Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 394

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

**V

  • Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları**

Madde 394 - (1) Yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıy la belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 394 hükmü, anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin şirkete sundukları mesai, üstlendikleri ağır sorumluluklar ve yürüttükleri stratejik idare faaliyetlerinin karşılığı olarak elde edebilecekleri mali hakların hukuki çerçevesini çizmektedir [1]. Anonim şirketlerde yönetim kurulu, şirketin kanuni temsilcisi ve idare organı sıfatıyla hareket ederken, şirket ile üyeler arasındaki ilişkinin temelinde yatan vekâlet veya hizmet akdi benzeri sui generis (kendine özgü) hukuki bağın mali boyutunu bu madde şekillendirmektedir [2].

Kanun koyucu, kurumsal yönetim ilkelerinin bir gereği olarak, yönetim kurulu üyelerinin şirkete olan aidiyetlerini ve motivasyonlarını artırmak amacıyla onlara huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebileceğini öngörmüştür [1]. Ancak, bu ödemelerin keyfiliğe dönüşmemesi, şirket malvarlığının korunması ve pay sahiplerinin haklarının zedelenmemesi (ratio legis) amacıyla, söz konusu mali hakların doğumu "esas sözleşme" veya "genel kurul kararı" şartına bağlanmıştır [1, 3]. Bu yönüyle hüküm, yönetim kurulunun kendi kendine mali menfaat yaratmasını engelleyen ve şirket içi kuvvetler ayrılığını tesis eden emredici bir denge mekanizmasıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

Maddede sayılan mali haklar, nitelikleri, muacceliyet anları ve hesaplanma biçimleri bakımından birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaktadır.

2.1. Huzur Hakkı

Huzur hakkı, yönetim kurulu üyelerinin fiziken veya elektronik ortamda katıldıkları her bir yönetim kurulu toplantısı başına ödenen maktu veya nispi bedeldir. Bu ödemenin temel amacı, üyelerin toplantılara düzenli iştirakini teşvik etmektir. Huzur hakkının ödenebilmesi için, toplantının hukuken geçerli bir şekilde icra edilmiş olması ve üyenin bu toplantıda hazır bulunması esastır [4].

2.2. Ücret

Ücret, üyenin şirkete ayırdığı mesai ve sunduğu idari katkı karşılığında, periyodik olarak (genellikle aylık) ödenen sabit ve sürekli bir bedeldir. Yönetim kurulu üyesi ile şirket arasındaki ilişki kural olarak vekâlet hükümlerine dayansa da, taraflar arasında bir ücret belirlenmiş olması, ilişkinin niteliğine hizmet sözleşmesi unsurlarının da dâhil olmasına yol açabilmektedir [2]. Ancak, anonim şirket yönetim kurulu üyeliği bir hizmet akdi zorunluluğu barındırmadığından, ücret unsurunun bulunmaması ilişkinin vekâlet ağırlıklı yapısını teyit eder [2].

2.3. İkramiye ve Prim

İkramiye ve prim, yönetim kurulu üyelerinin üstün gayretleri, şirketin belirlediği hedeflere ulaşılması veya belirli projelerin başarıyla sonuçlandırılması gibi durumlarda ödenen, performansa dayalı veya tek seferlik ödüllendirmelerdir. Kurumsal yönetim tebliğleri ve doktrin uyarınca, özellikle bağımsız yönetim kurulu üyelerine şirket performansına (kâra) dayalı ödeme planlarının (hisse senedi, prim vb.) uygulanması, bağımsızlıklarını zedeleyebileceği gerekçesiyle sakıncalı bulunmaktadır [5].

2.4. Yıllık Kârdan Pay (Kazanç Payı / Tantième)

Yıllık kârdan pay (kazanç payı), yöneticilere şirket kârından ayrılan oransal bir değeri ifade eder [4]. Bu mali hak, TTK m. 511 hükmüyle sıkı maddi şartlara bağlanmıştır. Buna göre; yönetim kurulu üyelerine kârdan pay verilebilmesi için öncelikle şirketin net kâr elde etmesi, kanuni yedek akçelerin ayrılması ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi oranında (veya esas sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda) birinci temettünün mutlak surette dağıtılmış olması şarttır [6].

2.5. Esas Sözleşme veya Genel Kurul Kararı Şartı

TTK m. 394 lafzında yer alan "tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla" ifadesi, organlar arası hiyerarşinin mali yansımasıdır [1]. Yönetim kurulunun, kendi üyelerinin mali haklarını tayin etme yetkisi bulunmamaktadır. Bu yetki, TTK m. 408/2-b uyarınca münhasıran ve devredilemez nitelikte genel kurula aittir [7, 8].

3. Sistematik İlişkiler

Bu hükmün, ticaret ve borçlar hukuku sistematiğindeki diğer emredici normlarla doğrudan bağlantısı bulunmaktadır:

  • TTK m. 408/2-b (Genel Kurulun Devredilemez Yetkileri): Yönetim kurulu üyelerinin ücretleri, huzur hakkı, ikramiye ve prim gibi haklarının belirlenmesi genel kurulun mutlak ve devredilemez yetkilerindendir [7, 8]. Esas sözleşme ile dahi bu yetki yönetim kuruluna devredilemez.
  • TTK m. 511 ve m. 512 (Kazanç Payının Sınırları ve İadesi): TTK m. 394'te atıf yapılan "yıllık kârdan pay", TTK m. 511'deki ağırlaştırılmış şartlara tabidir. Şayet pay sahiplerine %5 kâr payı dağıtılmadan yöneticilere kazanç payı ödenirse, bu ödeme haksız ve kötüniyetli kabul edilerek TTK m. 512 uyarınca geri alma (istirdat) davasına konu olur [6, 9].
  • TTK m. 420 (Finansal Tabloların Müzakeresinin Ertelenmesi): Yönetim kurulu üyelerine verilecek ücret ve huzur haklarının belirlenmesi hususu, genel kurul gündeminde yer alan "finansal tabloların müzakeresi ve tasdiki" ile organik bir bağ (bağlı konu) içindedir [10, 11]. Azınlığın talebiyle finansal tabloların görüşülmesi ertelendiğinde, kural olarak yönetim kurulu üyelerinin mali haklarının belirlenmesine ilişkin kararlar da bu ertelemeden doğrudan etkilenir [12].
  • TBK m. 502 vd. (Vekâlet Sözleşmesi): Şirket ile yönetim kurulu üyesi arasındaki temel iç ilişki, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça TBK'nın vekâlet sözleşmesi hükümlerine tabidir. Ücret kararlaştırılmamışsa, ilişkinin ivazsız bir vekâlet niteliği taşıdığı kabul edilir [2].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, yönetim kurulu üyelerinin mali haklarının tayini hususunda yetkinin genel kurula ait olduğu tavizsiz biçimde uygulanmaktadır. Yüksek Mahkeme kararlarında sıklıkla vurgulanan bir diğer husus, huzur hakkı ve ücret tespiti gibi kararların, finansal tabloların müzakeresi ile "bağlantılı konu" olup olmadığı yönündeki uyuşmazlıklardır.

Yargıtay 11. HD'nin bir kararında (E. 2014/5395, K. 2014/8084); azınlık pay sahiplerinin talebi üzerine TTK m. 420 gereğince finansal tabloların görüşülmesinin ertelendiği bir genel kurulda, yönetim kurulu üyelerinin ücret takdirine ilişkin kararın alınması hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay, yönetim kurulunun ücret ve mali haklarına ilişkin alınacak kararın doğrudan bilançoyu etkileyecek bir durum olması sebebiyle finansal tablolarla bağlı konu olduğuna ve bu kararın iptali gerektiğine hükmetmiştir [12]. Buna karşılık, aynı mahkemenin bazı farklı kararlarında (örneğin 2016/6510 E., 2017/1252 K.), geçmiş yıl bilançosundan ziyade "gelecek dönemler için" belirlenecek ücret tespitinin finansal tablolarla zorunlu bir bağ içinde değerlendirilemeyeceğine hükmedildiği istisnai uyuşmazlıklar da doktrinde tartışılmaktadır [13].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Mali Hakların Yönetim Kurulunca Belirlenmesi): Olay: (X) A.Ş. yönetim kurulu, şirketin yıl sonu ciro hedeflerini fazlasıyla aştığını belirterek, kendi arasında aldığı bir yönetim kurulu kararı ile başkan ve üyelere aylık 100.000 TL "üstün performans primi" ödenmesine ve bu bedelin şirket kasasından derhal tahsil edilmesine karar vermiştir. Şirket azınlık pay sahiplerinden (A), bu kararın iptali ve ödenen bedellerin iadesi için mahkemeye başvurmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 394 ve m. 408/2-b hükümleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine ödenecek prim ve ikramiyelerin tutarı ancak ve ancak "esas sözleşme" veya "genel kurul kararı" ile belirlenebilir [1, 7, 8]. Yönetim kurulunun kendi kendisine prim tahsis etmesi yetki gaspı niteliğindedir. Alınan yönetim kurulu kararı TTK m. 390/4 kapsamında (devredilemez yetkilere müdahale) batıldır [14]. Ödenen paraların şirkete iadesi gerekmektedir.

Olay 2 (Kazanç Payının Dağıtım Sırası): Olay: (Y) A.Ş. olağan genel kurulunda, şirketin net kârından kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra, henüz pay sahiplerine birinci temettü (sermayenin %5'i) dağıtılmadan, yönetim kurulu üyelerine net kârdan %10 oranında "yıllık kazanç payı" dağıtılmasına karar verilmiş ve ödemeler yapılmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 511 son derece katı bir emredici normdur. Yönetim kurulu üyelerine yıllık kârdan kazanç payı ödenebilmesi, pay sahiplerine ödenmiş sermayenin en az yüzde beşi oranında kâr payı dağıtılması ön şartına bağlanmıştır [6]. Bu şarta uyulmadan alınan genel kurul kararı kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğundan iptal edilebilir (veya ağır ihlal hallerinde butlanla sakat olabilir). Pay sahipleri, haksız yere ödenen bu paraların, TTK m. 512 kapsamında (kötüniyet hâlinde geri alma) 5 yıllık zamanaşımı içinde şirkete iadesini talep edebilirler [9].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Yönetim kurulu üyesinin şirketten ücret, huzur hakkı veya prim alacağı olduğunu iddia etmesi halinde, bu alacağın dayanağını (geçerli bir genel kurul kararını veya esas sözleşme hükmünü) ispat yükü davacı durumundaki yönetim kurulu üyesine aittir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Yönetim kurulu üyelerinin ücret ve huzur hakkı alacakları, TBK m. 147 gereğince 5 yıllık dönemsel zamanaşımına tabidir. Haksız alınan kazanç paylarının şirkete iadesine ilişkin (TTK m. 512) geri alma hakkı da paranın alındığı tarihten itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar [9].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Yönetim kurulu üyelerinin şirket ile olan mali hak uyuşmazlıkları mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4/1). Bu nedenle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir.
  • Yaygın uygulama hataları: Şirket genel kurullarında "yönetim kuruluna huzur hakkı ödenmesine" şeklinde soyut kararlar alınıp tutarın tayininin yönetim kuruluna bırakılması sıkça yapılan bir hatadır. Bu durum TTK m. 394'e aykırıdır; genel kurul "tutarı" net olarak (veya net bir hesaplama yöntemi ile) belirlemek zorundadır. Bağımsız üyelere kâra endeksli ödeme yapılması da kurumsal yönetim ilkelerine ciddi bir aykırılık teşkil eder [5].

7. Eleştirel Değerlendirme

TTK m. 394, anonim şirketler hukukundaki "yabancılaşma" (şirket mülkiyeti ile idaresinin ayrışması) probleminin çözümünde kritik bir araçtır. Ancak doktrinde de işaret edildiği üzere, bağımsız yönetim kurulu üyelerinin mali haklarının tayini meselesi maddedeki genel düzenleme içerisinde spesifik bir çözüme kavuşturulmamıştır. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Kurumsal Yönetim İlkeleri kapsamında, bağımsız üyelerin şirket performansına veya kâra dayalı (hisse opsiyonu vb.) ücretlendirme modellerine tabi tutulması, üyelerin tarafsızlıklarını zedeleyebileceği endişesiyle yasaklanmış veya ciddi şekilde sınırlandırılmıştır [5]. TTK'nın salt "ödenebilir" şeklinde ihtiyari bir düzenleme yapması, günümüzün kompleks kurumsal yapılarında riskler barındırmaktadır.

Ayrıca, uygulamada hâkim pay sahibi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin, genel kuruldaki oy güçlerini kullanarak kendilerine fahiş huzur hakları ve ikramiyeler takdir etmeleri ("örtülü kâr dağıtımı") sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu tür kararlara karşı, TTK m. 357 (eşit işlem ilkesi) [15] ve TMK m. 2 (dürüstlük kuralı) temelinde, azınlık pay sahiplerinin genel kurul kararının iptali davası açma hakkı, sermayenin ve ortaklık haklarının korunması bakımından hukuki bir emniyet sübabı işlevi görmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.