Resmi Metin

3. Ekler


Madde 46 - (1) Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kiş ilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ib aret olan ekler yapılabilir. (2) Tek başlarına ticaret yapan gerçek kişiler ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak ekler yapamazlar. (3) “Türk”, “Türkiye”, “Cumhuriyet” ve “Millî” kelimeleri bir ticaret unvanına ancak Cumhurba şkanı kararıyla konabilir. 19 19 2/7/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 192 nci maddesiyle bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulu” ibaresi “Cumhurbaşkanı” şeklinde değiştirilmiştir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 46. maddesi, ticaret unvanlarına yapılabilecek eklerin hukuki çerçevesini, sınırlarını ve yasaklarını düzenleyen temel bir normdur. Ticaret unvanı, kural olarak zorunlu nitelikteki bir "çekirdek" unsurdan ve bu çekirdeğe ilave edilen "ek" unsurundan meydana gelmektedir [1]. TTK, ticaret unvanlarının asli (çekirdek) unsurları bakımından emredici kurallar (gerçek kişiler için ad ve soyad, ticaret şirketleri için şirket türünü gösteren ibareler vb.) sevk etmişken, eklerin kullanımı kural olarak tacirin serbest iradesine ve takdirine bırakılmıştır [2], [3], [4].

Tacirler; ticari hayatta akılda kalıcılığı artırmak, müşteri çevresini genişletmek, işletmelerinin hacmini, faaliyet alanını veya coğrafi aidiyetini vurgulamak amacıyla ticaret unvanlarına ihtiyari olarak çeşitli ekler yapabilmektedir [5], [6]. Ne var ki, bu serbesti sınırsız değildir. TTK m. 46, ticaret unvanlarına yapılacak eklerin sınırlarını objektif iyiniyet kuralları, haksız rekabet yasağı ve kamu düzeni ekseninde çizmiştir [3], [7]. Madde lafzında yer alan kriterler, numerus clausus (sınırlı sayı) prensibine tabi olmayıp, yol gösterici nitelikte kabul edilmelidir [7]. Bir ekin ticaret siciline tescil edilebilmesi için, söz konusu maddenin birinci fıkrasında belirtilen olumlu şartları taşıması ve olumsuz şartlardan (yasaklardan) arınmış olması gerekmektedir [7], [8].

Ticaret unvanlarına ek yapılması kural olarak ihtiyari (isteğe bağlı) olmakla birlikte, Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş olan bir unvandan ayırt edilebilmeyi sağlamak amacıyla TTK m. 45 uyarınca ayırt edici ek kullanılması kanuni bir zorunluluktur [2], [9], [5]. Dolayısıyla TTK m. 46, hem ihtiyari olarak seçilen eklerin hem de m. 45 gereği zorunlu olarak alınan ayırt edici eklerin tabi olduğu hukuki ve ahlaki sınırları tayin eden, ticari dürüstlüğü ve üçüncü kişilerin korunmasını amaçlayan emredici bir niteliğe sahiptir [10], [11], [12].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İzin Verilen Ek Türleri (Olumlu Şartlar)

TTK m. 46/1 hükmü, ticaret unvanlarına yapılabilecek eklerin içeriğine dair üç temel kategori öngörmüştür:

  • İşletmenin Özelliklerini Belirten Ekler: Ticari işletmenin faaliyet konusunu, niteliğini veya ölçeğini gösteren eklerdir. Doktrinde sıklıkla örneklendirildiği üzere, "Şinasi Eryürek Emlakçılık", "Ahmet Ökmen İlaç Fabrikası" veya "Organik Tarım Ahmet Kârsever" gibi ibareler bu kapsama dâhildir [7].
  • Kişilerin Kimliklerini Gösteren Ekler: İşletme ile bağlantılı kişilerin mesleki kimlikleri, akademik unvanları veya diğer şahsi özelliklerini yansıtan eklerdir. Örneğin, "Şükran Solmaz Yerli Kumaşları" veya "Mühendis Ahmet Ökmen ve Ortakları" ibarelerindeki nitelemeler, kimlik gösteren eklerdir [13]. Tacirin mesleğine ilişkin (örn. makine yüksek mühendisi) bilgileri ek olarak kullanmasına hukuki bir engel bulunmamaktadır [4], [14].
  • Hayalî Adlardan İbaret Ekler: Kelime anlamı itibarıyla fantastik, ütopik, imgesel veya gerçekte var olmayan kavramları ifade eden ibarelerdir [13]. "Bossa Ticaret ve Sanayi İşletmeleri TAŞ" veya "Birlik Olup Sanayi Sektörüne Atılalım" gibi ibareler bu çerçevede değerlendirilir [13]. Hayali ismin mutlaka rasyonel bir anlama sahip olması gerekmez [14].
2.2. Ek Kullanımındaki Kanuni Sınırlar (Olumsuz Şartlar)

Maddenin birinci fıkrası, ticaret unvanlarına alınacak eklerin sınırlarını katı bir biçimde çizmiştir. Bu sınırlar aynı zamanda sicil memurunun inceleme yükümlülüğünün sınırlarını da oluşturur [15]:

  • Üçüncü Kişilerde Yanlış Bir Görüş (İltibas/Yanılma) Uyandırmama Yasağı: Eklerin; işletmenin kimliği, genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında üçüncü kişileri (tüketiciler, alacaklılar, rakipler) yanıltmaması şarttır [10], [11]. Ticari işletmenin hacminden daha büyükmüş gibi gösterilmesi yasaktır [16]. Örneğin, bir tuhafiye işletmesi sahibinin "Ahmet Kara Tekstil Fabrikası" ekini alması bu yasağın ihlalidir [16].
  • Gerçeğe Aykırılık Yasağı: Ekler, yalan veya asılsız bir hususu ifade etmemelidir [8], [14]. Örneğin, gerçekte oğlu olmayan bir tacirin "Hacı Hasan Aslan ve Oğulları" şeklinde bir ek kullanması, dürüstlük kuralına ve gerçeğe aykırılık teşkil edeceğinden kullanılamaz [8]. Benzer şekilde, doktor olmadığı halde bir işletme sahibinin "Dr." ibaresini kullanması gerçeğe aykırılık oluşturur [17].
  • Kamu Düzenine Aykırılık Yasağı: Ticaret unvanında yer alan eklerin toplumun ahlaki değerleri, ulusal çıkarlar, birlik ve beraberlik, tarihi ve kültürel değerlerle bağdaşmaması halinde kamu düzenine aykırılık söz konusu olur [18], [19], [11], [20]. Küfür içeren, toplumun belli bir kesimini ötekileştiren veya yasa dışı faaliyetleri çağrıştıran (örn. "Necmi Bayraktar Randevu Evi İşletmeciliği") ibarelerin sicile tescili kanunen mümkün değildir [11].
2.3. Tek Başına Ticaret Yapanlarda Şirket İzlenimi Yasağı

TTK m. 46/2 uyarınca, gerçek kişi tacirlerin (tek başlarına ticaret yapanların) ticaret unvanlarına, tüzel kişiliği haiz bir şirket veya şirketler topluluğu (holding, grup) izlenimi yaratacak ekler yapmaları kesin olarak yasaklanmıştır [16], [21], [6]. Bu doğrultuda, "Ahmet Kara Holding", "XYZ Şirketi" veya "Grup" gibi ekler, gerçek kişi ticari işletmelerinin unvanlarında yer alamaz [16]. Bu emredici kuralın oranı (ratio legis), ticari hayattaki üçüncü kişilerin (özellikle alacaklıların) muhataplarının sorumluluk rejimine ve sermaye yapısına dair aldatılmasını önlemektir [16].

2.4. İzne Tabi Ekler ve İstisnaları

TTK m. 46/3 gereğince "Türk", "Türkiye", "Cumhuriyet" ve "Millî" kelimelerinin bir ticaret unvanına ek olarak konulabilmesi, Cumhurbaşkanı kararına tabidir [22], [23], [12]. Bu sözcüklerin devleti ve milleti temsil niteliği haiz olması, sıradan bir işletmenin bu kelimeler aracılığıyla haksız bir güven ve itibar devşirmesinin engellenmesini zorunlu kılmıştır [24]. Ancak, Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ m. 4/4 ile bu kurala getirilen bir istisna mevcuttur: Şayet "Türk" veya "Milli" gibi ibareler, gerçek kişi tacirin kendi nüfus kaydında yer alan "adı veya soyadı" ise (örn. Ahmet Türk), bu durumda ek kullanımından söz edilemeyeceğinden (çekirdek unsur olduğundan), herhangi bir makamın iznine gerek olmaksızın tescil edilmesi yasal bir zorunluluktur [22], [12].

2.5. Yabancı Dilde Ek Kullanımı

Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ (m. 4/1) uyarınca, işletme konusunu gösteren ibarelerin Türkçe olması zorunludur [25], [2], [26]. TTK'da yer almayan bu sınırlandırıcı ikincil mevzuat kuralına göre, ticaret unvanındaki asli çekirdek unsurlar ve işletme konusunu tanıtan ekler Türkçe olmalı, ancak bunun dışındaki ayırt edici ekler ve yabancı kelimeler belli şartlar altında (örneğin yabancı ortaklı şirketlerde) unvanda yer alabilmektedir [26], [21], [27].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 39 ve m. 40: Tacirin ticari işletmesi ile ilgili işlemlerde, tescil edilmiş unvanı ekleriyle bir bütün olarak kullanma yükümlülüğünün doğduğu maddelerdir [28], [29].
  • TTK m. 45: Seçimlik olan eklerin (TTK m. 46/1), tescilli bir unvandan ayırt edilme ihtiyacı doğduğunda hukuki bir "zorunluluğa" dönüştüğünü gösteren emredici normdur [5], [30].
  • TTK m. 51/3 (Ceza Hükümleri): Madde 46 hükmünün ihlali, sadece hukuki bir yaptırıma (tescilin reddi veya terkini) tabi değildir. TTK m. 51/3 gereğince, 46. maddeyi ihlal ederek haksız ve yasaklı ekler kullanan tacirler, "üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası" ile cezalandırılır [31], [32], [33]. Bu, kanun koyucunun ek kullanımındaki suiistimallere karşı cezai koruma getirdiğini gösterir.
  • TTK m. 54 vd. (Haksız Rekabet): Gerçeğe aykırı, yanıltıcı ve üçüncü kişileri aldatıcı eklerin kullanılması, aynı zamanda TTK m. 54 ve devamı uyarınca dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet teşkil eder [34], [35], [36].
  • TMK m. 2 (Dürüstlük Kuralı): Ek seçiminde başkalarının şöhretinden haksız yere yararlanma amacı güdülmesi (örn. ünlü bir markanın ek olarak seçilmesi) dürüstlük kuralının ihlalidir [37], [38].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu'nun (HGK) ticari ekler ve ticaret unvanları hususundaki yerleşik içtihatlarına göre; iki unvanın çekirdek kısımları (asli unsurları) aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer ise, sonradan eklenen faaliyet konusuna ilişkin sıradan ekler (örneğin; "İnşaat", "Turizm", "Otomotiv") unvanlar arasındaki "iltibas" (karıştırılma) tehlikesini ortadan kaldırmaz [39], [40], [41], [42].

Yargıtay içtihatlarında, özellikle tanınmışlık düzeyi yüksek ve ayırt edici nitelikteki ibarelerin (kılavuz sözcüklerin) haksız bir şekilde ticaret unvanına ek olarak alınması "ticari dürüstlüğe aykırı kullanım" kapsamında değerlendirilerek, sonradan tescil edilen unvandan bu ekin terkin edilmesine karar verilmektedir [43], [44]. Örneğin, Yargıtay 11. HD, "KONYALI" ibaresini çekirdek olarak kullanan iki unvan arasında faaliyet konuları ("Konyalı Saat" ile "Konyalı Optik Saat") gibi ilave eklerin bulunmasının, tescilli ilk unvan sahibinin hakkına tecavüzü engellemediğine hükmetmiştir [45], [46]. Keza Yargıtay, ayırt edici vasfı yüksek sözcüklerin bölünerek veya harf oyunlarıyla ("ENCOTHERM" ve "ECOTHERM" örneği) ek veya çekirdek olarak kullanılmasını iltibas yaratıcı bulmuştur [47], [48].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Gerçeğe Aykırı Ek ve Şirket İzlenimi Yaratılması): Mersin'de tek başına ticaret yapan (gerçek kişi tacir) tekstil ürünleri perakendecisi Ahmet Yıldız, ticari itibarını artırmak ve piyasadaki tedarikçilere büyük bir organizasyonmuş gibi görünmek amacıyla ticaret siciline "Ahmet Yıldız Tekstil ve Yatırım Holding" unvanını tescil ettirmek üzere başvurmuştur. İşletmesinde fiilen hazır giyim perakende faaliyeti yürütmektedir. Hukuki analiz: Başvuru TTK m. 46 ekseninde birden fazla hukuki ihlal barındırmaktadır. İlk olarak, gerçek kişi tacirin "Holding" ibaresini unvanında ek olarak kullanması, TTK m. 46/2 hükmünde düzenlenen "tek başlarına ticaret yapan gerçek kişilerin şirket var olduğu izlenimi uyandıran ekler yapamayacağı" kuralının açık ve mutlak bir ihlalidir [16], [21], [6]. İkinci olarak, tacirin yatırım holdingi vasfı bulunmadığı halde bu ibareyi kullanması, işletmesinin genişliği ve önemi hususunda üçüncü kişileri (kreditörler, tüketiciler) aldatıcı mahiyette olup TTK m. 46/1'deki gerçeğe aykırılık ve yanıltıcılık yasağına aykırıdır [10], [8]. Sicil müdürlüğünün bu unvanı reddetmesi zorunludur [15]; şayet sehven tescil edilirse ilgililer iptalini isteyebilir ve tacir hakkında TTK m. 51/3 uyarınca cezai yaptırım gündeme gelir [31].

Olay 2 (İzne Tabi Eklerin İzinsiz Kullanımı): İstanbul'da kurulan yeni bir anonim şirket, unvanını "Türkiye Çelik ve Demir Döküm Sanayi Anonim Şirketi" olarak belirleyerek ticaret siciline tescil ettirmek istemiş, sicil memurluğu herhangi bir izin sorgulaması yapmadan unvanı tescil etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 46/3 hükmü çok nettir: "Türkiye" kelimesi ticaret unvanına ancak Cumhurbaşkanı kararıyla (izniyle) eklenebilir [22], [23], [12]. Herhangi bir idari makam veya şirketin kendi iradesi ile bu unvanın alınması hukuken geçersizdir. Kanun hükümlerine aykırı tescil gerçekleştirildiği için, durumu öğrenen noterler, mahkemeler veya sanayi odaları (TTK m. 51/1) durumu yetkili makamlara bildirmekle yükümlüdür [49]. Şirket, bu ihlal sebebiyle unvanın düzeltilmesi davasıyla karşı karşıya kalacak ve sorumlular hakkında adli para veya hapis cezası uygulanabilecektir [31].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Ticaret unvanında yer alan ekin, üçüncü kişilerde yanıltıcı bir izlenim doğurduğunun, gerçeğe aykırı olduğunun veya başkasının unvanıyla iltibas (karıştırılma tehlikesi) yarattığının ispat yükü, bu iddiayı ileri sürerek terkin veya tecavüzün önlenmesi davası açan davacıya aittir [50].
  • Zamanaşımı / Süreler: Ticaret unvanına haksız bir ek kullanımı sebebiyle açılacak haksız rekabet ve tecavüzün önlenmesi, terkin ve tazminat davaları (TTK m. 60 gereği), mağdur tarafın bu hukuka aykırılığı ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir (1) yıl ve her halde zararı doğuran eylemin gerçekleştiği (hakkın doğduğu) tarihten itibaren üç (3) yıl içinde açılmalıdır [51], [52]. Ayrıca, usulüne aykırı bir kullanım uzun süre devam etmiş ve hak sahibi buna "uzun süre sessiz kalmışsa", Yargıtay içtihatları uyarınca sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesi gereği iptal veya terkin davası açılamaz [53], [54].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Ticaret unvanı ve eklerinden kaynaklanan her türlü tecavüzün tespiti, önlenmesi, unvanın veya haksız ekin sicilden terkini (silinmesi) ve tazminat davaları, TTK m. 4/1 uyarınca mutlak ticari dava niteliğindedir [55], [56]. Dolayısıyla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir [57].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, Ticaret Sicil Müdürlükleri tarafından sıklıkla yapılan bir hata, daha önce tescilli bir çekirdek unvan bulunduğunda, unvana eklenen "işletme konusunu gösteren ibarelerin" yerlerinin değiştirilmesi suretiyle (Örn: "A İnşaat Otomotiv" yerine "A Otomotiv İnşaat") yeni unvanın tesciline izin verilmesidir [58], [39], [59]. Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ m. 5/3'ün bu şekildeki hatalı yönlendirmesi TTK m. 45 ve 52 hükümlerindeki iltibas yasağına ve kanunun lafzına açıkça aykırıdır [39], [41].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk ticaret hukuku doktrininde (örneğin Sabih Arkan, Hüseyin Ülgen, Mehmet Bahtiyar, Tamer Bozkurt gibi yazarlar tarafından), TTK'nın 46. maddesinde ve ilgili ikincil mevzuatta (Ticaret Unvanları Hakkında Tebliğ) yer alan bazı düzenlemeler şiddetle eleştirilmektedir [58], [59], [60], [61].

Doktriner eleştirilerin odak noktası; Tebliğ m. 5/3 düzenlemesidir. TTK m. 45'te açıkça, daha önce tescil edilmiş unvanlardan ayırt ediciliği sağlamak amacıyla yeterli eklerin kullanılması öngörülmüştür. Ancak bahsi geçen Tebliğ hükmü, aynı olan iki ek arasında sırf faaliyet alanlarını gösteren sözcüklerin yerlerinin değiştirilmesini (Örn: "İnşaat Tekstil" ile "Tekstil İnşaat" şeklinde) "ayırt edici ek" olarak kabul etmekte ve tescile cevaz vermektedir [58], [39], [59]. Doktrin ve Yargıtay uygulamaları, bu durumun ortalama tüketici nezdinde çok açık bir karıştırılma (iltibas) tehlikesi yarattığını ve Tebliğ hükmünün, hiyerarşik olarak daha üstün olan TTK m. 52 (dürüstlüğe aykırı kullanımın yasaklanması) ile çeliştiğini haklı olarak savunmaktadır [39], [41].

Bunun dışında, yeni TTK ile gerçek kişi tacir unvanlarının da tıpkı tüzel kişiler gibi tüm Türkiye sathında korunmasının kabul edilmesi (eski TTK m. 47'deki sicil dairesi sınırı kaldırılarak) eleştirilmektedir [62], [63]. Türkiye gibi geniş ve isim benzerliğinin çok yoğun olduğu bir ülkede, Edirne'deki bir "Ahmet Yılmaz"ın tescili yüzünden, Kars'taki bir diğer "Ahmet Yılmaz"ın kendi adıyla ticaret yaparken zorunlu, anlamsız ve aşırı uzun ekler almak zorunda bırakılması, ticaret unvanının "tefrik" ve "tanıtma" işlevini zedelemektedir [63], [64], [65]. Bu bağlamda, unvan çekirdeğinin asli unsur olma özelliğinin zayıflayarak eklere kaydığı ve gerçek kişi tacirler açısından bölgesel korumanın terkinin yerinde bir yasal tercih olmadığı bilimsel çevrelerce ifade edilmektedir [64], [65].


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]