Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 575

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**C) Şirket sözleşmesi I

  • Şekil**

Madde 575 - (1) Şirket sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve kurucula r tarafından ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzalanması şarttır. (Ek cümle: 15/7/2016 - 6728/67 md.) Şirketin kuruluşunda, şirket sözleşmesini ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz. 81 82 II - İçerik 1. Zorunlu kayıtlar


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 575. maddesi, limited şirketlerin kuruluş sürecindeki en temel kurucu işlemlerden biri olan şirket sözleşmesinin (esas sözleşmenin) şekil şartlarını düzenlemektedir. Bu madde, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu dönemindeki düzenlemelerin temel felsefesini korumakla birlikte, ticari hayatın hızlandırılması, işlem maliyetlerinin düşürülmesi ve bürokrasinin azaltılması hedefleri doğrultusunda yakın dönemde çok ciddi yapısal değişikliklere uğramıştır.

Maddenin sistematik yeri, TTK’nın "Limited Şirket" başlıklı Altıncı Kısım, "Tanım ve Kuruluş" başlıklı Birinci Bölüm'ünün "Şirket Sözleşmesi" alt başlığıdır. Hüküm, tüzel kişiliğin anayasası niteliğinde olan şirket sözleşmesinin geçerli bir biçimde hukuk aleminde doğabilmesi için uyulması gereken emredici şekil kurallarını ihtiva eder [1, 2].

Özellikle 15/02/2018 tarihli ve 7099 sayılı Kanun ile maddede yapılan köklü değişiklik neticesinde, limited şirket sözleşmelerinde kurucuların imzalarının noterce onaylanması mecburiyeti kural olarak terk edilmiş, bunun yerine imzaların ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personel huzurunda atılması usulü getirilmiştir [3, 4]. Ayrıca, 15/07/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun ile eklenen cümle uyarınca, kuruluş aşamasında şirket sözleşmesini içeren kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmayacağı hüküm altına alınarak, kuruluş maliyetlerinin minimize edilmesi kanunlaştırılmıştır [3].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Şirket Sözleşmesinin Yazılı Şekilde Yapılması

Limited şirket sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması, bir ispat şartı değil, mutlak bir geçerlilik (sıhhat) şartıdır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 12 anlamında öngörülen bu geçerlilik şekline uyulmaması, işlemin kesin hükümsüzlük (butlan) yaptırımı ile karşılaşmasına neden olur. Şirket sözleşmesi, kurucular arasında bir şirketin kurulmasına ilişkin temel irade uyuşmasını ihtiva ettiği gibi, aynı zamanda şirketin anayasasını (Verfassung) oluşturur. Bu nedenle yazılı şekil, kurucuların iradelerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespitini ve kamu güvenliğini sağlar.

2.2. Kurucular Tarafından İmzalanma

TTK m. 575 gereğince, limited şirket sözleşmesinin kurucu ortakların tamamı tarafından bizzat veya usulüne uygun olarak yetkilendirilmiş vekilleri aracılığıyla imzalanması yasal bir zorunluluktur [5]. İmzaların tamamlanmaması, kurucu iradenin tekemmül etmediği anlamına gelir ve tüzel kişiliğin doğumu için gerekli olan tescil aşamasına geçilmesine engel teşkil eder. Şirket sözleşmesinde yer alan, özellikle ek ödeme, yan edim yükümlülükleri, rekabet yasağı gibi ağırlaştırılmış kurallar [6], doğrudan kurucuların bu metne attıkları imza ile bağlayıcılık kazanır.

2.3. Ticaret Sicili Müdürlüğünde Yetkilendirilmiş Personel Huzurunda İmza

7099 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yapılan reformla, madde metnindeki "kurucuların imzalarının noterce onaylanması" ibaresi değiştirilmiş ve imzaların "ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin" huzurunda atılması şartı getirilmiştir [4]. Bu kavramsal ve usulü değişiklik, "tek durak" (one-stop shop) ilkesinin şirketler hukukuna yansımasıdır. Sicil personeli, imza sahiplerinin kimliklerini tespit etme ve irade beyanlarının serbestliğini teyit etme noktasında adeta bir noter gibi yetkilendirilmiş ve kamusal bir tasdik işlevi üstlenmiştir.

2.4. Değerli Kâğıt Bedeli Muafiyeti

Maddenin son cümlesinde yer alan "Şirketin kuruluşunda, şirket sözleşmesini ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz" ibaresi [3], şirket kuruluşlarının teşvik edilmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesi amacına matuftur. Bu kavram, vergi ve harç hukuku bağlamında kuruluş maliyetlerinin azaltılmasını ifade eden istisnai bir mali düzenlemedir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 585 (Kurulma Anı): TTK m. 575'teki şekil şartı, TTK m. 585 ile doğrudan bağlantılıdır. Zira m. 585 uyarınca şirket, kurucuların sermayenin tamamını ödemeyi şartsız taahhüt ettikleri ve ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda imzaladıkları şirket sözleşmesiyle kurulur [7, 8].
  • TTK m. 576 ve 577 (Sözleşmenin İçeriği): Yazılı şekle tabi tutulan sözleşmenin hangi zorunlu (m. 576) ve ihtiyari/bağlayıcı (m. 577) unsurları taşıması gerektiği bu maddelerle tamamlanır. Örneğin ek ödeme yükümlülüğü gibi düzenlemeler, m. 575 uyarınca usulüne uygun imzalanmış bir sözleşmede yer almadıkça kurucuları bağlamaz [9].
  • TTK m. 589 (Sözleşmenin Değiştirilmesi): Kuruluş aşamasında m. 575 uyarınca tesis edilen sözleşmenin, sonradan değiştirilmesi de özel nisaplara ve usullere bağlanmıştır. M. 575, tüzel kişiliğin doğuş anındaki statik durumu düzenlerken, m. 589 şirketin dinamik yaşamındaki değişiklikleri koordine eder [10].
  • TBK m. 12 (Şekil Şartı): Borçlar hukukunun temel prensipleri gereğince, kanunun öngördüğü geçerlilik şekline uyulmaksızın yapılan hukuki işlemler batıldır. TTK m. 575, limited şirket sözleşmeleri için öngörülmüş özel ve nitelikli bir geçerlilik şeklidir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, şirket sözleşmesinde yer alan emredici şekil kurallarına uyulmaması, şirketin tescilinden önce hukuki işlemin kesin hükümsüzlüğüne (butlanına) yol açar. Kurucular arasındaki ilişkinin adi şirket olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği, sözleşmenin şekil şartını taşıyıp taşımadığı ile yakından ilgilidir. Şirket tescil edildikten sonra (tüzel kişilik kazanıldıktan sonra) ise, şekil eksiklikleri doğrudan doğruya tüzel kişiliğin yokluğu sonucunu doğurmaz; TTK m. 353 (kıyasen) uyarınca fesih davasına konu edilebilir. Yargıtay, tüzel kişilik perdesinin ve ticaret sicilinin sağladığı güvenin korunması amacıyla, tescilden sonraki süreçte şekil eksikliklerinin ancak kanunda öngörülen sıkı usullerle (örneğin fesih davası veya sicilden terkin) ileri sürülebileceğini, aksi takdirde işlem güvenliğinin zedeleneceğini vurgulamaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): A, B ve C bir limited şirket kurmak üzere kendi aralarında yazılı bir sözleşme hazırlarlar. Sözleşmeyi ofislerinde imzalayarak, sırf tescil işlemi için bir kurye aracılığıyla ticaret sicili müdürlüğüne gönderirler. Ticaret sicili müdürü tescil talebini reddeder. Hukuki analiz: TTK m. 575 hükmü gereğince, şirket sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması yeterli olmayıp, imzaların bizzat "ticaret sicili müdürlüğünde yetkilendirilmiş personelin huzurunda" atılması emredici bir geçerlilik şartıdır [3, 4]. Kurucuların kendi aralarında imzaladıkları belge, şekil şartını sağlamadığından bir limited şirket sözleşmesi vasfı taşımaz. Sicil müdürünün ret kararı hukuka uygundur.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): X Limited Şirketi'nin kuruluşu sırasında yetkilendirilmiş ticaret sicili personeli huzurunda atılan imzalardan sonra, kurucu ortaklardan Y, aslında sözleşmeyi okumadığını ve sözleşmede yer alan "ağırlaştırılmış rekabet yasağı" hükmü [11, 12] ile bağlı olmadığını iddia ederek tespit davası açar. Hukuki analiz: TTK m. 575 ve m. 577 hükümleri uyarınca, kanuna uygun olarak yetkili personel huzurunda imzalanan ve tescil edilen şirket sözleşmesindeki bağlayıcı kayıtlar tüm kurucuları kapsar [6]. Y’nin, irade fesadı (hata, hile, korkutma) hallerini TBK hükümleri çerçevesinde genel ispat kuralları ile kanıtlaması gerekir. Resmi makam (sicil personeli) huzurunda atılan imza, aksini ispat yükünü zorlaştıran bir karine teşkil eder. Şirket anayasası niteliğindeki bu belge, salt "okumadan imzaladım" def'i ile bertaraf edilemez.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Sözleşmenin kanuni şekle uygun olarak imzalandığı, sicil müdürlüğü kayıtları ile sabit olduğundan; imzanın sahteliği veya irade fesadı iddialarını ileri süren taraf, bu iddiasını kesin delillerle (TBK ve HMK m. 201 vd. hükümleri çerçevesinde) ispatlamakla yükümlüdür.
  • Zamanaşımı / Süreler: Şirket sözleşmesinin, imzalandığı tarihi izleyen otuz gün içinde şirketin merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan olunması gerekir (TTK m. 587/1) [13, 14].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Şirket sözleşmesinin kuruluş aşamasındaki şekil eksikliklerinden veya kurucu irade uyuşmazlıklarından kaynaklanan davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir; yetkili mahkeme ise kurulacak/kurulan şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: 2018 yılında yürürlüğe giren reform sonrasında, kuruluş sözleşmelerinin halen noter huzurunda onaylanmasının zorunlu zannedilmesi uygulamada zaman ve maliyet kaybına yol açmaktadır. Sadece kuruluş sözleşmesi sicil müdürlüğü yetkilisi huzurunda imzalanmaktadır; ancak pay devri gibi işlemlerde (TTK m. 595) noter onayı şartı devam etmektedir [15].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 575 hükmünde yapılan 2018 değişikliği, "İş Yapma Kolaylığı" (Doing Business) endekslerinde Türkiye'nin sırasını yükseltmek ve şirket kuruluşlarını hızlandırmak amacıyla yapılmış ekonomik-politik bir tercihtir. Hukuki ve dogmatik açıdan bakıldığında bu reform; doktrinde bazı endişeleri de beraberinde getirmiştir. Noterlerin, kurucuları hukuki işlemlerin sonuçları (özellikle ek ödeme yükümlülüğü, intifa hakları, rekabet yasağı gibi çetrefilli TTK m. 577 düzenlemeleri) hakkında aydınlatma ve danışmanlık yapma işlevi bulunmaktadır. Ticaret sicili personelinin, yoğun iş yükü altında, kuruculara bu seviyede bir hukuki aydınlatma yapıp yapamayacağı tartışmalıdır.

Öte yandan, şirket sözleşmesinin limited şirketin "anayasası" niteliğinde olması [16] karşısında, katı şekil kurallarının devletin ticaret sicili memurları aracılığıyla doğrudan denetimi altına alınması, sicilin olumlu işlevini daha kuruluş anında başlatması bakımından isabetlidir. İlgili reform, bürokratik engelleri ve değerli kâğıt bedeli gibi maliyetleri ortadan kaldırarak [3] sermayenin tabana yayılması felsefesine uygun düşmüştür. Ancak kanun koyucunun, limited şirket sözleşmesinin taşıdığı ağır hukuki yükümlülükler dikkate alındığında, ticaret sicili personelinin donanım ve eğitim standartlarını da bu yeni noterlik fonksiyonunu karşılayacak seviyede tutması, sistemin sağlıklı işlemesi açısından hayati öneme sahiptir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.