1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 416. maddesinde düzenlenen "çağrısız genel kurul" müessesesi, anonim ortaklıklar hukukunda kural olarak benimsenen "çağrılı genel kurul" ilkesinin en önemli ve istisnai yansımasıdır. Kanun koyucu, TTK m. 414 ve devamı hükümlerinde genel kurulun toplanabilmesi için son derece sıkı şekil şartlarına bağlı bir çağrı merasimi öngörmüşken; TTK m. 416 ile, özellikle kapalı (az ortaklı) anonim şirketlerin pratik ihtiyaçlarını karşılamak ve şirket işleyişindeki bürokratik engelleri aşmak amacıyla, şekil şartlarından arındırılmış bir toplantı usulü ihdas etmiştir [1-4].
Hükmün ratio legis'i (konuluş amacı), pay sahiplerinin tamamının iradesinin bir araya geldiği hallerde, çağrı merasiminin koruyucu işlevine artık gerek kalmadığı düşüncesidir. Çağrı merasiminin temel amacı, pay sahiplerini toplantıdan haberdar etmek ve toplantıya hazırlanmalarını sağlamaktır. Bütün pay sahiplerinin fiilen bir araya gelmesi ve hiçbirinin bu duruma itiraz etmemesi halinde, çağrı usulünün yerine getirilmemesi bir iptal veya yokluk sebebi olmaktan çıkmaktadır [3, 4].
İsviçre Borçlar Kanunu'nun (OR) 701. maddesinden mehaz alınan bu düzenleme [5-7], anonim şirketlerin yanı sıra TTK m. 617/3 yollamasıyla limited şirketler [8-10] ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler için de uygulama alanı bulmaktadır. Ancak vurgulamak gerekir ki, çağrısız genel kurul müessesesi, genel kurula ilişkin usuli kuralların tamamen bertaraf edildiği bir "kuralsızlık" alanı değildir; aksine, sadece çağrıya ilişkin usuli kurallardan bir muafiyet sağlamakta olup, toplantının yönetimi, karar nisapları ve hazır bulunanlar listesinin (hazirun cetvelinin) hazırlanması gibi diğer emredici hükümlerin uygulanmasını ortadan kaldırmaz [11, 12].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Bütün Pay Sahiplerinin veya Temsilcilerinin Katılımı (Toplantı Nisabı)
Çağrısız genel kurulun geçerli bir şekilde toplanabilmesi için ilk ve en temel kurucu unsur, şirket sermayesini temsil eden payların tamamının (yüzde yüzünün) toplantıda aslen veya temsilcileri vasıtasıyla hazır bulunmasıdır [13, 14]. Kanun metnindeki "bütün payların sahipleri" ibaresi, sermayeyi temsil eden payların %100'ünü ifade eder. Bu nisabın sağlanamaması, toplantının kurucu unsurunu eksik bırakacağından, alınacak kararları "yokluk" yaptırımı ile malul hale getirir [13, 15, 16].
2.2. İtirazın Bulunmaması Şartı
Bütün pay sahipleri bir araya gelmiş olsa dahi, çağrısız toplantı yapılabilmesi için içlerinden hiçbirinin bu usulle toplantı yapılmasına itiraz etmemesi şarttır [13, 14]. İtiraz, toplantının açılmasından önce veya toplantı açılırken ileri sürülebilir. İtirazın şekli konusunda Kanunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, ispat kolaylığı açısından tutanağa geçirtilmesi esastır. Bir pay sahibinin itiraz etmesi, çağrısız genel kurulun toplanma ehliyetini derhal ortadan kaldırır [13].
2.3. Toplantı Nisabının Toplantı Süresince Korunması
Madde metnindeki "bu toplantı nisabı varolduğu sürece karar alabilirler" ifadesi, %100 katılım şartının sadece toplantının açılışında değil, tüm toplantı ve karar alma süreci boyunca kesintisiz olarak devam etmesi gerektiğini amirdir [14, 17, 18]. Toplantı esnasında pay sahiplerinden veya temsilcilerinden birinin dahi salonu (veya elektronik ortamı) terk etmesi halinde, o andan itibaren genel kurulun karar alma ehliyeti düşer [14, 17]. Ancak, terk anına kadar usulüne uygun şekilde alınmış olan kararlar geçerliliğini muhafaza eder [14, 17].
2.4. Gündeme Madde Eklenmesi
Kural olarak anonim şirketlerde "gündeme bağlılık ilkesi" geçerlidir ve gündemde olmayan konular müzakere edilip karara bağlanamaz (TTK m. 413/2). Ancak TTK m. 416/2, çağrısız genel kurullar için bu kurala katı bir istisna getirmiştir: Gündeme madde eklenebilmesi, toplantıda hazır bulunan tüm pay sahiplerinin "oybirliği" ile mümkündür [3, 19, 20]. Bu hüküm nispi emredici nitelikte olup, esas sözleşme ile bu şartın hafifletilmesi (örneğin oy çokluğu ile madde eklenebileceğinin öngörülmesi) kesin olarak geçersizdir [3, 20].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 414 (Çağrı Usulü) ile İlişkisi: TTK m. 416, m. 414'te öngörülen ilan, bildirim, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ve internet sitesi yükümlülüklerine ve iki haftalık asgari süre şartına mutlak bir istisna getirir [1, 2, 4].
- TTK m. 418 (Toplantı ve Karar Nisapları) ile İlişkisi: TTK m. 418 kural olarak olağan toplantı nisabını sermayenin 1/4'ü olarak belirlerken, m. 416 bu nisabı çağrısız toplantı yapabilmenin ön şartı olarak sermayenin 4/4'üne (%100) yükseltmiştir [3, 21].
- TTK m. 617/3 (Limited Şirketlere Atıf): Anonim şirketler için öngörülen çağrısız genel kurul hükümleri, TTK m. 617/3 yollamasıyla limited şirket ortaklar kurulu toplantıları için de kıyasen uygulanır [8-10].
- TTK m. 447 ve TBK m. 27 (Yokluk ve Butlan) ile İlişkisi: Çağrısız genel kurulda %100 katılım şartı veya itirazsızlık şartı gerçekleşmeden alınan kararlar, iptal edilebilir (TTK m. 445) kararlar değil; bizzat organın kurucu unsuru teşekkül etmediği için "yok hükmünde" (non-existent) kararlardır [10, 15, 16, 22-24].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre; çağrısız genel kurul müessesesinin işletilebilmesi için asgari kurucu unsur olan "%100 katılım" şartının titizlikle incelenmesi gerekmektedir.
Yargıtay 11. HD.'nin 28.05.2014 tarihli, E. 2014/4452, K. 2014/0038 sayılı emsal kararında; "davaya konu (...) ortaklar kurulunun çağrısız olarak toplanıp karar verdiği anlaşılmaktadır. (...) TTK 416. maddesi uyarınca çağrısız toplanması halinde de bütün pay sahiplerinin aralarından biri itirazda bulunmadan toplanması gerekmektedir. Somut olayda, çağrısız ortaklar kurulunun davacı dışındaki diğer iki ortakla toplanıp karar aldığı anlaşılmakla, kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak toplandığından, ortaklar kurulu kararı yok hükmündedir. Bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerekir" şeklinde hüküm tesis edilmiştir [10, 22, 23, 25].
Bu içtihat, çağrısız genel kurulun kanuni şartları oluşmadan (%100 katılım sağlanmadan veya itiraz varken) karar alması durumunda yaptırımın "iptal edilebilirlik" değil, mutlak surette "yokluk" olduğunu akademik tartışmalara yer bırakmayacak netlikte teyit etmektedir [15, 16, 22-24].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
X Anonim Şirketi'nin toplam 5 pay sahibi bulunmaktadır. Şirket merkezinde tesadüfen bir araya gelen 4 pay sahibi (sermayenin %90'ını temsil etmektedirler), şirketin mali durumunu değerlendirerek acilen bedelli sermaye artırımı kararı almaya karar verirler. Herhangi bir çağrı prosedürü işletilmeden toplantı tutanağı düzenlenir ve kararın altına 4 pay sahibi de imza atar. Geriye kalan ve %10 paya sahip olan ortak (A), bu toplantıdan haberdar edilmemiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 416 uyarınca çağrısız genel kurulun toplanabilmesi için sermayenin tamamını (%100) temsil eden pay sahiplerinin hazır bulunması kurucu bir şarttır. Olayda %10 paya sahip ortak A'nın yokluğunda ve çağrı prosedürüne uyulmaksızın alınan sermaye artırımı kararı, kurucu şekil eksikliği nedeniyle baştan itibaren "yok hükmündedir" (yoklukla maluldür) [13, 15, 16]. Ortak A, bu kararın yokluğunun tespitini herhangi bir süreye tabi olmaksızın her zaman talep edebilir [24, 26].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Y Limited Şirketi'nin 3 ortağı da çağrısız olarak toplanmak üzere şirket merkezinde bir araya gelmiş ve toplantının çağrısız yapılmasına kimse itiraz etmemiştir. Toplantı başlamış ve 1. gündem maddesi olan "müdür seçimi" oylanarak karara bağlanmıştır. Ancak 2. gündem maddesi olan "kâr dağıtımı" müzakere edilirken ortaklardan biri (B) sinirlenerek toplantı salonunu terk etmiştir. Kalan iki ortak, kâr dağıtımına ilişkin kararı oylayarak kabul etmişlerdir.
Hukuki analiz: TTK m. 416/1 ve m. 617/3 hükümleri uyarınca çağrısız toplantılarda %100 nisabının karar alıncaya kadar (toplantı süresince) korunması şarttır [14, 17, 18]. Ortak B'nin salonu terk ettiği ana kadar alınan "müdür seçimi" kararı geçerlidir [14, 17]. Ancak B'nin salonu terk etmesinden sonra alınan "kâr dağıtımı" kararı, çağrısız genel kurulun toplanma ve karar alma yeteneğinin (toplantı nisabının) ortadan kalktığı bir anda alındığı için "yok hükmündedir" [14, 17, 18].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Çağrısız genel kurula bütün pay sahiplerinin katıldığının ispatı, yönetim kurulu tarafından hazırlanan ve pay sahipleri yahut temsilcileri tarafından imzalanan "hazır bulunanlar listesi" (hazirun cetveli) ile sağlanır [12, 27]. Çağrısız toplanılması, hazır bulunanlar listesinin tutulması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz [12].
- Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 416 şartlarına uyulmaksızın alınan kararlar "yokluk" yaptırımına tabi olduğundan, yokluğun tespiti davası iptal davasındaki gibi 3 aylık hak düşürücü süreye tabi değildir; hukuki yararı bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve hâkim tarafından re'sen dikkate alınır [24, 26].
- Görevli/yetkili mahkeme: Yokluğun tespiti davalarında görevli ve kesin yetkili mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir [28].
- Yaygın uygulama hataları: Uygulamada, çağrısız genel kurulların tamamen gayriresmi olduğu ve yönetim kurulunun herhangi bir işlevinin kalmadığı yanılgısına düşülmektedir. Oysa toplantı tutanağının düzenlenmesi, hazır bulunanlar listesinin tevsiki ve kararların tescil ve ilanı gibi yükümlülükler açısından yönetim kurulunun aktif katılımı ve rolü devam etmektedir [4, 11, 29, 30].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 416 hükmü, doktrinde ciddi yapısal ve lafzi eleştirilere tabi tutulmuştur.
Öğretide Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu tarafından haklı olarak dile getirilen eleştiriye göre; maddenin birinci fıkrasında yer alan "aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde" ibaresi eksik kaleme alınmıştır. Moroğlu'na göre, pay sahiplerinin sadece genel kurulun "toplanabilmesi" için değil, aynı zamanda "karar alınabilmesi" için de itiraz etmemiş olmaları aranmalıdır [25, 31]. Zira toplantının başında itiraz etmeyen bir pay sahibinin, görüşmeler esnasında usulsüzlük hissetmesi durumunda toplantıya veya karar alınmasına itiraz etme hakkı elinden alınmamalıdır.
Bir diğer tartışma alanı ise, karar nisabının ne olacağı noktasındadır. Çağrısız genel kurulda karar yetersayıları bakımından m. 416'da açık bir hüküm bulunmamaktadır. Doktrinde Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar, Prof. Dr. Fatih Bilgili ve Prof. Dr. Ertan Demirkapı gibi yazarlar, toplantı nisabı (%100) mevcut olduğu sürece kararların alınması için kural olarak TTK m. 418 ve m. 620'deki olağan kuralların (mevcudun/hazır bulunanların çoğunluğunun) uygulanmasının yeterli olacağını ifade etmektedir [31, 32].
Son olarak, m. 416'nın lafzından sanki toplantı inisiyatifinin tamamen pay sahiplerine geçtiği ve yönetim kurulunun devre dışı bırakılabileceği gibi bir anlam çıkarılsa da, İsviçre hukuku kökenli bu kuralın amacı sadece çağrı prosedüründen muafiyet sağlamaktır. Yoksa şirket yönetim organının tutanak ve sicil işlemlerini yürütme yükümlülüğü tamamen yürürlüktedir [29, 30, 33]. Kanun koyucunun ilerideki muhtemel revizyonlarda, hükmün çağrı muafiyetinin ötesinde kurumsal prosedürleri yok saymadığını daha açık bir dille ifade etmesi hukuk güvenliği açısından faydalı olacaktır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.