Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 618

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. Oy hakkı ve hes aplanması


Madde 618 - (1) Ortakların oy hakkı esas sermaye paylarının itibarî değerine göre hesaplanır. Şirket sözleşmesinde daha yüksek bir tutar öngörülmemişse her yirmibeş Türk Lirası bir oy hakkı verir. Ancak, şirket sözleşmesi ile birden fazla paya sah ip ortakların oy hakları sınırlandırılabilir. Ortak, en az bir oy hakkını haizdir. Şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenmişse yazılı oy da verilebilir. (2) Şirket sözleşmesi oy hakkını, itibarî değerden bağımsız olarak her esas sermaye payına bir oy hakkı d üşecek şekilde de belirleyebilir. Bu hâlde en küçük esas sermaye payının itibarî değeri, diğer esas sermaye paylarının itibarî değerleri toplamının onda birinden az olamaz. (3) Oy hakkının esas sermaye paylarının sayısına göre belirlenmesine ilişkin şirke t sözleşmesi hükmü aşağıdaki hâllerde uygulanmaz: a) Denetçilerin seçimi. b) Şirket yönetimi ya da onun bazı bölümlerinin denetimi için özel denetçi seçimi. c) Sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesi.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 618. maddesi, limited şirketlerde ortakların genel kuruldaki en temel yönetsel haklarından biri olan "oy hakkı"nı ve bu hakkın hesaplanma usulünü düzenlemektedir. Limited şirketler, anonim şirketlere nazaran şahıs şirketi unsurlarını da bünyesinde barındıran karma nitelikli sermaye şirketleridir. Bu doğrultuda kanun koyucu, TTK m. 618 ile hem sermaye şirketlerine özgü olan "oransallık (sermayeye katılma oranında oy hakkı)" ilkesini benimsemiş hem de ortaklık sözleşmesi özerkliği çerçevesinde bu kuraldan sapılarak "oyda imtiyaz" yaratılmasına ve oy hakkının sınırlandırılmasına imkân tanımıştır [1].

Maddenin birinci fıkrası, oy hakkının kural olarak esas sermaye payının itibarî değerine göre hesaplanacağını (oransallık ilkesi) ve her yirmibeş Türk Lirasının bir oy hakkı vereceğini hükme bağlayarak genel kuralı tesis etmiştir [1]. İkinci fıkra, "itibari değerden bağımsız oy hakkı" (oyda imtiyaz) kurumunu ihdas ederken; üçüncü fıkra, azınlığı ve şirket menfaatini korumak amacıyla oyda imtiyazın kullanılamayacağı istisnai durumları (denetçi seçimi, sorumluluk davası açılması vb.) sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesiyle belirlemiştir [2]. Bu sistematiğiyle madde, hakim ortakların tahakkümünü önleyici sigorta mekanizmaları ile esnek şirket yapılanmasını bir arada sunan modern bir hukuk mimarisine sahiptir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Oransallık İlkesi ve Asgari Oy Hakkı

TTK m. 618/1 uyarınca, limited şirketlerde kural, oy hakkının esas sermaye paylarının itibari değerine göre hesaplanmasıdır. Şirket sözleşmesinde daha yüksek bir oran öngörülmemişse her yirmibeş Türk Lirası bir oy hakkı verir [1]. Kanun koyucu, sermaye ortaklıklarındaki "sermayesi kadar güç" ilkesini teyit etmiştir. Bununla birlikte fıkrada yer alan "Ortak, en az bir oy hakkını haizdir" amir hükmü, oy hakkının asgari sınırı bakımından vazgeçilmez (müktesep) bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Ortaklığa katılan kişi, sermaye payının itibari değeri ne kadar düşük olursa olsun, genel kurulda irade beyan etme (en az bir oy) hakkından hiçbir idari kararla veya sözleşme hükmüyle yoksun bırakılamaz [1].

2.2. Oy Hakkının Sınırlandırılması

Kanun koyucu, TTK m. 618/1'in üçüncü cümlesinde, "birden fazla paya sahip ortakların oy hakları sınırlandırılabilir" hükmüne yer vererek, sermaye yoğunluğu ile orantısız bir tahakkümün önüne geçilmesi için şirketlere sözleşmesel bir enstrüman sunmuştur [1]. Bu uygulama, bilhassa aile şirketlerinde veya belirli yatırımcıların karar mekanizmalarını tamamen domine etmesini engellemek gayesiyle, bir ortağın kullanabileceği azami oy sayısına (oy tavanı) limit getirilmesini ifade eder. Ancak bu sınırlandırma yapılırken ortağın en az bir oy hakkının bulunduğu gerçeği ve "eşit işlem ilkesi" gözetilmek zorundadır.

2.3. Yazılı Oy Kullanımı

Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (eTK) döneminden farklı olarak TTK m. 618/1'in son cümlesi, "Şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenmişse yazılı oy da verilebilir" diyerek esnek bir oylama metodolojisini limited şirketlere entegre etmiştir [3]. Bu kurum, TTK m. 617/4'te düzenlenen ve ortakların fiziksel olarak bir araya gelmeksizin elden dolaştırma (sirküler) yoluyla karar alabilmesine olanak tanıyan yapı ile tamamlanmaktadır [3, 4].

2.4. Oyda İmtiyaz (İtibari Değerden Bağımsız Oy Hakkı)

TTK m. 618/2, limited şirketlerde oyda imtiyaz yaratılmasının yasal dayanağıdır. Buna göre şirket sözleşmesi, oy hakkını itibari değerden bağımsız olarak, her esas sermaye payına "bir oy hakkı" düşecek şekilde kurgulayabilir [3, 5]. Ancak kanun koyucu bu imtiyazın kötüye kullanımını engellemek maksadıyla bir alt sınır ihdas etmiştir: "En küçük esas sermaye payının itibari değeri, diğer esas sermaye paylarının itibari değerleri toplamının onda birinden az olamaz." [5]. Burada kanunun lafzı (itibari değerleri toplamının onda biri) Türk doktrininde yoğun eleştiriye uğramıştır (Bkz. Başlık 7).

2.5. Oyda İmtiyazın Uygulanmayacağı Haller

TTK m. 618/3 uyarınca, şirket sözleşmesinde oyda imtiyaz öngörülmüş olsa dahi, belirli genel kurul kararlarında bu imtiyaz donar ve oylar itibari değere göre (oransal) hesaplanır [2]. Bu kısıtlamalar; a) Denetçilerin seçimi, b) Şirket yönetimi ya da onun bazı bölümlerinin denetimi için özel denetçi seçimi, c) Sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesidir [2, 6, 7]. Bu fıkranın varlık sebebi, yönetimi elinde bulunduran ve oy imtiyazına sahip olan hâkim ortakların, kendi eylemlerinin bağımsız mercilerce denetlenmesini veya kendilerine karşı tazminat davası açılmasını engellemelerinin önüne geçmektir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 583 (Esas Sermaye Payları): Esas sermaye paylarının itibari değerlerinin en az yirmibeş Türk Lirası veya bunun katları olması kuralı, TTK m. 618/1'deki yirmibeş Türk Lirasının bir oy hakkı vereceği kuralı ile tam bir bütünlük arz eder [8].
  • TTK m. 619 (Oy Hakkından Yoksunluk): TTK m. 618'e göre hesaplanan ve tespit edilen geçerli oyların, hangi durumlarda kullanılamayacağı (donacağı veya yasaklanacağı) TTK m. 619 hükmü ile sistemleştirilmiştir. Şirket yönetimine katılanların kendi ibralarında oy kullanamaması veya şirketin kendi payını iktisabında devreden ortağın oy yasağı, 618. maddedeki matematiksel oyun hukuken geçersiz kılınması halleridir [2, 9].
  • TTK m. 620 ve 621 (Genel Kurul Nisapları): TTK m. 618 çerçevesinde saptanan oy gücü, limited şirket genel kurullarında TTK m. 620'deki "olağan kararlar" (temsil edilen oyların salt çoğunluğu) ve TTK m. 621'deki "önemli kararlar" (temsil edilen oyların üçte ikisi ve esas sermayenin salt çoğunluğu) nisaplarının sağlanıp sağlanmadığının matematiksel ve hukuki temelini teşkil eder [10, 11].
  • TTK m. 340 ve 579 (Emredici Hükümler İlkesi): TTK m. 618/3'te öngörülen "oyda imtiyazın kullanılamayacağı haller", kanunun emredici nitelikteki yapıtaşlarıdır. TTK m. 579 uyarınca limited şirket sözleşmesi, bu hükümlerden ancak kanunun açıkça cevaz verdiği ölçüde sapabileceğinden, anılan yasakların sözleşme ile bertaraf edilmesi kesin hükümsüzlük (TBK m. 27 / TTK m. 622) sonucunu doğurur [12, 13].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve bilhassa 11. Hukuk Dairesi içtihatlarında, limited şirketlerdeki oy hakkı ve imtiyaz iddiaları sıkı bir şekilcilik ve "ana sözleşmeye sadakat" prensibi üzerinden ele alınmaktadır.

Yargıtay yerleşik içtihatlarında, paya tanınan imtiyazların (veya grup imtiyazlarının) geçerliliğini, bu durumun ancak ve ancak şirket ana sözleşmesinde çok açık, yoruma mahal bırakmayacak katiyetle düzenlenmiş olması şartına bağlamaktadır (Örn. Y. 11. HD, E. 2003/7508, K. 2003/10845). Ana sözleşmede sarih bir biçimde yer almayan bir oy imtiyazının veya oy hakkı sınırlandırmasının, zımni yollarla veya salt bir genel kurul temennisi ile kazanılamayacağı içtihat edilmektedir [14, 15].

Ayrıca Yargıtay, TTK m. 618/3 kapsamındaki "oy imtiyazının kullanılmayacağı hallere" ilişkin olarak aldığı kararlarda; kanuni yasak kapsamındaki bir gündem maddesinde imtiyazlı oyların imtiyazsız (oransal) gibi sayılarak nisap oluşturulması gerektiğini, eğer bu kural ihlal edilerek imtiyazlı oyların ağırlığı ile karar alınmışsa, alınan kararın iptal edilebilir (veya ağır ihlal halinde batıl) olduğuna hükmetmektedir. Oy hakkı hesaplamalarındaki usulsüzlüklerin karar nisabına etki edip etmediği ("etki kuralı") iptal davalarında mahkemelerce resen dikkate alınan temel ölçüttür.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Oyda İmtiyaz Sınırı İhlali): X Limited Şirketi'nin sözleşmesinde, A grubu payların itibari değeri 25 TL, B grubu payların itibari değeri ise 5.000 TL olarak belirlenmiş ve TTK m. 618/2 uyarınca her bir paya itibari değerinden bağımsız olarak "1 oy" hakkı tanınmıştır. A grubu pay sahibi, 25 TL'lik payı ile B grubu pay sahibinin 5.000 TL'lik payıyla aynı oy gücüne sahiptir. B grubu pay sahibi, bu durumun şirketin genel kurulunda ağır bir adaletsizlik yarattığını ileri sürerek ilgili sözleşme hükmünün iptalini talep etmektedir. Hukuki analiz: TTK m. 618/2'nin emredici hükmüne göre, oyda imtiyaz yaratılabilmesi için en küçük esas sermaye payının itibari değeri, diğer esas sermaye paylarının (kaynak İsviçre Hukukuna göre her birinin) onda birinden az olamaz. Somut olayda 25 TL, 5.000 TL'nin 1/10'u olan 500 TL'den daha küçüktür. Bu sebeple kurulan imtiyaz mimarisi kanunun emredici sınırını (1/10 kuralını) ihlal etmektedir. Hakim, TBK m. 27 ve TTK m. 622 bağlamında ilgili esas sözleşme hükmünün kanuna aykırılık teşkil ettiğini saptamalı ve butlanına hükmetmelidir.

Olay 2 (Sorumluluk Davasında İmtiyazlı Oyun Kullanılması): Y Limited Şirketi'nde %20 sermaye payına sahip olan, ancak TTK m. 618/2 uyarınca sağlanan oyda imtiyaz ile genel kurulda oyların %60'ını elinde bulunduran müdür M hakkında, şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla sorumluluk davası açılması gündeme alınmıştır. M, sahip olduğu %60 imtiyazlı oy gücünü kullanarak sorumluluk davası açılması teklifini reddettirmiş ve karar tutanağa bu şekilde geçmiştir. Azınlık pay sahipleri kararın iptali talebiyle dava açmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 618/3 (c) bendi uyarınca, sorumluluk davası açılması hakkında verilecek kararlarda oyda imtiyaz kullanılamaz [2, 7]. Oylama esnasında M'nin imtiyazlı oyları dikkate alınmamalı, oylar TTK m. 618/1 uyarınca payların toplam itibari değeriyle orantılı olarak (imtiyazsız biçimde) hesaplanmalıdır. Ayrıca TTK m. 619/1 uyarınca M (yönetime katılan kişi olarak) kendi ibrasında da oy kullanamaz (fakat sorumluluk davasında oy kullanabilir ancak imtiyazsız olarak). İmtiyaz yasağı ihlal edilerek alınan ret kararı kanuna aykırıdır; mahkemece işlemin iptaline (veya duruma göre butlanının tespitine) karar verilmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Oy hakkının sınırlandırılması, yazılı oy veya oyda imtiyaz iddialarının ispat yükü bunu iddia eden taraftadır. Bu hususlar ancak usulüne uygun şekilde onaylanmış ve tescil/ilan edilmiş "şirket esas sözleşmesi" ile ispat olunabilir (TTK m. 577, m. 587) [16].
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 618'e aykırı olarak oy kullandırılması veya kullandırılmaması sebebiyle alınan genel kurul kararlarına karşı, TTK m. 622 atfıyla TTK m. 445 uyarınca, kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içerisinde iptal davası açılmalıdır [17]. Yokluk veya mutlak butlan teşkil eden ağır ihlallerde ise süre sınırı aranmaz; her zaman tespit davası açılabilir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Genel kurul kararlarının iptali veya butlanına ilişkin davalar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinin kesin yetkisine tabidir (TTK m. 445).
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıklıkla yapılan en büyük hata, anonim şirketlere özgü olan "ibra kararlarında imtiyazlı oyların kullanılamayacağı" kuralının (TTK m. 479/3-c), kıyasen limited şirketlere de uygulanmaya çalışılmasıdır. TTK m. 618/3'te sınırlı sayıda sayılan istisnalar arasında "ibra" zikredilmemiştir. Bu durum bir hata gibi görünse de lafzi yorum gereği limited şirketlerde kural olarak (şayet ortak yönetimde değilse ve oydan yoksunluğu yoksa) ibra kararlarında oy imtiyazının kullanılabilmesine kapı aralamaktadır ki, bu durum ciddi ihtilaflara yol açmaktadır [18, 19].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 618 hükmü, anonim şirketlere ve İsviçre Borçlar Kanunu'na paralellik kurma gayesi taşısa da doktrinde köklü isimler (Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ersin Çamoğlu) tarafından ağır eleştirilere tabi tutulmuştur.

İlk büyük eleştiri TTK m. 618/2'de yer alan "en küçük esas sermaye payının itibarî değeri, diğer esas sermaye paylarının itibarî değerleri toplamının onda birinden az olamaz" ifadesine yöneliktir. Türk Hukuk doktrininde Doç. Dr. Hakan Çebi ve Ünal Tekinalp gibi akademisyenlerin işaret ettiği üzere, kaynak yasa olan İsviçre Borçlar Kanunu (İsv.BK m. 806/2) metninde "toplamının" ibaresi yer almamaktadır [5]. Bu ibarenin Kanun’a çeviri hatası veya dikkatsizlik sonucu eklendiği savunulmaktadır. Zira "diğer payların toplamının onda biri" şeklinde bir oransal bağ kurulması, sermayesi yüksek veya ortak sayısı fazla olan limited şirketlerde matematiksel olarak en küçük payı fiilen çok yüksek bir rakama itecek ve imtiyaz yaratılmasını işlevsiz kılarak sistemi kilitleyecektir. Doktrin, bu hükmün amaca uygun yorum (teolojik yorum) metodolojisi ile, "en küçük payın itibari değeri, diğer herhangi bir payın (her birinin) onda birinden az olamaz" şeklinde anlaşılması gerektiği konusunda hemfikirdir [5].

İkinci majör eleştiri ise TTK m. 618/3'ün anonim şirketlerle yarattığı asimetridir. Anonim şirketlerde "ibra" kararlarında oyda imtiyazın kullanılamayacağı (TTK m. 479/3) açıkça düzenlenmişken, limited şirketler için hazırlanan m. 618/3 fıkrasında "ibra" zikredilmemiş; yalnızca denetçi seçimi ve sorumluluk davası sayılmıştır [18, 19]. Doktrin (örneğin Prof. Dr. Hasan Pulaşlı ve Doç. Dr. Hakan Çebi), sorumluluk davasının açılmasında imtiyaz kullanımını yasaklayan kanun koyucunun, davanın öncülü sayılabilecek ibra kurumunda bunu neden unuttuğunun izah edilebilir bir hukuki rasyonalitesi bulunmadığı, iki sermaye şirketi arasında böylesi kritik bir konuda yaratılan bu yarığın "bilinçsiz bir boşluk" olduğu yönünde güçlü eleştiriler sunmaktadır [18]. De lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından m. 618/3'e "ibra" kararının da ivedilikle eklenmesi gerekmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.