis hakkı kapsamında alıkoyduğunu iddia etmiştir. Hukuki analiz: (X) Şirketinin makine bedellerini cari hesaba kaydetmesi TTK m. 93 hükmü gereği yasaktır. Makineler, "ayrıca emre hazır tutulmak üzere teslim olunan mallar" statüsündedir [3, 5]. Bunlardan doğan iade alacağı takas edilemez nitelikte olduğundan cari hesapta kalem olarak gösterilemez. (X)'in bu tasarrufu geçersizdir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir alacağın TTK m. 93 kapsamında "belirli bir amaca özgülenmiş" veya "takas edilemez" nitelikte olduğunu ve bu nedenle cari hesaptan çıkarılması gerektiğini iddia eden taraf, bu iddiasını HMK ve TTK (ticari defterlerle ispat) kuralları çerçevesinde yazılı delillerle ispat etmekle yükümlüdür [15, 16].
  • Kapsam Dışı Bırakma Serbestisi: TTK m. 93'te sayılan haller sınırlı sayı (numerus clausus) değildir [9]. Taraflar, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde, kanunen takas edilebilir nitelikte olsalar dahi, belirli ticari işlemlerden (örneğin sadece kambiyo senetlerinden) doğan alacakların cari hesaba geçirilmeyeceğini yazılı cari hesap sözleşmesinde açıkça kararlaştırabilirler [9].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Cari hesabın içeriğinden, hesaba haksız olarak kaydedilen bir kalemin çıkarılmasından veya hesabın tasfiyesinden doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleridir (TTK m. 4).
  • Zamanaşımı / Süreler: Cari hesabın dışında tutulması gereken veya haksız olarak cari hesaba geçirilmiş olan kalemlere ilişkin davalar, cari hesap sözleşmesinin sona ermesinden itibaren TTK m. 101 uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir [17, 18]. Ancak, söz konusu kalemlerin hesaptan çıkartılması talebi ile bu kalemlerin (örneğin haksız alıkonulan bedelin) maddi hukuk uyarınca iadesi talebinin zamanaşımı süreleri kendi tabi oldukları genel hükümlere (örneğin sebepsiz zenginleşme, haksız fiil) göre ayrıca değerlendirilmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 93 hükmü, mehaz kanun ve klasik ticaret hukuku prensipleri ile tam bir uyum içindedir. Doktrinde (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar vd.) cari hesap sözleşmesinin bir takas/mahsup havuzu olarak işlev görmesi sebebiyle, takası mümkün olmayan değerlerin bu havuzun dışında tutulmasının eşya hukuku, borçlar hukuku ve inançlı işlemler rejiminin doğal bir gereği olduğu kabul edilmektedir [4, 6].

Bununla birlikte doktrinde, Yargıtay'ın "banka kredi sözleşmelerini" münhasıran bankanın alacaklı olacağı gerekçesiyle cari hesap sözleşmesi olarak kabul etmemesi eleştirilmektedir [12-14]. Öğretideki ağırlıklı görüşe göre; tarafların bir sözleşmeyi cari hesap olarak işletme konusunda iradelerini birleştirmeleri, bakiyenin geçici veya sürekli olarak tek bir taraf (banka) lehine kalıyor olmasını önemsizleştirmelidir; nitekim müşterinin fazla ödeme yaparak alacaklı konuma geçmesi teknik olarak her zaman ihtimal dâhilindedir [13, 19]. Yargıtay'ın katı içtihadı, TTK m. 93'teki yasaklı alacak tiplerinin sınırlarını, kredi sözleşmelerini toptan dışlayacak şekilde dolaylı yoldan genişletmektedir ki bu durum, ticari hayatın ihtiyaçlarına ve modern sözleşme serbestisi ilkelerine uygun düşmemektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.