Resmi Metin

Madde 89


Madde 89 - (1) İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı a yrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. (2) Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olma z.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesi, ticari hayatın ihtiyaçlarından doğan ve zamanla kanuni bir çerçeveye kavuşan "Cari Hesap" kurumunun yasal tanımını ve kurucu unsurlarını ihtiva etmektedir [1, 2]. Madde, Kanun'un Birinci Kitabı (Ticari İşletme), Altıncı Kısmı altında yer almaktadır [3].

Cari hesap, özünde ticari işlemlerin basitleştirilmesi ve yeknesaklaştırılması ihtiyacına hizmet eden bir hesaplaşma ve tasfiye yöntemidir [2]. Ticari hayatta taraflar (örneğin bir üretici ile dağıtıcı), aralarındaki sürekli ve karşılıklı ilişkilerden doğan alacakları her defasında ayrı ayrı talep edip ifa etmek yerine, bu alacakları bir hesaba kaydederek (kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek) belirli dönemler sonunda oluşan bakiyeyi talep etme hususunda anlaşabilirler [4, 5]. TTK m. 89/1, bu irade uyuşmasını "cari hesap sözleşmesi" olarak tanımlamaktadır [3, 4, 6].

Bu yöntem, tarafları her bir muamele için ayrı ayrı ifa, makbuz düzenleme, havale masrafı ve temerrüt riski gibi külfetlerden kurtararak işlemleri tek bir bakiye alacağına dönüştürmektedir [7, 8]. Kanun koyucu, cari hesap sözleşmesine ilişkin hükümleri genel itibarıyla emredici nitelikte düzenlememiş olup, tarafların irade serbestisi çerçevesinde sözleşme şartlarını belirlemelerine (yedek hukuk kuralı olarak) olanak tanımıştır [4, 9].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İki Kişi ve Tacir Sıfatı Unsuru

Madde metninde "İki kişinin..." ifadesi kullanılmış olup, tarafların "tacir" olması şartı aranmamıştır [10]. Dolayısıyla, cari hesap sözleşmesi kurabilmek için tarafların tacir olması yasal bir zorunluluk değildir. Esnaf, serbest meslek erbabı veya sıradan vatandaşlar dahi aralarındaki hukuki ilişkiler için bu sözleşmeyi akdedebilir. Ancak, kurumun TTK'da düzenlenmiş olması sebebiyle, taraflar kim olursa olsun bu sözleşme mutlak ticari iş niteliğindedir [10].

2.2. Temel Hukuki Sebep veya İlişki

TTK m. 89/1'deki "herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını" ibaresi, cari hesabın soyut bir sözleşme olmadığını, arkasında mutlaka alım-satım, eser, hizmet, acentelik veya kredi gibi temel bir hukuki ilişkinin bulunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır [5, 11]. Cari hesap, mevcut alacakları doğuran temel ilişkiyi ortadan kaldırmaz (yenileme/tecdit teşkil etmez); yalnızca bu alacakların talep ve ifa edilme yöntemini değiştirir [12].

2.3. Karşılıklı Olarak Ayrı Ayrı İsteme Hakkından Vazgeçme

Cari hesap sözleşmesinin en karakteristik unsuru, doğmuş veya doğacak alacakların bağımsız kimliklerini geçici olarak yitirerek (erteleme) hesabın bir kalemi haline gelmesidir [7]. Taraflar, alacaklarını muaccel oldukları anda talep etme ve dava açma hakkından, hesap devresi sonuna kadar feragat ederler [13, 14]. Alacaklar hesaba kaydedilmekle, birbirleriyle takas edilebilir hale gelir ve hesap kesimi (bakiye tespiti) anına kadar taraflardan hiçbiri "alacaklı" veya "borçlu" sıfatını taşımaz [13-16].

2.4. Yazılı Şekil Şartı

TTK m. 89/2, "Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz" amir hükmü ile, cari hesap sözleşmesini sıkı bir geçerlilik (sıhhat) şartına bağlamıştır [6, 10]. Taraflar arasında fiilî bir cari hesap işleyişi (muhasebesel kayıt) bulunsa dahi, ortada ıslak imzalı veya güvenli elektronik imzalı yazılı bir sözleşme yoksa, TTK'nın cari hesaba bağladığı hukuki sonuçlar (örneğin bileşik faiz yasağının istisnaları, takas mekanizması, zamanaşımı süreleri) doğmayacaktır [17, 18].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 90-101 Hükümleri: 89. madde ile tanımlanan sözleşmenin işleyişi, faiz uygulamaları (m.90), bakiyenin tespiti ve itiraz süreleri (m.94), haciz (m.100) ve zamanaşımı (m.101) gibi hususlar doğrudan 89. maddedeki tanım ve geçerlilik şartı üzerine bina edilmiştir [1, 2].
  • TTK m. 4 (Mutlak Ticari Dava): Cari hesap sözleşmesi TTK'da düzenlendiğinden, bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar tarafların sıfatına bakılmaksızın mutlak ticari dava niteliğindedir.
  • TBK m. 134 ve m. 143/2: TTK m. 90, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) takas ve yenilemeye ilişkin bu genel hükümlerine atıf yapmaktadır [6]. TBK'daki genel takas hükümleri, cari hesaptaki takas mekanizmasını tamamlayıcı niteliktedir [9].
  • TBK m. 144: Nafaka ve işçi ücreti gibi takas edilemeyen alacaklar, TTK m. 93 gereği (takas edilemeyen alacakların cari hesaba geçirilemeyeceği kuralı) cari hesap kapsamı dışında kalır [19].
  • İİK m. 68/b ve 150/ı: İcra ve İflas Kanunu'ndaki bu özel hükümler, bankalar ile kredili müşteriler arasındaki cari hesap şeklindeki işleyişlerin icra takibine konu edilmesinde doğrudan TTK m. 89'daki tanımı ve yazılı sözleşme şartını temel alır [9].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulaması, TTK m. 89'un yorumlanması bağlamında bilhassa "banka kredi sözleşmeleri" üzerinde yoğunlaşmış ve doktrinle ciddi bir görüş ayrılığına düşmüştür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin yerleşik içtihatlarına göre; cari hesabın ayırıcı unsuru tarafların "karşılıklı olarak alacaklı ve borçlu olma ihtimalinin" bulunmasıdır [11, 20]. Yargıtay, bankalar tarafından açılan ve "cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmeleri"nde, müşterinin pratikte hiçbir zaman alacaklı konumuna geçmeyeceği, daima borçlu kalacağı gerekçesiyle, bu ilişkileri TTK m. 89 anlamında bir "cari hesap sözleşmesi" olarak nitelendirmemektedir [11, 17]. Yargıtay bu tür sözleşmeleri saf bir "karz (ödünç) sözleşmesi" olarak kabul etmekte ve TTK m. 101'deki beş yıllık cari hesap zamanaşımı yerine, TBK'nın on yıllık genel zamanaşımı süresini uygulamaktadır [17].

Buna karşın, Yargıtay'ın bakiye itirazlarına (hesap özetlerine) ilişkin kararlarında, yazılı olarak usulüne uygun şekilde bildirilmiş ve bir ay içinde itiraz edilmemiş bakiyelerin kesinleştiği (TTK m. 94) yönündeki uygulaması istikrar kazanmıştır [21].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Türkiye'nin önde gelen bir otomotiv yedek parça üreticisi olan (A) A.Ş. ile, bölgesel distribütör (B) Ltd. Şti., aralarındaki sürekli alım-satım ilişkisi nedeniyle şifahi (sözlü) olarak bir cari hesap tutulmasına karar vermişlerdir. A A.Ş., malları gönderdikçe defterine alacak kaydetmekte, B Ltd. Şti. ise peyderpey ödeme yapmaktadır. Yıl sonunda (A) A.Ş., alacak bakiyesine ticari temerrüt faizi işleterek icra takibi başlatmıştır. (B) Ltd. Şti. ise alacakların ayrı ayrı muaccel olmadığını, cari hesap gereği henüz hesabın kesilmediğini iddia etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 89/2 gereğince cari hesap sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz [6, 10]. Taraflar arasındaki sözlü mutabakat ve salt muhasebesel uygulamalar (fiilî cari hesap), TTK anlamında bir cari hesap sözleşmesi vücuda getirmez [17, 18]. Dolayısıyla, her bir fatura ve teslimat kendi vadesinde muaccel olmuş kabul edilecek, (B) Ltd. Şti.'nin "hesap henüz kesilmedi" savunması reddedilecek ve temel ilişkiye (satım sözleşmesine) dair hükümler uygulanacaktır.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Tacir (X), (Y) Bankası ile yazılı bir "Cari Hesap Şeklinde İşleyen Kredi Sözleşmesi" imzalamıştır. X, beş yıl boyunca sadece bankadan kredi kullanmış, limitini hiç artıya geçirmemiştir. Banka, hesabın kat edilmesinden altı yıl sonra (X) aleyhine alacak davası açmıştır. (X), TTK m. 101 gereği cari hesaplarda zamanaşımının 5 yıl olduğunu ileri sürerek zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Hukuki Analiz: Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre; (X) ile (Y) Bankası arasındaki ilişki, her ne kadar "cari hesap" olarak isimlendirilmiş olsa da, müşterinin alacaklı duruma geçme ihtimali taşımayan saf bir ödünç (karz) ilişkisidir [11, 17]. TTK m. 89 anlamında gerçek bir cari hesap bulunmadığından, TTK m. 101'deki 5 yıllık zamanaşımı süresi değil, ödünç sözleşmelerine uygulanan 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacaktır. (X)'in zamanaşımı def'i reddedilecektir [17].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Yazılı bir cari hesap sözleşmesinin varlığını iddia eden taraf, bu yazılı belgeyi ibrazla mükelleftir. Cari hesaba işlenen kalemlerin (alacak/borç) dayandığı temel sözleşme belgeleri (fatura, teslim fişi vb.) mutlaka 10 yıl süreyle usulüne uygun saklanmalıdır (TTK m. 82) [22, 23]. Yazılı sözleşme olmaksızın sadece ticari defter kayıtları, TTK m. 89 anlamında bir cari hesabın varlığını ispata yeterli değildir [17, 18].
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 101 uyarınca, cari hesabın tasfiyesine, bakiyeye veya faiz alacaklarına ilişkin davalar, sözleşmenin sona erdiği tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabidir [24]. Bakiye cetvelini alan taraf, bir ay içinde noter, KEP vb. yollarla itiraz etmezse bakiyeyi kabul etmiş sayılır (TTK m. 94) [25].
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: TTK m. 4 bağlamında mutlak ticari dava teşkil ettiğinden, asliye ticaret mahkemeleri görevlidir. Yetki ise, aksine bir yetki şartı yoksa HMK genel kurallarına tabidir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: Şirketlerin ön muhasebelerinde "120 Alıcılar" veya "320 Satıcılar" hesaplarında takip edilen her sürekli ilişkinin "cari hesap" zannedilmesi en büyük hukuki yanılgıdır. Yazılı bir cari hesap sözleşmesi yoksa, teknik anlamda bir cari hesaptan söz edilemez [17, 18]. Ayrıca TTK m. 93 ve TBK m. 144 kapsamında takas edilemeyen (özgülenmiş) alacakların hesaba haksız şekilde işlenmesi de sık karşılaşılan hatalardandır [19, 26].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 89 ve devamı hükümlerinin doktriner düzeyde en çok tartışılan yönü, Yargıtay'ın "banka kredi sözleşmeleri" karşısındaki katı tutumudur. Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Hamdi Yasaman, Prof. Dr. Sabih Arkan ve Prof. Dr. Sami Karahan gibi ticaret hukuku disiplininin önde gelen isimleri, Yargıtay'ın "müşterinin alacaklı duruma geçemeyeceği" gerekçesiyle bu sözleşmeleri cari hesap saymamasını şiddetle eleştirmektedir [20, 27, 28].

Doktrine göre, TTK m. 89'da "daima ve muhakkak her iki tarafın da sırayla alacaklı/borçlu pozisyonuna geçmesi zorunludur" şeklinde emredici bir unsur yoktur. Taraflar, hukuki ilişkilerini TTK'daki cari hesap rejimine tabi tutmak hususunda iradelerini birleştirmişlerse ve hesabın doğası gereği müşterinin fazladan ödeme yaparak anlık da olsa alacaklı konuma geçme "ihtimali" varsa, sözleşme cari hesap olarak nitelendirilmelidir [10, 20]. Yargıtay'ın bu yöndeki dar lafzi ve kazuistik yorumu, ticari hayatın en yoğun kredi sağlama mekanizması olan "rotatif krediler" bakımından hukuki belirsizlikler yaratmakta ve TTK ile hedeflenen yeknesaklık ilkesini zedelemektedir.

Bununla beraber, 6762 sayılı mülga Ticaret Kanunu döneminden 6102 sayılı Kanun dönemine geçişte, kanun koyucunun cari hesap hükümlerini (zamanaşımı başlangıcındaki küçük bir rötuş dışında) hiçbir sistematik ve içeriksel revizyona tabi tutmadan aynen korumuş olması [18, 24], doktrin ile Yargıtay arasındaki bu derin görüş ayrılığını çözümsüz bırakmıştır. Kanun koyucunun, modern finansal enstrümanları ve bankacılık uygulamalarını göz önünde bulundurarak TTK m. 89'a "kredi kurumları ile yapılan limitli hesap açma sözleşmelerinin" durumunu netleştiren fıkralar eklemesi, ticari hukukun gelişimine matuf bir reform gereksinimidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.