Resmi Metin

C) Zamanaşımı 99


Madde 814 - (1) Hamilin, cirantalarla düzenleyene v e diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin da va yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. 99 31/1/2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle, bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında yer alan “altı ay” ibareleri “üç yıl” şeklinde değiştiri lmiş ve metne işlenmiştir.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 814. maddesi, kambiyo senetlerinden biri olan çekte başvuru haklarının (müracaat haklarının) tabi olduğu zamanaşımı sürelerini düzenlemektedir. Çek, niteliği gereği bir ödeme aracıdır ve poliçe ile bonodan farklı olarak kural olarak bir kredi vasıtası işlevi görmez [1], [2], [3]. Bu ekonomik işlev farkı, çekin kısa ibraz sürelerine tabi kılınmasını ve zamanaşımı sürelerinin de bu bağlamda poliçe ile bonodan farklı bir hukuki rejime oturtulmasını zorunlu kılmıştır [4], [5].

Madde metni, sorumluluk süjelerine göre ikili bir ayrım yapmıştır: Birinci fıkrada hamilin çek borçlularına (düzenleyen ve cirantalar dâhil) karşı kullanacağı başvuru hakkının zamanaşımı süresi, ikinci fıkrada ise çeki ödemek zorunda kalan bir çek borçlusunun diğer çek borçlularına karşı kullanacağı rücu hakkının zamanaşımı süresi hüküm altına alınmıştır [6], [7].

Önemle belirtmek gerekir ki, 6762 sayılı mülga TTK döneminde ve 6102 sayılı mevcut TTK'nın ilk halinde çekte zamanaşımı süresi altı ay olarak öngörülmüşken, 31.01.2012 tarihli ve 6273 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle TTK m. 814'te yer alan altı aylık süreler üç yıla çıkarılmıştır [8], [9], [10], [11], [12]. Bu köklü kanun değişikliğinin temel sebebi, uygulamada ileri tarihli çeklerin yaygınlaşması suretiyle çekin bir kredi aracı gibi kullanılması ve kısa olan altı aylık sürenin hak kayıplarına yol açmasıdır [13].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Hamilin Başvuru Hakları ve Zamanaşımının Başlangıcı (TTK m. 814/1)

TTK m. 814/1 hükmüne göre, hamilin cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar [6], [7]. Zamanaşımı süresinin başlangıç anı, senedin düzenlenme veya ibraz tarihi değil, kanuni "ibraz süresinin bitimi" tarihidir [14], [15], [16]. Çekte ibraz süreleri TTK m. 796 uyarınca çekin düzenlendiği yer ile ödeneceği yerin (muhatap bankanın bulunduğu yer) aynı olup olmamasına göre on gün, bir ay veya üç aydır [17], [18]. TTK m. 796/3 uyarınca bu süreler, çekte yazılı olan düzenlenme tarihinin ertesi günü işlemeye başlar [19], [15], [20]. Dolayısıyla, üç yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanabilmesi için öncelikle çekte yazılı olan düzenlenme tarihinden itibaren kanuni ibraz süresinin sona erdiği takvim günü tespit edilmeli, üç yıllık süre bu tarihin ertesinden başlatılmalıdır [9], [14], [20].

2.2. Çek Borçlularının Birbirlerine Rücu Hakkında Zamanaşımı (TTK m. 814/2)

Maddenin ikinci fıkrası, senedi ödeyerek hamilin haklarını devralan bir müracaat borçlusunun (örneğin bir cirantanın veya avalistin), kendisinden önce gelen ve senede imza koymuş diğer çek borçlularına başvurması halindeki süreyi düzenlemektedir [6], [7], [21]. Bu fıkraya göre, rücu hakkı da üç yıllık zamanaşımına tabidir. Ancak bu halde sürenin başlangıç anı ibraz süresinin bitimi değil; müracaat borçlusunun çeki bizzat "ödediği" veya kendisine karşı "dava yolu ile ileri sürüldüğü" (takip ya da dava edildiği) tarihtir [22], [16], [21].

2.3. Zamanaşımını Kesen Sebepler ve Etkisi

TTK m. 818/1-p bendi yollamasıyla çeklerde de uygulanması gereken TTK m. 750 uyarınca kambiyo senetlerinde zamanaşımı; dava açılması, icra takibi talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi ile kesilir [23], [24], [25]. Kambiyo senetlerinde zamanaşımını kesen nedenler sınırlı (numerus clausus) olarak sayılmıştır. Bu bağlamda Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) yer alan genel zamanaşımı kesme nedenleri (örneğin borçlunun kısmi ödeme yapması veya borcu ikrar etmesi) kural olarak kambiyo hukukunda kıyasen uygulanamaz [26], [27], [28]. Bununla birlikte, TTK m. 751/1 gereğince zamanaşımını kesen işlem, kimin hakkında meydana gelmişse ancak ona karşı hüküm ifade eder [29], [30], [31]. Bu kural, kambiyo senetlerinde imzaların bağımsızlığı (istiklali) ilkesinin doğrudan bir sonucudur ve TBK m. 155'teki müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımının diğerlerine de etki edeceği yönündeki genel hükmün kesin bir istisnasıdır [30], [32].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 796 — Zamanaşımı süresinin başlangıç anını belirleyen "ibraz süresi" bu maddede gösterilmiştir (10 gün, 1 ay, 3 ay). Bu süreler emredici nitelikte olup hak düşürücü süredir [33], [17], [34], [35].
  • Çek Kanunu Geçici m. 3/5 — İleri tarihli (post-dated) çeklerin ibrazını belli bir süreyle (ilgili yasa değişiklikleriyle sürekli uzatılmış, örn. 2028'e kadar) yasaklayan bu hüküm uyarınca, çekin fiili düzenlenme tarihi değil, üzerinde yazılı olan ileri tarih dikkate alınır. Zamanaşımı da ancak o ileri tarihten sonraki ibraz süresinin bitimiyle başlar [36], [37], [15], [38], [39].
  • TTK m. 732 (Sebepsiz Zenginleşme) — Hamil, TTK m. 814'teki üç yıllık zamanaşımı süresini kaçırırsa, kambiyo senedi vasfına dayalı müracaat haklarını kaybeder. Ancak TTK m. 818/1-m atfıyla çeklerde de uygulanan TTK m. 732'ye dayanarak, zamanaşımı süresinin dolduğu tarihten itibaren bir yıl içinde senedi düzenleyene karşı (cirantalara karşı değil) sebepsiz zenginleşme davası açabilir [40], [41], [42], [43], [44].
  • TBK m. 146 (Temel Borç İlişkisi) — Çek zamanaşımına uğradığında, hamilin asıl borçlu ile arasındaki "temel borç ilişkisine" dayanarak alacağını talep etme hakkı saklıdır. Bu durumda çek, bir "yazılı delil başlangıcı" mahiyetine bürünür ve söz konusu alacak genel hükümlere (kural olarak 10 yıllık zamanaşımına) tabi olur [45], [46], [47].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Zaman Bakımından Uygulama ve Süre Karmaşası: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, 6273 sayılı Kanun'la yapılan 6 aydan 3 yıla çıkarma değişikliğinin uygulanmasında kilit unsur, "ibraz süresinin bittiği tarihtir". Yargıtay, çekte zamanaşımı süresinin başlangıç tarihi olan ibraz süresinin son günü hangi kanun yürürlükte ise, o kanunda öngörülen zamanaşımı süresinin uygulanacağını içtihat etmiştir. Eğer çekin ibraz süresi, kanunun yürürlüğe girdiği 03.02.2012 tarihinden önce dolmuşsa zamanaşımı 6 aydır; ibraz süresi bu tarihten sonra dolmuşsa zamanaşımı 3 yıldır [10], [48], [49], [50], [51], [52].

Zamanaşımını Kesen Sebeplerin Yorumu: Yargıtay kararlarında, icra takibi sürecinde örneğin borçlunun maaşından yapılan aylık kesintilerin (kısmi ödemelerin) TBK m. 154 (eski BK m. 133) uyarınca borcun ikrarı sayılarak zamanaşımını keseceği iddiası sıklıkla reddedilmektedir. Yargıtay (örneğin Ankara BAM 18. HD ve Yargıtay 12. HD), kambiyo senetleri yönünden TTK m. 750'nin daha özel nitelikte bir hüküm olduğunu ve bu maddede sayılan tahdidi işlemler (icra takibi vb.) dışında, kısmi ödemenin kambiyo zamanaşımını kesmeyeceğini karara bağlamaktadır [27], [28].

Zamanaşımı İtirazının (Def'inin) Niteliği: Yargıtay içtihatları açıkça ortaya koymaktadır ki, zamanaşımı bir itiraz (def'i) niteliğinde olup, icra mahkemesi veya genel mahkemeler tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınamaz. Borçlu tarafından usulüne uygun şekilde (İİK m. 169/a uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde) açıkça ileri sürülmelidir [26], [53], [54]. İcra dairesi de çekin zamanaşımına uğradığını kendiliğinden değerlendirerek takip talebini reddedemez [55].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: Keşide yeri İstanbul, ödeme yeri (muhatap banka şubesinin bulunduğu yer) İstanbul olan 10.05.2021 düzenlenme tarihli bir çek, lehtar (A) tarafından 14.05.2021 tarihinde bankaya ibraz edilmiş ve "karşılıksızdır" işlemi görmüştür. (A), senedin düzenleyeni (K)'ya karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibi 20.05.2024 tarihinde başlatmıştır. Borçlu (K), icra mahkemesine şikayet yoluyla zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Hukuki analiz: Düzenlenme ve ödeme yeri aynı olduğundan ibraz süresi 10 gündür (TTK m. 796/1). Süre, düzenlenme tarihinin ertesi günü (11.05.2021) başlar ve 20.05.2021 mesai bitiminde sona erer. TTK m. 814/1 uyarınca 3 yıllık zamanaşımı süresi, ibraz süresinin bitimi olan 20.05.2021'den itibaren işlemeye başlar. 20.05.2024 tarihinde 3 yıllık süre henüz dolmamıştır (son gündür). Dolayısıyla borçlu (K)'nın zamanaşımı itirazı mahkemece reddedilecektir. Alacaklı (A), müracaat haklarını süresi içinde kullanmıştır.

Olay 2: (B), alacaklısı olduğu 15.01.2010 düzenlenme tarihli çeki süresinde bankaya ibraz etmiş ancak karşılık bulamamıştır. İlgili dönemde herhangi bir yasal takip yapmamış, daha sonra 10.09.2013 tarihinde düzenleyen (D)'ye karşı doğrudan "sebepsiz zenginleşme" davası açmıştır. Hukuki analiz: Çekin ibraz süresi (örneğin 10 günlük süre) 25.01.2010 tarihinde dolmuştur. İbraz süresi 03.02.2012 tarihinden önce dolduğu için Yargıtay içtihatları gereğince çek 6 aylık zamanaşımı süresine tabidir [50]. Çek, 25.07.2010 tarihinde kambiyo vasfını yitirmiş ve zamanaşımına uğramıştır. TTK m. 732/4 uyarınca sebepsiz zenginleşme davasının açılabilmesi için poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden 1 yıllık sürenin kullanılması gerekirdi. 1 yıllık süre 25.07.2011 tarihinde dolmuştur. (B)'nin davası 2013 yılında açıldığı için sebepsiz zenginleşme davası yönünden de zamanaşımı süresi kaçırılmıştır. Bu durumda (B)'nin elindeki senet ancak yazılı delil başlangıcı niteliği taşır ve temel borç ilişkisine dayanması gerekir [46], [47].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Kambiyo senetlerine mahsus takipte zamanaşımının gerçekleştiğini ispat yükü bunu iddia eden borçluya aittir. Buna mukabil, zamanaşımına uğramış senet nedeniyle TTK m. 732 kapsamında açılacak sebepsiz zenginleşme davasında, kanun ispat yükünü tersine çevirmiştir: TTK m. 732/4 uyarınca "sebepsiz zenginleşmediğini" iddia eden borçlu (düzenleyen) bu durumu (senedin teminat olarak verildiği, bedelsiz olduğu vs.) ispat etmekle yükümlüdür [56], [57], [58].
  • Zamanaşımı / Süreler: Çekte zamanaşımı, kural olarak ibraz süresinin sonundan itibaren hesaplanan üç yıllık kesin süredir. Sebepsiz zenginleşme davası için bu üç yılın dolduğu günü izleyen bir yıllık süre mevcuttur.
  • Görevli/yetkili mahkeme: Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde zamanaşımı itirazının (İİK m. 169/a) icra dairesinin bulunduğu yerdeki İcra Mahkemesi'ne 5 gün içinde yapılması şarttır. Senedin zamanaşımına uğraması sonrasında açılacak temel borç ilişkisinden doğan tahsil davası yahut sebepsiz zenginleşme davasında ise görevli mahkeme, davanın ticari niteliği gereği Asliye Ticaret Mahkemesi'dir [59].
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Cirantalara veya avalistlere karşı sebepsiz zenginleşme davası açılması (TTK m. 732/3 uyarınca poliçeden doğan borcu düşmüş cirantaya karşı bu talep ileri sürülemez, yalnızca düzenleyen ve poliçede kabul edene açılır) [40], [60].
    2. Zamanaşımını kesen sebepler konusunda TBK'daki genel hükümlerin (kısmi ödeme, borç ikrarı) icra mahkemesinde def'i iptali olarak ileri sürülmesi; hâlbuki TTK m. 750'deki usuller tahdididir [27], [28].

7. Eleştirel Değerlendirme

Çekte zamanaşımı süresinin 2012 yılında altı aydan üç yıla çıkarılması, kanun koyucunun reel ticari hayatın pratiklerine (çeki bir kredi aracı olarak kullanan piyasa dinamiklerine) uyum sağlama çabası olarak görülebilir. Zira altı aylık kısa süre, hamiller için yoğun şekilde hak kayıplarına sebebiyet vermekteydi. Ancak, doktrinde Ömer Teoman ve Seza Reisoğlu gibi pek çok yazar, bu yasal değişikliğin çekin varlık sebebi olan "ödeme vasıtası" (payment instrument) olma fonksiyonuna teorik olarak aykırı düştüğünü; çeki bir kredi vasıtası olan bono ve poliçeye yapısal olarak gereğinden fazla yaklaştırdığını belirtmişlerdir [13]. Çekin görüldüğünde ödenmesi kuralı ile 3 yıla uzatılan zamanaşımı süresi arasındaki doktriner uyumsuzluk, kıymetli evrak hukuku disiplininin temel felsefesi açısından bir çelişki barındırmaktadır.

Ayrıca, kambiyo senetlerinde zamanaşımının müteselsil borçlular arasında sirayet etmemesi (TTK m. 751/1) borçlar hukukunun temel öğretisi ile kambiyo hukuku ayrımında en sık hata yapılan teorik noktalardan biridir. Bu farklılık, kambiyo senetlerinin sürat ve güven ihtiyacı temeline dayalı katı şekilciliğini ve imzaların bağımsızlığı ilkesini yansıtması bakımından eleştirilmekten ziyade, kurumun özüne uygun, zorunlu bir ayrım olarak görülmelidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.