1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) limited şirketlere ilişkin düzenlemelerinin temel mimarisi, şirketin hem sermaye şirketi vasfını koruması hem de şahıs şirketi unsurlarını bünyesinde barındırabilmesi üzerine inşa edilmiştir. Bu ikili yapı, en belirgin ifadesini TTK m. 577 hükmünde bulur. Madde, "Şirket sözleşmesinde öngörülmeleri şartıyla bağlayıcı olan hükümler" başlığı altında, limited şirket sözleşmesinin ihtiyari ancak hukuki sonuç doğurabilmesi için mutlak surette ana sözleşmede yer alması gereken unsurlarını (şartlı zorunlu içerik) düzenlemektedir.
TTK m. 576, şirket sözleşmesinde bulunması zorunlu (asgari) kayıtları [1, 2] düzenlerken; TTK m. 577, ortakların sözleşme özgürlüğü kapsamında şirketin iç işleyişine, ortakların birbirleriyle ve şirketle olan ilişkilerine dair getirebilecekleri özel düzenlemeleri sayma yoluyla (numerus clausus olmamakla birlikte temel yapı taşları olarak) listelemiştir.
Madde sistematiğinin temel esprisi şudur: Kanun koyucu, maddede sayılan hususların (örneğin ek ödeme yükümlülüğü, yan edimler, özel çıkma/çıkarılma sebepleri, rekabet yasağının sınırları vb.) ortaklar arasında alelade bir borçlar hukuku sözleşmesi (örneğin paysahipleri sözleşmesi) ile düzenlenmesi halinde, bu düzenlemelerin şirket tüzel kişiliğini bağlamayacağını (kurumsal etki doğurmayacağını) öngörmüştür [3, 4]. Bu tür yükümlülüklerin ve hakların şirketler hukuku anlamında bağlayıcı olabilmesi, payın devri halinde yeni ortağa geçebilmesi ve şirket organları tarafından doğrudan talep ve tatbik edilebilmesi için mutlak surette tescil ve ilan edilen "şirket sözleşmesinde" yer alması gerekmektedir [4, 5].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Pay Devrinin Sınırlandırılması ve Bağlam Kuralları (m. 577/1-a, b)
TTK m. 595 uyarınca limited şirketlerde esas sermaye payının devri kural olarak genel kurulun onayına tabidir [6]. Ancak TTK m. 577/1-a ve b bentleri, ortaklara bu kanuni modeli değiştirme imkânı sunmaktadır [7, 8]. Sözleşmeye konulacak özel "bağlam" kuralları ile devir tamamen yasaklanabilir, kolaylaştırılabilir veya devrin şarta bağlanması mümkündür. Aynı şekilde, ortaklara veya şirkete tanınan önalım (şuf'a), alım (iştira), geri alım (vefa) ve önerilmeye muhatap olma hakları da m. 577/1-b kapsamında şirket sözleşmesinde öngörüldüğü takdirde eşyaya bağlı (kurumsal) bir etki kazanarak üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir hale gelir [5, 8].
2.2. Ek Ödeme ve Yan Edim Yükümlülükleri (m. 577/1-c, d)
Limited şirketlerin şahıs şirketlerine yaklaşan en önemli özelliklerinden biri olan ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri, yalnızca şirket sözleşmesinde açıkça öngörülmek şartıyla bağlayıcılık kazanır [5, 9, 10].
- Ek ödeme yükümlülüğü (m. 603 vd.): Şirketin finansal yönden kötü duruma düşmesi, bilanço açığı vermesi durumunda, bu açığın kapatılması için ortakların nakdi ödeme yapmalarını ifade eder [11-13]. Bu yükümlülüğün şekli, kapsamı ve tavanı (esas sermaye payının itibari değerinin en fazla iki katı) sözleşmede yer almalıdır [10, 14].
- Yan edim yükümlülüğü (m. 606 vd.): Sermaye koyma borcu dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet eden yapma, yapmama, katlanma, kullandırma edimleridir (örneğin bir tarım şirketine pancar veya süt teslim etme zorunluluğu) [15-17]. Şirket sözleşmesinde bulunmadığı müddetçe, sonradan alınan olağan bir genel kurul kararıyla dahi ortaklar bu tür yükümlülüklere tabi tutulamaz.
2.3. Veto, Üstün Oy ve Rekabet Yasağı (m. 577/1-e, g)
Maddenin (e) bendi, limited şirketin kurumsal yapısına kişisel nitelikler eklemeye izin vererek, belirli ortaklara veto hakkı veya oyların eşit çıkması halinde üstün oy (imtiyaz) hakkı tanınmasına cevaz verir [18, 19]. (g) bendi ise kanuni rekabet yasağının sınırlarının şirket sözleşmesiyle yeniden çizilmesine (daraltılmasına veya genişletilmesine) olanak tanır [18, 20].
2.4. Çıkma, Çıkarılma ve Ayrılma Akçesi (m. 577/1-k, l)
TTK m. 638 vd. uyarınca haklı sebeple çıkma ve çıkarılma imkânı mevcut olmakla birlikte, m. 577/1-k ve l bentleri, "özel" çıkma ve çıkarılma sebeplerinin şirket sözleşmesine dercedilmesine imkân verir [21, 22]. Hatta kanunda haklı sebep teşkil etmeyecek nispeten hafif durumlar (örneğin belirli bir toplantıya mazeretsiz katılmama, rekabet yasağının en ufak ihlali) şirket sözleşmesinde özel çıkarılma sebebi olarak belirlenebilir [23]. Bu durumlarda ödenecek ayrılma akçesinin türü ve tutarı da baştan sözleşmeyle standardize edilebilir.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 579 (Emredici Hükümler İlkesi) ile İlişkisi: TTK m. 579, limited şirketlerde sözleşme özgürlüğünü sınırlandırarak "şirket sözleşmesinin, kanunun limited şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça cevaz verilmişse sapabileceğini" amirdir [24, 25]. İşte TTK m. 577, kanunun "açıkça cevaz verdiği" sapma (ihtiyarilik) hallerinin toplu bir dökümüdür. M. 577'de sayılmayan bir hususta kanundan sapılması, m. 579 karşısında geçersizliğe yol açar.
- TTK m. 603, 606 ve 640 ile İlişkisi: M. 577, bağlayıcılığın "şekli şartını" düzenlerken; ek ödemenin maddi sınırlarını m. 603 [11, 26], yan edimlerin detaylarını m. 606 [27], çıkarılmanın usulünü ise m. 640 [28] düzenler. Aralarında "şekil ve esas" bütünlüğü mevcuttur.
- TTK m. 589 (Sözleşme Değişikliği) ve TTK m. 607 ile İlişkisi: Kuruluş aşamasında m. 577'deki hususlar ilk sözleşmeye konulmamışsa, sonradan eklenmeleri mümkündür. Ancak TTK m. 607 uyarınca, sözleşmeyi değiştirip ek veya yan edim yükümlülüğü getiren (veya mevcut olanı artıran) genel kurul kararları, salt üçte iki çoğunlukla (TTK m. 589) değil, "ilgili tüm ortakların onayıyla" alınmak zorundadır [29, 30].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, ticaret şirketlerinde ortakların kendi aralarında akdettikleri ve ticaret siciline tescil edilmeyen "paysahipleri sözleşmeleri" (shareholders' agreements), şirketin tüzel kişiliğini bağlamaz ve şirket organlarına (genel kurul, müdürler kurulu) talimat teşkil etmez. Yargıtay, TTK m. 577 hükmünün aradığı emredici şekil şartını (tescil ve ilan edilen şirket sözleşmesinde öngörülme şartı) katı bir biçimde uygulamaktadır.
Özellikle rekabet yasağı, veto hakkı ve ek ödeme yükümlülüklerinin şirket sözleşmesine dercedilmediği ancak harici protokollerle taahhüt altına alındığı uyuşmazlıklarda Yargıtay, bu taahhütlerin ihlalini ancak Türk Borçlar Kanunu kapsamında (sözleşmeye aykırılık ve tazminat) değerlendirmekte, ihlal sebebiyle ortağın ortaklıktan çıkarılması (TTK m. 640) veya pay devrinin şirketçe reddi mekanizmalarının doğrudan işletilemeyeceğine hükmetmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Ek Ödeme Yükümlülüğünün Kapsamı ve Yeni Ortağın Durumu):
A, B ve C tarafından kurulan bir limited şirketin ana sözleşmesinde (TTK m. 577/1-c gereği) her ortağın, bilanço açığı durumunda itibari sermayesi kadar ek ödeme yapacağı hükme bağlanmıştır. B, payını D'ye devreder. Bir yıl sonra şirket zarar eder ve müdürler kurulu TTK m. 603'e dayanarak D'den ek ödeme talep eder. D, bu taahhüdün A, B ve C arasındaki ilk sözleşmede yer aldığını, kendisinin böyle bir taahhüt vermediğini savunur.
Hukuki analiz: TTK m. 577 gereği şirket sözleşmesinde yer alan ek ödeme yükümlülüğü kurumsal bir nitelik taşır ve paya bağlıdır [31]. Payı usulüne uygun devralan D, sicile tescil ve ilan edilmiş sözleşmeyi bilmediğini ileri süremez ve paya bağlı bu ek edim yükümlülüğünden sorumludur.
Olay 2 (Sözleşme Cezası ve Haklı Sebepsiz Çıkarılma):
X Limited Şirketi'nin ortakları aralarında imzaladıkları bir adi yazılı protokol ile "Yılda arka arkaya 3 genel kurula katılmayan ortağın şirketten çıkarılacağı ve 100.000 TL sözleşme cezası ödeyeceği" kararlaştırılmıştır. Bu husus şirket sözleşmesinde (esas sözleşmede) yer almamaktadır. Ortak Y kuralı ihlal eder.
Hukuki analiz: TTK m. 577/1-f ve l bentleri, sözleşme cezası ve özel çıkarılma sebeplerinin bağlayıcı olabilmesini ancak şirket sözleşmesinde yer almalarına bağlamıştır. Bu sebeple Y, şirket organları tarafından TTK anlamında ortaklıktan çıkarılamaz ve şirket organları şirkete sözleşme cezasının ödenmesini dava edemez. Bu husus ancak protokolün tarafları arasında TBK m. 112 vd. kapsamında şahsi bir tazminat davasına konu olabilir [3, 4].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 577'de sayılan hak ve yükümlülüklerin iddia edilebilmesi için ispat yükü, bunu iddia edendedir. Tescil ve ilan edilmiş ticaret sicil kayıtları (Ticaret Sicili Gazetesi) kesin ispat vasıtasıdır [32].
- Zamanaşımı / Süreler: Şirket sözleşmesinde öngörülen ek ödeme yükümlülüklerinin ifası, müdürün talebiyle muaccel olur. Bu alacakların zamanaşımı, Türk Borçlar Kanunu'nun genel zamanaşımı sürelerine (10 yıl) tabidir. İade alacaklarında ise TTK m. 611/3 kıyasen dikkate alınmalıdır.
- Görevli/yetkili mahkeme: Şirket sözleşmesinin TTK m. 577 kapsamında yorumundan veya ihlalinden doğan uyuşmazlıklar "mutlak ticari dava" niteliğinde olup, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
- Yaygın uygulama hataları: Kurucuların, TTK m. 577'deki hususları İngiliz/Amerikan hukukundaki "Shareholders' Agreement" (SHA) mantığıyla adi yazılı sözleşmelerle düzenleyip şirketi ve yeni ortakları bağlayacağını zannetmesi. Türk hukukunda kıta Avrupası kurumsal yapısı gereği bu hükümlerin mutlaka tadil tasarısı ile ana sözleşmeye işlenmesi şarttır [3, 4].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde (Özellikle Ünal Tekinalp, Reha Poroy, Ersin Çamoğlu ekolünde) TTK m. 577 hükmü, limited şirketleri anonim şirketlerin katı ve bürokratik (çelik korse) yapısından ayıran, onlara şahıs şirketi (kolektif/komandit) esnekliği kazandıran en kritik "nefes borusu" olarak değerlendirilmektedir. Ancak, TTK m. 579'da yer alan "Emredici Hükümler İlkesi"nin varlığı, m. 577'deki ihtiyariliği gölgelemektedir [24]. M. 579, limited şirket sözleşmesinin kanundan "ancak açıkça cevaz verilmişse" sapabileceğini söylemektedir. Bu durum, m. 577'nin lafzında sınırlı (tahdidi) olarak sayılmayan, ancak günümüz karmaşık ticari ilişkilerinin gerektirdiği yeni nesil sözleşmesel taahhütlerin şirket sözleşmesine dercedilmesinde Ticaret Sicil Müdürlüklerinin ret kararları vermesine yol açmaktadır.
Bunun yanı sıra, m. 577 kapsamında sonradan ek ödeme veya yan edim yükümlülüğü getirilebilmesi için TTK m. 607'de "ilgili tüm ortakların onayı"nın aranması, uygulamada çoğu zaman bir tek azınlık ortağının dahi itirazıyla şirketin finansal kurtarma operasyonlarını tıkayabilmektedir [29, 30]. Şirketler hukuku doktrini, bu denli katı bir oybirliği sisteminin, limited şirketin sermaye şirketi olma yönüyle çeliştiği ve şirketi kilitlemeye (deadlock) açık hale getirdiği yönünde eleştiriler sunmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.