1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Kollektif Şirket" başlıklı İkinci Kısmının, "Şirketin Niteliği ve Kuruluşu"nu düzenleyen Birinci Bölümü altında yer alan 212. maddesi, kollektif şirket sözleşmesinin şekil şartlarını hüküm altına almaktadır. Hukuk sistemimizde ticaret şirketlerinin kuruluşu, tüzel kişiliğin doğumu ve şirket sözleşmesinin niteliği bakımından sıkı şekil kurallarına bağlanmıştır [1, 2]. Kollektif şirketler, ticari bir işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan ve ortakların hiçbirinin sorumluluğunun şirket alacaklılarına karşı sınırlandırılmadığı şahıs şirketleridir [2]. Bu derece ağır bir sorumluluk rejiminin öngörüldüğü bir şirket türünde, kuruluş sözleşmesinin resmi ve ispat gücü yüksek bir şekle bağlanması hukuki güvenliğin temel bir gereğidir.
Madde metni, şekil şartını yalnızca yazılılık ile sınırlı tutmamış, aynı zamanda imzaların resmi bir makam (noter veya ticaret sicili müdürlüğü) huzurunda atılmasını veya onaylanmasını emredici bir geçerlilik şartı olarak öngörmüştür [3]. 2016 yılında 6728 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik, şirket kuruluş maliyetlerini azaltmak ve prosedürleri hızlandırmak amacıyla ticaret sicili müdürlüklerine de imza onayı yetkisi vermiş ve değerli kâğıt bedeli muafiyeti getirmiştir [3]. Bu düzenleme, Türk şirketler hukuku doktrininde "şirket kuruluşlarının kolaylaştırılması" (ease of doing business) prensibinin somut bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Yazılı Şekil ve Onay (Geçerlilik Şartı)
TTK m. 212 uyarınca kollektif şirket sözleşmesinin "yazılı şekilde" yapılması zorunludur [3]. Hukukumuzda şekil, kural olarak ispat şartı olmakla birlikte, kanunun açıkça öngördüğü hâllerde geçerlilik şartıdır (TBK m. 12). TTK m. 212'deki yazılı şekil ve imza onayı, kurucu (inşai) nitelikte bir geçerlilik şartıdır. Sözleşmenin alelade bir yazılı belge olması yetmez; imzaların aidiyetinin ve irade beyanlarının resmi bir makamca tasdiki gerekir. Doktrinde (Örn. Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, Bahtiyar), şirket sözleşmesinin yalnızca bir borçlar hukuku sözleşmesi olmadığı, aynı zamanda tüzel kişiliğin anayasasını oluşturan "kurumsal (organizasyonel) bir sözleşme" olduğu vurgulanır. Bu nedenle, şekil şartı hem tarafları düşünmeye sevk etme (uyarı fonksiyonu) hem de ticaret siciline yapılacak tescil işleminin güvenilir bir belgeye dayanmasını sağlama amacını taşır.
2.2. Noter Onayı veya Ticaret Sicili Müdürü/Yardımcısı Huzurunda İmza
Maddenin ilk halinde imzaların noterce onaylanması mutlak bir kural iken, 15/07/2016 tarihli ve 6728 sayılı Kanun'un 67. maddesi ile "veya şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanması" alternatifi getirilmiştir [3, 4]. Bu yenilik, şirket kuruluş süreçlerindeki bürokrasiyi tek bir noktada (tek durak ofis - one stop shop) toplayarak, noter masraflarını ve zaman kaybını ortadan kaldırmayı hedeflemiştir. Ticaret sicili müdürü veya yardımcısının huzurunda imzalanan sözleşme, noter onayı ile aynı hukuki sonuçları doğurur ve resmi belge niteliğini haiz olur.
2.3. Değerli Kâğıt Bedeli Muafiyeti
Maddenin son cümlesinde yer alan "Şirketin kuruluşunda, şirket sözleşmesini ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz" hükmü [3], devletin şirketleşmeyi teşvik etme politikasının mali bir yansımasıdır. Şahıs şirketlerinde asgari sermaye zorunluluğu bulunmaması [5, 6] ile birlikte değerlendirildiğinde, bu muafiyetin müteşebbislerin ticari hayata katılımını ucuzlatmak ve kayıt dışılığı önlemek gayesiyle getirildiği açıktır.
3. Sistematik İlişkiler
Bu maddenin Türk hukuk sistematiğindeki yeri, ancak dikey ve yatay çapraz bağlantılarla tam olarak anlaşılabilir:
- TTK m. 211 (Kollektif Şirketin Tanımı): TTK m. 212'ye göre şekillendirilecek olan sözleşme, m. 211'de tanımlanan "gerçek kişiler arasında" kurulan ve "sınırsız sorumluluk" ihtiva eden ortaklık yapısını yansıtmalıdır [2].
- TTK m. 213 (Zorunlu Kayıtlar): TTK m. 212'deki şekil şartına uygun olarak hazırlanan sözleşmenin içeriği boş olamaz. TTK m. 213 uyarınca ortakların kimlikleri, şirketin ticaret unvanı, merkezi, işletme konusu ve sermaye taahhütleri gibi hususlar bu yazılı ve onaylı sözleşmede mutlaka bulunmalıdır [4, 7].
- TTK m. 214 (Noksanlıkların Yaptırımı): TTK m. 212'nin en önemli yaptırımı m. 214'te düzenlenmiştir. Buna göre, "Sözleşmesi kanuni şekilde yapılmamış" olan bir kollektif şirket, "adi şirket hükmünde olup... Türk Borçlar Kanununun adi şirketlere ilişkin hükümleri uygulanır" [8]. Bu hüküm, şekil şartının emredici karakterinin ve yaptırımının (tahvil/tür değiştirme) somutlaşmış halidir.
- TTK m. 215 (Tescil Yükümlülüğü): TTK m. 212 uyarınca onaylanan veya ticaret sicili müdürü huzurunda imzalanan şirket sözleşmesi, 15 gün içinde şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline verilerek tescili istenmek zorundadır [9].
- TTK m. 124 ve m. 125: Ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe sahip olması m. 125 gereğidir [10]. TTK m. 232 gereği kollektif şirket, bu yazılı sözleşmenin ticaret siciline tescili ile tüzel kişilik kazanır [11].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerinin (özellikle 11. Hukuk Dairesi) yerleşik içtihatlarında, ticaret şirketlerinin kuruluşundaki şekil eksikliklerinin sonuçları titizlikle incelenmektedir. Yargıtay, TTK m. 212 (ve mülga 6762 sayılı Kanun'daki karşılığı) uyarınca geçerli bir yazılı sözleşme bulunmayan veya imzaları yetkili makamlarca onaylanmayan oluşumları kesin bir şekilde "adi ortaklık" (adi şirket) olarak nitelendirmektedir.
İçtihatlarda vurgulanan temel ilke şudur: Kollektif şirketin kendine özgü katı kuralları (örneğin müteselsil sorumluluk, şirketin iflası halinde ortakların da iflasının istenebilmesi gibi) ortaklar ve üçüncü kişiler üzerinde ağır sonuçlar doğurur. Bu sonuçların doğabilmesi için, irade beyanlarının kanunun öngördüğü resmi ve yazılı şekle (TTK m. 212) sıkı sıkıya uygun olması şarttır. Aksi takdirde, tescil edilmeden ve şekil şartlarına uyulmadan üçüncü kişilerle girişilen işlemlerde, oluşum TTK m. 216/2 uyarınca [12] adi şirket hükümlerine (TBK m. 620 vd.) tabi tutularak, ortakların birlikte ve şahsen sorumluluğuna gidilir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
Bay (A) ve Bay (B), bir gıda toptancılığı işi yapmak üzere aralarında adi yazılı bir "Kollektif Şirket Ana Sözleşmesi" hazırlamış ve imzalayarak faaliyetlerine başlamışlardır. Sözleşme içeriği TTK m. 213'te sayılan tüm unsurları barındırmaktadır. Taraflar noter onayı veya sicil müdürü huzurunda imza işlemi yapmaksızın, bir yıl boyunca piyasadan mal alımı yapmışlardır. Şirketin borçlarını ödeyememesi üzerine alacaklı (C), "X Kollektif Şirketi"ne karşı dava açmak istemiştir.
Hukuki analiz: Somut olayda TTK m. 212'nin amir hükmü olan "imzaların noterce onaylanması veya ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda imzalanması" şartı yerine getirilmemiştir [3]. TTK m. 214 uyarınca sözleşmesi kanuni şekilde yapılmamış olan bu birleşme, tüzel kişiliği haiz bir kollektif şirket değil, adi şirket hükmündedir [8]. Tüzel kişilik kazanılmadığı için alacaklı (C), tüzel kişiliğe değil, TBK hükümleri uyarınca adi ortaklık ilişkisi içinde olan (A) ve (B)'ye doğrudan şahsen ve müteselsilen (TBK m. 638) başvurabilecektir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Bayan (Y) ve Bayan (Z), ticaret sicili müdürlüğüne giderek yetkili personel (ticaret sicili müdür yardımcısı) huzurunda kollektif şirket sözleşmesini imzalamışlardır. Ancak memur, kuruluş aşamasında sözleşmeyi ihtiva eden kâğıtlar için kendilerinden "değerli kâğıt bedeli" talep etmiş ve tahsil etmiştir.
Hukuki analiz: Şirket sözleşmesinin ticaret sicili müdür yardımcısı huzurunda imzalanması TTK m. 212'ye uygun geçerli bir şekildir [3]. Ancak, aynı maddenin son cümlesindeki "Şirketin kuruluşunda, şirket sözleşmesini ihtiva eden kâğıtlardan değerli kâğıt bedeli alınmaz" emredici kuralı ihlal edilmiştir [3]. Tahsil edilen bu bedel yasal dayanaktan yoksun olup (sebepsiz zenginleşme), idareye başvurularak ve gerekirse idari yargı yoluyla iadesi talep edilmelidir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Kurulan şirketin usulüne uygun bir kollektif şirket olduğunun ispatı, TTK m. 212 gereği noterce onaylanmış veya sicil müdürü huzurunda imzalanmış yazılı sözleşmeye ve buna dayanan ticaret sicili kayıtlarına dayanır. Bu bir kesin delildir.
- Zamanaşımı / Süreler: Şirket sözleşmesinin m. 212'ye uygun olarak onaylanması veya imzalanmasından itibaren 15 gün içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret siciline verilerek tescilinin istenmesi zorunludur (TTK m. 215) [9].
- Görevli/yetkili mahkeme: Şirketin kuruluşuna, şekil eksikliklerine veya bu sebeple ortaklık yapısının adi şirket olarak nitelendirilmesine dair çıkacak uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 4 ve m. 5).
- Yaygın uygulama hataları: Tarafların kendi aralarında adi sözleşme imzalayarak hukuken geçerli bir kollektif şirket kurduklarını sanmaları en yaygın hatadır. Sicil memuru veya noter huzuruna gidilmemesi, tüm iddiaların adi ortaklık ekseninde çözülmesine sebep olur.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 212'nin kaleme alınış biçimi ve sonradan eklenen hükümler, doktrinde farklı bağlamlarda değerlendirilmektedir. Hükmün, kuruluş aşamasında bürokrasiyi azaltma saikiyle 2016 yılında "ticaret sicili müdürü yahut yardımcısı huzurunda" imza atma imkânını getirmesi modern şirketler hukuku yaklaşımına uygundur. Nitekim anonim ve limited şirketler için de benzer kolaylaştırmalar getirilmiştir (TTK m. 335, m. 575) [13-15].
Ancak doktrindeki bir kısım eleştirilere göre; noter onayı, tarafların irade sakatlıklarını (hata, hile, ikrah) engelleme ve hukuki danışmanlık sağlama yönünden daha güçlü bir mekanizmadır. Ticaret sicili müdürlüklerinin asli görevi sicil tutmak olup, noterlerin ifa ettiği "önleyici hukuk" ve "irade tespiti" fonksiyonlarını tam manasıyla yerine getiremeyecekleri, personelin yoğun iş yükü altında sözleşme içeriğindeki potansiyel hukuka aykırılıkları (TTK m. 213 zorunlu unsurları) derinlemesine denetleyemeyeceği endişesi dile getirilmektedir. Buna karşın, küresel "iş yapma kolaylığı" endekslerindeki hedefler ve devletin şirket kurmayı teşvik edici "harç ve değerli kâğıt bedeli muafiyeti" [3] gibi yaklaşımları, kanun koyucunun pragmatik ve ekonomik hıza odaklandığını göstermektedir. Bu pragmatik tercihin, ileride tüzel kişilik perdesinin ve şekil şatlarının suistimal edilmesi riskini de beraberinde taşıdığı teorik olarak her zaman dikkate alınmalıdır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.