Resmi Metin

**II

  • Çalıştıranın sorumlu luğu**

Madde 57 - (1) Haksız rekabet fiili, hizmetlerini veya işlerini gördükleri sırada çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmiş olursa, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, çalıştıranlara karşı da açılabilir. (2 ) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalar hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Haksız Rekabet” başlıklı Dördüncü Kısmı içinde yer alan 57. madde, ticari hayatta sıklıkla karşılaşılan bir sorunu, “çalıştıranın sorumluluğunu” düzenlemektedir [1, 2]. Ticari işletmeler, faaliyetlerini genellikle organları, ticari temsilcileri veya kendilerine bağımlı olarak çalışan işçiler ve diğer yardımcı şahıslar vasıtasıyla yürütürler. Haksız rekabet teşkil eden fiillerin bizzat işletme sahibi (çalıştıran) tarafından değil de, onun istihdam ettiği kişiler tarafından işlenmesi durumunda, hukuki sorumluluğun kime ve ne şekilde tevcih edileceği TTK m. 57 ile özel olarak hüküm altına alınmıştır.

Maddenin birinci fıkrası, haksız rekabetin durdurulması ve piyasadaki hukuka aykırı fiili durumun ortadan kaldırılması amacına hizmet eden objektif nitelikteki davaları (tespit, men ve eski hâle getirme) düzenlerken; ikinci fıkrası, zarar doğurucu sonuçların giderilmesine yönelik sübjektif nitelikteki tazminat davaları (maddi ve manevi tazminat) için Türk Borçlar Kanunu’na (TBK) atıf yapmaktadır [1, 2]. Bu ikili ayrım, haksız rekabet hukukunun temel gayesi olan "dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" [3] ile borçlar hukukunun temel prensibi olan "kusur sorumluluğu" arasındaki hassas dengeyi kurmaktadır.

Doktrinde Sabih Arkan, Reha Poroy ve Hamdi Yasaman gibi otoritelerin de vurguladığı üzere, haksız rekabet hukukunda bir eylemin men'i veya tespiti için kusur aranmazken, tazminat taleplerinde kusur ilkesi devreye girmektedir [4]. TTK m. 57, bu genel ilkenin "adam çalıştıranın sorumluluğu" müessesesine iz düşümüdür.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Hizmetlerini veya İşlerini Gördükleri Sırada

Maddenin uygulanabilmesi için haksız rekabet fiilinin, çalışanın kendi özel hayatındaki bağımsız bir eylemi değil; çalıştıranın hizmetini veya işini gördüğü sırada işlenmiş olması şarttır [1, 2]. Bu kavram, haksız fiil ile görülen iş arasında fonksiyonel (işlevsel) bir illiyet bağının bulunmasını gerektirir. Salt zaman veya mekân birliği yeterli değildir; fiilin, çalıştıranın işletme faaliyetlerinin ifası kapsamında veya bu faaliyetlerin icrası zımnında gerçekleşmiş olması zorunludur.

2.2. Çalışanlar veya İşçiler

Hükümde geçen "çalışanlar veya işçiler" ifadesi, İş Kanunu anlamındaki dar işçi tanımından ibaret değildir. Türk ticaret hukuku doktrininde (örneğin Mehmet Bahtiyar ve Ünal Tekinalp'in yaklaşımları çerçevesinde) bu kavram, çalıştıran ile arasında "bağımlılık (tâbiiyet) ilişkisi" bulunan herkesi kapsar. Ticari mümessiller, ticari vekiller, pazarlamacılar, stajyerler ve hatta ücretsiz yardım eden aile fertleri dahi işin görülmesi bağlamında fiili bir bağımlılık altındaysalar bu kapsama dâhil edilirler.

2.3. Tespit, Men ve Eski Hâle Getirme Davalarının Çalıştırana Yöneltilmesi (TTK m. 57/1)

TTK m. 57/1, haksız rekabet eylemi çalışan tarafından işlendiğinde, mağdurun TTK m. 56/1-(a), (b) ve (c) bentlerinde sayılan tespit, men ve eski hâle getirme (maddi durumun ortadan kaldırılması) davalarını doğrudan çalıştırana karşı açabileceğini öngörür [1, 2]. Bu davaların çalıştırana yöneltilebilmesi için çalıştıranın "kusurlu" olması (örneğin gözetim görevini ihmal etmesi) aranmaz [4]. Kusursuz sorumluluk esasına dayanan bu fıkranın amacı, piyasadaki haksız rekabet durumunun derhal ve en etkili şekilde, işletme sahibi nezdinde durdurulmasıdır.

2.4. Tazminat Davalarında TBK Hükümlerinin Uygulanması (TTK m. 57/2)

Maddenin ikinci fıkrası, TTK m. 56/1-(d) ve (e) bentlerindeki maddi ve manevi tazminat davaları bakımından Türk Borçlar Kanunu hükümlerine yollama yapmaktadır [2]. Bu atıf, somut olayın niteliğine göre TBK m. 66 (Adam çalıştıranın sorumluluğu) veya sözleşmesel bir ilişki varsa TBK m. 116 (İfa yardımcısının eylemlerinden sorumluluk) hükümlerinin uygulanmasını gerektirir. Haksız fiil temelli TBK m. 66 uygulandığında, çalıştıran (işveren) ancak "kurtuluş kanıtı" (özen borcunu yerine getirdiğini ispat) getirerek tazminat sorumluluğundan kurtulabilir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 56 (Haksız Rekabet Sebebiyle Açılabilecek Davalar): TTK m. 57, tamamen 56. madde üzerine inşa edilmiştir. 56. madde davaların türlerini (tespit, men, eski hâle getirme, maddi tazminat, manevi tazminat) sayarken [5-7], 57. madde bu davaların pasif husumet ehliyetini çalışanlardan çalıştıranlara teşmil eder.
  • TBK m. 66 (Adam Çalıştıranın Sorumluluğu): TTK m. 57/2'nin açık atfı gereği, çalıştıranın tazminat sorumluluğu TBK m. 66'ya tabidir [2]. Çalıştıran, çalışanı seçerken, talimat verirken ve onu denetlerken gereken özeni gösterdiğini ispat etmedikçe doğan zarardan sorumludur.
  • TBK m. 116 (İfa Yardımcısının Fiillerinden Sorumluluk): Şayet haksız rekabete uğrayan kişi ile çalıştıran arasında önceden var olan bir sözleşme ilişkisi varsa (örneğin bir bayilik sözleşmesi çerçevesinde) ve haksız rekabet bu ilişkinin ihlali suretiyle gerçekleşmişse, sorumluluk TBK m. 116 uyarınca belirlenir. Bu durumda çalıştıranın kurtuluş kanıtı getirme imkânı bulunmaz.
  • TTK m. 62/1-(d) (Cezai Sorumluluk): Hukuki sorumluluğun yanı sıra, TTK m. 62/1-(d) uyarınca, işçilerinin veya çalışanlarının haksız rekabet fiilini işlediklerini öğrenip de bu fiili önlemeyen veya gerçeğe aykırı beyanları düzeltmeyen çalıştıranlar hakkında cezai müeyyide (iki yıla kadar hapis veya adli para cezası) öngörülmüştür [8, 9].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairesi olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ticari hayatta haksız rekabet eylemlerinin büyük bir kısmı işletme çalışanları vasıtasıyla gerçekleşmektedir. Yargıtay kararlarında bilhassa şu ilkeler öne çıkmaktadır:

  1. Pasif Husumetin Teselsülü: Yargıtay, tespit, men ve eski hâle getirme davalarının hem haksız rekabeti bizzat işleyen çalışana hem de çalıştırana karşı birlikte (müteselsilen) veya tek başına açılabileceğini kabul etmektedir. Zira eylem işletmenin ekonomik faaliyeti çerçevesinde gerçekleşmektedir.
  2. Kurtuluş Kanıtının Sınırları: Tazminat davaları bakımından Yargıtay, TBK m. 66 kapsamındaki "kurtuluş kanıtının" (özen kanıtı) ispat yükünü oldukça katı yorumlamaktadır. Çalıştıranın sadece talimat vermiş olması yeterli görülmemekte, fiili gözetim ve denetim mekanizmalarının işletmede kurulu olduğunun kesin delillerle ispatlanması aranmaktadır. Aksi hâlde ticari işletme sahibi maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulmaktadır.
  3. Kusursuz Sorumluluğun Kapsamı: Haksız rekabet oluşturan örneğin yanıltıcı bir reklam [10] çalışan tarafından şirketin sosyal medya hesabından izinsiz paylaşılmış olsa dahi, Yargıtay TTK m. 57/1 gereği men ve yayından kaldırma (eski hâle getirme) taleplerinin kusursuz sorumluluk ilkesi gereği doğrudan şirkete yöneltilmesini hukuka uygun bulmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Bir ilaç firmasının (A A.Ş.) pazarlama sorumlusu (B), hekimleri ziyareti sırasında, rakip firma olan (C A.Ş.)'nin piyasaya yeni sürdüğü ilacın "ciddi yan etkileri olduğu ve Sağlık Bakanlığı'nca toplatılacağı" yönünde gerçeğe aykırı ve kötüleyici beyanlarda bulunmuştur (TTK m. 55/1-a-1) [10, 11]. Hukuki analiz: C A.Ş., TTK m. 57/1 delaletiyle TTK m. 56/1-(a) ve (b) uyarınca [5], A A.Ş.'ye karşı haksız rekabetin tespiti ve men'i davası açabilir. A A.Ş., "pazarlama sorumlusunun kendi inisiyatifiyle hareket ettiği ve şirketin kusuru olmadığı" savunmasını ileri sürerek bu davaları reddettiremez; çünkü men ve tespit davaları kusur şartına bağlı değildir. Ancak C A.Ş. maddi tazminat talep ederse (TTK m. 57/2), A A.Ş. TBK m. 66 uyarınca çalışanını seçerken ve denetlerken gerekli tüm özeni gösterdiğini ispatlayarak tazminat sorumluluğundan kurtulmaya çalışabilir.

Olay 2: Bir yazılım şirketinde (X Ltd. Şti.) çalışan mühendis (Y), şirketin rakibi olan (Z Ltd. Şti.)'nin bilgisayar sistemlerine yetkisiz erişim sağlayarak onlara ait üretim sırlarını kopyalamış (TTK m. 55/1-b-3) [12] ve bu verileri X Ltd. Şti.'nin projelerinde kullanmıştır. Hukuki analiz: Z Ltd. Şti., haksız rekabetin tespiti, men'i ve haksız elde edilen verilerin sistemlerden silinmesi (eski hâle getirme) taleplerini TTK m. 57/1 uyarınca doğrudan X Ltd. Şti.'ne yöneltebilir. Ayrıca TTK m. 62/1-(d) uyarınca [9], şirket yöneticileri bu durumu öğrenmelerine rağmen fiili durdurmamışlarsa cezai sorumlulukları da doğacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Tespit, men ve eski hâle getirme davalarında davacı, yalnızca haksız rekabet eylemini ve eylemi gerçekleştirenin davalı işletmenin çalışanı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Tazminat taleplerinde ise zararı ve uygun illiyet bağını davacı ispatlar; kurtuluş kanıtını getirme külfeti ise çalıştırana (davalı işverene) aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 60 uyarınca [13], 56. maddede yazılı davalar (ve dolayısıyla TTK m. 57 kapsamındaki yöneltmeler), davaya hakkı olan tarafın bu hakların doğumunu öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar [13, 14]. Fiil aynı zamanda daha uzun zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa (örneğin ticari sırrın ifşası), ceza zamanaşımı süresi hukuk davalarına da uygulanır [13, 15].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Haksız rekabet davaları, mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4/1-a ve m. 5) [16]. Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetkili mahkeme, genel yetki kurallarına göre davalının yerleşim yeri veya haksız fiilin işlendiği yer mahkemesidir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat davaları bakımından dava açılmadan önce ticari arabuluculuğa başvurulması dava şartıdır (TTK m. 5/A) [17, 18].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada davacı vekillerinin, men ve tespit talepleri ile tazminat talepleri arasındaki hukuki mahiyet farkını (TTK m. 57/1 ve 57/2 ayrımı) gözetmeksizin tüm talepler için davalı şirketin "ağır kusurunu" ispatlamaya çalışmaları usul ekonomisi açısından yaygın bir hatadır. Keza, davalı şirket vekillerinin tespit ve men davasında TBK m. 66 kurtuluş kanıtı savunması yapmaları da hukuken sonuçsuzdur.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk ticaret hukuku doktrininde TTK m. 57 hükmü, haksız rekabetin dinamikleri bağlamında önemli tartışmalara konu olmuştur. Prof. Dr. Sabih Arkan ve Prof. Dr. Reha Poroy / Prof. Dr. Hamdi Yasaman çizgisindeki doktriner değerlendirmelerde, işletme sahibinin (çalıştıranın) tespit ve men davalarında kusursuz sorumlu tutulması, ticari dürüstlüğün piyasada tesis edilmesi adına isabetli bulunmakla birlikte; tazminat davalarında TBK'nın genel "adam çalıştıranın sorumluluğu" rejimine yollama yapılması eleştirilmektedir [4, 19, 20].

Eleştirilerin odak noktası şudur: Haksız rekabet eylemleri çoğu zaman ticari işletmenin kârlılığını artırma saikiyle işlenir. Çalışanın eyleminden doğrudan doğruya haksız ekonomik menfaat elde eden işletme sahibinin, tazminat davalarında sadece "gözetim ve özen borcunu yerine getirdiğini" ispatlayarak (kurtuluş kanıtı ile) mali sorumluluktan kurtulabilmesi, hakkaniyete ve haksız rekabet hukukunun "menfaat dengesi" ilkesine tam olarak uymamaktadır. Doktrindeki modern eğilim, haksız rekabetten doğan tazminat sorumluluğunun, tehlike sorumluluğuna veya en azından "kurtuluş kanıtı getirilemeyen kusursuz sorumluluk" (teşebbüs sorumluluğu) rejimine yaklaştırılması gerektiği yönündedir. Zira kârı elde edenin, riske ve zarara da katlanması gerektiği "nimet-külfet dengesinin" bir gereğidir.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]