1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket” başlıklı Beşinci Kısmı altında yer alan 568. madde, bu şirket türüne özgü kurucu sıfatını ve kuruluş şartlarını düzenlemektedir. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket, yapısal olarak hem şahıs şirketi unsurlarını (komandite ortaklar bakımından kollektif şirket yapısı) hem de sermaye şirketi unsurlarını (komanditer ortaklar bakımından anonim şirket yapısı) bünyesinde barındıran karma nitelikli bir ticaret şirketidir [1, 2].
TTK m. 568 hükmü, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin genel kurallardan ayrılan özel bir düzenleme niteliğindedir. Kanun koyucu, bu şirket tipinin bünyesindeki şahıs şirketi unsurlarını dikkate alarak, kurucu sıfatının kazanılmasını, asgari kurucu sayısını ve komandite ortak zorunluluğunu özel olarak hüküm altına almıştır [3, 4]. Madde, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin kuruluş aşamasında kimlerin kurucu sıfatını haiz olacağını belirlerken, ayni sermaye getiren kişileri de mutlak surette kurucu olarak nitelendirerek kuruluşta işlem güvenliğini ve sorumluluk rejimini genişletmeyi amaçlamaktadır [3].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kurucu Sıfatının Kazanılması ve Ayni Sermaye Unsuru
TTK m. 568/1 uyarınca, "Esas sözleşmeyi imzalayanlarla şirkete paradan başka sermaye koyanların tümü kurucu sayılır" [3]. Bu fıkra, kurucu sıfatının kazanılmasını iki alternatif şarta bağlamıştır:
- Esas sözleşmeyi imzalamak: Şirketin kuruluş iradesini ortaya koyan esas sözleşmenin asli tarafı olmak.
- Ayni sermaye koymak: Şirkete paradan başka (nakdi olmayan) bir malvarlığı değerini sermaye olarak taahhüt etmek.
Anonim şirketlere ilişkin TTK m. 337 hükmünde kurucu sıfatı, "pay taahhüt edip esas sözleşmeyi imzalayan gerçek ve tüzel kişiler" olarak tanımlanmışken [5]; sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde "ayni sermaye koyan" herkes, esas sözleşmeyi kurucu iradesiyle imzalamamış olsa dahi, kanun gereği (ex lege) kurucu sayılmaktadır [3]. Bu durum, ayni sermaye konulması sürecinde ortaya çıkabilecek muvazaalı değerlemelerin önüne geçmek ve bu kişileri kuruluştan doğan sorumluluk rejimine (TTK m. 549 vd.) dâhil etmek amacıyla benimsenmiş katı bir kuraldır.
2.2. Asgari Kurucu Sayısı ve Komandite Ortak Zorunluluğu
TTK m. 568/2 uyarınca, "Kurucular beş kişiden az olamaz. Kuruculardan en az birinin komandite olması şarttır" [3, 4]. Anonim şirketler bakımından 6102 sayılı TTK ile tek kişilik kuruluş imkânı (TTK m. 338) getirilmiş olmasına rağmen [6], sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler için asgari beş kurucu şartı muhafaza edilmiştir.
Ayrıca, şirketin karma yapısının bir gereği olarak, asgari beş kurucudan en az birinin şirket alacaklılarına karşı bütün malvarlığı ile sınırsız ve müteselsil sorumlu olan "komandite" ortak sıfatını taşıması emredici bir şarttır [3, 4].
2.3. Komanditer Kurucuların Pay Tutarının Esas Sözleşmeye Yazılması
Maddenin son cümlesinde, "Kurucu sıfatını haiz olan komanditerlerin sahip oldukları payların her birinin tutarının esas sözleşmeye yazılması gerekir" hükmü amirdir [4]. Komanditer ortakların sorumluluğu koydukları sermaye ile sınırlı olduğundan, üçüncü kişilerin ve alacaklıların korunması, şeffaflık ve şirket sermayesinin net bir şekilde belirlenmesi adına komanditerlerin pay tutarlarının esas sözleşmede birebir gösterilmesi zorunlu kılınmıştır.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 564 (Tanım): Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin niteliğini ve ortakların sorumluluk rejimini (komandite/komanditer ayrımı) çizen temel maddedir [1, 2]. TTK m. 568'deki komandite zorunluluğunun ratio legis'i bu maddede yatmaktadır.
- TTK m. 569 (Anonim Şirket Hükümlerine Atıf): Kuruluşa, anonim şirketlerin kuruluşuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmektedir [4]. Ancak m. 568, m. 569'un istisnası lex specialis niteliğindedir. Anonim şirkette asgari kurucu sayısı bir (1) iken (TTK m. 338) [6], m. 568'deki özel hüküm gereği bu şirket türünde asgari beş (5) kişi aranır [3].
- TTK m. 337 (Anonim Şirketlerde Kurucu): Anonim şirketlerde kurucu sıfatı ile m. 568/1 arasındaki farklılık, ayni sermaye koyanların durumu bakımından sistematik bir ayrışma yaratır [3, 5].
- TTK m. 549 ve 553 (Kuruluştan Doğan Sorumluluk): TTK m. 568 uyarınca kurucu sıfatını kazanan herkes (özellikle ayni sermaye koyanlar), belgelerin gerçeğe aykırılığından veya kuruluş sırasındaki yolsuzluklardan TTK m. 549 ve m. 553 kapsamında müteselsilen sorumlu tutulacaktır [7, 8].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin, Türkiye'deki ticari hayat uygulaması ve istatistiki veriler dikkate alındığında sayıca son derece az olması sebebiyle, doğrudan TTK m. 568'in ihlaline ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu veya ilgili Ticaret Dairelerinin (özellikle 11. Hukuk Dairesi) yerleşik, spesifik bir içtihadına rastlamak güçtür.
Ancak, Yargıtay'ın kurucu sıfatına ve kuruluştan doğan sorumluluğa (TTK m. 549, m. 553) ilişkin anonim şirketler bakımından geliştirdiği temel içtihat ilkeleri, TTK m. 569'un atfıyla bu şirket türü için de geçerlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi yerleşik kararlarında, ayni sermaye taahhüdünde bulunan veya esas sözleşmeyi imzalayan kurucuların, şirket malvarlığının korunması ilkesi uyarınca kuruluş aşamasındaki değerleme hilelerinden ve taahhüt eksikliklerinden basiretli bir tacir ve dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde müteselsilen sorumlu olduklarını içtihat etmektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
A, B, C ve D isimli dört gerçek kişi, aralarında birleşerek bir sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket kurmak üzere esas sözleşme hazırlamış, A'yı komandite, diğerlerini komanditer olarak belirlemiştir. Hazırlanan esas sözleşme ticaret sicili müdürü huzurunda imzalanarak tescil talebiyle sicil müdürlüğüne sunulmuştur.
Hukuki analiz: TTK m. 568/2 uyarınca, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde kurucular beş kişiden az olamaz [3]. Olayda yalnızca dört kurucu bulunmaktadır. Ticaret sicili müdürü, kuruluş işlemlerinin kanunun emredici hükmüne aykırı olması sebebiyle tescil talebini reddetmekle hukuka uygun davranmış olacaktır.
Olay 2:
Bir sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket kuruluşunda, A, B, C, D ve E esas sözleşmeyi kurucu sıfatıyla imzalamış ve A komandite ortak olarak belirlenmiştir. X isimli şahıs ise esas sözleşmeyi kurucu sıfatıyla imzalamamış, ancak şirkete kendisine ait bir gayrimenkulü ayni sermaye olarak koymuştur. Kuruluş aşamasında gayrimenkulün değerinin hileli bir raporla fahiş gösterildiği ortaya çıkmıştır.
Hukuki analiz: X, esas sözleşmeyi imzalamamış olsa dahi TTK m. 568/1 amir hükmü gereğince "şirkete paradan başka sermaye koyduğu" için kanunen kurucu statüsündedir [3]. Dolayısıyla, ayni sermaye değerlemesindeki fahişlikten ve hileden, kuruluştan doğan sorumluluk (TTK m. 549) hükümleri çerçevesinde tıpkı diğer kurucular A, B, C, D ve E gibi şirkete ve alacaklılara karşı müteselsilen sorumlu olacaktır [3, 7].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Bir kişinin kurucu sıfatını haiz olduğunun ispatı, esas sözleşmedeki imzası veya ayni sermaye tahsisine ilişkin değerleme raporları/tapu şerhleri üzerinden yapılır. Ayni sermaye taahhüdünde bulunulduğunun ispatı, ilgili kişiye kurucu sorumluluğu yüklemek için yeterlidir.
- Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 568 bağlamında kurucu sıfatını taşıyanların kuruluştan doğan zararlardan sorumluluğuna ilişkin ibra yasağı, şirketin tescilinden itibaren dört yıl geçmedikçe geçerliliğini korur (TTK m. 559) [9, 10].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kurucu sıfatı ve kuruluştan doğan ihtilaflarla ilgili davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi, yetkili mahkeme ise şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, anonim şirketlerin tek kişi ile kurulabilmesi kolaylığına (TTK m. 338) alışkın olan hukukçuların ve mali müşavirlerin, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket kuruluşunda asgari 5 kişi ve en az 1 komandite ortak şartını atlamaları en sık karşılaşılan tescil ret sebeplerindendir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 568 hükmü, doktrinde yapısal tutarsızlıkları bakımından eleştirilmektedir. 6102 sayılı TTK ile anonim ve limited şirketler için "tek borç ilkesi" ve "tek kişi ile kurulabilme" (TTK m. 338 ve m. 573) modernizasyonu benimsenmişken [6, 11], anonim şirketin bir varyasyonu niteliğindeki sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler için eski sistemden kalma "asgari beş kişi" şartının sürdürülmesi çelişkilidir.
Doktrindeki hâkim görüşlere göre, bir komandite ve bir komanditer olmak üzere asgari iki kişinin bulunması, bu şirketin karma (şahıs-sermaye) niteliğini sağlamak için teknik olarak yeterlidir. Asgari sayının beşe çıkarılması, AB müktesebatına ve modern ticaret hukuku trendlerine uygun düşmeyen arkaik bir düzenleme olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, şirkete ayni sermaye getiren herkesin doğrudan kurucu kabul edilmesi kuralı (m. 568/1), sermaye sağlamak isteyen ancak kurucu sorumluluğu altına girmek istemeyen potansiyel yatırımcılar (özellikle melek yatırımcılar) açısından bu şirket türünü cazip olmaktan çıkaran aşırı katı bir sınırlamadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.