1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Kıymetli evrak hukukunun temel teorisi ve sistematiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) poliçe üzerine inşa edilmiştir. Kanun koyucu, poliçe, bono ve çekten oluşan kambiyo senetleri rejiminde yasa tekniği açısından tekrardan kaçınmak amacıyla "atıf (yollama) yöntemini" benimsemiştir. Bu metodolojik tercih doğrultusunda, poliçeye ilişkin olarak son derece kazuistik ve ayrıntılı biçimde düzenlenen pek çok kural; niteliğine uygun düştüğü ölçüde bonolara (TTK m. 778) ve çeklere (TTK m. 818) teşmil edilmiştir [1-3].
TTK m. 818 hükmü, poliçeye ilişkin hangi maddelerin çek hakkında da uygulanacağını tahdidi olarak sayan temel normdur. Çekin, poliçe ve bonodan farklı olarak bir "kredi aracı" değil, özünde bir "ödeme aracı" olması sebebiyle poliçeye ait tüm kurallar çeke aktarılmamış; sadece çekin hukuki doğası ile bağdaşan hükümlere yollama yapılmıştır [4, 5]. Madde metninde açıkça görüleceği üzere; poliçede kabul müessesesi (TTK m. 695 vd.) ve rehin cirosu (TTK m. 689) gibi doğrudan doğruya kredi ilişkisine işaret eden kurumlar, TTK m. 818 kapsamı dışında tutulmuştur [6-9]. Dolayısıyla TTK m. 818, çekin hem maddi hukuk bakımından kambiyo senedi vasfını şekillendirmekte hem de çek borçlularının sorumluluk rejimini poliçe sistemiyle entegre etmektedir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. İmzaların Bağımsızlığı İlkesi ve Yetkisiz Temsil (TTK m. 677-678 Atfı)
TTK m. 818/1-c bendi uyarınca, borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasına ve yetkisiz imzaya ilişkin m. 677 ve 678 hükümleri çekler hakkında da uygulanır. İmzaların bağımsızlığı ilkesi (TTK m. 677), çek üzerindeki geçersiz bir imzanın (sahte imza, ehliyetsiz kişinin imzası vb.) senedin geçerliliğini ve diğer imzaların sıhhatini etkilemeyeceğini amirdir [10, 11]. Bunun doğal bir sonucu olarak, temsile yetkisi olmadığı halde bir şirket veya şahıs adına çeki imzalayan kişi (falsus procurator), TTK m. 678 gereği senedin bizzat borçlusu sıfatını kazanır ve çeki ödemekle yükümlü olur [12-14].
2.2. Açık Çek Müessesesi (TTK m. 680 Atfı)
Madde 818/1-c ile çeke uygulanan bir diğer hayati düzenleme TTK m. 680'de yer alan açık poliçe (açık çek) kurumudur. Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış olan bir çek, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulsa dahi, bu durum ancak hamilin çeki iktisap ederken kötü niyetli veya ağır kusurlu olması halinde ona karşı ileri sürülebilir [15-17]. Bu hüküm, beyaz çekin yasal bir zemin teşkil ettiğinin ve eksik unsurların sonradan (ibraz anına kadar) doldurulabileceğinin en temel kanuni dayanağıdır [17].
2.3. Ciro Hükümleri ve Rehin Cirosu Yasağı (TTK m. 683-685 ve 688 Atfı)
TTK m. 818/1-d ve f bentleri; tahsil ve temlik cirosunu çeke uygularken, poliçedeki rehin cirosunu düzenleyen TTK m. 689’a bilinçli olarak atıf yapmamıştır. Doktrinde Poroy/Tekinalp, Bahtiyar, Kendigelen ve Pulaşlı gibi otoriteler tarafından mutabık kalındığı üzere; çekin salt bir ödeme aracı olması hasebiyle kanun koyucu çekte rehin cirosuna cevaz vermemiştir [6, 9, 18]. Çek üzerine "bedeli teminattır" veya "bedeli rehindir" yazılarak yapılan cirolar rehin cirosu hükmü doğurmaz.
2.4. Çekte Def’iler Sistemi (TTK m. 687 Atfı)
TTK m. 818/1-e bendi uyarınca, poliçedeki şahsi def’ilerin sınırlandırılmasına dair m. 687 hükmü çeke de tatbik olunur. Çek borçlusu (örneğin keşideci), önceki hamiller veya lehtar ile arasındaki temel ilişkiden doğan def’ileri (bedelsizlik, sözleşmenin feshi, ifa edilmeme vb.), meşru hamile karşı ancak hamilin çeki iktisap ederken "bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması" (exceptio doli) şartıyla ileri sürebilir [19-22]. Bu ilke, çekin soyutluk (mücerretlik) niteliğini teminat altına almaktadır.
2.5. Çekte Sebepsiz Zenginleşme (TTK m. 732 Atfı)
TTK m. 818/1-m fıkrası, çek hukuku uygulamasında en çok müracaat edilen atıflardan biridir. Çek hamilinin süresi içerisinde çeki ibraz etmemesi veya zamanaşımı süresini kaçırması neticesinde kambiyo hukukuna dayalı müracaat haklarını kaybetmesi halinde, TTK m. 732 uyarınca çek keşidecisine karşı "kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davası" açabilmesine olanak tanınmıştır [23-26]. Hamil, çekten doğan borcu düşen keşidecinin kendi zararına zenginleştiğini iddia ederek 1 yıllık süre içerisinde bu yola başvurabilir [27].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 780 vd. (Çek Özel Hükümleri) — TTK m. 818, genel poliçe hükümlerini çeke aktarırken, çekin özel hükümlerine aykırı düşmemesi esastır. Örneğin, poliçede vade bulunmasına rağmen, çek görüldüğünde ödenir (TTK m. 795/1).
- Çek Kanunu m. 3/8 ve Geçici m. 3/5 — Atıf normu ile kurulan ödeme aracı mimarisi, Çek Kanunu’ndaki "ileri tarihli çek" düzenlemesiyle uygulamada değişime uğramıştır. Kanun koyucu, TTK'da çeki ödeme aracı sayıp rehin cirosuna izin vermezken, Çek Kanunu'nda ileri tarihli çeki geçerli sayarak fiilen bir "kredi aracı" yaratmıştır [5, 28, 29].
- TBK m. 77 vd. (Sebepsiz Zenginleşme) — TTK m. 732 (m. 818 atfıyla), Borçlar Kanunu'ndaki genel sebepsiz zenginleşme davasından farklı ve özel bir niteliğe sahiptir. TTK m. 732 kapsamında ispat yükü yer değiştirmiş ve keşidecinin zenginleştiği bir karine olarak kabul edilmiştir [30, 31].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11., 12., 19. Hukuk Daireleri kararlarında TTK m. 818 atıflarının pratik yansımaları keskin bir şekilde şekillenmiştir.
Yargıtay, TTK m. 818’de m. 689’a (rehin cirosu) atıf yapılmamış olmasını lafzi ve dar yorumlamakta, çekin üzerinde yer alan "teminat içindir" cirolarının kambiyo senedi vasfını ihlal edeceğine veya rehin cirosu niteliği taşımayıp geçersiz olacağına hükmetmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, “Poliçeye ait olup çek hakkında da uygulanması mümkün bulunan 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinde rehin cirosu ile ilgili aynı Kanun’un 689. maddesine yapılmış bir atıf bulunmadığından çekte rehin cirosu caiz değildir” [9, 32, 33].
Ayrıca yetkisiz temsil bağlamında, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, şirketi temsile yetkisi olmayan veya yetkisi sona ermiş kişilerin çeke imza atmaları durumunda, TTK m. 818/1-c atfı ile TTK m. 678 uyarınca, bu kişilerin şirket adına değil bizzat kendi malvarlıkları ile şahsen sorumlu olacaklarına dair istikrarlı kararlar tesis etmektedir [14].
Sebepsiz zenginleşme davasında (m. 818/1-m atfıyla m. 732) Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (örneğin 2001/19-230 E. sayılı kararında), ispat yükünün zenginleşmediğini savunan keşidecide olduğunu ve cirantalara karşı bu davanın açılamayacağını tespit etmiştir [34, 35].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Rehin Cirosu Yasağı):
(A) A.Ş., maliki olduğu çeki "kredi borcunun teminatı olarak" cirolayarak muhatap (B) Bankası’na teslim etmiştir. Ciro şerhinde "bedeli rehindir" ibaresi bulunmaktadır. Keşideci çeki ödemeyince (B) Bankası, yetkili hamil sıfatıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 818/1 bendi, cirolara ilişkin olarak m. 683-685 ve m. 688'e atıf yapmış, fakat rehin cirosunu düzenleyen m. 689'u bilinçli olarak kapsam dışında bırakmıştır. Yargıtay içtihatları doğrultusunda çekte rehin cirosu yapılamaz. Çeki bu şekilde devralan banka, yetkili hamil sıfatını rehin cirosu bağlamında kazanamaz ve doğrudan kambiyo takibi hakkını ileri süremez; bu ciro en fazla tahsil cirosu hükmünde değerlendirilebilir [9, 36].
Olay 2 (Yetkisiz İmza ve Şahsi Sorumluluk):
(X) Limited Şirketi'nin müdürü olarak görev yapan (Y), görev süresinin dolmasına ve ticaret sicilinden terkin edilmesine rağmen, şirket çeki üzerine imza atarak senedi ciro yoluyla üçüncü kişi (Z)'ye devretmiştir. Çek karşılıksız çıkmıştır.
Hukuki analiz: TTK m. 818/1-c atfıyla çekler hakkında da uygulanan TTK m. 678 gereği; temsile yetkili olmadığı halde şirket adına imza atan (Y), bizzat şahsen sorumlu olur. Şirket senedin borçlusu sayılamazken, (Y) kendi malvarlığı ile meşru hamil (Z)'ye karşı kambiyo taahhüdü altındadır [14, 37].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: TTK m. 818 atfıyla uygulanan m. 732 uyarınca, kambiyo hukukuna özgü sebepsiz zenginleşme davasında hamilin haklılığı kanuni bir karine olup, ispat yükü; senedin karşılığında herhangi bir ivaz alınmadığını veya zenginleşmediğini savunan keşideciye (borçluya) aittir [35].
- Zamanaşımı / Süreler: Kambiyo hakları zamanaşımına uğradıktan sonra, m. 818/1-m atfıyla açılacak sebepsiz zenginleşme davalarının zamanaşımı süresi, çekin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren 1 yıldır (TTK m. 732/4) [23, 27, 38].
- Görevli/yetkili mahkeme: Çek hukukundan doğan müracaat hakları, iptal davaları ve sebepsiz zenginleşme davaları mutlak ticari dava niteliğindedir. Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
- Yaygın uygulama hataları: Çekler üzerinden "rehin cirosu" yapılmaya çalışılması veya hamilin, ibraz süresini kaçırdıktan sonra doğrudan temel ilişkiye dayanmak yerine sıradan şahıslara (cirantalara) karşı sebepsiz zenginleşme davası açması (TTK m. 732/3 uyarınca bu dava cirantalara açılamaz) [39].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu'nun yasa yapım tekniği bakımından atıf (yollama) usulünü kullanması, norm ekonomisi açısından pratik görünse de uygulama ve doktrinde çok ciddi sistematik sancılara yol açmaktadır. TTK m. 818 hükmü, çekin teorik niteliği ("nakit ödeme vasıtası") ile Türkiye’deki ticari pratik ("ileri tarihli kredi aracı") arasındaki derin çelişkinin odak noktasını oluşturmaktadır.
Doktrinde bilhassa Abuzer Kendigelen, Fırat Öztan ve Mehmet Bahtiyar gibi akademisyenler tarafından defaatle işaret edildiği üzere; Çek Kanunu m. 3 hükümleri ile ileri tarihli çeke kanuni bir statü kazandırılmışken, TTK m. 818'de çekte "rehin cirosunun" veya "kabul müessesesinin" yasaklanması ticari hayatın iktisadi gerçeklikleriyle örtüşmemektedir [29, 40, 41]. Çekler fiilen kredilendirme ve bankalar nezdinde teminat amaçlı kullanıldığı halde, rehin cirosunu düzenleyen m. 689'un dışarıda bırakılması, bankacılık ve finans sektörünü inançlı temlik işlemleri veya tahsil ciroları arkasına sığınmaya mecbur bırakmakta, hukuki öngörülebilirliği zedelemektedir [42-44]. İsviçre Borçlar Kanunu (OR) ve Cenevre Yeknesak Çek Kanunu baz alınarak kurgulanan bu atıf sistematiği, "Türk tipi vadeli çek" uygulamasının getirdiği spesifik sorunlara yanıt verememekte, kapsamlı bir yasal revizyon ihtiyacını zaruri kılmaktadır.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.