**III
- Donatma iştiraki**
Madde 17 - (1) Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine de aynen uygulanır.
**III
Madde 17 - (1) Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine de aynen uygulanır.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Birinci Kitabı olan "Ticari İşletme" başlıklı kısmında yer alan 17. madde, tacir sıfatına ve tacir olmanın hükümlerine ilişkin genel çerçevenin istisnai ve özel bir görünümünü düzenlemektedir [1]. Madde metninde açıkça "Tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine de aynen uygulanır" denilmek suretiyle, hukuki yapısı itibarıyla bir ticaret şirketi veya tüzel kişi olmayan "donatma iştirakinin", ticaret hukuku sistematiğinde tacirlere özgü hak ve yükümlülüklere tabi olacağı yasal bir temele oturtulmuştur [1, 2].
Deniz ticareti hukukunun en temel örgütlenme biçimlerinden biri olan donatma iştiraki, tüzel kişiliği bulunmamasına rağmen ticari yaşamda bağımsız bir aktör gibi faaliyet gösterir [2, 3]. Kanun koyucu, TTK m. 17 hükmü ile, donatma iştirakini hukuki bir kurgu ile tacir sayılanlar kategorisine sokmamış, doğrudan "tacir hakkındaki hükümlerin uygulanacağı" bir yapı olarak konumlandırmıştır [2]. Bu durum; iflasa tabi olma, ticaret siciline kaydolma, ticaret unvanı kullanma ve ticari defter tutma gibi tacire özgü tüm kamusal ve özel hukuk yükümlülüklerinin donatma iştiraki için de geçerli olmasını sağlamaktadır [4, 5].
Donatma iştiraki, TTK m. 1064 hükmünde tanımlanmıştır. Buna göre; birden çok kişinin paylı mülkiyet şeklinde malik oldukları bir gemiyi, menfaat sağlamak amacıyla aralarında yapmış oldukları sözleşme gereğince, hepsi adına ve hesabına suda kullanmaları hâlinde donatma iştiraki söz konusu olur [6]. Tüzel kişiliği bulunmayan bu ortaklık yapısı, tek başına bir geminin maliki veya işletme hakkına sahip olan ticaret şirketleri veya diğer tüzel kişiler hakkında uygulanmaz [3, 6]. TTK m. 17, bu spesifik tanıma uyan yapıların, ticari işletme hukuku karşısındaki statüsünü belirlemektedir [1, 6].
Madde metnindeki "aynen uygulanır" ibaresi, donatma iştirakinin tüzel kişiliği olmamasına rağmen [3], bir tacir gibi ticaret siciline tescil edileceğini, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü altında olduğunu (TTK m. 18) ve ticari iş karinesine (TTK m. 19) tabi olacağını göstermektedir [1, 7, 8]. Tacir olmanın en ağır sonuçlarından biri olan "iflasa tabi olma" durumu da donatma iştiraki için geçerlidir [2]. Ancak tüzel kişiliği bulunmadığından, iflas kurumunun işletilmesi donatma iştirakinin kendisi üzerinden değil, doğrudan doğruya "müşterek donatanların" (paydaşların) iflasının istenebilmesi şeklinde tecelli etmektedir [2].
Yargıtay içtihatlarında, donatma iştirakinin tacir statüsünden doğan uyuşmazlıklar sıklıkla temsil yetkisi ve iflas hukuku bağlamında ele alınmaktadır. TTK m. 17 çerçevesinde donatma iştirakinin ticari işletme hukuku ilkelerine tabi olması, Yargıtay tarafından şu şekilde somutlaştırılmaktadır: Tüzel kişiliği bulunmayan donatma iştiraklerinde taraf ehliyeti ve husumet, iştiraki temsile yetkili olan "gemi müdürü" (TTK m. 1068) veya donatanların tümü üzerinden yürütülmelidir [17, 18]. Yargıtay, ticari bir iş niteliğinde olan denizcilik faaliyetlerinden doğan borçlarda, donatma iştirakinin TTK m. 17 delaletiyle tacir gibi sorumlu olacağını ve bu kapsamda işletilen gemiyle ilgili olarak donatanların müteselsil sorumluluk esaslarına (ticari iş karinesi) göre yargılanacağını kabul etmektedir [2]. Ticari defterlerin delil olma vasfı incelenirken de, iştirakin tuttuğu defterlerin kanuna uygun olup olmadığı, TTK m. 17'nin tacirlere ilişkin defter tutma hükümlerine yaptığı atıf çerçevesinde sıkı bir şekilde denetlenmektedir [5, 19].
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): Müşterek mülkiyet hükümlerine göre sahip oldukları "M/V Yakamoz" isimli gemiyi navlun sözleşmeleriyle işleterek gelir elde eden A, B ve C şahısları, geminin yakıt ikmalini sağlayan bir akaryakıt firmasına olan yüklü miktardaki borçlarını vadesinde ödememiştir. Akaryakıt firması, donatma iştirakinin tüzel kişiliği olmadığını iddia ederek doğrudan doğruya paydaş donatanlar hakkında kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla takip başlatmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 17/1 hükmü gereğince tacire ilişkin hükümler donatma iştirakine aynen uygulanır. Bu bağlamda tacirler her türlü borçları için iflasa tabidir (TTK m. 18/1). Donatma iştirakinin tüzel kişiliği olmamasına rağmen, deniz ticareti faaliyetinin yarattığı ekonomik yapı gereği, alacaklılar doğrudan doğruya müşterek donatanların iflasını isteyebilirler [1, 2]. İflas takibi hukuka uygundur.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Bir donatma iştiraki adına tescil edilen ticaret unvanı "M/V Yıldız - Yıl. Donatma İşt." şeklinde belirlenmiş ve bu unvanla ticari işlemlere girişilmiştir. Ortaklardan biri, unvanın uzunluğu sebebiyle gemi adının kısaltılarak yazıldığını beyan etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 44/2 hükmü emredicidir. Donatma iştirakinin ticaret unvanında yer alacak ortaklardan birinin adı ve soyadı veya deniz ticaretinde kullanılan geminin adı kesinlikle kısaltılamaz [12, 13]. Somut olayda "Yıldız" gemi isminin veya ortak soyadının "Yıl." şeklinde kısaltılması ticaret unvanının teşkili kurallarına aykırıdır ve TTK m. 51 gereği idari yaptırıma veya sicilden terkine konu edilebilir [20, 21].
Türk Ticaret Kanunu m. 17 hükmü, donatma iştiraklerini ticaret hukukunun sınırları içine çekme açısından başarılı bir kural olmakla birlikte, doktrinde ciddi tartışmalara da yol açmaktadır. Özellikle defter tutma yükümlülüğü hususunda (TTK m. 64 atfıyla), donatma iştiraki için "tek bir defterin mi" tutulacağı yoksa "müşterek donatanlardan her birinin ayrı ayrı mı" defter tutacağı meselesi tartışmaya açık bir görünüm arz etmektedir [5, 25].
Öğretideki ağırlıklı görüşler (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan vb. yazarların ticari işletme ve tacir sıfatına ilişkin sistematik değerlendirmeleri ışığında), donatma iştirakinin ayrı bir tüzel kişiliği olmamasına rağmen, iktisadi bir bütünlük (işletme) teşkil etmesi sebebiyle ticari defterlerin iştirakin kendisi (işletme hesabı) adına ve gemi müdürü sorumluluğunda tek bir çatı altında tutulmasının ticari yaşamın gereklerine daha uygun olduğu yönündedir [4, 5]. Zira TTK m. 17'nin amacı, iştirakçileri ayrı ayrı değil, iştirakin vücut verdiği organizasyonu "tacir" kurallarına tabi tutmaktır. Kanun koyucunun, deniz ticareti pratiklerini göz önüne alarak, donatma iştirakinin defter tutma ve vergilendirme hukuku karşısındaki statüsünü m. 17 kapsamında daha spesifik bir şekilde detaylandırması (de lege ferenda) isabetli olacaktır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.