Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 557

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**III

  • Teselsül ve başvuru**

Madde 557 - (1) Birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve duru mun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. (2) Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının taz minat borcunu belirlemesini isteyebilir. (3) Birden çok sorumlu arasındaki başvuru, durumun bütün gerekleri dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 557 hükmü, anonim ve limited şirketlerde yöneticilerin, denetçilerin ve kurucuların hukuki sorumluluğuna hâkim olan teselsül rejiminde, Türk şirketler hukuku doktrini ve uygulaması bakımından devrim niteliğinde bir paradigma değişimini ifade etmektedir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde benimsenen ve uygulamada yöneticiler açısından son derece ağır sonuçlar doğuran "mutlak teselsül" (müteselsil sorumluluk) anlayışı terk edilmiş; bunun yerine hakkaniyete ve kusur oranına dayalı "farklılaştırılmış teselsül" (differenzierte Solidarität) ilkesi benimsenmiştir [1, 2].

Farklılaştırılmış teselsül, alacaklıyı (şirketi, pay sahiplerini veya alacaklıları) borçlulardan birinin aczinden koruma amacına hizmet etmeye devam eden, ancak teselsül ilişkisinde her bir borçlunun kusurunun ve somut durumun gereklerinin dikkate alınmasını öngören hukuki bir kurumdur [3]. Bu sistem, İsviçre Borçlar Kanunu’nun (OR) 759. maddesinden esinlenilerek Türk hukukuna kazandırılmıştır [1, 4]. İlkenin temel felsefesi; müteselsil sorumluluğun sadece "birlikte verilen zarar" için söz konusu olması, bunun dışında kalan sorumluların ise yalnızca kendi eylemleriyle tek başlarına verdikleri zararlardan sorumlu tutulmasıdır [5, 6]. Dolayısıyla her bir yönetici veya sorumlu kişi, zararın tamamından değil, kusuru ve durumun gereklerine göre "zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde" (teselsül tavanına kadar) müteselsilen sorumlu olmaktadır [4, 7].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Farklılaştırılmış Teselsül ve Şahsen Yükletilebilirlik Ölçütü (TTK m. 557/1)

Maddenin birinci fıkrasında yer alan "kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde" ibaresi, farklılaştırılmış teselsülün temel yapıtaşıdır [6, 7]. Doktrinde de ifade edildiği üzere, müteselsil sorumluluğun uygulandığı hallerde, mahkeme öncelikle sorumluların tek başlarına verdikleri zarar ile birlikte verdikleri zararı birbirinden ayırmalıdır [8]. Zararın birlikte verildiği kısımlar için dahi, her bir yöneticinin kusurunun ağırlığı ve indirim sebepleri (Türk Borçlar Kanunu m. 51 ve 52) dikkate alınarak sorumluluk tavanı belirlenir [8, 9]. Bu yönüyle TTK m. 557/1, zararın tümünün tek bir potada eritilerek illiyet bağı zayıf olan kişilere yüklenmesini engeller; uygun nedensellik bağı kurallarını tazminat hukukunun merkezine oturtur [8, 10].

2.2. Davacının Birlikte Dava Açma Hakkı ve Tek Yargılama (TTK m. 557/2)

Farklılaştırılmış teselsül hesabının bizzat davacı (örneğin zarara uğrayan şirket veya alacaklı) tarafından yapılarak davanın buna göre açılması usulen son derece güçtür [11]. Kanunkoyucu, ispat ve hesaplama yükünün davacı üzerinde yaratacağı bu ağır külfeti hafifletmek amacıyla TTK m. 557/2 hükmünü sevk etmiştir [11, 12]. Bu fıkra uyarınca davacı, birden çok sorumlu kişiyi "zararın tamamı" için birlikte dava edebilir [11]. Hâkim, aynı dava içerisinde her bir davalının (yönetim kurulu üyesi, denetçi vb.) tazminat borcunun sınırını ve teselsül tavanını tek tek belirlemekle yetkilendirilmiştir [11, 13]. İsviçre ve Türk doktrinindeki "zararın tamamı" kavramı, zarar verenlerin hukuka aykırı eylem ve kararlarının birlikte şirkete verdikleri zararların bütününü ifade eder [14].

2.3. Sorumlular Arası İç İlişki ve Rücu (TTK m. 557/3)

Maddenin üçüncü fıkrası, sorumlular arasındaki iç ilişkiyi ve rücu mekanizmasını düzenlemektedir [15]. Mülga Kanun döneminde anonim şirketlerde sorumluluk davasında müteselsil sorumlular arasındaki rücuu düzenleyen açık bir hüküm bulunmamakta iken, yeni TTK bu eksikliği gidermiştir [15]. Rücu ilişkisinde hâkim, durumun bütün gereklerini (kusur oranları, TBK m. 51 ve 52 hükümleri, görev dağılımı vb.) dikkate alarak adalete uygun bir paylaştırma yapar [16, 17]. Ayrıca bu rücu mekanizması sadece davalı olan üyeler arasında değil, davada taraf olmayan ancak sorumluluğu bulunan diğer üyeleri de kapsayacak şekilde bağımsız bir rücu davasına konu edilebilir [16].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 553 (Yöneticilerin Genel Sorumluluğu): Farklılaştırılmış teselsülün devreye girebilmesi için öncelikle TTK m. 553 kapsamında yöneticilerin, kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini "kusurlarıyla" ihlal etmiş olmaları ve bir zarara sebebiyet vermeleri şarttır [18]. 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik neticesinde, TTK m. 553'te kusur ispatı davacıya bırakılmış olup, bu kusur tespiti doğrudan m. 557'deki teselsül tavanının belirlenmesini etkiler [19-21].
  • TBK m. 51 ve 52 (Haksız Fiil Tazminatının Belirlenmesi ve İndirilmesi): TTK m. 557/1'deki "durumun gereklerine göre" ifadesi, Türk Borçlar Kanunu'nun tazminatın belirlenmesi ve indirilmesine (örneğin zarar görenin rızası veya ortak kusuru) ilişkin hükümlerinin şirketler hukuku sorumluluk rejimine entegre edilmesini sağlar [9, 22].
  • TTK m. 644/1-a (Limited Şirketlere Uygulanma): TTK m. 557 hükmü, anonim şirketlere özgü bir kurum olmakla kalmayıp, TTK m. 644'ün açık yollaması gereği limited şirket müdürlerinin ve tasfiye memurlarının hukuki sorumluluklarında da aynen uygulama alanı bulur [23, 24].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

6102 sayılı TTK'nın getirdiği farklılaştırılmış teselsül ilkesi, Yargıtay'ın önüne gelen uyuşmazlıklarda mülga kanunun mutlak teselsül alışkanlıklarının kırılmasını zorunlu kılmıştır. Nitekim mehaz İsviçre Hukukunda (örneğin İsviçre Federal Mahkemesinin 11.06.1996 tarihli kararı), denetim organı ile çeşitli yönetim kurulu üyelerinin tazminat tavanlarının birbirinden farklılaştırıldığı; bazı üyelerin zararın tamamından sorumlu tutulurken bazılarının kendi kusur ve katılım oranlarına göre daha düşük meblağlardan müteselsilen sorumlu tutulduğu görülmektedir [9, 25]. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yeni dönem içtihatları da, ilk derece mahkemelerinin her bir yönetim kurulu üyesinin illiyet bağını, delegasyon (yetki devri) durumunu ve kusur ağırlığını ayrı ayrı tespit etmesi gerektiği, toptancı bir yaklaşımla tüm üyelere eşit müteselsil sorumluluk yüklenemeyeceği yönünde istikrar kazanmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Beş yönetim kurulu üyesinden (A, B, C, D, E) oluşan bir anonim şirkette, üyelerin şirkete verdikleri toplam zararın 4.000 TL olduğu tespit edilmiştir. Yapılan yargılamada, bu zararın 2.000 TL'lik kısmının tüm üyelerin katıldığı hukuka aykırı ortak bir kurul kararıyla, geriye kalan kısmının ise (1.000 TL'si A tarafından, 500 TL'si D tarafından, 500 TL'si E tarafından) üyelerin tek başlarına gerçekleştirdikleri münferit hukuka aykırı işlemlerle verildiği ispatlanmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 557/1 uyarınca mutlak teselsül uygulanmayacaktır. Zararın 2.000 TL'lik kısmı "birlikte verilen zarar" olduğundan, A, B, C, D ve E bu tutar için müteselsilen sorumludur. Ancak A, D ve E ayrıca kendi tek başlarına verdikleri zararlardan (sırasıyla 1000, 500, 500 TL) münferiden sorumludurlar. B ve C'nin sorumluluk tavanı yalnızca 2.000 TL iken, A'nın sorumluluk tavanı (2000+1000) 3.000 TL olacaktır [26, 27]. Davacı alacaklı veya şirket, TTK m. 557/2 uyarınca 4.000 TL'nin tamamı için tek bir dava açarak hâkimden bu ayrıştırmayı yapmasını talep edebilir [11, 13].

Olay 2 (kurmaca senaryo): Tekstil (kot bezi) üretimi alanında faaliyet gösteren bir anonim şirketin genel kurulu, yönetim kuruluna ihracat potansiyelini öne sürerek hazır giyim (kot pantolon ve ceket) üretimi için büyük bir fabrika yatırımı yapılması talimatını vermiştir. Yönetim kurulu, pazarın doygunluğa ulaştığını, bu yatırımın riskli olduğunu raporlamasına rağmen genel kurul kararında ısrarcı olmuş, yönetim kurulu da yatırımı gerçekleştirmiştir. İki yıl sonra eski teknoloji alımı ve pazar darlığı nedeniyle şirket ciddi zarara uğramıştır. Şirket, yönetim kuruluna karşı sorumluluk davası ikame etmiştir. Hukuki analiz: Bu olayda hâkim, TTK m. 557/3 ve TBK m. 52/1 uyarınca zararın doğmasında zarara uğrayanın (şirketin organı olan genel kurulun) "zararı doğuran fiile razı olmuş" olmasını (müterafik kusur) dikkate alacaktır [22, 28]. Yönetim kurulu üyelerinin sadece makine seçimindeki teknik hataları şahsi kusur olarak ayrıştırılacak, temel pazar zararından doğan teselsül tavanı ciddi oranda indirilecek veya farklılaştırılacaktır [22, 28].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: TTK m. 553 kapsamında 6335 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, zarara uğradığını iddia eden davacı, yöneticilerin kanun veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini "kusurlarıyla" ihlal ettiklerini ispatlamak zorundadır. Yöneticilerin kusursuzluklarını ispat külfeti kaldırılmıştır [19-21].
  • Zamanaşımı / Süreler: Sorumluluk davası, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 560). Fiil aynı zamanda ceza kanunlarına göre daha uzun bir zamanaşımına tabi bir suç teşkil ediyorsa, bu uzun süre hukuk davasında da uygulanır [29, 30].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Davalar, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır (TTK m. 561) [31, 32]. Basit yargılama usulüne tabidir (TTK m. 1521).
  • Yaygın uygulama hataları: Davacıların, tüm zararı mutlak teselsül mantığıyla her bir üyeden talep etmesi ve alt derece mahkemelerinin üyeler arası kusur ağırlığı ile münferit işlemleri ayrıştırmadan (şahsen isnat edilebilirlik ölçütünü ihlal ederek) tüm faturayı tüm kurula müteselsilen kesmesi uygulamada sıklıkla yapılan usul ve esas hatalarındandır [8, 33].

7. Eleştirel Değerlendirme

Farklılaştırılmış teselsül ilkesinin kabulü, şirket yöneticilerinin üzerinde Demokles'in kılıcı gibi duran adaletsiz mutlak teselsül sisteminin ortadan kaldırılması bakımından son derece isabetlidir [1, 3]. Bir üyenin, sadece kurulda yer aldığı için, hiçbir nedensellik bağı bulunmayan veya karşı oy kullandığı kararlardan doğan zararları sırf diğer üyelerin aczi sebebiyle ödemek zorunda kalması hakkaniyete aykırıydı [8]. Bununla birlikte doktrinde ve uygulamada, bu sistemin mahkemelere ağır bir hesaplama yükü getirdiği eleştirilmektedir. TTK m. 557/2 hükmü ile davacıya tanınan "zararın tamamını dava etme" hakkı davacı lehine usuli bir kolaylık sağlasa da, mahkemenin tek bir dava içinde birden fazla davalının şahsi kusur oranını, rücu limitlerini ve dış ilişkideki teselsül tavanlarını hesaplaması oldukça çetrefilli bir bilirkişi ve yargılama mesaisi gerektirmektedir [11, 13]. Sistemin sağlıklı işleyebilmesi, ticaret mahkemelerinin ihtisaslaşma düzeyinin artmasına ve "iş adamı kararı" (business judgment rule) kuramının Yargıtay tarafından daha somut sınırlarla çizilmesine bağlıdır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.