Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 619

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

3. Oy hakkından yoksunluk


Madde 619 - (1) H erhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. (2) Şirketin kendi esas sermaye payını iktisabına ilişkin kararlarda, esas sermaye payını devreden ortak oy kullanamaz. (3) Ortağın bağlıl ık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunmasını onaylayan kararlarda ilgili ortak oy kullanamaz.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 619 hükmü, limited şirketler hukukunda genel kurul kararlarının alınması sürecinde pay sahiplerinin irade beyanlarının (oy haklarının) hangi durumlarda kısıtlanacağını düzenleyen temel usul ve maddi hukuk kuralıdır. Genel kurul, limited şirketin en üst ve karar alıcı organı olup, pay sahipleri ortaklık haklarını kural olarak bu organ vasıtasıyla kullanırlar. Oy hakkı, pay sahibinin ortaklık idaresine katılmasını sağlayan asgari ve vazgeçilmez nitelikte bir haktır [1], [2]. Ancak hukukun temel prensiplerinden biri olan "hiç kimsenin kendi davasının yargıcı olamayacağı" (nemo debet esse iudex in propria causa) ilkesi gereğince, pay sahibinin kişisel menfaatleri ile ortaklığın menfaatlerinin doğrudan doğruya çatıştığı belirli hallerde, bu hakkın kullanılması kanun koyucu tarafından askıya alınmıştır [3], [4].

Mülga 6762 sayılı Eski Ticaret Kanunu (ETK) m. 537 hükmünde ibra kararlarında oydan yoksunluk sınırlı olarak düzenlenmişken, 6102 sayılı TTK m. 619 hükmü bu kapsamı genişletmiş ve oydan yoksunluk hallerini üç fıkra hâlinde, üç spesifik duruma özgüleyerek hüküm altına almıştır [5], [6]. Bu durumlar; şirket yönetimine katılanların ibralarına ilişkin kararlar, şirketin kendi payını iktisabına ilişkin kararlar ve ortağın bağlılık yükümü veya rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunmasına verilecek onay kararlarıdır [5], [7], [8].

Hükmün sistematiği incelendiğinde, kanun koyucunun tipik bir sermaye şirketi olan anonim şirketlerde (TTK m. 436) kişisel nitelikteki iş ve işlemlerde dahi oydan yoksunluk öngörmesine rağmen, şahıs unsurlarının daha ağır bastığı limited şirketlerde bu yasağı yalnızca üç hal ile sınırlandırdığı görülmektedir [9], [10]. Bu durum, doktrinde ciddi yapısal ve normatif eleştirilere konu olmuş, anonim şirketlere kıyasen daha dar bir oydan yoksunluk rejiminin benimsenmesi dikkat çekici bulunmuştur [6], [11].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Yönetime Katılmış Bulunanların İbra Kararlarında Oydan Yoksunluğu (TTK m. 619/1)

Maddenin birinci fıkrası uyarınca, "herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar", müdürlerin ibrasına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar [7], [12]. Bu düzenlemenin lafzından da anlaşılacağı üzere, oydan yoksunluk sadece resmi olarak "müdür" sıfatını taşıyan organ temsilcilerini değil, fiili olarak şirket yönetimine katılmış olan herkesi kapsar. Bu gruba; ticari temsilciler, ticari vekiller ve yönetimde fiilen görev alan diğer pay sahipleri dahildir [13].

Oydan yoksunluk, müdürlerin sorumluluktan kurtulmasını ifade eden açık ibra kararlarında uygulanacağı gibi, finansal tabloların (bilançonun) onaylanması gibi zımni ibra sonucunu doğuran kararlar bakımından da geçerlidir [13]. Ancak, finansal tabloların onaylanması ile ibra hususları genel kurulda ayrı gündem maddeleri olarak ayrı ayrı görüşülüp karara bağlanacaksa, finansal tabloların onaylanması aşamasında oydan yoksunluk kuralı işletilemez [13]. İbra, müdürlerin geçmiş dönem faaliyetlerinden dolayı şirkete karşı sorumlu tutulmayacaklarına dair bir tasarruf işlemi niteliğinde olduğundan, ibra edilecek kişinin kendi ibrasında oy kullanması dürüstlük kuralı ve menfaat çatışması ilkeleriyle bağdaşmaz. Tek kişilik limited şirketlerde tüm ortakların müdür olduğu durumlarda, bu hüküm gereği hukuken geçerli bir ibra kararı alınması dahi mümkün olamamaktadır [14].

2.2. Şirketin Kendi Esas Sermaye Payını İktisabına İlişkin Kararlarda Oydan Yoksunluk (TTK m. 619/2)

TTK m. 612 uyarınca, limited şirketler belirli katı şartlar altında kendi esas sermaye paylarını iktisap edebilirler. Bu işlem, esasında şirket ile payını devreden ortak arasında gerçekleşen bir devir sözleşmesidir. Şirketin kendi payını iktisap etmesine ilişkin genel kurul kararı alınırken, esas sermaye payını devreden ortak, şirket ile kendisi arasında doğrudan bir menfaat çatışması bulunduğundan oy hakkını kullanamaz [7], [13]. İşlemin tarafı olan ortak, şirketin malvarlığından kendisine bir bedel ödeneceği için kendi menfaatini şirket menfaatinin önüne koyma potansiyeli taşır.

2.3. Bağlılık Yükümü ve Rekabet Yasağına Aykırılığın Onaylanmasında Oydan Yoksunluk (TTK m. 619/3)

Limited şirket ortakları ve müdürleri, TTK m. 613 ve m. 626 uyarınca şirkete karşı sadakat ve bağlılık yükümlülüğü altındadırlar ve kural olarak şirketle rekabet edemezler [15], [16]. Ancak kanun, genel kurulun onayı ile bu yasağın kaldırılabileceğine veya somut bir eylem için izin verilebileceğine cevaz vermiştir (TTK m. 613/4) [16], [17]. Ortaklardan birinin şirketle rekabet teşkil edecek bir faaliyette bulunması veya bağlılık yükümünü ihlal etmesi yönünde bir talep genel kurula sunulduğunda, kendisine onay verilmesi istenen (ilgili) ortak, bu kararın oylamasında oy kullanamaz [18], [8], [13]. Ortağın bu kararda oy kullanması, şirket menfaatlerini zedeleyecek bir duruma bizzat icazet vermesi anlamına geleceği için engellenmiştir.

2.4. Toplantıya Katılma Hakkının Mahiyeti

Oydan yoksunluk kuralı, pay sahibinin yalnızca "oy kullanma" şeklindeki yenilik doğuran irade beyanını kısıtlar. Oydan yoksun olan ortak, genel kurul toplantısına fiziksel veya elektronik ortamda katılma, müzakerelerde söz alma, görüş beyan etme ve bilgi alma hakkını kullanmaya devam eder [19]. Diğer bir deyişle oydan yoksunluk, toplantıdan dışlanmayı veya toplantıya katılma yasağını gerektirmez; yoksunluk salt oy hakkının kullanılmasına ilişkindir [19].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 644 ve m. 436 ile İlişkisi: Anonim şirketlerde oydan yoksunluğu düzenleyen TTK m. 436, pay sahibinin kendisi veya yakınları ile şirket arasındaki "kişisel nitelikte bir iş veya işlem" veyahut yargı süreçlerine dair müzakerelerde oy kullanamayacağını öngörmüştür [9]. Oysa limited şirketlerde oydan yoksunluğu düzenleyen TTK m. 619'da bu yönde bir genel yasak yer almamaktadır [9]. Limited şirketlere uygulanacak anonim şirket hükümlerini listeleyen TTK m. 644'te de TTK m. 436'ya herhangi bir yollama yapılmamıştır [20], [11]. Bu durum, limited şirketlerde kanunda sayılan üç hal dışındaki durumlarda, kişisel nitelikteki iş ve işlemlerde dahi ortakların oydan yoksun bırakılamayacağı sonucunu doğurmaktadır [11].
  • TTK m. 612 ile İlişkisi: Şirketin iktisap ettiği kendi esas sermaye paylarından kaynaklanan oy hakları, şirket elinde bulunduğu sürece donar (TTK m. 612/4) [21]. TTK m. 619/2 ise, bu iktisap işlemi henüz gerçekleşmeden önceki onay safhasında devreden ortağın oydan yoksunluğunu düzenleyerek sistemi tamamlar.
  • TTK m. 621 ve Yetersayılar ile İlişkisi: Oydan yoksun olan ortağın payları ve bu paylara isabet eden oylar, karar yetersayısının tespitinde hesaba katılmaz [21], [22]. Dolayısıyla, TTK m. 620 ve m. 621'de düzenlenen toplantı ve karar nisapları hesaplanırken, oydan yoksun payların temsil ettiği sermaye kısmı ve oy hakları, toplantıda temsil edilen oylar (kullanılabilir oylar) matrahından düşülmelidir [17].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında oydan yoksunluk hallerinin ihlali, kural olarak "kararın iptali" davasına konu edilmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, oydan yoksun olması gereken bir pay sahibinin genel kurulda oy kullanması, tek başına kararın geçersizliği sonucunu doğurmaz. İptal veya butlan yaptırımının uygulanabilmesi için haksız olarak kullanılan bu oyun "karara müessir olması" (kararın alınmasında etkili olması) şartı aranmaktadır [23], [24].

Şayet oydan yoksun kişinin oyları hesaplamadan çıkarıldığında dahi kanuni ve esas sözleşmesel nisaplar (TTK m. 620 veya m. 621) sağlanabiliyorsa, Yargıtay bu kararın iptaline hükmetmemektedir. Ayrıca Yargıtay, ibra kararlarında oydan yoksunluğun dar ve lafzi yorumlanması gerektiği görüşünü benimsemiş, yönetim kurulu üyeliği/müdürlük yapmamış ortakların ibra oylamasına katılabileceğine hükmetmiş, zımni ibra anlamına gelen bilançonun onayı hususlarında ise ibra oylamasının ayrıştırılması gerekliliğine işaret etmiştir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: X Limited Şirketi'nin 2024 yılı olağan genel kurul toplantısında, şirketin %40 payına sahip olan ve aynı zamanda tek şirket müdürü sıfatını haiz A'nın ibrası görüşülmektedir. Toplantıda %30 pay sahibi B olumsuz oy kullanmış, ancak A kendi lehine olumlu oy kullanarak %40 oy oranı ile kendi ibrasını genel kuruldan geçirmiştir. Geri kalan %30 pay sahibi C toplantıya katılmamıştır. Hukuki Analiz: TTK m. 619/1 hükmü amir olup, şirket yönetimine katılan müdür A'nın kendi ibrasına ilişkin kararda oy kullanması kanuna kesin olarak aykırıdır [5], [13]. A'nın oyları nisap hesabından dışlandığında, toplantıda hukuken geçerli oy kullanabilen tek kişi %30 pay sahibi B'dir. B'nin oyu olumsuz olduğundan, ibra kararı esasen alınamamıştır. A'nın haksız yere oy kullanması karara etki etmiş (karara müessir olmuş) olduğundan, bu genel kurul kararı TTK m. 622 yollamasıyla TTK m. 446 uyarınca iptal edilebilir bir karardır [25], [26]. B, yasal süresi içinde iptal davası açabilecektir.

Olay 2: Y Limited Şirketi'nin ortaklarından D, şirketle aynı alanda faaliyet gösterecek bir şahıs şirketi kurmak istemekte ve bunun için genel kuruldan rekabet yasağına ilişkin istisna/onay talep etmektedir. Karar oylamasında şirketin %60 payına sahip E olumlu oy vermiş, karara konu olan %20 pay sahibi D de kendisi lehine oy kullanmıştır. Kalan %20 paya sahip F ise olumsuz oy vermiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 619/3 uyarınca, bağlılık yükümüne ve rekabet yasağına aykırı bir faaliyete icazet verilmesi işleminde ilgili ortak D oy kullanamaz [18], [8]. D'nin haksız yere kullandığı %20'lik oy karar tutanağından çıkarılarak farazi bir hesaplama yapılmalıdır. D'nin oyları düşüldüğünde hukuken geçerli oyların toplamı %80'dir (E'nin %60'ı ve F'nin %20'si). TTK m. 621/1-g uyarınca rekabet yasağının kaldırılması ağırlaştırılmış nisaba tabidir ve kararın alınabilmesi için temsil edilen oyların üçte ikisi ile oy hakkı bulunan sermayenin salt çoğunluğu gerekir [27], [28]. E'nin tek başına sahip olduğu %60 oy, hukuken geçerli oyların (%80) dörtte üçüne (yani 3/4 oranına) tekabül etmekte ve salt çoğunluğu da sağlamaktadır. Dolayısıyla D'nin yasa dışı kullandığı oylar "karara müessir" olmamıştır. F'nin sırf D oy kullandı diye açacağı bir iptal davası, "karara etki" şartı (illiyet bağı) gerçekleşmediğinden reddedilecektir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Oydan yoksun olan bir ortağın hukuka aykırı olarak oy kullandığını ve bu haksız oyun genel kurul kararının alınmasına (nisaplara) etki ettiğini iddia eden davacı pay sahibi, bu hususları ispat etmekle yükümlüdür. Oydan yoksunluk bir defi değil, davanın temelini oluşturan maddi vakıa niteliğindedir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 622 hükmü, limited şirket genel kurul kararlarının iptali hususunda anonim şirketlere (TTK m. 445 vd.) kıyasen atıf yapmaktadır [26]. Bu bağlamda, oydan yoksunluğa rağmen alınan bir kararın iptali davası, kararın alındığı genel kurul tarihinden itibaren 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmalıdır [29], [30], [26].
  • Görevli/yetkili mahkeme: İptal ve butlan davalarında kesin yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesi'dir [29], [30].
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada en sık yapılan hata, oydan yoksun ortağın genel kurul toplantı salonundan çıkarılması veya toplantı nisabına dahi dahil edilmemesidir. Ortak, toplantıya katılma, müzakere etme ve bilgi alma hakkına sahiptir; sadece oy anında hakkı kısıtlanır [19]. Bir diğer yaygın hata, anonim şirketlere özgü olan TTK m. 436'daki "kişisel menfaat çatışması" yasağının, kanunda açık yollama bulunmamasına rağmen genişletici yorumla limited şirketlere (TTK m. 619 kapsamına) kıyasen uygulanmaya çalışılmasıdır [10], [11].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 619 hükmü ciddi teorik tartışmaların merkezinde yer almaktadır. Tartışmanın odağı, limited şirketlerde oydan yoksunluk hallerinin, kanunda sayılan bu üç fıkra ile "sınırlı sayı" (numerus clausus) ilkesine tabi olup olmadığıdır [11], [31].

Prof. Dr. İsmail Kırca, Dr. Direnç Akbay ve Prof. Dr. Oruç Hami Şener gibi hukukçular, fıkrada belirtilen oydan yoksunluk hallerinin genişletilemeyeceğini, aksi kabulün oy hakkının vazgeçilmez niteliği ile açık bir çelişki yaratacağını ileri sürmektedir [31]. Bu görüşe göre, oydan yoksunluk hallerini düzenleyen TTK m. 619 kapsamı genişletilemez ve kanun koyucunun iradesi oydan yoksunluğu yalnızca bu üç hâl ile sınırlamaktır [31]. Buna karşın, Prof. Dr. Fatih Bilgili ve Dr. Fatih Cengil gibi yazarlar, oydan yoksunluğun sınırlı sayıda olmadığı kanaatindedir [6].

Kanun sistematiği bakımından en ağır eleştiri, şahıs unsurlarının daha ön planda olduğu, ortakların birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün bulunduğu limited şirketlerde, sermaye şirketi niteliği saf olan anonim şirkete (TTK m. 436) göre çok daha dar ve esneklikten uzak bir oydan yoksunluk rejiminin benimsenmesidir [9], [6]. Kişisel öğelerin hakim olduğu limited şirketlerde "kişisel nitelikteki iş ve işlemlerde" ortağın oy kullanabilmesine cevaz veren mevcut yasal zemin, hukuk tekniği açısından eleştirilmekte ve "te'vil edilemez" (yorumla düzeltilemez) bir sistem hatası olarak nitelendirilmektedir [6], [11]. Mevcut hukuki durum çerçevesinde de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından, anonim şirketlere paralel ve daha geniş kapsamlı bir oydan yoksunluk kuralının limited şirketler için de kanunlaştırılması elzem görülmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.