Madde 824
Madde 824 - (1) Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan kıymet li evrak, emre yazılı senetlerdendir.
Madde 824
Madde 824 - (1) Emre yazılı olan veya kanunen böyle sayılan kıymet li evrak, emre yazılı senetlerdendir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Dördüncü Kitap (Kıymetli Evrak) başlığı altında, Beşinci Kısım (Kambiyo Senetlerine Benzeyen Senetler ve Diğer Emre Yazılı Senetler) kapsamında düzenlenen 824. madde, emre yazılı kıymetli evrakın genel tanımını ve sınırlarını çizmektedir. Bu hüküm, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 743. maddesinden dilsel sadeleştirmeler yapılarak aynen devralınmıştır.
Kıymetli evrak hukukunun temel teorisinde senetler, hakkın senede bağlılığı ve bu hakkın devredilebilirlik derecesine göre üçlü bir sınıflandırmaya tabi tutulur: nama yazılı, emre yazılı ve hamiline yazılı senetler (TTK m. 654, m. 824, m. 658). TTK m. 824, bu sınıflandırmanın en işlevsel ve ticari hayatta en sık kullanılan dilimini oluşturan "emre yazılı senetler" müessesesinin yasal tanımını vermektedir.
Maddenin ratio legis'i (sevk amacı), bir senedin ciro ve zilyetliğin devri yoluyla tedavül kabiliyetine sahip olabilmesi için hangi hukuki nitelikleri haiz olması gerektiğini netleştirmek ve ciro zincirinin sağladığı korumadan yararlanabilecek kıymetli evrak türlerini belirlemektir. Kanun koyucu bu doğrultuda ikili bir ayrım benimsemiştir: Düzenleyenin iradesiyle emre yazılı hale getirilen senetler (iradi emre yazılı senetler) ve kanunun doğrudan emredici hükmüyle emre yazılı kabul edilen senetler (kanunen emre yazılı senetler). Bu sistematik ayrım, senedin devir usulü, def'ilerin ileri sürülmesi ve hak sahipliğinin ispatı süreçlerinde farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır.
Madde metnindeki "emre yazılı olan" ibaresi, iradi emre yazılı senetleri ifade eder. Bir senedin iradi olarak emre yazılı senet sayılabilmesi için, düzenleyenin senedin metnine açıkça "emrine" (veya emriyle, oder an Order) kaydını yazmış olması gerekir. Kambiyo senetleri dışındaki sıradan alacak senetleri veya belirli hakları içeren senetler, özleri itibariyle nama yazılı kabul edilseler dahi, üzerlerine bu kaydın konulmasıyla birlikte emre yazılı senede dönüşürler. İradi emre yazılı senetlerin en tipik örnekleri; emre yazılı havale (TTK m. 832) ve emre yazılı ödeme vaadidir (TTK m. 838). Bu kaydın varlığı, senedi nama yazılı senedin ağır devir usullerinden (alacağın temliki) kurtararak cironun pratikliğine kavuşturur.
Madde metnindeki "kanunen böyle sayılan" ibaresi, kanunen emre yazılı senetleri nitelendirir. Bu senetlerin metninde ayrıca bir "emrine" kaydının yer alması yasal bir zorunluluk değildir; zira kanun koyucu bu senetleri doğaları gereği doğrudan emre yazılı kabul etmiştir. Kanunen emre yazılı senetlerin en bilinen örnekleri, kambiyo senetleri olan poliçe (TTK m. 671), bono (TTK m. 776) ve çektir (TTK m. 780).
Ayrıca emre yazılı makbuz senedi ve varant (TTK m. 838), konşimento (TTK m. 1238) ve taşıma senedi de kanunen emre yazılı kıymetli evrak niteliğindedir. Bu senetlerin tedavülünün engellenmesi veya nama yazılı hale getirilmesi ancak senedin üzerine açık bir "menfi kayıt" (örneğin "ciro edilemez", "nama yazılıdır", "cirosu yasaktır") konulmasıyla mümkündür.
Emre yazılı senetler, nama yazılı senetlerin alacağın temlikiyle (TBK m. 183 vd.) devredilen yapısı ile hamiline yazılı senetlerin salt zilyetliğin devriyle devredilen yapısı arasında yer alan hibrit bir devir mekanizmasına sahiptir. Emre yazılı bir senedin devri; yazılı bir ciro beyanı ve senedin zilyetliğinin devredilmesi (teslimi) şartlarının birlikte gerçekleşmesiyle tamamlanır. Bu usul, tedavül hızını artırırken, ciro zincirinin kesintisizliği esası üzerinden iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisabını da mutlak surette korur.
Bu maddeye doğrudan ilişkin son 24 ayda Yargıtay/AYM kararı çekilemedi. Kullanıcı tarafından sağlanan ek karar yok.
Bununla birlikte, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik ve istikrar kazanmış kararlarında, bir senedin emre yazılı kıymetli evrak niteliğini haiz olup olmadığının tayininde kanuni şekil şartlarının ve keşidecinin iradesinin sıkı bir biçimde denetlendiği bilinmektedir. Yargıtay, senede "emrine" kaydı konulmaksızın ciro edilen adi borç senetlerini emre yazılı kıymetli evrak olarak kabul etmemekte; bu tür geçersiz devirleri en fazla "alacağın temliki" hükümlerine tabi adi bir devir olarak nitelendirmektedir.
Keza kanunen emre yazılı olan bonolarda veya çeklerde, senedin tedavül yeteneğinin kaldırılması amacıyla yazılan menfi kayıtların (nama yazılılık ibarelerinin) açık ve anlaşılır olması gerektiği, aksi halde senedin kanunen emre yazılı olma vasfını koruyacağı yüksek mahkeme içtihatlarında kararlılıkla vurgulanmaktadır.
Olay 1 (Kurmaca Senaryo): (A) şirketi, ticari iş ortağı (B) şirketine olan borcunu tevsik etmek amacıyla matbu bir kağıda "Bu senetle (B) şirketine 100.000 TL ödeyeceğimi beyan ederim." şeklinde yazılı bir adi borç senedi vermiştir. Senedin hiçbir yerinde "emrine" ibaresi yer almamaktadır. (B) şirketi, bu senedin arkasını imzalayarak (ciro ederek) üçüncü kişi (C)'ye devretmiştir. (A) şirketi, senedin vadesi geldiğinde (C)'ye ödeme yapmaktan imtina etmiş; senedin ciroyla devredilemeyeceğini ileri sürmüştür. Hukuki Analiz: TTK m. 824 gereğince, kambiyo senetleri gibi kanunen emre yazılı sayılan evraklar dışındaki senetlerin emre yazılı senet sayılabilmesi için düzenleyenin açıkça "emrine" kaydını koymuş olması (iradi emre yazılılık) şarttır. Olayda (A)'nın verdiği senet ne kanunen emre yazılı bir kambiyo senedidir ne de üzerinde iradi bir "emrine" kaydı bulunmaktadır. Dolayısıyla senet nama yazılı niteliktedir. Nama yazılı senedin ciroyla devri geçersiz olup, devir ancak alacağın temliki (yazılı devir beyanı) yoluyla yapılabilirdi. (A) şirketi, (C)'ye ödeme yapmaktan kaçınmakta haklıdır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo): (X) şahsı, (Y) şahsına hitaben bir çek keşide etmiştir. Çekin üzerine "emrine" ibaresi yazılmamıştır. (Y) şahsı, bu çeki ciro ederek bankaya ibraz eden (Z)'ye devretmiştir. (X), çekin üzerinde "emrine" yazmadığı için çekin nama yazılı olduğunu ve ciroyla devrinin geçersiz olduğunu iddia etmiştir. Hukuki Analiz: TTK m. 824 kapsamında, "kanunen böyle sayılan" kıymetli evraklar kendiliğinden emre yazılı senetlerdendir. TTK m. 780 uyarınca çek, kanunen emre yazılı bir kıymetli evraktır ve geçerli olması için üzerinde "emrine" kelimesinin bulunması şart değildir. Senedin nama yazılı hale gelmesi için keşidecinin açıkça ciro yasağı (menfi kayıt) koyması gerekirdi. Bu kayıt bulunmadığından çek emre yazılıdır ve (Z)'ye yapılan ciro tamamen geçerlidir. (X)'in itirazı hukuki dayanaktan yoksundur.
Doktrinde Kendigelen, Kıymetli Evrak Hukuku eserinde, kanunun "kanunen böyle sayılan" ifadesiyle sınırlı sayı ilkesini (numerus clausus) tam olarak yansıtıp yansıtmadığı hususunun tartışmalı olduğunu ifade etmektedir. Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku adlı çalışmasında, emre yazılı senetlerin tedavül güvenliği sağlamasındaki başarısının ciro kurumunun emredici niteliğinden kaynaklandığını belirtmektedir. Arkan ise Kıymetli Evrak Hukuku — Çek çalışmasında, iradi emre yazılılığın sınırlarının net çizilmesinin ticari alacakların devrindeki uyuşmazlıkları azalttığına vurgu yapmaktadır.
Bununla birlikte, dijitalleşen finans dünyasında fiziki ciro ve zilyetliğin devri kavramlarının yerini alan "elektronik ciro" ve "dijital kıymetli evrak" yapıları, TTK m. 824'ün geleneksel yapısıyla çelişmektedir. Kaydi sistemle izlenen pay senetleri ve elektronik varantlar gibi modern enstrümanlar göz önüne alındığında, kanun koyucunun "senet" kavramını fiziki kağıt sınırlarından çıkararak tamamen dijital ortamda yaratılan ve ciro edilen emre yazılı dijital varlıkları da kapsayacak şekilde m. 824 hükmünü revize etmesi kurumsal bir ihtiyaçtır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır.
Kullanılan kaynaklar:
Güncellik: 27.05.2026 tarihi itibariyle günceldir. Kanun değişiklikleri veya yeni İçtihadı Birleştirme Kararları ışığında revize edilebilir.