Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 583

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

E) Esas sermaye payları


Madde 583 - (1) Şirket sözleşmesinde esas sermaye paylarının itibarî değerleri en az yirmibeş Türk Lirası olarak beli rlenebilir. Şirketin durumunun iyileştirilmesi amacıyla bu değerin altına inilebilir. (2) Esas sermaye paylarının itibarî değerleri farklı olabilir. Ancak, esas sermaye paylarının değerlerinin yirmibeş Türk Lirası veya bunun katları olması şarttır. Bir esa s sermaye payının vereceği oyun, 618 inci madde uyarınca itibarî değere göre hesaplanması, esas sermaye payının bölünmesi değildir. Aynı hüküm bir hakkın veya yükümlülüğün itibarî değere göre belirlendiği durumlar için de geçerlidir. (3) Bir ortak birden f azla esas sermaye payına sahip olabilir. (4) Esas sermaye payları itibarî değerden veya bu değeri aşan bir bedelle çıkarılabilir. (5) Esas sermaye payının bedeli şirket sözleşmesinde öngörüldüğü şekilde, nakit veya ayın olarak veya bir alacağın takası yol uyla yahut sermaye artırımında olduğu gibi, serbestçe kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye dönüştürülmesi yoluyla ödenir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin "Esas sermaye payları" kenar başlıklı 583. maddesi, limited şirketlerde esas sermaye payının hukuki niteliğini, asgari itibari değerini, payın hesaben bölünmesini ve pay bedelinin ifa yöntemlerini düzenleyen temel ve kurucu nitelikte bir hükümdür [1-3]. Limited şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş bir ticaret şirketi olup [4], anonim şirketlerin aksine şahıs şirketi unsurlarını da bünyesinde barındıran melez bir yapı arz etmektedir.

Bu madde ile 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu (eTTK) döneminde uygulanan "bir ortak = bir pay" kuralı terk edilerek, limited şirketlerin esnekleşmesi ve sermaye yapılarının daha rasyonel hale getirilmesi amaçlanmıştır [5]. TTK m. 583 hükmü; limited şirkette payın itibari değerinin alt sınırını, itibari değerin katları ilkesini, payların çıkarılış şekillerini (primli ihraç) ve bedellerinin ifa yöntemlerini (nakdi, ayni, takas, iç kaynaklardan) tek bir potada, sistematik bir şekilde eriten temel bir normdur [1-3]. Söz konusu hüküm, limited şirket sermaye rejiminin temel taşı niteliğinde olup, şirketin kuruluşundan tasfiyesine kadar ortakların malvarlıksal (kâr payı, tasfiye payı) ve yönetsel (oy hakkı) haklarının temel ölçütünü teşkil eder.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. İtibari Değer ve Asgari Alt Sınır (m. 583/1)

Maddenin birinci fıkrası uyarınca, limited şirket sözleşmesinde esas sermaye paylarının itibari değerleri en az yirmibeş Türk Lirası olarak belirlenebilir [1, 6]. Kanun koyucu, esas sermaye payının asgari değerini belirleyerek, şirket sermayesinin gereğinden fazla küçük ve yönetilemez parçalara ayrılmasını engellemeyi amaçlamıştır. Ancak fıkranın devamında yer alan "Şirketin durumunun iyileştirilmesi amacıyla bu değerin altına inilebilir" ibaresi, şirketin mali yönden darboğaza girdiği, bilanço açıklarının kapatılması maksadıyla sermaye azaltımına (açıklayıcı sermaye azaltımı) gidildiği durumlarda şirket kurtarma hukuku prensipleri çerçevesinde asgari değer kuralına esneklik getirmektedir [1].

2.2. İtibari Değerin Katları ve "Hesabi Bölünme" İlkesi (m. 583/2)

İkinci fıkraya göre, limited şirketlerde esas sermaye paylarının itibari değerleri ortaklar arasında farklılık gösterebilir; ancak bu değerlerin her halükarda yirmibeş Türk Lirası veya bunun katları olması şarttır [2, 6]. Fıkranın asıl yeniliği ise "hesabi bölünme" kavramını netleştirmesidir. Bir esas sermaye payının vereceği oyun TTK m. 618 uyarınca itibari değere göre hesaplanması, payın hukuken veya fiilen bölündüğü anlamına gelmemektedir [2]. Oy hakkının, temettünün veya yan edim / ek ödeme yükümlülüklerinin hesaplanmasında esas sermaye payı itibari değeri oranında hesabi olarak bölünmekte, bu durum ortaklık haklarının tespiti için sadece bir ölçü işlevi görmektedir [5].

2.3. Birden Fazla Paya Sahip Olma İmkanı (m. 583/3)

Maddenin üçüncü fıkrası ile "Bir ortak birden fazla esas sermaye payına sahip olabilir" kuralı açıkça ifade edilerek eTTK dönemindeki en büyük sorunlardan biri çözülmüştür [2]. Eski kanun döneminde geçerli olan "bir ortak = bir pay" kuralı uygulamada hiçbir pratik yarar sağlamadığı gibi, payın kısmi devri, haczi, rehin edilmesi veya miras yoluyla intikali hallerinde içinden çıkılmaz bölünme sorunlarına yol açmaktaydı [5]. Mevcut düzenleme sayesinde bir ortak, şirketin sermaye artırımlarına iştirak ettikçe veya diğer ortaklardan pay devraldıkça, payları birleşip tek bir paya dönüşmemekte, bağımsız esas sermaye payları olarak mevcudiyetlerini korumaktadırlar.

2.4. Primli (Agio) Pay İhracı (m. 583/4)

TTK m. 583/4, esas sermaye paylarının itibari değerden veya bu değeri aşan bir bedelle (primli/agio) çıkarılabileceğini düzenlemektedir [2]. Sadece anonim şirketlere özgü olduğu düşünülen primli pay ihracı, bu hükümle limited şirketler için de açık bir hukuki zemine oturtulmuştur. Özellikle dış kaynaklardan yapılan sermaye artırımlarında şirketin gerçek malvarlığı değerinin (özvarlığının), hukuki sermaye rakamından yüksek olması halinde yeni giren ortaklardan prim talep edilmesi eşitlik ilkesinin ve mevcut ortakların haklarının korunmasının bir gereğidir [7].

2.5. Pay Bedelinin İfa Yöntemleri (m. 583/5)

Beşinci fıkra, esas sermaye payının bedelinin nasıl ödeneceğini tahdidi olmayan bir şekilde saymıştır [3]. Bunlar nakit (para), ayın (ayni sermaye konulması), bir alacağın takası veya serbestçe kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye dönüştürülmesi (iç kaynaklardan sermaye artırımı) yöntemleridir [3, 8]. Bu fıkra, limited şirketin sermayesinin oluşturulmasında ve artırılmasında modern finansman yöntemlerinin tamamına icazet vermektedir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 618 (Oy Hakkının Belirlenmesi): TTK m. 583/2’de açıkça zikredildiği üzere, payın hesabi bölünmesi, oyların TTK m. 618’e göre hesaplanmasında kullanılır. M. 618’e göre, her yirmibeş Türk Lirası bir oy hakkı verir (aksi şirket sözleşmesiyle belirlenmedikçe) [9]. M. 583’teki yirmibeş TL alt sınırı ile m. 618’deki oy birimi birbiriyle tam bir matematiksel ve sistematik uyum içindedir.
  • TTK m. 603 vd. (Ek Ödeme Yükümlülüğü): TTK m. 583'te belirlenen esas sermaye payı ve bunun itibari değeri, m. 603 uyarınca ortaklardan talep edilebilecek ek ödeme miktarının üst sınırının belirlenmesinde temel alınır. Zira ek ödeme yükümlülüğü ancak esas sermaye payının itibari değerinin en fazla iki katı olarak öngörülebilir [10-12].
  • TTK m. 595 (Esas Sermaye Payının Devri): M. 583/3’te öngörülen bir ortağın birden fazla paya sahip olabilmesi imkanı, m. 595 kapsamındaki pay devirlerini son derece kolaylaştırmıştır. Ortak, sahip olduğu 10 ayrı payın örneğin 3'ünü bölme işlemine (ve genel kurul onayına) gerek kalmaksızın devre konu edebilir [5].
  • TTK m. 462 (İç Kaynaklardan Sermaye Artırımı): M. 583/5'te iç kaynakların sermayeye dönüştürülmesi öngörülmüş olsa da, limited şirketler kısmında buna ilişkin detaylı bir maddi hüküm yoktur. Bu nedenle TTK m. 583/5 zımnen anonim şirketlerdeki TTK m. 462 hükmüne yollama yapmakta olup, bedelsiz payların dağıtımı m. 462 kıyasen uygulanarak gerçekleştirilir [13].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararlarında TTK m. 583 ve bağlantılı sermaye hükümleri yorumlanırken "sermayenin korunması" ve "ortakların eşitliği" ilkeleri merkeze alınmaktadır. Yargıtay içtihatlarında özellikle şu prensipler yerleşmiştir:

  • İtibari Değerin Sınırları ve Emredicilik: Yargıtay, TTK m. 583/1-2'deki yirmibeş Türk Lirası kuralının emredici olduğunu, bu kurala aykırı esas sözleşme hükümlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğünce reddedilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Asgari sınırın altına inilebilmesi münhasıran "şirketin mali durumunun iyileştirilmesi (zararların itfası vd.)" amacıyla yapılan teknik sermaye azaltımlarına özgülenmiştir.
  • Takas Yoluyla İfa Şartları: Yargıtay, TTK m. 583/5 çerçevesinde bir alacağın takası yoluyla sermaye borcunun ifa edilebilmesi için, ilgili alacağın muaccel, likit ve şirkete karşı geçerli, bilirkişi raporuyla yahut yeminli mali müşavir (YMM) raporu ile tespit edilmiş bir alacak olması gerektiğini aramaktadır.
  • Pay Senedinin Niteliği: Yargıtay (örneğin 12. HD., 29.11.2016, 2016/30527 E., 2016/23256 K.), limited şirketlerde basılan pay senetlerinin kural olarak birer "ispat vasıtası" niteliğinde olduğunu, anonim şirket pay senetleri gibi mutlak bir kıymetli evrak vasfı taşımadığını, bu nedenle payın devrinin her halükarda TTK m. 595 vd. şekil şartlarına (noter onayı ve genel kurul kararı) tabi olduğunu vurgulamaktadır [14, 15]. M. 583'teki payların hukuki varlığı senede bağlı değildir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): BİLİŞİM YAZILIM LTD. ŞTİ., ciddi bir Ar-Ge yatırımı öncesinde sermaye artırımı kararı almıştır. Şirketin defter değeri, hukuki sermayesinden oldukça yüksektir. Ortaklar kurulu, 50.000 TL nominal değerli sermaye artırımına karar verirken, artırılan bu payların "primli" olarak yeni yatırımcı A'ya 500.000 TL bedelle ihraç edilmesini ve yeni ihraç edilecek payların her birinin 5.000 TL itibari değerde tek bir pay yerine, 100 TL itibari değerde 500 ayrı pay olarak çıkarılmasını kararlaştırmıştır. Ticaret Sicili, primli payın limited şirketlerde mümkün olup olmadığı konusunda tereddüt etmiştir. Hukuki analiz: Olayda Ticaret Sicili Müdürlüğünün tereddüdü yersizdir. Zira TTK m. 583/4 hükmü, esas sermaye paylarının itibari değerden "veya bu değeri aşan bir bedelle (primli)" çıkarılabileceğini açık, kesin ve amir bir dille düzenlemiştir [2]. Limited şirketlerde emisyon primli (agio'lu) pay ihracı tamamen yasaldır [7]. Keza, TTK m. 583/3 uyarınca bir ortağın birden fazla paya sahip olabilmesine olanak tanındığından ve m. 583/2 uyarınca pay değerleri 25 TL'nin katı (100 TL) olduğundan, yeni ortağa 500 adet ayrı pay tahsis edilmesi hukuka tam uygundur [2].

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): SANAYİ ÜRETİM LTD. ŞTİ., üst üste iki yıl zarar etmiş ve TTK m. 376 kapsamında sermayesinin 2/3'ünü kaybetmiştir. Şirket genel kurulu, zararların bünye dışına atılması ve bilançonun iyileştirilmesi amacıyla "açıklayıcı sermaye azaltımı" yapılmasına karar vermiş, bu kapsamda ortakların sahip olduğu 25 TL itibari değerli payların itfası yerine, her bir payın itibari değerinin 5 TL'ye indirilmesine hükmetmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 583/1'in ilk cümlesi esas sermaye paylarının asgari 25 TL olmasını emretse de, ikinci cümlesi "Şirketin durumunun iyileştirilmesi amacıyla bu değerin altına inilebilir" diyerek bu kurala hayati bir istisna getirmiştir [1, 6]. Olayda, borca batıklık / sermaye kaybı riski altındaki şirketin, açıklayıcı sermaye azaltımı yöntemiyle pay itibari değerini 5 TL'ye indirmesi, TTK m. 583/1 hükmünün özel ruhuna ve lafzına tam olarak uygundur.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: TTK m. 583/5 kapsamında sermaye taahhüdünün nakden değil de bir alacağın takası yahut serbest yedek akçelerin (iç kaynakların) sermayeye eklenmesi yoluyla ifa edildiği iddia ediliyorsa, bu durumun şirketin yasal defter ve kayıtlarıyla, bağımsız denetimden yahut SMMM/YMM raporuyla ispat yükü, bunu iddia eden pay sahibine ve işlemi gerçekleştiren şirket müdürlerine aittir [8, 16, 17].
  • Zamanaşımı / Süreler: Esas sermaye borcunun ödenmesi noktasında, ödeme süresinin şirketin kuruluşu veya artırım tescilinden itibaren 24 ayı geçemeyeceğine yönelik anonim şirket hükümleri kıyasen uygulanır (TTK m. 585 atfıyla m. 344) [18, 19].
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: Esas sermaye paylarının değerinin tespiti, payların hesabi bölünmesinden kaynaklanan ortaklar arası uyuşmazlıklar ve sermaye taahhütlerinin ifasına ilişkin her türlü dava nispi ticari dava niteliğindedir. Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir; yetkili mahkeme ise kural olarak şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: Limited şirket ortaklar kurulunda m. 583/2’deki "hesabi bölünme" kavramının yanlış anlaşılarak, 1000 TL itibari değerli payın fiziken/hukuken parçalanarak (örneğin 500 TL'lik kısmının bir başkasına devri için) genel kurulun "sermaye payının bölünmesi onayı" almadan işlem yapılması en yaygın hatadır. Devir için önce payın bölündüğüne dair sözleşme değişikliği tescil edilmeli, ancak ondan sonra m. 583/3 imkânıyla devir gerçekleştirilmelidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 583 düzenlemesi, "bir ortak = bir pay" gibi katı, arkaik ve uygulamada faydası olmayan Alman hukuku kökenli (eski GmbHG) yaklaşımı terk etmesi bakımından Türk ticaret hukuku doktrininde devrim niteliğinde ve son derece başarılı bir reform olarak nitelendirilmektedir [5]. Payın hesabi bölünmesinin, hakların itibarî değere oranlanmasının formülize edilmesi hukuki güvenlik sağlamıştır.

Ancak, hükmün 5. fıkrasının, iç kaynaklardan sermaye artırımı (özkaynakların dönüştürülmesi) usulünü zikretmesine rağmen, TTK'nın limited şirketler bölümünde anonim şirketlerdeki m. 462'ye açık ve detaylı bir atıf yapılmamış olması doktrinde haklı eleştirilere konu olmaktadır. Öğretide (örneğin Prof. Dr. Hasan Pulaşlı, Prof. Dr. Ünal Tekinalp), bu boşluğun anonim şirket hükümlerinin TTK m. 590vd. veya genel kıyas kuralları çerçevesinde uygulanmasıyla doldurulduğu kabul edilse de [8, 13], yasakoyucunun limited şirketlerde iç kaynaklardan artırımı ayrıca ve açıkça (özel atıfla) düzenlememesi kanun yapma tekniği açısından bir eksiklik (gap) olarak değerlendirilmektedir. Bunun haricinde asgari 25 TL nominal değerin mevcut makroekonomik realitede işlevsiz kaldığı, ancak kanundaki esnek katları ilkesinin (örn: 100.000 TL'lik tek pay) bu durumu tolere ettiği görülmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.