Türk Ticaret Kanunu (TTK)

TTK Madde 177

Şirketler Hukuku Maddelerine Dön

Resmi Metin

Madde 177


Madde 177 - (1) Ortakların kişisel sorumlulukları hakkında 158 inci madde hükmü uygulanır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 177. maddesi, ticaret şirketlerinin yapısal değişikliklerinden biri olan "bölünme" müessesesi kapsamında, ortakların kişisel sorumluluklarını düzenleyen temel bir atıf normudur [1]. Kanun koyucu, bölünme işlemleri neticesinde şirket alacaklılarının ve diğer menfaat sahiplerinin zarara uğramasını engellemek maksadıyla, birleşme kurumuna ilişkin TTK m. 158 hükmüne doğrudan atıf yapmış ve birleşmedeki koruyucu mekanizmayı bölünme müessesesine de teşmil etmiştir [1].

Ticaret şirketlerinde bölünme, bir şirketin malvarlığının tamamen veya kısmen tasfiyesiz olarak ayrılarak başka şirketlere devredilmesi işlemidir [2, 3]. Bu yapısal değişiklik sırasında, özellikle şahıs şirketlerinin (kollektif veya komandit şirketler) sermaye şirketlerine bölünerek devrolması gibi durumlarda, şirket borçlarından dolayı kişisel ve sınırsız sorumluluğa sahip olan ortakların statüleri değişebilmektedir [4]. Kanun koyucu, TTK m. 177 vasıtasıyla, bölünme öncesinde şahsen sorumlu olan ortakların, bölünme işlemiyle tüzel kişilik perdesinin veya sınırlı sorumluluk zırhının arkasına sığınarak alacaklıları mağdur etmesini önlemeyi amaçlamış ve sorumluluğun devamlılığı ilkesini benimsemiştir [5].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Kişisel Sorumluluğun Devamlılığı İlkesi

Bölünme neticesinde, devrolunan (bölünen) şirketin borçlarından dolayı şahsen sorumlu olan ortakların bu sorumlulukları, kural olarak bölünmeden sonra da devam eder [6, 7]. Bu durum, kişisel olarak sorumlu bulunan ortakların bağlı oldukları sorumluluk rejiminden kaynaklanan yükümlülüklerinin, bölünmenin bizatihi kendisi marifetiyle ortadan kaldırılamayacağı esasına dayanır [5]. TTK m. 177'nin atıf yaptığı m. 158/1 hükmü gereği, bu sorumluluğun devamı için borcun bölünme kararının ilanından önce doğmuş olması veya borcu doğuran sebeplerin bu tarihten önce oluşmuş bulunması şarttır [6, 7]. Bu sayede, alacaklıların, borcun doğduğu andaki güvenleri (şahsen sorumlu ortağın malvarlığına olan güven) korunmuş olmaktadır.

2.2. Borcu Doğuran Sebeplerin Önceliği

Sorumluluğun devamı için kanunun aradığı temel kriter, borcun veya borcu doğuran sebebin "bölünme kararının ilanından önce" ortaya çıkmış olmasıdır [6, 7]. Bu ilke, sadece sözleşmeden doğan borçlar için değil; haksız fiillerden, sebepsiz zenginleşmeden ve vekâletsiz işgörmeden doğan borçlar yönünden de geçerlidir [8]. Zararı doğuran fiilin bölünme kararının ilanı tarihinden önce gerçekleşmiş olması yeterli kabul edilmekte, zararın fiilen bu tarihten önce ortaya çıkması dahi şart aranmamaktadır [8]. Bölünmenin ilanından sonra doğan veya sebebi oluşan borçlarda ise, eski kişisel sorumlu ortağı sorumlu tutmaya devam etmek ne şirketler ne de sicil hukuku dogmatiğine uyar; bu durum alacaklı lehine haksız bir zenginleşme yaratacağından kanun koyucu tarafından reddedilmiştir [9].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 158 (Birleşmede Ortakların Kişisel Sorumlulukları): TTK m. 177'nin vücut bulduğu ve doğrudan yollama yaptığı temel maddedir [1, 7]. Bölünme neticesinde ortakların kişisel sorumluluklarının kapsamı, zaman sınırı ve zamanaşımı süreleri bütünüyle bu maddeye göre tayin edilir.
  • TTK m. 176 (Bölünmeye Katılan Şirketlerin İkinci Derecede Sorumluluğu): Madde 176, bölünme neticesinde kendisine borç tahsis edilen şirketin (birinci derecede sorumlu) ifası imkânsızlaşırsa, bölünmeye katılan diğer şirketlerin müteselsil sorumluluğunu düzenler [10]. TTK m. 177 ise tüzel kişilerin değil, bizzat gerçek kişi ortakların şahsi sorumluluğuna ilişkindir. Her iki madde, alacaklıların korunmasına yönelik bütüncül bir (ex-post) teminat mekanizması oluşturur [10, 11].
  • TTK m. 174 ve 175 (Alacaklıların Çağrılması ve Teminat Altına Alınması): Bölünmede alacaklıların korunmasına yönelik genel mekanizmalardır [12]. Alacaklılar teminat isteyebilecekleri gibi, teminat verilmemesi veya borcun ifa edilmemesi halinde TTK m. 177 ve 158 delaletiyle eski şahsen sorumlu ortaklara da müracaat edebilirler.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ticaret dairelerinin (özellikle 11. Hukuk Dairesi) yapısal değişikliklere ilişkin yerleşik içtihatlarında, ticaret şirketlerinin birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi işlemlerinin, alacaklılardan mal kaçırma veya sorumluluktan kurtulma aracı olarak kullanılamayacağı kesin bir dille ifade edilmektedir.

Yargıtay, tüzel kişilik perdesinin arkasına sığınılarak dürüstlük kuralına (TMK m. 2) aykırı hareket edildiği durumlarda, yapısal değişikliğin doğurduğu şekli hukuki sonuçları (örneğin şahsi sorumluluğun sona ermesi) bertaraf etmektedir. Doktrindeki görüşlerle paralel olarak Yargıtay, TTK m. 158 ve 177 hükümlerini katı bir biçimde yorumlamakta; devrolunan şirketin borçlarından dolayı kişisel sorumluluğu bulunan ortakların, alacaklıların kazanılmış haklarını ihlal edecek şekilde sorumluluktan kurtulmalarına cevaz vermemektedir. İlgili içtihatlarda, yapısal değişikliğin ilanından önce doğmuş olan borçlarda eski ortakların kişisel malvarlıklarına müracaat hakkının, kanunda öngörülen hak düşürücü/zamanaşımı süreleri dâhilinde mutlak olarak korunduğu vurgulanmaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Kurmaca Senaryo): X Kollektif Şirketi, işletmesini kısmi bölünme yoluyla yeni kurulan Y Limited Şirketi'ne devretmiş ve bu karar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiştir. Bölünme kararının ilanından üç ay önce, X Kollektif Şirketi'nin ticari aracı bir trafik kazasına karışarak üçüncü bir kişiye ağır maddi zarar vermiştir. Ancak zararın kesin olarak tespiti ve davanın açılması, bölünme tescil edildikten sonra gerçekleşmiştir. Alacaklı, doğrudan X Kollektif Şirketi'nin eski sınırsız sorumlu ortağı (A)'nın şahsi malvarlığına haciz talebinde bulunmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 177'nin atıf yaptığı m. 158/1 hükmü gereği, borcu doğuran haksız fiil (trafik kazası) bölünme kararının ilanından önce gerçekleşmiştir [6, 7]. Zararın daha sonra kesinleşmesi bu durumu değiştirmez [8]. Kollektif şirket ortağı (A), sınırsız sorumluluk rejiminden doğan yükümlülüğünü bölünme yoluyla bertaraf edemez. Alacaklı, TTK m. 158/2'deki özel zamanaşımı süresi içinde (A)'nın şahsi malvarlığına haklı olarak müracaat edebilir.

Olay 2 (Kurmaca Senaryo): Aynı bölünme işleminde (X Kollektif Şirketinin Y Limited Şirketine bölünmesi), bölünmenin TTSG'de tescil ve ilan edilmesinden iki ay sonra, Y Limited Şirketi bir hammadde alım sözleşmesi akdetmiş, ancak borcunu ifa edememiştir. Alacaklı, işletmenin kökeninin X Kollektif Şirketi olduğunu ve eski ortak (A)'nın şahsen sorumlu olması gerektiğini iddia ederek (A)'ya karşı takip başlatmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 177 delaletiyle m. 158 uyarınca, ortakların şahsi sorumluluğunun devam edebilmesi için borcun veya borcu doğuran sebebin "bölünme kararının ilanından önce" doğmuş olması mutlak şarttır [7, 9]. Olayda sözleşme, bölünmenin ilanından sonra kurulmuştur. Eski kollektif şirket ortağının yeni borçlardan dolayı şahsi sorumluluğu bulunmamaktadır; alacaklının talebi reddedilmelidir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Ortakların kişisel sorumluluğuna gitmek isteyen alacaklı, borcun veya borcu doğuran hukuki sebebin (haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme) bölünme kararının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edildiği tarihten önce doğduğunu ispatla mükelleftir.
  • Zamanaşımı / Süreler: TTK m. 177 yollamasıyla TTK m. 158/2 uyarınca; ortakların kişisel sorumluluğuna ilişkin istemler, bölünme kararının ilanı tarihinden itibaren üç yıl geçince zamanaşımına uğrar [8, 13]. Alacak, ilan tarihinden sonra muaccel olursa, bu üç yıllık özel zamanaşımı süresi muacceliyet anından itibaren işlemeye başlar [13, 14]. Bu süre hak düşürücü süre değil, bir zamanaşımı süresidir ve hâkim tarafından resen dikkate alınmaz.
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: Bölünme işlemlerinden ve ortakların kişisel sorumluluğundan kaynaklanan davalar nispi ticari dava niteliğindedir. Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleri olup, yetki kural olarak bölünmeye katılan devralan şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada sıklıkla, bölünme sonrasında şahıs şirketinin tamamen sınırlı sorumlu bir sermaye şirketine dönüşmesiyle birlikte, eski ortakların geçmişe dönük tüm şahsi sorumluluklarının da anında silindiği yanılgısına düşülmektedir. Diğer bir hata ise, TTK m. 158'de öngörülen "3 yıllık" özel zamanaşımı süresi yerine, TBK'daki genel zamanaşımı sürelerinin (10 yıl) uygulanmaya çalışılmasıdır [14]. Bu özel zamanaşımı, daha önce daha kısa bir zamanaşımına (örneğin haksız fiillerdeki 2 yıllık süreye) tabi olan alacaklar için süreyi 3 yıla uzatmaz; ancak 3 yıldan uzun genel süreleri 3 yılla sınırlandırır [14].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde, ticaret şirketlerinin yeniden yapılandırılmasını düzenleyen 6102 sayılı Kanun normlarının, İsviçre Birleşme Kanunu (Fusionsgesetz) ve Avrupa Birliği Yönergeleri ile yeknesaklık sağladığı takdirle karşılanmaktadır [15]. Ancak TTK m. 177 gibi atıf normlarının kullanılması (TTK m. 158'e yollama yapılması), kanun tekniği (ekonomi) açısından pratik görünse de, uygulamada farklı yapısal değişiklik kurumlarının (birleşme ve bölünme) ontolojik farklılıklarının göz ardı edilmesine sebebiyet verebilmektedir.

Özellikle bölünmede malvarlığının birden fazla parçaya ayrılması ve devredilmesi söz konusu olduğundan, alacaklıların tatmini birleşmeye nazaran çok daha yüksek risk altındadır [16]. Birleşmede malvarlıkları tek bir çatıda toplanarak güçlenirken, bölünmede malvarlığı zayıflayabilmektedir [16]. Bu nedenle, alacaklıların şahsen sorumlu ortaklara müracaat hakkını düzenleyen TTK m. 177'nin salt bir atıf maddesi olmak yerine, bölünmenin getirdiği spesifik varlık azalması (sermaye erimesi) risklerini karşılayacak özel güvenceler ve daha uzun zamanaşımı süreleri içerecek şekilde müstakil olarak kaleme alınması doktrinde delege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından savunulabilir bir tezdir. Buna karşın, kanun koyucunun mevcut tercihi, işletmelerin hukuki form değiştirmesinde serbest piyasa akışkanlığını sağlamak ile alacaklıların haklarını teminat altına almak arasındaki hassas teraziyi, üç yıllık bir "geçiş dönemi şahsi sorumluluğu" ile dengelemeye çalışmaktadır.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]