Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 571

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**II

  • Görevden alınma**

Madde 571 - (1) Şirketi yöne tmek ve temsil etmekle görevli olan komandite ortaklar, kollektif şirketin yönetimine ve temsiline görevli ortaklar için kanunda belirlenen hâllerde ve öngörülen şartlar uyarınca görevden alınabilirler. Görevden alma kararının tescili ile, görevden alınan ortağın şirketin bu tarihten sonra doğacak borçlarından dolayı kişisel sorumlulukları sona erer.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 571. maddesi, kanunun "Ticaret Şirketleri" başlıklı İkinci Kitabı'nın "Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket" (SPBK) başlıklı Beşinci Kısmı içerisinde yer almaktadır [1, 2]. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, yapıları itibarıyla anonim şirketler ile şahıs şirketlerinin (özellikle kollektif ve adi komandit şirketlerin) özelliklerini bünyesinde barındıran melez (hibrit) ve sui generis bir şirket türüdür [1, 3]. Bu şirket türünde, tıpkı anonim şirketlerde olduğu gibi sermaye paylara bölünmüştür; ancak ortaklardan en az birinin (komandite) şirket alacaklılarına karşı sorumluluğu sınırlandırılmamıştır [1].

TTK m. 571, şirketi yönetmek ve temsil etmekle görevli olan komandite ortakların görevden alınma usulünü ve bu işlemin kişisel sorumluluk üzerindeki etkisini düzenlemektedir [2]. Madde, doğrudan bağımsız bir kural ihdas etmek yerine, TTK’nın şahıs şirketlerine, özelinde ise kollektif şirketin yönetimine ve temsiline ilişkin hükümlerine bir atıf (yollama) yöntemi benimsemiştir [2]. Bu atıf, komandite ortağın statüsünün, şahsi sorumluluğu nedeniyle anonim şirket yönetim kurulu üyelerinden ziyade kollektif şirket ortaklarına daha yakın olduğu doktrinel temeline dayanmaktadır. Maddenin ikinci cümlesi ise, görevden alma işleminin üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etme anını "tescil" şartına bağlayarak, ticari hayatta hukuki güvenlik ve güvenin korunması ilkelerini somutlaştırmaktadır [2].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Yönetim ve Temsille Görevli Komandite Ortak

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, komandite ortaklar sınırsız ve müteselsil sorumluluk taşırlar [1]. Kural olarak bu şirketlerin yönetimi ve temsili, tıpkı kollektif ve adi komandit şirketlerde olduğu gibi komandite ortaklara aittir. Anonim şirketlerde yönetim kurulu ad nutum (her zaman, şartsız) görevden alınabilirken (TTK m. 364) [4], sınırsız sorumluluk altına giren komandite ortağın yönetim hak ve yetkisi, onun bu ağır sorumluluğunun bir karşılığı, adeta bir teminatı niteliğindedir. Bu nedenle, görevden alınmaları sıradan bir sermaye şirketi yöneticisinin azlinden çok daha sıkı şekil şartlarına tabidir.

2.2. Kollektif Şirket Hükümlerine Atıf ve "Belirlenen Haller ile Öngörülen Şartlar"

TTK m. 571/1 hükmü uyarınca komandite ortakların görevden alınmasında kollektif şirkete ilişkin kurallar uygulanacaktır [2]. Bu atıf doğrultusunda TTK m. 219 ve m. 220 hükümleri devreye girmektedir. Eğer komandite ortak şirket sözleşmesiyle (esas sözleşme) atanmışsa (TTK m. 219), yönetim hak ve görevi diğer ortaklar tarafından tek taraflı kararla sınırlandırılamaz veya geri alınamaz [5]. Bu durumda görevden alma ancak "haklı sebeplerin varlığında" ve "mahkeme kararı" ile mümkündür [5]. Görevin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık halleri kanun tarafından açıkça haklı sebep olarak nitelendirilmiştir [5]. Şayet yönetici ortak şirket kuruluşundan sonra ortaklar kararıyla atanmışsa (TTK m. 220), bu durumda çoğunluk kararıyla görevden alınması mümkündür. Çoğunluk sağlanamazsa, yine haklı sebebin ispatı şartıyla mahkemeye başvurulabilecektir [6].

2.3. Tescilin "Kurucu" (İnşai) Etkisi ve Sorumluluğun Sona Ermesi

Madde metninde yer alan "Görevden alma kararının tescili ile, görevden alınan ortağın şirketin bu tarihten sonra doğacak borçlarından dolayı kişisel sorumlulukları sona erer." şeklindeki amir hüküm [2], ticaret sicili hukukundaki genel kurallardan bir sapma niteliği taşımaktadır. Kural olarak ticaret siciline tescil bildirici (ihdari) etkiye sahipken, TTK m. 571'de şahsi sorumluluğun "geleceğe dönük olarak" (ex nunc) sona ermesi bakımından tescile inşai (kurucu) bir etki atfedilmiştir. Bu hükmün (Ratio Legis) amacı, şirket alacaklılarının, şirketin borçlarından sınırsız sorumlu olan yöneticinin statüsündeki değişikliği ticaret sicili aracılığıyla kesin olarak bilebilmesi ve işlem güvenliğinin tesis edilmesidir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 565 ve m. 570 ile İlişkisi: TTK m. 565, komanditelerin birbirleriyle ve üçüncü kişilerle ilişkilerinde komandit şirket hükümlerinin uygulanacağını belirtirken [1], TTK m. 570, anonim şirket yönetim kurulunun görev ve sorumluluklarına ilişkin hükümlerin yönetici komanditeler hakkında da geçerli olacağını öngörmüştür. TTK m. 571 ise bu karmaşık yapıda görevden alınma kurumunun özünü şahıs şirketi rejimine (kollektif şirket m. 219 ve m. 220) bağlayarak sistemin yapıtaşlarını dengelemektedir.
  • TTK m. 219 ve m. 220 (Kollektif Şirketlere Atıf): Maddenin kalbi konumunda olan bu yollama, esas sözleşme ile atanan komanditenin ancak haklı sebep ve mahkeme kararıyla görevden alınabilmesini zorunlu kılmıştır [5, 6].
  • TTK m. 364 (Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Azli): Anonim şirketlerde yönetim organı her zaman genel kurul tarafından görevden alınabilirken (ad nutum azil) [4], SPBK'da komandite ortak ancak kollektif şirket şartlarında azledilir. Bu husus, sınırsız sorumluluk ile yönetim hakkı arasındaki karşılıklılık ilkesinin (Sallallust ilkesi) bir tezahürüdür.
  • Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 506 vd. (Vekalet Akdi): Yönetim hakkının mahkeme kararı haricinde geri alınamaması, vekalet sözleşmesinde vekilin her zaman azledilebilmesini öngören TBK hükümlerinin ticari şirketler hukuku lehine özel olarak bertaraf edilmesi anlamını taşımaktadır [7].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler, uygulamada ve Türk ticari hayatında nadir rastlanan şirket tiplerindendir. Bu nedenle Yargıtay önüne gelen ihtilaflar genellikle kollektif şirketlerde haklı sebeple yöneticinin azline (TTK m. 219/220) ilişkin emsal kararlar üzerinden şekillenmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre "haklı sebep", objektif olarak yöneticiden görevi ifa etmesinin beklenemeyeceği derecede güven ilişkisinin çöktüğü durumları kapsar. Yargıtay, ticari defterlerin usulüne uygun tutulmaması, şirket fonlarının kişisel hesaplara aktarılması, rekabet yasağının ihlali veya şirketin uzun süre zarara uğratılması (basiretsizlik) gibi eylemleri kesin birer haklı sebep kabul etmektedir. Şahıs şirketi karakterinin ağır bastığı durumlarda mahkeme, yöneticinin azlini şirketin ekonomik menfaati ile ortağın şahsi sorumluluğu arasında bir denge kurarak değerlendirir. TTK m. 571 çerçevesinde açılacak bir azil davasında mahkemelerin doğrudan kollektif şirkete dair Yargıtay içtihatlarını baz alacağı doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): "Zeta Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketi"nde A, esas sözleşme ile atanan tek komandite ortaktır ve yönetim ile temsil yetkisine sahiptir. Ortaklığın B ve C isimli komanditer pay sahipleri, A'nın şirketi rekabet yasağına aykırı olarak zarara uğrattığını ve basiretsizce yönettiğini iddia ederek, genel kurulda aldıkları çoğunluk kararı ile A'yı görevden aldıklarını ticaret siciline tescil ettirmek istemişlerdir. Hukuki analiz: TTK m. 571'in kollektif şirket hükümlerine yaptığı atıf (TTK m. 219) gereğince [2, 5], esas sözleşme ile atanan komandite ortak A, ortakların salt veya nitelikli kararıyla görevden alınamaz. B ve C'nin "basiretsizlik veya rekabet yasağı" iddialarını ispat külfetiyle Asliye Ticaret Mahkemesinde "haklı nedenle azil" davası açmaları ve haklı sebebi ispat etmeleri şarttır. Mahkeme kararı olmaksızın sicil müdürlüğünün tescil talebini reddetmesi hukuka uygun olacaktır.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): "Sigma SPBK"nın yönetici komandite ortağı X, diğer ortakların başvurusu üzerine mahkeme kararıyla görevden alınmıştır. Mahkeme kararı 10 Mart 2024 tarihinde kesinleşmiş, ancak sicile tescil işlemi 20 Nisan 2024'te gerçekleştirilmiştir. Şirket, 1 Nisan 2024 tarihinde üçüncü kişi Y ile yüksek meblağlı bir ticari sözleşme imzalamış ve bu sözleşmeden doğan borcunu ödeyememiştir. Y, sınırsız sorumlu sıfatıyla eski yönetici X'e takip başlatmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 571/1'in ikinci cümlesi gereği, görevden alınan komandite ortağın sorumluluğunun geleceğe etkili olarak (ex nunc) sona ermesi "tescil" şartına bağlanmıştır [2]. X, görevden alma kararı 10 Mart'ta kesinleşmiş olsa dahi, tescil 20 Nisan'da yapıldığı için, tescilden önce (1 Nisan'da) doğan borçlardan ötürü üçüncü kişi Y'ye karşı TTK m. 571 uyarınca halen kişisel ve müteselsil sorumluluk taşımaktadır. Bu yönüyle tescil kurucu (inşai) bir etkiye sahiptir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Komandite ortağın görevden alınmasını talep eden kişi (pay sahipleri veya diğer organlar), basiretsizlik, ağır ihmal veya iktidarsızlık gibi "haklı sebebin" varlığını somut delillerle ispatla mükelleftir (TMK m. 6 kuralı).
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 571 uyarınca tescil işleminden sonra doğan borçlar için sorumluluk anında kalkar [2]. Ancak tescilden önce doğmuş şirket borçlarından kaynaklı şahsi sorumluluk, ayrılmanın (azlin) tescilinden itibaren TTK m. 264 hükmü kıyasen uygulanarak üç yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabidir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Uyuşmazlık, Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür. TTK m. 1521 uyarınca şirketler hukukundan kaynaklanan yöneticilere ve organlara karşı açılan davalarda basit yargılama usulü uygulanır [8].
  • Yaygın uygulama hataları: En sık karşılaşılan hata, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin bir "sermaye şirketi" (TTK m. 124) olması niteliğinden hareketle [3], komandite ortağın tıpkı anonim şirket yönetim kurulu üyesi gibi genel kurul kararıyla (TTK m. 364) her an şartsız azledilebileceğinin düşünülmesidir.

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 571 hükmü, doktrinde Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Ersin Çamoğlu gibi önde gelen otoriteler tarafından, SPBK'nın ikili yapısındaki çelişkileri dengeleyen pragmatik bir düzenleme olarak kabul edilmektedir. Ne var ki hükmün yapısı gereği, anonim şirketin yoğun sermaye dinamikleri ile şahıs şirketinin karşılıklı güvene dayalı kişisel yapı taşları çatışmaktadır. Sermaye gücünü elinde tutan pay sahiplerinin, şirketi kötü yöneten bir komandite ortağı sırf esas sözleşmede adı yazılı diye derhal azledemeyip uzun süren bir yargı sürecine (mahkeme kararına) mahkûm kalmaları, ekonomik rasyonalite ve şirket menfaatinin (ratio oeconomica) zarar görmesine sebebiyet verebilmektedir.

Öte yandan, sorumluluğun ortadan kalkmasını salt "tescil" işleminin tamamlanmasına bağlayan ikinci cümle, yöneticinin iradesi dışında geciken tescil işlemlerinde (örneğin bürokratik gecikmeler yahut diğer ortakların kötüniyetli savsaklaması), yöneticinin haksız yere şahsi malvarlığıyla sorumlu tutulması riskini doğurmaktadır. Doktrinde bazı yazarlarca (örneğin Mehmet Bahtiyar, Hasan Pulaşlı [9]), tescil şartının mutlaklığı eleştirilerek üçüncü kişinin yöneticinin görevden alındığını bildiği hallerde (kötüniyet) tescil gecikse dahi yöneticinin sorumluluğunun kalkması gerektiği (TMK m. 2 dürüstlük kuralı ekseninde) tartışılmaktadır. Nitekim kanun koyucunun şekli bir kesinliği maddi gerçeğe üstün tutması, ticari hayattaki hakkaniyet dengesini belirli olaylarda zedelemeye müsaittir. Mevcut yasal durum de lege lata (olan hukuk) tescilin kurucu etkisini tartışılamaz kılsa da, de lege feranda (olması gereken hukuk) bakımından TMK m. 2'nin koruyucu şemsiyesinin yargı içtihatlarıyla bu fıkraya entegre edilmesi zaruridir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.