1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 213. maddesi, kollektif şirket sözleşmesinde bulunması gereken zorunlu (asgari) unsurları ile tarafların irade serbestisi kapsamında öngörebilecekleri ihtiyari (seçimlik) hususları düzenlemektedir [1, 2]. Ticaret şirketlerinin genel teorisi bakımından "şirket sözleşmesi", kurucu ortakların müşterek bir amaca ulaşmak üzere iradelerini birleştirdikleri temel hukuki işlemdir [3]. Kollektif şirketlerin bir şahıs şirketi olması ve ortakların şirket alacaklılarına karşı ikinci dereceden, sınırsız ve müteselsil sorumluluk taşıması (TTK m. 211), şirket sözleşmesinin içeriğinin kanun koyucu tarafından sıkı şekil ve içerik kurallarına bağlanmasını zaruri kılmıştır [4, 5].
TTK m. 213/1, bir kollektif şirketin ticaret siciline tescil edilip tüzel kişilik kazanabilmesi için sözleşmede bulunması mutlak surette şart olan asgari unsurları (numerus clausus olmamakla birlikte kurucu unsurları) altı bent halinde saymıştır [2]. Bu unsurların noksanlığı, ortaklığın kollektif şirket sıfatını kazanamamasına ve hukuki yaptırım olarak Türk Borçlar Kanunu (TBK) anlamında "adi şirket" statüsüne indirgenmesine (TTK m. 214) sebebiyet vermektedir [6]. Maddenin ikinci fıkrası ise, sözleşme özgürlüğü ilkesinin ticaret hukukundaki yansıması olarak, emredici normlara aykırı olmamak kaydıyla tarafların (örneğin kar-zarar paylaşımı, şirketin süresi, denetim usulleri gibi) iç ilişkiye dair diledikleri kayıtları sözleşmeye derç edebileceklerini hüküm altına almaktadır [2, 7].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Ortakların Kimlik Bilgileri ve Şirketin Türü (TTK m. 213/1-a, b)
Maddenin (a) bendi uyarınca, ortakların ad, soyad, yerleşim yerleri ve vatandaşlıklarının sözleşmede açıkça gösterilmesi zorunludur [2]. Kollektif şirketler, yalnızca gerçek kişiler arasında kurulabildiğinden (TTK m. 211), ortakların teşhisi büyük önem taşır [4]. Alacaklılar, şirket malvarlığının yetersiz kalması halinde başvuracakları sınırsız sorumlu kişileri bu sicil kayıtları üzerinden tespit ederler. Şirketin kollektif olduğunun açıkça ifade edilmesi (b bendi), üçüncü kişilerin şirketin türünü ve ortakların sorumluluk rejimini tereddüde mahal bırakmayacak şekilde bilmeleri amacına matuftur [2].
2.2. Ticaret Unvanı ve Şirket Merkezi (TTK m. 213/1-c)
Şirketin bir ticaret unvanına sahip olması zorunludur. TTK m. 42 gereğince, kollektif şirketin ticaret unvanı, bütün ortakların veya ortaklardan en az birinin adı ve soyadıyla birlikte şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içermelidir [8]. Merkez ise, şirketin hukuki işlemlerinin yönetildiği, tebligatların yapıldığı ve yetkili mahkemenin (örneğin iflas davasında) tayin edildiği yer olması hasebiyle sözleşmede zorunlu olarak yer almalıdır [2, 9].
2.3. İşletme Konusu (TTK m. 213/1-d)
Sözleşmede "esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde" şirketin işletme konusunun gösterilmesi gerekmektedir [2]. 6102 sayılı TTK ile ultra vires ilkesi kaldırılmış ve ticaret şirketlerinin (TTK m. 125/2 çerçevesinde) işletme konusu dışında kalan işlemleri de yapabilmelerine olanak tanınmıştır [10, 11]. Ancak, işletme konusunun sözleşmede gösterilmesi zorunluluğu, şirketin temsilcilerinin iç ilişkideki yetki sınırlarının tayini, ortakların haklı sebeple fesih iddialarının çerçevesi (TTK m. 245) ve hak ehliyetinin genel istikametinin belirlenmesi bağlamında varlığını korumaktadır [12, 13].
2.4. Sermaye Taahhüdü ve Türleri (TTK m. 213/1-e)
Kollektif şirketlerde kanunen asgari bir sermaye zorunluluğu bulunmamaktadır [14]. Bununla birlikte, ortakların sermaye olarak getirmeyi taahhüt ettikleri unsurların sözleşmede spesifik olarak düzenlenmesi emredilmiştir [15]. TTK m. 127'de sayılan para, alacak, fikri mülkiyet, ayni hakların yanı sıra, sermaye şirketlerinden farklı olarak, şahıs şirketi olması hasebiyle kollektif şirketlere "kişisel emek" ve "ticari itibar" da sermaye olarak konulabilir [16, 17]. Şayet nakdi sermaye dışında bir değer konulmuşsa, bu değerin miktarı ve ne suretle biçildiği (değerleme usulü); şahsi emek konulmuşsa bu emeğin niteliği, kapsamı ve maddi karşılığının sözleşmeye derç edilmesi katı bir zorunluluktur [2].
2.5. Temsil Yetkisi (TTK m. 213/1-f)
Tüzel kişinin iradesi organları aracılığıyla dışa yansır. Kollektif şirkette aksi kararlaştırılmadıkça her ortak şirketi yönetmeye ve temsile yetkilidir (TTK m. 233). Ancak üçüncü kişilerin işlem güvenliğinin sağlanması maksadıyla, şirketi kimlerin temsil edeceği, temsil yetkisinin münferiden mi yoksa müştereken mi (birlikte imza kuralı) kullanılacağı hususu şirket sözleşmesinde sarih bir biçimde belirtilmeli ve ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmelidir [2, 15, 18].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 212 (Şekil Şartı): TTK m. 213'te belirtilen zorunlu unsurları barındıran sözleşmenin, yazılı olarak düzenlenmesi ve kurucu ortakların imzalarının noterce onaylanması veya doğrudan ticaret sicili müdürü/yardımcısı huzurunda imzalanması gerekmektedir [19].
- TTK m. 214 (Adi Şirket Hükmü): 213. maddedeki zorunlu unsurlardan birinin eksikliği veya geçersizliği halinde, kurulan ortaklık ticaret şirketi statüsünü kazanamaz; yapısı gereği TBK m. 620 ve devamındaki "adi şirket" hükümlerine tabi olur [6].
- TTK m. 215 (Tescil ve İlan): Zorunlu kayıtlar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline (onay tarihinden itibaren 15 gün içinde) tescil ve ilan ettirilmek zorundadır [20]. Tescilin yapılması, şirketin tüzel kişilik kazanmasının (TTK m. 232) kurucu şartıdır [5].
- TBK m. 27 (Sözleşme Özgürlüğünün Sınırları): TTK m. 213/2'de belirtilen ihtiyari kayıtların konulması hususunda, sözleşme hükümleri hukukun emredici normlarına, kamu düzenine, kişilik haklarına ve ahlaka aykırı olamaz [21].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay kararlarında kollektif şirket kuruluş süreçleri incelenirken, TTK m. 213 (mülga eTTK m. 155) kapsamında belirtilen asgari içeriğin bulunmaması durumunda tüzel kişiliğin doğmadığı istikrarla vurgulanmaktadır. Yargıtay uygulamasına göre:
Bir ortaklığın kollektif şirket sıfatını kazanabilmesi için şirket sözleşmesinin TTK m. 213'te öngörülen kanuni unsurları taşıması ve tescil edilmesi gerekir. Sicilde tescil edilmeksizin ticari faaliyete başlanması veya sözleşmede zorunlu kayıtlardan, örneğin sermaye taahhüdünün miktar ve mahiyetinin gösterilmemesi halinde, taraflar arasındaki ilişki TBK kapsamında adi şirket olarak nitelendirilir ve uyuşmazlıklar genel yetkili mahkemelerde (Asliye Hukuk), müteselsil sorumluluk esasları çerçevesinde görülür. Şirket adına tescilden önce yapılan işlemlerden dolayı TTK m. 216 uyarınca ortaklar doğrudan ve müteselsilen sorumlu tutulurlar [22].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
(A) ve (B) isimli iki gerçek kişi, hafriyat işleri yapmak üzere bir kollektif şirket kurmak için yazılı bir sözleşme hazırlamış ve bu sözleşmeyi ticaret sicili müdürü huzurunda imzalamışlardır. Ancak, sözleşme metninde (A)’nın sermaye olarak koyacağı 100.000 TL belirtilmiş olmasına karşın, (B)’nin şirkete tahsis edeceği şahsi emeğinin niteliği ve ne kadarlık bir sermaye payına tekabül edecek şekilde değerlendiği sözleşmede hiçbir suretle gösterilmemiştir. Ortaklar bu sözleşmeyi tescil ettirmek üzere başvurmuştur.
Hukuki analiz: TTK m. 213/1-e bendi uyarınca, sermaye olarak kişisel emek konulmuşsa bu emeğin niteliği, kapsamı ve değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur [2]. Bu unsurun sözleşmede yer almaması hali, TTK m. 214 bağlamında sözleşmenin kanuni unsurlardan yoksun olması sonucunu doğurur [6]. Ticaret sicili müdürü, emredici nitelikteki bu zorunlu kaydın eksikliği sebebiyle tescil talebini reddedecektir. Eksiklik giderilmeden şirket adına işlemlere girişilirse taraflar adi şirket hükümlerine tabi olur.
Olay 2 (kurmaca senaryo):
(X), (Y) ve (Z) tarafından usulüne uygun şekilde hazırlanan kollektif şirket sözleşmesinde, TTK m. 213/1'de aranan tüm asgari unsurlara yer verilmiştir. Bununla birlikte, ihtiyari kayıtlar başlığı altında sözleşmeye şu madde eklenmiştir: "Ortaklardan (Z), şirketin üçüncü kişilere karşı doğacak borçlarından hiçbir suretle kendi şahsi malvarlığı ile sorumlu tutulamaz, tüm sorumluluk (X) ve (Y)'nin üzerindedir."
Hukuki analiz: TTK m. 213/2 gereği ortaklar, emredici hükümlere aykırı olmamak şartıyla diledikleri kayıtları sözleşmeye koyabilirler [2]. Ancak kollektif şirketin TTK m. 211'de yer alan yasal tanımı gereği, ortaklardan hiçbirinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlandırılamaz ve ortaklar müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumludur (TTK m. 236/1) [4, 23]. Alacaklılara karşı sorumluluğu sınırlandıran bu sözleşme hükmü, emredici bir kurala aykırı olduğu için TTK m. 236/3 uyarınca üçüncü kişilere karşı kesin olarak geçersizdir [24].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Sözleşmede var olan veya bulunmayan kayıtların içeriğine dair ihtilaflarda ispat yükü, yazılı şekilde ve sicil memuru/noter huzurunda düzenlenen sözleşmeyi (kesin delil niteliğindeki bu belgeyi) ibraz eden taraftadır [19, 20]. Tescil ve ilan edilen unsurların üçüncü kişilerce bilinmediği iddia edilemez (TTK m. 36/3) [25].
- Zamanaşımı / Süreler: Şirket sözleşmesinin, noter onayı veya sicil müdürü huzurunda imzalanmasından itibaren en geç on beş (15) gün içinde ticaret siciline verilmesi ve tescili talep edilmelidir (TTK m. 215) [20].
- Görevli/yetkili mahkeme: Şirket sözleşmesinin unsurlarına, tescil talebinin sicil müdürlüğünce reddedilmesine veya ortaklar arası kuruluş uyuşmazlıklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir; yetkili mahkeme ise kural olarak şirket merkezinin bulunacağı yer mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Şahıs şirketlerinde, sermaye şirketlerinin aksine "şahsi emeğin" ve "ticari itibarın" ayni/nakdi sermaye gibi şirkete getirilebileceği unutularak, bu değerlerin sözleşmeye ölçülebilir, somut karşılıklar (değer/kapsam) halinde yazılmaması sıklıkla karşılaşılan, sözleşmenin geçersizliğine veya sicilden dönüşüne yol açan temel hatalardandır [2, 16]. Temsil maddesinde ise müşterek mi yoksa münferit mi olacağının açıklanmaması, uygulamada iç ilişkide kaos yaratmaktadır [15].
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 213 ve devamı hükümleri, mülga 6762 sayılı Ticaret Kanunu sistematiğinin büyük ölçüde muhafaza edilmesi sebebiyle modern şirketler hukuku pratikleri açısından bazı eleştirilere tabi tutulmuştur. Öncelikle, kollektif şirketlerde asgari bir kuruluş sermayesinin aranmaması [14], buna mukabil şirketin işletme konusunu ve ortakların sermaye paylarını sözleşmede son derece katı bir şekilde betimleme zorunluluğunun getirilmesi (TTK m. 213/1-e) kendi içinde kavramsal bir gerilime işaret eder [2]. Ortakların alacaklılara karşı birinci dereceden olmasa da nihayetinde sınırsız sorumlu tutulması, sermaye unsurunun zayıflığını dengeleyen temel mekanizmadır.
Bunun yanı sıra TTK m. 214 hükmünde yer alan, sözleşmedeki bir eksikliğin tüm kuruluşu sakatlaması ve şirketi dogmatik bir "adi şirket" kalıbına sokması oldukça sert bir yaptırım olarak görülmektedir [6]. Özellikle şekli noksanlıkların tespiti halinde, tüzel kişiliğin yok sayılmasından önce taraflara hukuki eksiklikleri gidermek için uygun bir "tamamlama/iyileştirme" (cure) süresinin verilmesi daha amaca uygun bir hukuki mekanizma olabilirdi. Yine de 6102 sayılı Kanunla tescil sürecinin kolaylaştırılarak sözleşmenin doğrudan ticaret sicili müdürlüğü personeli huzurunda imzalanabilmesine cevaz verilmesi (TTK m. 212), işlem maliyetlerini düşüren ve kuruluş prosedürünü hızlandıran olumlu bir reform niteliğindedir [19].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.