Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 254

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

2. Ortağın iflası


Madde 254 - (1) Ortaklardan birinin iflası hâlinde, müflis ortak şirketten çıkarılabilir. Bu takdirde şirket diğer ortaklar arasında devam eder ve müflisin payı, masaya öde nir. Şu kadar ki, sözleşme ile ortakların bu hakkı kaldırılabilir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Şirketin Sona Ermesi ve Ortağın Ayrılması" başlıklı Dördüncü Bölümü altında yer alan 254. maddesi, şahıs şirketlerinin tipik bir formu olan kollektif şirketlerde (ve TTK m. 328 atfıyla komandit şirketlerde) bir ortağın kişisel olarak iflas etmesi durumunda ortaya çıkacak hukuki sonuçları ve ortaklığın devamlılığına ilişkin esasları düzenlemektedir [1, 2].

Kollektif şirketler, yapıları gereği birbirini tanıyan ve birbirine güvenen kişilerin oluşturduğu, "intuitu personae" (kişiye bağlılık) unsurunun son derece belirgin olduğu ortaklıklardır [3]. Bu sıkı güven ilişkisinin bir sonucu olarak, kanun koyucu kural olarak ortaklardan birinin iflasını, TTK m. 243/1-e bendi uyarınca bir sona erme (infisah) sebebi olarak kabul etmiştir [4]. Ancak ticari hayatın gereklilikleri ve "işletmenin devamlılığı" ilkesi gözetilerek, TTK m. 254 hükmü ile bu kurala hayati bir istisna getirilmiştir. Buna göre, ortaklardan birinin iflası halinde diğer ortaklar, şirketin sona ermesini engellemek amacıyla müflis ortağı şirketten çıkararak ortaklığı kendi aralarında devam ettirme hakkına sahiptirler [1].

Bu düzenleme, bir yandan müflis ortağın kişisel alacaklılarının haklarını güvence altına almakta (payın masaya ödenmesi suretiyle), diğer yandan ise ekonomik bir değer ifade eden ve faaliyetine devam etmesinde kamu ve özel hukuk menfaati bulunan şirketin, sırf bir ortağının şahsi ekonomik çöküntüsü nedeniyle tasfiye edilmesinin önüne geçmektedir [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Ortağın İflası (Müflis Ortak)

Ortaklık ilişkisi devam ederken bir ortağın yetkili ticaret mahkemesince iflasına karar verilmesi durumunu ifade eder. TTK m. 240/1 hükmünde de açıkça belirtildiği üzere şirketin iflası, ortakların iflasını gerektirmemektedir [5]. Ancak, ortağın şahsi iflası, ortaklığın varlığını doğrudan etkiler [4]. İflas kararı ile birlikte müflis ortağın malvarlığı üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanır ve bu malvarlığı iflas masasına dâhil olur. Şahıs şirketlerindeki ortaklık payı da bir malvarlığı değeri olduğundan, bu payın mali karşılığı iflas masasının ilgi alanına girer.

2.2. Şirketten Çıkarma ve Şirketin Devamı

İflas eden ortağın iflas masasına girmesi, masanın şirket yönetimine müdahil olması gibi ortaklığın kişisel (şahsi) yapısıyla bağdaşmayacak riskler barındırır. Bu durumu önlemek amacıyla, TTK m. 254 diğer ortaklara "müflis ortağı şirketten çıkarma" yetkisi bahşetmiştir [1]. Çıkarma kararı alındığı takdirde, iflas sebebiyle şirketin sona ermesi (TTK m. 243/1-e) önlenmiş olur ve şirket, kalan ortaklar arasında hukuki varlığını sürdürür [1, 4]. Bu karar, bozucu yenilik doğuran bir hakkın kullanımı niteliğindedir.

2.3. Müflisin Payının Masaya Ödenmesi

Çıkarılan müflis ortağın şirketteki payı, ortağın bizzat kendisine değil, kanunun açık lafzı gereği iflas masasına ödenmek zorundadır ("müflisin payı, masaya ödenir") [1]. Bu payın hesaplanmasında TTK m. 260/1 hükmü devreye girer. Buna göre, çıkan veya çıkarılan ortağın payı, aksine bir sözleşme hükmü yoksa, ortağın çıkarıldığı (karar) tarihine en yakın tarihteki şirket varlığı esas alınarak hesaplanır [6]. Bu ödeme yükümlülüğü nakden yerine getirilmelidir (TTK m. 261) [7].

2.4. Sözleşme İle Hakkın Kaldırılması

Maddenin son cümlesinde yer alan "Şu kadar ki, sözleşme ile ortakların bu hakkı kaldırılabilir" ifadesi, TTK m. 254 hükmünün emredici değil, tamamlayıcı nitelikte olduğunu göstermektedir [1]. Ortaklar, henüz kuruluş aşamasında veya daha sonra şirket sözleşmesinde yapacakları bir değişiklikle, "ortaklardan birinin iflası halinde şirketin mutlak surette tasfiye edileceğini ve çıkarma suretiyle devama karar verilemeyeceğini" öngörebilirler [1].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 243/1-e (Kollektif Şirketin Sona Erme Sebepleri): TTK m. 254'ün temel dayanağıdır. 243. madde ortaklardan birinin iflasını mutlak bir sona erme nedeni sayarken, "254 üncü madde hükmü saklı kalmak üzere" diyerek istisnayı işaret etmiştir [4].
  • TTK m. 260 ve 261 (Ayrılan Ortağın Payının Hesaplanması ve Ödenmesi): Müflis ortağın masaya ödenecek payının belirlenmesi TTK m. 260 uyarınca karar tarihine en yakın hesap değerlerine göre yapılır ve TTK m. 261 uyarınca kural olarak nakden ödenir [6, 7].
  • İcra ve İflas Kanunu (İİK): Payın masaya ödenmesi kuralı, İİK'nın iflas tasfiyesine ve masanın oluşumuna ilişkin emredici hükümleriyle doğrudan entegre çalışır. Ortağın şahsi alacaklıları, iflas masasına giren bu tasfiye veya ayrılma payı üzerinden tatmin edilir.
  • TTK m. 328 (Komandit Şirketlere Uygulanacak Hükümler): Kollektif şirketlerin sona ermesine ve ortakların şirketten çıkma ve çıkarılmasına ilişkin m. 243 ilâ 303 hükümleri, TTK m. 328 yollaması gereği komandit şirketlerde de uygulanır [2]. Dolayısıyla komandite veya komanditer ortağın iflası hallerinde de m. 254 işletilebilir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında şahıs şirketlerindeki (ve limitet şirketlerdeki benzer düzenlemelerdeki) çıkma ve çıkarılma hallerinde payın "gerçek değer" (yaşayan işletme değeri) üzerinden hesaplanması gerektiği vurgulanmaktadır. Yargıtay, TTK'nın şahıs şirketlerinden ayrılan ortakların paylarının hesaplanmasında sadece bilançoda görünen itibari değerin veya tarihi maliyetlerin değil, karar tarihine en yakın tarihteki şirket varlığının (işletmenin rantabilitesi, müşteri çevresi, marka değeri gibi unsurların da dahil edilerek) objektif bir biçimde belirlenmesini şart koşmaktadır [6]. Bu husus, müflis ortakların alacaklılarının zarara uğratılmaması, "muvazaalı çıkarma ve düşük bedel ödeme" işlemlerinin engellenmesi açısından Yargıtay denetiminin ana eksenini oluşturur.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X, Y ve Z ortaklığında kurulan "XYZ Tekstil Kollektif Şirketi"nde, ortak X'in şahsi ticari işleri nedeniyle ticaret mahkemesince iflasına karar verilmiştir. X'in iflas masası, şirkete başvurarak X'in payının derhal tasfiye edilerek masaya ödenmesini talep etmiştir. Y ve Z ise şirket faaliyetlerinin durmasını istememektedir. Hukuki analiz: TTK m. 254/1 uyarınca, Y ve Z bir araya gelerek X'i şirketten çıkarma ve ortaklığa devam etme kararı alabilirler [1]. Bu karar sonrasında, çıkarma tarihi itibarıyla TTK m. 260 çerçevesinde şirketin mevcut varlığı üzerinden X'e düşen pay hesaplanacak ve bu tutar doğrudan X'in iflas masasına nakden ödenecektir [1, 6]. Şirket tasfiyeye girmeyecektir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): A ve B tarafından kurulan bir komandit şirkette (A komandite, B komanditer ortak), şirket ana sözleşmesinde "Ortaklardan herhangi birinin iflası halinde hiçbir şekilde şirket faaliyetine devam edemez, derhal tasfiye kararı alınır" hükmü yer almaktadır. B'nin iflasına karar verilmiştir. A, TTK m. 254'e dayanarak B'yi çıkarıp şirkete tek başına (veya yeni bir ortakla) devam etmek istemiştir. Hukuki analiz: TTK m. 254'ün son cümlesi uyarınca, sözleşme ile ortakların bu hakkı kaldırması mümkündür [1]. Ayrıca TTK m. 328 gereği bu hüküm komandit şirketlerde de uygulanır [2]. Ana sözleşmedeki açık yasaklama nedeni ile A'nın B'yi çıkarma ve şirketi devam ettirme hakkı ortadan kalkmıştır. Şirket, TTK m. 243/1-e gereği sona ermiş sayılacak ve tasfiye sürecine girecektir [4].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Bir ortağın iflas ettiğinin ispatı, ticaret mahkemesinin kesinleşmiş iflas kararına veya iflasın açıldığına dair ilan ve tescil belgelerine dayanır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Ortağın şirketten çıkarılması halinde hesaplanacak ayrılma payının ödenme zamanı, TTK m. 262 uyarınca sözleşmede hüküm yoksa ayrılmadan sonra çıkarılacak ilk bilanço tarihidir [7]. Şirket alacaklılarının ayrılan ortağa başvurma süresi, ayrılmanın ilanından itibaren üç yıllık zamanaşımına tabidir (TTK m. 264) [8].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Çıkarma kararına itirazlar veya masaya ödenecek payın hesaplanmasında çıkacak uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Çıkarılan müflis ortağın pay bedelinin, iflas masası (veya iflas idaresi) yerine doğrudan müflis ortağın kendisine ödenmesi, uygulamada karşılaşılan en büyük hukuki hatalardan biridir. Bu tür bir ödeme İİK hükümlerine göre geçersiz sayılır ve şirket mükerrer ödeme riskiyle karşı karşıya kalır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde şahıs şirketlerinin temelini oluşturan kişi unsurunun korunması ile şirket alacaklılarının ve işletmenin devamlılığına duyulan ekonomik ihtiyaç arasındaki çatışma sıkça tartışılmaktadır. TTK m. 254, Alman ve İsviçre hukuku menşeli modern şirketler hukuku anlayışının "işletmenin devamlılığı" ilkesine verdiği önemin bir tezahürüdür.

Kanunun, "müflisin payı masaya ödenir" emredici kuralı takdire şayandır; zira müflis ortağın alacaklılarının, şirket malvarlığına doğrudan müdahale ederek işletmeyi felce uğratması bu şekilde engellenmiş olmaktadır. Ancak, payın nakden ödenmesi zorunluluğu, özellikle sermaye birikimi kısıtlı şahıs şirketlerinde nakit akışını (likiditeyi) bozarak şirketi mali açıdan sarsma potansiyeline sahiptir. TTK m. 261'de yer alan payın nakden alınması kuralının, [7] iflas gibi ani gelişen durumlarda şirkete makul bir ödeme takvimi sunacak şekilde esnetilmemesi doktrinde eleştiri konusu yapılabilecek niteliktedir. Olası bir kanun değişikliğinde, iflas masasına yapılacak ödemenin şirket faaliyetlerini durma noktasına getirmeyecek şekilde, mahkeme gözetiminde taksitlendirilmesine olanak tanıyan tamamlayıcı hükümlerin ihdası, işletmenin devamlılığı ilkesine daha güçlü bir hizmet sunacaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.