Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 563

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

B) Soruşturma ve kovuşturma usulü


Madde 563 - (Mülga: 26/6/2012 - 6335/43 md.) BEŞİNCİ KISIM Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirket A) Tanımı


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) “Cezai Sorumluluk” başlığını taşıyan Onikinci Bölümünde, anonim şirketlere ilişkin cezai yaptırımların ve bu yaptırımların usulüne ilişkin hükümlerin düzenlendiği bir normatif altyapı tasarlanmıştır. Bu sistematiğin merkezinde, şirketler hukuku alanında işlenen suçlar ve kabahatleri maddi ceza hukuku bağlamında ele alan TTK m. 562 hükmü yer almaktadır [1-4]. TTK m. 563 ise asıl tasarıda, bu suçlara ilişkin “Soruşturma ve kovuşturma usulü”nü düzenlemek üzere kaleme alınmıştır [5].

Ancak 6102 sayılı TTK henüz yürürlüğe girmeden önce, iş dünyasından ve hukuk doktrininden gelen yoğun eleştiriler üzerine, teşrii süreçte önemli bir revizyona gidilmiş ve 26.06.2012 tarihli ve 6335 sayılı Kanun kabul edilmiştir [6, 7]. Bu Kanun ile TTK’nın cezai yaptırım ve sorumluluk sistemi ciddi bir revizyona tabi tutulmuş, hapis cezası öngörülen pek çok ihlal idari para cezasına veya adli para cezasına dönüştürülmüştür [6]. Bu eksende, TTK m. 563 hükmü, 6335 sayılı Kanun'un 43. maddesi ile tümden mülga edilmiş (yürürlükten kaldırılmış) ve kanun metninden çıkarılmıştır [5].

Bu ilganın temel hukuki rasyosu; ticaret şirketleri bağlamında işlenen suçların soruşturma ve kovuşturma usullerinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) dışında istisnai, parçalı ve özel bir usul rejimi yaratmaktan kaçınmaktır. Sistematik bütünlük gereği, TTK m. 562’de düzenlenen suç tiplerinin soruşturma ve kovuşturma süreçleri, mülga m. 563'ün boşluğuyla birlikte tamamen genel ceza muhakemesi prensiplerine (CMK hükümlerine) tabi kılınmıştır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Madde metni mülga edilmiş olmakla birlikte, kanun koyucunun düzenleme alanından çıkardığı kavramların hukuki tahlili, mevcut sistemin anlaşılması bakımından zaruridir.

2.1. Soruşturma Usulü ve Genel Hükümlere Tabi Olma Durumu

Ceza hukukunda soruşturma, yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi ifade eder. Orijinal TTK tasarısında, iktisadi suçların karmaşıklığı gözetilerek şikâyet, savcılığın re'sen harekete geçme şartları veya birtakım ön izin müesseseleri (örneğin SPK veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkililerinin bildirimi gibi) öngörülmesi tartışılmıştı. Ancak 563. maddenin mülga edilmesiyle, TTK m. 562 kapsamında öngörülen (örneğin sahte belge düzenlenmesi, ticarî defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapılması vb. [4, 8]) fiillerin soruşturulmasında 5271 sayılı CMK hükümleri tam bir uygulama alanı bulmuştur.

2.2. Kovuşturma Usulü

Kovuşturma, iddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir. İktisadi suçların kovuşturulmasında uzman ihtisas mahkemelerinin görevlendirilmesi ya da ticaret mahkemelerinin yetkilerinin genişletilmesi tartışmaları doktrinde yer bulmuşsa da, 563. maddenin ilgası, bu suçların genel asliye ceza ve ağır ceza mahkemelerinde, standart muhakeme kuralları ile yürütülmesini kesinleştirmiştir.

3. Sistematik İlişkiler

Mülga 563. maddenin yarattığı yasal durum, ticaret hukuku ile ceza muhakemesi hukuku arasında zorunlu çapraz bağların kurulmasına neden olmuştur.

  • TTK m. 562 ile İlişkisi: TTK m. 562, şirketin kuruluşu, sermaye artırımı, defterlerin tutulması (TTK m. 64), belgelerin sahte düzenlenmesi (TTK m. 549), değer biçmede yolsuzluk (TTK m. 551) gibi hallerde hapis ve adli para cezaları öngörmektedir [2, 4, 8-10]. Bu maddi ceza normlarının usul boyutunu CMK tamamlamaktadır.
  • CMK m. 158 vd. (İhbar ve Şikâyet) ile İlişkisi: Mülga madde nedeniyle, TTK m. 562 kapsamındaki suçların takibi şikâyete bağlı suçlardan değilse, Cumhuriyet savcıları re'sen soruşturma başlatmakla mükelleftir.
  • TTK m. 210 ile İlişkisi: TTK m. 210, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına ticaret şirketlerinin işlemleri üzerinde denetim yetkisi verir [11, 12]. Bakanlık müfettişlerinin denetimleri sırasında TTK m. 562 kapsamına giren bir suç unsuruna rastlamaları halinde, durumu doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmeleri gerekmektedir. Özel bir kovuşturma usulü öngörülmediğinden, genel ihbar yükümlülükleri devreye girer.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

TTK m. 563 mülga olduğundan, ticari suçların muhakemesine ilişkin Yargıtay (özellikle Yargıtay Ceza Daireleri) içtihatları tamamen CMK kuralları etrafında şekillenmektedir. Yargıtay uygulamalarında öne çıkan temel ilkeler şunlardır:

  • Ticari Suçlarda Ön İnceleme ve Bilirkişi Raporları: Yargıtay, TTK m. 562 kapsamında (örneğin şirketin iflasını istememe veya ticari defterlerde yolsuzluk) yapılacak ceza yargılamalarında, ticaret hukuku mevzuatının son derece teknik bir alan olması sebebiyle, CMK m. 63 uyarınca alanında uzman bir heyetten (mali müşavir, ticaret hukukçusu) muhakkak bilirkişi raporu alınmasını bozma sebebi saymaktadır. Özel bir TTK usulü olmaması, ceza hakiminin ticari meseleyi kendi başına çözebileceği anlamına gelmez (Yargıtay 15. Ceza Dairesi kararları bu yöndedir).
  • Ticaret Sicilinin Etkisi: Suç failinin belirlenmesinde, suç tarihindeki şirketi temsile yetkili yönetim kurulu üyelerinin tespit edilmesi için Yargıtay, ticaret sicili kayıtlarının getirtilmesini ve "kanuni temsilci" sıfatının mutlak surette incelenmesini şart koşmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Gerçeğe Aykırı Kayıt ve Belge Düzenlenmesi): A Anonim Şirketi yönetim kurulu üyeleri, şirketin yılsonu finansal tablolarını olduklarından daha yüksek kârlılıkla göstermek amacıyla bilançoda hileli değişiklikler yapmışlar ve bu tabloları genel kurula sunmuşlardır (TTK m. 549). Pay sahiplerinden biri bu durumu fark ederek suç duyurusunda bulunmuştur. Hukuki analiz: Fiil, TTK m. 562/8 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suçtur [4]. TTK m. 563 mülga edildiği için şikâyet doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına yapılır. Herhangi bir idari kurumun izni beklenmeksizin savcılık, CMK hükümleri uyarınca re'sen soruşturma yürütür, delilleri toplar ve asliye ceza mahkemesinde kamu davası açar.

Olay 2 (Ayni Sermaye Değerlemesinde Yolsuzluk): Bir limited şirket kuruluşunda kurucu X, ayni sermaye olarak koyduğu taşınmazın emsaline oranla fahiş derecede yüksek bir fiyatla değerlenmesini sağlamış ve değerleme raporunda yolsuzluk yapmıştır (TTK m. 551, TTK m. 562/10). Hukuki analiz: Fail, TTK m. 562/10 uyarınca doksan günden az olmamak üzere adli para cezasıyla karşı karşıyadır [4, 10]. Suçun muhakemesi, mülga m. 563 dolayısıyla özel bir merasime (örneğin Ticaret Bakanlığı müfettişlerinin zorunlu tahkikatına) tabi değildir. Suç teşkil eden fiil öğrenildiği andan itibaren ceza soruşturması başlar.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Ticaret davalarında hukuki sorumluluk için ispat yükü değişebilmekle birlikte (Örn: TTK m. 553 kapsamında yöneticilerin kusuru), cezai süreçte (eski m. 563 alanı) CMK ilkeleri gereği ispat külfeti iddia makamına (savcılığa) aittir ve "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi tam olarak geçerlidir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK'da cezai zamanaşımına ilişkin özel bir düzenleme (usul) bulunmadığından, TTK m. 562'de yer alan cezaların nev'i ve miktarlarına göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 66. maddesindeki genel dava zamanaşımı süreleri uygulanır.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Şirketler hukukuna ilişkin tazminat davaları (hukuki sorumluluk) Asliye Ticaret Mahkemesinde (TTK m. 561) görülürken [1]; fiillerin suç teşkil eden ceza boyutu Asliye Ceza veya Ağır Ceza Mahkemelerinde (suçun niteliğine göre) görülür. Ceza mahkemesi ile ticaret mahkemesi bekletici mesele kararları verebilir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, TTK'da özel bir usul hükmü (mülga m. 563 gibi) varmışçasına, suç duyurularının önce Ticaret Bakanlığına veya ticaret mahkemelerine yöneltilmesi gerektiği yanılgısına düşülmektedir. Suç eylemleri için doğrudan adli mercilere başvurulmalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, Prof. Dr. Reha Poroy ve Prof. Dr. Ersin Çamoğlu gibi otoritelerin vurguladığı üzere, 6102 sayılı TTK ilk yayımlandığında hem ciddi bir hukuki sorumluluk (katı teselsül vs.) hem de çok geniş bir cezai sorumluluk ağı kurgulamıştı [6, 7, 13, 14]. Bu sistemin kendi içinde bir "Soruşturma ve kovuşturma usulü" (m. 563) barındırması, şirketler hukuku ihlallerini adeta mali bir ihtisas ceza yargılamasına dönüştürme eğilimi taşıyordu.

Ancak 6335 sayılı Kanun ile ekonomik suça ekonomik ceza ilkesi çerçevesinde hapis cezaları azaltılmış, yöneticilerin sorumluluğu "kusur" esasına bağlanarak (farklılaştırılmış teselsül) makul bir düzleme çekilmiş [6, 15, 16] ve 563. madde yürürlükten kaldırılarak muhakeme usulündeki "özel rejim" tehlikesi bertaraf edilmiştir. Doktrinde hâkim görüş; TTK m. 563'ün ilgasının isabetli olduğu, zira Türk yargı sisteminde farklı kanunlar altında parçalı ceza muhakemesi usulleri yaratılmasının, uygulamada ciddi yetki, görev ve adil yargılanma sorunları doğuracağı yönündedir (Kendigelen, Yeni Türk Ticaret Kanunu, Değişiklikler ve İlk Tespitler, s. 396 vd.). Şirket yöneticilerinin ve kurucuların, eylemlerinin salt idari bir süzgeçten geçmeksizin doğrudan evrensel CMK teminatları altında yargılanmaları, silahların eşitliği ve kanunilik ilkeleri açısından daha sağlıklı bir normatif zemin oluşturmuştur.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.