Resmi Metin

**II

  • Yönetim**

Madde 25 - (1) (Değişik: 15/8/2017 - KHK - 694/163 md.; Aynen kabul: 1/2/2018 - 7078/158 md.) Ticaret sicili, ticaret sicili müdürü tarafından yönetilir. Ticaret sicili müdürü, 26 ncı maddeye göre çıkarılan yönetmelikte belirlenen nitelikleri haiz kişiler arasından od anın teklifi üzerine veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığının uyarısına rağmen otuz gün içerisinde teklif edilmemesi halinde resen Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca atanır ve aynı usulle görevden alınabilir. Aynı usulle ticaret sicili müdürlüğünün iş hacmine göre, yeteri kadar müdür yardımcısı görevlendirilir. Ticaret sicili müdürlüklerinde çalışacak personelin tavan ve taban ücreti her yıl Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin görüşü alınarak Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca belirlenir. (2) Ticaret sicilinin tutulma sından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumludur. Devlet ve sicil görevlilerini atamaya yetkili kurum zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder. Ticaret sicili müdürü ve yardımcıları ile diğer personeli, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı kamu görevlisi olarak cezalandırılır ve bunlara 10 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “tüzükle” ibar esi “Kanunun 26 ncı maddesine göre çıkarılacak yönetmelikte”, üçüncü fıkrasında yer alan “yönetmelikle” ibaresi “tebliğle” şeklinde değiştirilmiştir. 11 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 162 nci maddesiyle, bu maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklenmiş ve diğer fıkralar buna göre teselsül ettirilmiş, daha sonra bu hüküm 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanunun 157 nci maddesiyle aynen kabul edilerek kanunlaşmıştır. karşı işlenmiş suçlar kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılır. (3) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ticaret sicili müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetlemeye ve gerekli önlemleri almay a yetkilidir. Ticaret sicili müdürlükleri, adı geçen Bakanlıkça alınan önlemlere ve verilen talimatlara uymakla yükümlüdür. (Ek cümle: 15/8/2017 - KHK - 694/163 md.; Aynen kabul: 1/2/2018 - 7078/158 md.) Odalar tarafından ticaret sicili müdürü ve müdür yardımcıl arı ile ticaret sicil işlemlerinde görevli personele görevleri dışında başka bir görev verilemez.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 25, Kanun’un "Ticaret İşletme" başlıklı Birinci Kitabının, "Ticaret Sicili" başlıklı İkinci Kısmında, "Kuruluş" (A) ayrımının altında "Yönetim" (II) kenar başlığıyla sistematize edilmiştir. Bu madde, ticaret sicili teşkilatının idari yapısını, personel rejimini, denetim mekanizmasını ve sicilin tutulmasından kaynaklanan hukuki ve cezai sorumluluk rejimini düzenlemektedir.

Ticaret sicili, ticari işletmelere ve tacirlere ait bilgilerin kaydedildiği, sanayi ve ticaret alanında hukuki güvenliği ve korunmayı sağlayan resmi nitelikte bir sicildir [1]. Bu bağlamda TTK m. 25'in konuluş amacı (ratio legis); ticaret sicilinin şeffaflık, aleniyet ve güvenilirlik işlevlerini tam anlamıyla yerine getirebilmesi için, idari yapıyı güvence altına almak, personelin bağımsızlığını sağlamak ve sicilin hatalı tutulmasından zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının devlet ve ilgili meslek kuruluşu (oda) tarafından garanti edilmesidir.

Madde, üç fıkradan oluşmakta olup; birinci fıkra sicil müdürünün atanma usulünü ve personel rejimini, ikinci fıkra hukuki ve cezai sorumluluk esaslarını, üçüncü fıkra ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın (günümüzde Ticaret Bakanlığı) gözetim ve denetim yetkisi ile personelin asli görevlerine özgülenmesini hüküm altına almaktadır [2-4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Ticaret Sicili Müdürü ve Atanma Usulü

TTK m. 25/1 uyarınca ticaret sicili, ticaret sicili müdürü tarafından yönetilir [2]. Sicil müdürü ve yardımcılarının atanması ikili bir mekanizmaya bağlanmıştır. Kural olarak, yönetmelikte belirlenen nitelikleri haiz kişiler arasından ilgili odanın (Ticaret ve Sanayi Odası veya Ticaret Odası) teklifi üzerine Ticaret Bakanlığı tarafından atanır [2]. Ancak oda, Bakanlığın uyarısına rağmen 30 gün içinde teklifte bulunmazsa, Bakanlık resen atama yetkisine sahiptir [2]. Bu düzenleme, sicil teşkilatının odaların inisiyatifine terk edilmesini önleyen ve devletin üst gözetim yetkisini pekiştiren bir mekanizmadır. Ayrıca, personelin tavan ve taban ücretlerinin TOBB'un görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenmesi, sicil personelinin özlük hakları bakımından asgari bir standart ve güvence yaratmaktadır [3].

2.2. Hukuki Sorumluluk: Devletin ve Odanın Müteselsil Sorumluluğu

Maddenin en kritik düzenlemesi, TTK m. 25/2'de yer alan "Ticaret sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet ve ilgili oda müteselsilen sorumludur" hükmüdür [3, 5]. Doktrinde (örneğin Prof. Dr. Hüseyin Ülgen, Prof. Dr. Sabih Arkan ve diğerleri), devletin ve odanın bu sorumluluğunun bir "kusursuz sorumluluk" (objektif sorumluluk) hâli olduğu kabul edilmektedir. Zira ticaret sicili resmi bir sicildir ve bu sicile güvenin korunması esastır [1, 6]. Sicilin hiç tutulmaması, geç tutulması, yanlış veya eksik tutulması "sicilin gereği gibi tutulmaması" anlamına gelir [7]. Zarar gören kişi, zararın doğmasında devletin veya odanın kusurunu ispatlamak zorunda değildir; sicilin hatalı tutulduğunu, zararı ve illiyet bağını ispatlaması yeterlidir.

Ancak maddenin devamında yer alan "Devlet ve sicil görevlilerini atamaya yetkili kurum zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder" ibaresi [3], iç ilişkide rücu mekanizmasının "kusur" esasına dayandığını göstermektedir. Yani zarar gören üçüncü kişiye karşı kusursuz ve müteselsil sorumluluk esasken; zararı tazmin eden devlet veya oda, işlemi fiilen yapan sicil memuruna rücu ederken onun kusurunu (kast veya ihmal) ispat etmek zorundadır.

2.3. Cezai Sorumluluk ve Kamu Görevlisi Sıfatı

TTK m. 25/2 uyarınca ticaret sicil müdürü, yardımcıları ve diğer personeli, görevleriyle ilgili suçlardan dolayı "kamu görevlisi" olarak cezalandırılır ve bunlara karşı işlenmiş suçlar da kamu görevlisine karşı işlenmiş sayılır [3, 4, 8]. Sicil personeli organik anlamda devlet memuru olmasa da (odanın bordrolu çalışanı olsalar dahi), ifa ettikleri görevin niteliği (kamu hizmeti) gereği ceza hukuku bağlamında kamu görevlisi statüsüne alınmışlardır. Görevi kötüye kullanma, rüşvet, irtikap, belgede sahtecilik gibi suçlarda TCK'nın ilgili hükümleri doğrudan uygulanır [9].

2.4. Bakanlığın Denetim Yetkisi ve Personelin Münhasırlığı

TTK m. 25/3 ile Ticaret Bakanlığına sicil müdürlüklerinin faaliyetlerini her zaman denetleme ve gerekli önlemleri alma yetkisi verilmiştir [4, 8]. Uygulamada odaların, sicil personelini odanın diğer idari işlerinde (fuar organizasyonu, aidat tahsilatı vb.) çalıştırdığı ve bu durumun sicil işlemlerini aksattığı gözlemlendiğinden, maddeye "Odalar tarafından ticaret sicili müdürü ve müdür yardımcıları ile ticaret sicil işlemlerinde görevli personele görevleri dışında başka bir görev verilemez" emredici hükmü eklenmiştir [4].

3. Sistematik İlişkiler

Bu maddenin sistem bütünlüğü içindeki bağlantıları şu şekildedir:

  • TMK m. 1007 (Tapu Sicilinin Tutulmasından Sorumluluk): Ticaret sicilinin tutulmasından doğan devletin sorumluluğu, TMK m. 1007'de düzenlenen tapu sicilinin tutulmasından doğan devletin kusursuz sorumluluğu ile paralellik arz eder. Her ikisi de resmi sicillere güven ilkesinin maddi hukuk alanındaki tazminat yansımalarıdır.
  • TBK m. 61 vd. (Müteselsil Sorumluluk): TTK m. 25/2'de açıkça devletin ve odanın müteselsil sorumlu olduğu ifade edildiğinden, zarar gören kişi dilerse sadece devlete, dilerse sadece ilgili odaya ya da her ikisine birden tazminat davası açabilir.
  • TCK m. 6/1-c (Kamu Görevlisi Tanımı): Sicil personelinin memur olmamasına rağmen yürüttükleri kamusal faaliyet dolayısıyla TCK anlamında kamu görevlisi sayılmaları, bu madde ile uyum içerisindedir.
  • TTK m. 32 (Sicil Müdürünün İnceleme Görevi): Sicil müdürünün zarara sebebiyet verip vermediğinin tespiti, TTK m. 32'deki inceleme yükümlülüğünün sınırlarına göre belirlenir. Sicil müdürü şekli ve (kısmen) maddi inceleme yapmakla yükümlüdür [10-12]. Bu sınırları aşan sahtecilik hallerinde illiyet bağı kesilebilir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Daireleri (özellikle 11. HD), ticaret sicilinin tutulmasından doğan zararlar nedeniyle açılan davalarda TTK m. 25/2 hükmünü katı bir şekilde uygulamaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre:

  1. Kusursuz Sorumluluğun Kabulü: Yargıtay, devletin ve odanın sorumluluğunu bir tür kusursuz (tehlike/kamu külfeti) sorumluluk olarak nitelemektedir. Sicilin tutulmasındaki bir hata veya eksiklik doğrudan tazmin borcunu doğurur.
  2. İlliyet Bağının Kesilmesi: Ancak Yargıtay, sahte kimlik, sahte imza beyannamesi veya gerçeğe son derece uygun sahte genel kurul kararları ile yapılan tescillerde, sicil memurunun bu sahteciliği TTK m. 32 kapsamında tespit etmesinin (normal bir dikkat ve özenle) mümkün olmadığı hâllerde, "uygun illiyet bağının" kesildiğine karar vermektedir. Zira sicil müdürlüğü bir kriminal inceleme mercii (kriminoloji laboratuvarı) değildir.
  3. Davalı Sıfatı (Husumet): Davanın, işlemi fiilen yapan sicil personeline değil; TTK m. 25/2'nin emredici lafzı gereği Devlet'e (ilgili Bakanlık husumetiyle) ve/veya ilgili Ticaret ve Sanayi Odası'na karşı açılması gerektiği Yargıtay tarafından kararlılıkla vurgulanmaktadır [13, 14].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Müteselsil Sorumluluk ve İlliyet Bağı): X Anonim Şirketi'nin tek pay sahibi A'nın hisseleri, sahte bir pay devir sözleşmesi ve sahte genel kurul kararı ile B'ye devredilmiş gibi gösterilerek ticaret siciline sunulmuştur. Sicil müdürlüğü, evraklardaki çıplak gözle dahi anlaşılabilecek bariz sahtecilikleri fark etmeyerek tescil işlemini gerçekleştirmiş; B ise şirketin gayrimenkullerini C'ye devretmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 32 uyarınca sicil müdürü belgelerin kanuna uygunluğunu incelemek zorundadır [11]. Bariz bir sahteciliğin fark edilmemesi, sicilin gereği gibi tutulmadığını gösterir [7]. A, uğradığı zararın tazmini için TTK m. 25/2 uyarınca Devlete ve ilgili Odaya karşı müteselsilen tazminat davası açabilir [3, 14]. Tazminatı ödeyen kurumlar, kusuru oranında ilgili sicil personeline rücu edecektir.

Olay 2 (Personelin Münhasıran Çalıştırılmaması İhlali): Y Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu, oda bünyesinde gerçekleşecek büyük bir ihracat fuarı organizasyonu için Ticaret Sicil Müdürü Z'yi ve iki sicil memurunu bir ay süreyle görevlendirmiştir. Bu süreçte tescil işlemleri yavaşlamış, K Limited Şirketi sermaye artırımı tescilini zamanında yaptıramadığı için girdiği büyük bir ihaleyi şartname gereği kaybetmiştir. Hukuki analiz: Odanın bu işlemi, TTK m. 25/3'teki "Odalar tarafından ticaret sicili personeline görevleri dışında başka bir görev verilemez" şeklindeki emredici kuralın açık ihlalidir [4]. K şirketi, tescilin gecikmesi ve sicilin gereği gibi tutulmaması nedeniyle uğradığı müspet zararların tazmini için Devlet ve ilgili Odaya müracaat edebilir. Ayrıca, Bakanlık, ilgili oda yönetimi hakkında idari yaptırım sürecini başlatacaktır.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Davacı, sicil işlemi ile ortaya çıkan zarar arasındaki illiyet bağını, işlemin mevzuata aykırı yapıldığını ve zarar miktarını ispatlamak zorundadır. Davacının, sicil müdürünün kişisel kusurunu ispatlaması gerekmez; zira sorumluluk objektiftir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Ticaret sicilinin tutulmasından doğan tazminat davalarında, özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin TBK m. 72 hükümleri (zararı ve faili öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl) uygulama alanı bulur.
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 4 uyarınca bu Kanun'dan doğan uyuşmazlıklar mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise işlemin yapıldığı (haksız fiilin gerçekleştiği) yer veya davalının bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Zarar görenlerin doğrudan sicil müdürünü veya işlemi yapan memuru davalı olarak göstermesi usuli bir hatadır. Husumet, tüzel kişiliği haiz olan Odaya ve Devlet tüzel kişiliğine (Bakanlık temsiline) yöneltilmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 25'in kurgusuna ilişkin en büyük tartışma, teşkilatın çift başlı yapısıdır. Personelin işvereninin Oda olması, maaşlarının Oda tarafından ödenmesi ancak atama, disiplin ve denetim yetkisinin Bakanlıkta bulunması, personel rejiminde idari kargaşalara yol açabilmektedir.

Devletin ve odanın müteselsil sorumluluğu mağdurların korunması adına son derece isabetli bir ratio legis taşısa da; rücu mekanizması çerçevesinde sicil müdürlerinin üzerindeki yoğun tazminat riski baskısı, onların tescil işlemlerinde aşırı şekilci ve çekingen (geçici tescile dahi kapalı) davranmalarına neden olmaktadır [15]. Şekli inceleme yükümlülüğünün sınırlarının TTK m. 32'de tam olarak netleştirilmemiş olması, m. 25/2 uyarınca doğacak sorumlulukların kapsamını belirsiz kılmakta; bu da uygulamada basit red kararlarının sayısını artırarak ticari hayatın gerektirdiği hızı yavaşlatmaktadır. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, sicil müdürünün inceleme yetkisinin maddi boyutlarının ve rücu sistemindeki kusur derecelerinin daha net kıstaslara bağlanması elzemdir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.