1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Ticari Defterler" başlıklı beşinci kısmının "Saklama ve İbraz" bölümünde yer alan 86. madde, ticari hayatın dijitalleşmesi ve teknolojik gelişmelerin hukuki ispat vasıtalarına entegrasyonunun normatif bir yansımasıdır. Kanun koyucu, TTK m. 82/3 hükmü ile ticari defterlerin, bilançoların ve diğer ticari belgelerin görüntü veya veri taşıyıcılarda saklanabilmesine olanak tanımıştır [1]. Ancak bu teknolojik kolaylık, yargı mercilerinin veya denetime yetkili organların söz konusu belgelere erişimini zorlaştırmamalıdır.
İşte TTK m. 86, bu potansiyel erişim sorununu bertaraf etmek amacıyla sevk edilmiştir. Hüküm uyarınca, saklanması zorunlu olan belgeleri fiziki evrak olarak değil de sadece görüntü veya başkaca bir veri taşıyıcısı aracılığıyla ibraz edebilen kimse, bu belgelerin okunabilmesi için gerekli olan donanım ve yazılım araçlarını kendi gideriyle kullanıma hazır bulundurmakla mükelleftir [2]. Bu düzenleme, hukuki uyuşmazlıklarda ispat hakkının kullanılabilmesi ve adil yargılanma hakkının temini bakımından, dijitalleşmenin getirdiği ekonomik avantajların külfetinin de tacire yüklenmesi (nimet-külfet dengesi) ilkesine dayanmaktadır. Madde, usul hukukundaki delil ibrazı kurallarını maddi ticaret hukuku boyutuyla tamamlayıcı bir işlev görmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Saklanması Zorunlu Olan Belgeler
Maddede atıf yapılan "saklanması zorunlu olan belgeler", TTK m. 82/1'de tahdidi olmamak üzere sayılan belgelerdir. Bunlar; ticari defterler, envanterler, açılış bilançoları, ara bilançoları, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporları, topluluk finansal tabloları, çalışma talimatları, organizasyon belgeleri, alınan ticari mektuplar, gönderilen ticari mektupların suretleri ve muhasebe kayıtlarının dayanağını teşkil eden fatura, makbuz gibi tevsik edici belgelerdir [3]. Doktrinde Sabih Arkan ve Mehmet Bahtiyar gibi yazarların da vurguladığı üzere, bu belgelerin 10 yıl boyunca saklanması kanuni bir zorunluluktur [4, 5].
2.2. Görüntü veya Başkaca Bir Veri Taşıyıcısı
Kanun koyucu teknolojik gelişmelere açık bir lafız kullanarak "veri taşıyıcısı" kavramını geniş tutmuştur. Mikrofiş, mikrofilm, manyetik bantlar, optik diskler (CD/DVD), flaş bellekler, harici sabit diskler ve günümüzde yaygın olarak kullanılan bulut bilişim (cloud) sunucuları bu kapsamdadır [1]. TTK m. 64/2 de tacirin işletmesiyle ilgili belgeleri bilgisayar kaydı veya elektronik ortamda saklamakla yükümlü kılındığını açıkça ifade etmektedir [6].
2.3. Yardımcı Araçları Kullanıma Hazır Bulundurma ve Bastırma Yükümlülüğü
Tacir, belgeleri elektronik ortamda ibraz ediyorsa, mahkemenin veya karşı tarafın bu verileri okuyabilmesi için gerekli "yardımcı araçları" (özel okuyucu cihazlar, şifre çözücüler, spesifik lisanslı yazılımlar) sağlamak zorundadır [2]. Ayrıca kanun koyucu, hâkime veya denetim merciine bir takdir yetkisi tanımıştır: İcap ettiği takdirde tacir, bu belgeleri yardımcı araçlara ihtiyaç duyulmadan okunabilen kopyalar (kâğıt çıktıları veya standart PDF formatında dönüştürülmüş halleri) olarak sunmak zorundadır [2]. Önemle vurgulanmalıdır ki, gerek donanımın sağlanması gerekse çıktıların alınması sürecindeki tüm masraflar (giderler) kanun gereği ibraz eden tarafa (tacire) aittir [2].
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin Türk hukuk sistemindeki diğer temel düzenlemelerle sıkı bir bağı bulunmaktadır:
- TTK m. 82/3 ve 82/4 (Belgelerin Saklanması): Tacirin belgeleri elektronik ortamda saklayabilmesinin hukuki dayanağıdır. Elektronik ortamda saklamanın şartı, "okunur hâle getirildiklerinde içerik olarak örtüşmeleri" ve "her an ulaşılabilsin ve okunabilir hâle getirilebiliyor" olmasıdır [1, 4]. TTK m. 86, bu "okunabilir hale getirme" şartının yargılama aşamasındaki usuli yansımasıdır.
- TTK m. 83 (Hukuki Uyuşmazlıklarda İbraz): Mahkeme, ticari uyuşmazlıklarda ticari defterlerin ibrazına resen veya talep üzerine karar verebilir [7]. İbraz edilen defter elektronik ise, m. 86 derhal devreye girer.
- TTK m. 562/1-f (Cezai Müeyyide): TTK m. 86'ya göre belgeleri ibraz etmeyenler idari para cezası (kanunun ilk metninde dörtbin Türk Lirası, güncel değerlemelerle artan idari yaptırım) ile cezalandırılır [8, 9]. Bu durum, ibraz mükellefiyetinin sadece usuli bir ispat sorunu olmadığını, aynı zamanda kamu düzenini ilgilendiren idari bir yaptırıma bağlandığını gösterir.
- HMK m. 219 vd. ile HMK m. 222: Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca belge ibrazı zorunluluğu ve ticari defterlerle ispat kurumunun işletilebilmesi [10], ancak TTK m. 86 uyarınca okunabilir formda sunulmuş bir delilin mevcudiyeti ile mümkündür. Salt anlamsız bir veri yığınının (raw data) sunulması, usulen "ibrazdan kaçınma" veya defterlerin "kanuna uygun tutulmaması" sayılacaktır [11].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Ticaret Dairelerinin (özellikle 11. ve 19. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatlarında ticari defterlerin delil niteliği son derece sıkı şekil şartlarına tabidir [12]. TTK m. 86 özelinde şekillenen içtihat ilkeleri şunlardır:
- İbrazdan Kaçınma Sayılma Karinesi: Yargıtay, ticari defterlerin mahkemeye ibraz edilmesi kararının gereğinin yerine getirilmesi için, ibraz edilen verilerin "incelenebilir" olmasını şart koşmaktadır. Tacirin salt bir elektronik depolama aygıtını mahkemeye sunması, şayet mahkemenin veya bilirkişinin bu aygıttaki özel yazılım kodlarını okuma imkânı yoksa ve tacir m. 86 uyarınca gerekli arayüzü veya dökümü sunmuyorsa, bu durum HMK m. 222/5 uyarınca "ibrazdan kaçınma" olarak değerlendirilir [13].
- Delil Niteliğinin Kaybı: Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu'nun doktrinde belirttiği üzere, defterlerin kanuna uygun tutulması esastır. Yargıtay da elektronik defterlerin (e-defter) VUK ve TTK tebliğlerine uygun olarak beratları alınmış ve okunabilir formatta mahkemeye sunulmuş olmasını, aksi takdirde sahibi lehine delil olamayacağını kabul etmektedir [14, 15].
- Bilirkişi İncelemesine Elverişlilik: Yargıtay kararlarında, defter kayıtlarının dayanakları olan belgelerle (faturalar, makbuzlar) birbirini doğrulaması esastır [16]. Bu dayanak belgeler (örneğin e-faturalar) m. 86 kapsamında elektronik ortamda mahkemeye sunuluyorsa, mahkeme bilirkişisinin bunları eşleştirebilmesi için gerekli fiziksel dökümlerin veya uygun donanımın masrafı davalı/davacı tacir tarafından peşinen karşılanmalıdır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Elektronik Arşivin Sunulması Krizi):
A.Ş. ile B.Ş. arasındaki ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkeme, davacı A.Ş.'nin ticari defterlerinin ve dayanak faturalarının incelenmesine karar vermiştir. Davacı A.Ş., ticari mektuplarını ve fatura dayanaklarını kendi şirketine özgü özel lisanslı bir muhasebe otomasyonunda sakladığını belirterek, mahkemeye şifrelenmiş bir sabit disk sunmuştur. Bilirkişi, sunulan formatın standart programlarla açılamadığını rapor etmiştir. Davacı, yazılım lisansının yüksek maliyetli olduğunu, mahkemenin bu lisansı satın alması gerektiğini iddia etmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 86 lafzı son derece açıktır. Belgeleri sadece veri taşıyıcısı ile ibraz eden kimse, "giderleri kendisine ait olmak üzere" okuma araçlarını sağlamak veya kâğıt çıktıları sunmak zorundadır [2]. Mahkemenin lisans satın alma yükümlülüğü yoktur. Tacirin bu külfetten kaçınması, usulen defter ibrazından kaçınma (HMK m. 222/5) hükmünü doğurur ve davacı ispat hakkını kaybeder. Ayrıca TTK m. 562/1-f uyarınca idari para cezasına çarptırılır [8].
Olay 2 (Veri Taşıyıcısının Hasar Görmesi ve Çıktı Talebi):
Davalı C. Ltd. Şti., defterlerini e-defter olarak tutmaktadır. Uyuşmazlık kapsamında, geçmiş 5 yıla ait elektronik defter beratları ve kayıtları mahkemece talep edilmiştir. Şirket, verileri USB bellek içinde sunmuş, ancak mahkeme, HMK m. 219 bağlamında verilerin boyutunun büyüklüğü ve bilirkişi heyetinin çapraz inceleme yapabilmesi için defterlerin kritik kısımlarının kâğıda bastırılmış, onaylı suretlerini talep etmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 86 uyarınca kanun koyucu mahkemeye takdir hakkı tanımıştır ("icap ettiği takdirde... bastırmalı... kopyalarını sunabilmelidir"). Davalı, bu belgelerin bastırılma masrafının Adalet Bakanlığı veya davacı tarafından karşılanmasını isteyemez. Külfet tacirin kendisine aittir [2]. Verilerin tahrif edilmeden basılı kopyalarının sunulması kanuni bir mecburiyettir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Elektronik belgelerin bütünlüğünün, değiştirilmediğinin ve güvenilirliğinin ispat yükü (özellikle HMK m. 205 uyarınca güvenli elektronik imza unsurları tartışmalıysa) belgeyi ibraz eden tacire aittir. Tacir, TTK m. 86 kapsamında sunduğu dökümlerin veri taşıyıcısındaki asıllarıyla örtüştüğünü garanti etmelidir.
- Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 82/5 uyarınca ticari defterler ve m. 86 kapsamında ibraza konu olabilecek veri taşıyıcısına aktarılmış belgeler, son kaydın yapıldığı yılı izleyen takvim yılından itibaren 10 yıl süreyle saklanmalıdır [4, 5]. Sürenin bitimiyle birlikte ibraz yükümlülüğü ortadan kalkar.
- Görevli/yetkili mahkeme: Kural olarak ticari uyuşmazlıklarda yetkili Asliye Ticaret Mahkemesidir [17]. Ancak, belgelerin ibrazına ilişkin özel durumlarda (örneğin zayi belgesi alınması) işletmenin bulunduğu yer mahkemesi görevlidir (TTK m. 82/7) [18].
- Yaygın uygulama hataları:
- Ticari işletmelerin mahkemeye salt XML veya ham veri (raw data) formatında CD/DVD sunarak ibraz yükümlülüğünden kurtulduklarını düşünmeleri.
- Elektronik defter ve beratların e-imza silsilesinin korunmadan salt ekran görüntüsü (screenshot) alınarak ibraz edilmesi (bu durum delil bütünlüğünü zedeler ve TTK m. 65/3'teki tahrifat yasağını ihlal şüphesi doğurur) [19].
- Çıktı ve donanım masraflarının yargılama gideri olarak karşı tarafa yükletilmesinin talep edilmesi (Kanun bu gideri doğrudan veri sahibine yüklemiştir).
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi değerli hocalarımızın üzerinde durduğu üzere, ticaret hukukunda "görünüşe güven" ve "ticari defterlerin ispat gücü" kavramları temel taşı niteliğindedir [20, 21].
TTK m. 86, kağıt ortamından dijital ortama geçişin (paperless office) bir sonucudur. Eleştirel bir bakış açısıyla incelendiğinde; kanun koyucunun "giderleri kendisine ait olmak üzere" ibaresi son derece isabetlidir. Zira tacir, evrakı elektronik ortamda saklayarak çok ciddi bir depo, lojistik ve arşivleme maliyetinden kurtulmaktadır. Dolayısıyla, bir uyuşmazlık çıktığında bu dijital kayıtların anlaşılır kopyalarının mahkemeye sunulması masrafının da bu ekonomik avantajı elde eden tacir tarafından karşılanması (nimet-külfet dengesi), doktrinde hakkaniyete uygun bulunmaktadır.
Ancak, kanundaki yapısal zayıflıklardan biri, veri taşıyıcılarındaki teknolojinin çok hızlı değişmesidir. TTK, "yardımcı araçları kullanıma hazır bulundurmak" derken yazılım (software) güncellemelerini veya eski sistemlerin geriye dönük uyumluluğunu (backward compatibility) açıkça tanımlamamıştır. Bir ticari işletmenin 9 yıl önce kaydettiği bir mikrofiş veya eski bir veritabanı yedeğinin bugünkü sistemlerle nasıl uyumlu hale getirileceği ve bu veri dönüştürme maliyetinin orantısız şekilde yüksek olması halinde, bunun tacirin "ispat hakkını" zedeleyip zedelemeyeceği doktrinde yeni yeni tartışılan bir alandır. Teknolojik eskimenin (obsolescence) faturası da tamamen tacire kesilmektedir. Ek olarak, m. 86'ya aykırılığın sadece idari para cezası (TTK m. 562/1-f) [8] ve ispat hakkının kaybı (HMK m. 222/5) boyutunda kalması, kasıtlı olarak verileri okunamayacak şekilde karmaşıklaştıran kötü niyetli tacirlere karşı doğrudan bir ceza hukuku (TCK m. 207, belgede sahtecilik vb.) mekanizmasıyla daha kuvvetli desteklenmelidir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.