Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 603

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**D) Ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri I

  • Ek ödeme yükümlülüğü
  1. Kural**

Madde 603 - (1) Ortaklar şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ile de yükümlü tutulabilirler. O rtaklardan bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ancak, a) Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması, b) Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması, c) Şirket sözleşmesind e tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran diğer bir hâlin gerçekleşmiş bulunması, hâllerinde istenebilir. (2) İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur. (3) Ek ödeme yükümlülüğü şirket sözleşmesinde ancak esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilir. Bu tutar esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşamaz. (4) Her ortak, sadece kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür. (5) Şartlar gerçekleşmişse, ek ödemeler müdürler tarafından istenir. (6) Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması hâlinde mümkündür. Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin altıncı kısmında, "Ortakların Hak ve Borçları" bölümünde yer alan 603. madde, Türk şirketler hukuku sistematiğine yeni kazandırılmış olan "ek ödeme yükümlülüğü" (supplementary obligation of subscription) müessesesini düzenlemektedir. Limited şirket, sermaye şirketi olmakla birlikte, şahıs şirketi unsurlarını da bünyesinde barındıran karma bir yapıya sahiptir. Mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu döneminde limited şirketlerin gelişmesini engelleyeceği düşüncesiyle kanunda açıkça düzenlenmeyen bu müessese [1], İsviçre Borçlar Kanunu'ndaki (OR) revizyonlara paralel olarak 6102 sayılı TTK ile pozitif hukukumuza dâhil edilmiştir [1, 2].

Ek ödeme yükümlülüğü, limited şirket ortaklarının, şirketin finansal darboğaza girmesi (bilanço açığı oluşması) durumunda, esas sermaye payı taahhütleri dışında, şirketi kurtarmak ve özkaynak ihtiyacını karşılamak amacıyla şirkete nakdi fon sağlamak zorunda bırakılmalarını ifade eden, ancak şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmek koşuluyla bağlayıcılık kazanan ikincil ve şarta bağlı bir borçtur [3-5]. Bu müessesenin "ratio legis"i (konuluş amacı), sermayesini yitiren veya işlerini yürütmekte zorlanan şirketin, üçüncü kişilerden borçlanmak (yabancı kaynak) veya ağır prosedürler gerektiren sermaye artırımına gitmek yerine, bizzat ortaklarının iç finansman desteğiyle ekonomik ömrünü sürdürebilmesini sağlamaktır [6, 7].

TTK m. 603'te düzenlenen ek ödeme yükümlülüğü, tüzel kişilik perdesinin aralanması veya ortakların şirket alacaklılarına karşı sınırsız sorumlu kılınması anlamına gelmez. Zira bu yükümlülük tamamen "iç ilişkiye" (şirket ile ortak arasına) ilişkindir [8]. Şirket alacaklılarının, ek ödeme yükümlülüğünü doğrudan ortaklardan talep etme veya bu meblağlar üzerinde takas ve haciz işlemi uygulama hakları kural olarak bulunmamaktadır [9-11].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Ek Ödeme Yükümlülüğünün Hukuki Niteliği ve Üst Sınırı (Kural)

TTK m. 603/1 ve m. 603/3 uyarınca, ek ödeme yükümlülüğü yalnızca "şirket sözleşmesiyle" getirilebilir [3, 12, 13]. Ortakların yasal olarak asli borcu, sadece taahhüt ettikleri esas sermaye payını ödemektir. Ek ödeme yükümlülüğü ise şarta bağlı, tali (ikincil) bir nakdi edim yükümlülüğüdür [4, 14-16]. Kanun koyucu, ek ödeme miktarının belirsizliğini önlemek ve ortağın mali riskini öngörülebilir kılmak amacıyla kesin bir tavan (üst sınır) belirlemiştir: Ek ödeme tutarı, ortağın esas sermaye payının itibari değerinin "iki katını" aşamaz (TTK m. 603/3) [17-20]. Sözleşmeye daha yüksek bir tutar yazılmış olsa dahi, bu durum hukuki işlemi tamamen batıl kılmaz; kısmi butlan (TTK m. 1530) kuralları gereği sınır emredici üst sınır olan iki kata indirgenerek uygulanır [21].

2.2. İfa Talebinin Şartları

Ek ödemelerin istenebilmesi, TTK m. 603/1 bendinde sınırlı (numerus clausus) olarak sayılan üç objektif durumdan birinin gerçekleşmesine bağlanmıştır [4, 22]:

  • a) Bilanço Açığı: Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması [23]. Şirketin pasiflerinin aktiflerinden fazla hale gelmeye başlaması (zarar), öncelikle serbest yedek akçelerle, ardından kanuni yedek akçelerle kapatılmaya çalışılır. Bunların yetersiz kalması durumunda ek ödeme yükümlülüğü aktive edilebilir [23, 24].
  • b) İşletme Devamlılığının Tehlikeye Düşmesi: Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması. Doktrinde Tekinalp'in de haklı olarak işaret ettiği üzere, bu bent müdürlere oldukça geniş bir takdir yetkisi vermektedir. Zira "işlere gereği gibi devam edememe" ölçütü, (a) bendindeki gibi kesin ve salt matematiksel bir kanıtlanabilirliğe dayanmamaktadır [25]. Likidite darlığı, vadesi gelmiş borçların ödenememesi veya kredi limitlerinin tükenmesi bu kapsama dâhildir [26].
  • c) Sözleşmesel Özkaynak İhtiyacı: Şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran diğer bir hâlin gerçekleşmesi [27]. Örneğin, sözleşmede belirli bir gayrimenkulün inşası veya büyük bir ihalenin teminatı için ek ödeme istenebileceği hüküm altına alınmışsa, bu durum gerçekleştiğinde talep yetkisi doğar [27].
2.3. İflasın Açılması ve Muacceliyet

TTK m. 603/2 hükmü uyarınca iflasın açılması ile birlikte henüz vadesi gelmemiş veya talep edilmemiş ek ödeme yükümlülükleri kendiliğinden muaccel hale gelir [28-30]. Şirketin iflası halinde, şirketi yönetme yetkisi iflas idaresine (masaya) geçtiğinden, ek ödemeleri talep yetkisi de iflas idaresi tarafından kullanılır [28-30]. İflas idaresi, bu alacağı tahsil ederek şirket alacaklılarının tatmini için kullanır.

2.4. Talep Yetkisi

TTK m. 603/5 gereğince, ek ödemeler şartlar gerçekleştiğinde "müdürler tarafından" istenir [11, 31]. Kanun, ek ödemelerin talep edilmesi için genel kurul kararını şart koşmamıştır; böylelikle süreç zorlaştırılmamış ve müdürlere şirketi hızla kurtarma yükümlülüğü yüklenmiştir [31]. Müdürün ifa talebi haksız ise veya kanundaki şartlar oluşmadan talep edilmişse, ortakların bu talebin batıl olduğunun tespiti davası açma hakları mevcuttur [32].

2.5. Yükümlülüğün Azaltılması ve Kaldırılması

TTK m. 603/6 uyarınca, ek ödeme yükümlülüğünün daraltılması veya tamamen kaldırılması, ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması durumunda mümkündür [33-35]. Şirketin mali yapısı düzelmeden bu yükümlülüğün kaldırılması, alacaklıların dolaylı teminatını zedeleyecektir. Bu sebeple, ek ödeme yükümlülüğünün kaldırılması işlemlerinde TTK m. 592 yollamasıyla "esas sermayenin azaltılmasına" ilişkin usuller (alacaklılara çağrı, alacakların teminat altına alınması vb.) kıyasen uygulanır [36-38].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 607 (Sonradan Öngörülme) ile İlişkisi: Başlangıçta şirket sözleşmesinde bulunmayan bir ek ödeme yükümlülüğünün sonradan ihdas edilmesi veya mevcut yükümlülük miktarının artırılması hususunda TTK m. 607 emredici bir kural getirmiştir. Sözleşme değişikliği niteliğindeki bu karar ancak "ilgili tüm ortakların onayıyla" alınabilir [17, 39-41]. Doktrinde Pulaşlı, Kendigelen ve Bahtiyar arasındaki tartışmalarda vurgulandığı üzere; buradaki "oybirliği", genel kurulda temsil edilen tüm sermayenin değil, sadece "ek ödeme yükümlülüğü altına sokulan" ilgili ortakların oybirliğidir [42-46].
  • TTK m. 604 (Ortaklıktan Ayrılma Halinde Yükümlülüğün Sürmesi): Kural olarak payın devri ile ek ödeme borcu yeni ortağa (halefe) geçer. Ancak TTK m. 604, alacaklıları kötü niyetli devirlerden korumak için sert bir istisna getirmiştir: Eski ortak, şirketten ayrılmasının tescilinden itibaren iki yıl içinde şirket iflas ederse ve yeni ortak (halef) bu ek ödemeyi ifa edemezse, yükümlülüğünü gerçekleştiği tarihte kendisine başvurulabilecek ölçüde yerine getirmek zorundadır [38, 47-50].
  • TTK m. 605 (Geri Ödeme): Tahsil edilen ek ödemeler, şirketin finansal ihtiyacı ortadan kalktığında ve bu iadeyi karşılayacak "serbestçe kullanılabilecek yedek akçeler ve fonlar" mevcut olduğunda ortaklara iade edilebilir [51-53].
  • TBK m. 112 vd. (Sözleşmeye Aykırılık): Ek ödeme borcunu ifa etmeyen ortak temerrüde düşer. Para borcu olduğu için temerrüt faizi işlemeye başlar [54, 55]. Ayrıca sözleşmede hüküm varsa cezai şart da işletilebilir [56].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

6102 sayılı TTK'nın ek ödeme yükümlülüklerine ilişkin hükümleri Yargıtay önüne henüz şekillendirici çok yoğun ihtilaflarla gelmemiş olmakla birlikte, limited şirketlerde sözleşme değişikliği ve ortak haklarının ihlaline ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik prensipleri, TTK m. 603 bağlamında da emsal teşkil etmektedir. Yargıtay içtihatlarında, şirket sözleşmesinde açıkça yer almayan veya TTK m. 607 çerçevesinde ortağın bizzat açık onay vermediği hiçbir parasal edimin (ek ödeme, zarar kapatma akçesi vb.) genel kurul çoğunluk kararıyla ortağa dayatılamayacağı kararlılıkla vurgulanmaktadır.

Öte yandan, şirket müdürlerinin şirketin mali durumunu kurtarmak amacıyla kanunda belirtilen şekil şartlarına (özellikle bilanço açığına ilişkin mali tespitlere) uymaksızın, keyfi olarak ek ödeme talep etmeleri durumunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu tür taleplerin hükümsüzlüğünün (butlanının) tespiti yönündeki davaları haklı bulmaktadır. Bir ortağın, yasal ve sözleşmesel çerçeveye uygun olarak usulüne göre istenmiş bir ek ödeme yükümlülüğünde ısrarla temerrüde düşmesi hali ise, Yargıtay uygulamasına göre o ortağın şirketten "haklı sebeple çıkarılması" (TTK m. 640) için güçlü bir temel oluşturmaktadır [57-59].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: ABC Limited Şirketi'nin esas sermayesi 500.000 TL olup, her bir ortağın payı 100.000 TL'dir. Şirket son iki faaliyet yılında üst üste zarar etmiş, yasal yedek akçeler tüketilmiş ve teknik iflas (bilanço açığı) riski baş göstermiştir. Şirket sözleşmesinde, ortakların esas sermaye paylarının itibari değerinin üç katına kadar ek ödeme yükümlülüğü öngörülmüştür. Müdür, her ortaktan 300.000 TL ek ödeme talep etmiştir. Ortak X, bu talebi hukuka aykırı bularak ödemeyi reddetmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 603/3 uyarınca, ek ödeme yükümlülüğü esas sermaye payının itibari değerinin en fazla "iki katı" olarak belirlenebilir [17, 19]. Şirket sözleşmesindeki 3 katlık (300.000 TL) hüküm, emredici kanun hükmüne aykırı olduğundan Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi ve TTK m. 1530 ışığında kısmi butlan yaptırımına tabi olur ve üst sınır olan iki kata (200.000 TL) indirgenerek geçerliliğini korur [21]. Dolayısıyla Müdürün 300.000 TL'lik talebi haksızdır; Ortak X ancak 200.000 TL'ye kadar olan kısmından sorumlu tutulabilir. Ortak X, aşan kısım için müdürün kararının iptali/butlanı tespiti davası açabilir [32].

Olay 2: XYZ Limited Şirketi ortaklarından A, tamamen ödenmiş 50.000 TL'lik esas sermaye payını B'ye hukuka uygun bir şekilde devretmiş ve şirket sözleşmesindeki ilgili 100.000 TL'lik ek ödeme yükümlülüğü de B'ye geçmiştir. Ancak devirden 1.5 yıl sonra şirket iflas etmiştir. İflas İdaresi, devralan B'nin malvarlığının yetersizliği ve aciz içinde bulunması nedeniyle, ek ödeme yükümlülüğünün tahsili için eski ortak A'ya rücu etmiştir. Hukuki analiz: Külli halefiyet ilkesi gereği borç B'ye geçmiş olsa da, kanun koyucu kötüniyetli devirleri ve alacaklıların zarara uğramasını engellemek amacıyla TTK m. 604 ile bir istisna getirmiştir [48, 49, 60]. Pay devrinin ticaret siciline tescilinden itibaren "iki yıl içinde" şirketin iflası gerçekleşmişse ve halef B bu yükümlülüğü ifa etmemişse, iflas idaresi eski ortak A'ya başvurabilir [47, 50, 60]. A'nın, devir anında borcun ifa edilebileceği ölçüde yasal sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle iflas idaresinin A'ya yönelttiği talep hukuka uygundur.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Müdürlerin veya iflas idaresinin ek ödeme talebinde bulunabilmesi için TTK m. 603/1'de belirtilen bilanço zararı, özkaynak erimesi veya işin devamlılığının tehlikeye düştüğünün ispat edilmesi gerekir. Talep edilen ortak, şartların oluşmadığını iddia ederse, durumun mevcudiyetini ispat külfeti genel hükümler uyarınca şirketi temsilen müdürlere düşer [31, 32, 61].
  • Zamanaşımı / Süreler: Ek ödemeye ilişkin özel bir zamanaşımı süresi kanunda açıkça yer almamakla birlikte, TBK'nın 146. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak TTK m. 604 bağlamında eski ortağın sorumluluğu için aranan iflas süresi, pay devrinin sicile tescilinden itibaren "iki yıl"lık hak düşürücü bir süredir [49].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Şirket içi uyuşmazlıklar ve organ kararlarının iptali/butlanı veya ifa talepleri niteliği gereği mutlak ticari dava olduğundan, görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Şirket sözleşmelerine miktar üst sınırı (iki kat) zikredilmeksizin soyut ve ucu açık ek ödeme maddelerinin konulması [20].
    2. Kanuni şartlar (bilanço açığı vb.) oluşmadan, müdürlerin şirketin günlük nakit ihtiyaçları (rutin harcamalar) için kolay bir fon sağlama aracı olarak ortaklardan hukuka aykırı şekilde ek ödeme talep etmeleri [62].
    3. Sözleşmede var olmayan bir ek ödeme yükümlülüğünün sonradan getirilmesinde, ilgili ortakların açık rızası alınmaksızın (TTK 607) sadece genel kurul sermaye çoğunluğu (TTK 589) ile karar alınabileceği yanılgısı [39, 41, 63].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 603 hükmü, sermaye şirketi yapısını şahıs şirketi yapısına yaklaştıran, "şirketi yaşatma" ideali güden oldukça işlevsel bir araç olarak kabul edilmekle birlikte, birtakım kavramsal belirsizlikleri nedeniyle ciddi eleştirilere maruz kalmaktadır. Ünal Tekinalp'in haklı eleştirilerinde de vurgulandığı üzere; m. 603/1(b) bendinde yer alan "şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması" ibaresi, hukuk tekniği açısından aşırı esnektir ve kötü niyetli müdürlere, objektif bilanço zafiyeti olmadan da ortakları ağır mali yükler altına sokma hususunda orantısız bir takdir yetkisi vermektedir [25, 64]. Kanun koyucunun bu bendi bilinçli bir boşluk olarak düzenlediği, içtihadın bunu şekillendireceği savunulsa da, ticari hayattaki öngörülebilirlik ilkesiyle çatışma potansiyeli taşımaktadır [25].

Diğer bir büyük doktrin tartışması, ek ödeme yükümlülüğünün sonradan getirilmesi halindeki yetersayı (TTK m. 607 ile TTK m. 589 arasındaki ilişki) konusundadır. Bahtiyar ve Kendigelen gibi yazarlar, TTK m. 607'deki "ilgili tüm ortakların onayı" kuralının, tüm şirket ortaklarının oybirliğini değil, sadece yükümlülük altına sokulan pay sahiplerinin rızasını ifade ettiğini, dolayısıyla şirkette bazı ortakların yükümlü kılınıp diğerlerinin dışarıda bırakılması (eşit işlem ilkesi sınırları içinde) halinde yalnızca o ortakların onayının aranması gerektiğini savunmaktadır [42-45]. Kanun lafzındaki bu tür çok katmanlı yapılar, genel kurul kararlarının iptali davalarına zemin hazırlamaktadır. Son olarak, ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya iadesi hususunda "sermaye azaltımı" rejimine (TTK m. 592) atıf yapılması, bürokratik engelleri ve maliyetleri artırarak, şirket ortaklarını baştan ek ödeme mekanizmasını sözleşmelerine koymaktan caydıracak bir katılığa sahiptir [33, 36].


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.