1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) dördüncü kitabı olan "Kıymetli Evrak" başlığı altında, poliçe ve bonodan sonra üçüncü bir kambiyo senedi türü olarak çek düzenlenmiştir. Çeke ilişkin hükümler, Kanun'un 780 ilâ 823. maddeleri arasında yer almaktadır. İnceleme konumuz olan 787. madde, "Kıymetli Evrak" kitabının "Çek" başlıklı üçüncü bölümünün, "Düzenlenmesi ve Şekli"ne ilişkin birinci ayrımında, "Adresli ve yerleşme yerli çek" başlığı altında yer almaktadır [1].
Madde metni, "Çek, muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde üçüncü bir kişi nezdinde ödenmek üzere düzenlenebilir. Ancak, bu üçüncü kişinin bir banka olması şarttır." şeklindedir [1]. Bu düzenleme, ticari hayatta ödemelerin esnekliğini artırmak ve coğrafi veya operasyonel kolaylık sağlamak amacıyla ihdas edilmiş bir "ihtiyari kayıt" (seçimlik unsur) niteliği taşımaktadır [2]. Kural olarak çek, muhatap bankanın bulunduğu yerde ödenir. Ancak kanun koyucu, bu madde ile çekin, muhatap bankanın kendi şubesi dışında, muhatabın yerleşim yerindeki veya başka bir yerdeki farklı bir üçüncü kişi nezdinde ödenmesine cevaz vermiştir. Bununla birlikte, ödeme aracı olan çekin güvenilirliğini ve finansal sistem içerisindeki takas/mahsup işlevini korumak amacıyla, bu üçüncü kişinin mutlak surette bir "banka" olması şartı getirilmiştir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Adresli ve Yerleşim Yerli Çek Kavramı
Kambiyo senetleri hukukunda "adresli senet" ve "yerleşim yerli senet" kavramları, ödemenin muhatabın bizzat kendi nezdinde değil, poliçe ve bonolarda da öngörüldüğü üzere (TTK m. 674) üçüncü bir kişi nezdinde yapılmasını ifade eder [3]. "Adresli çek", muhatap bankanın yerleşim yerinde (aynı şehir/bölge) fakat muhatabın şubesi dışında başka bir adreste ödenmesi öngörülen çektir. "Yerleşim yerli çek" ise muhatap bankanın yerleşim yerinden tamamen farklı bir coğrafi idari birimde (başka bir şehirde) bulunan üçüncü bir kişi nezdinde ödenecek olan çektir. Her iki durumda da senet alacaklısı (hamil), ibraz ve ödeme talebini senedin üzerinde yazılı olan bu üçüncü kişiye yöneltir.
2.2. "Üçüncü Kişi" Kavramı ve Banka Olma Zorunluluğu
Maddenin en kritik unsuru, nezdinde ödeme yapılacak üçüncü kişinin niteliğidir. TTK m. 674 uyarınca poliçelerde nezdinde ödeme yapılacak üçüncü kişi herhangi bir gerçek veya tüzel kişi olabilirken [3], TTK m. 787, çekler bakımından son derece katı bir sınırlama getirerek bu üçüncü kişinin "ancak bir banka" olabileceğini emretmektedir [1]. TTK m. 782/1 uyarınca Türkiye'de ödenecek çeklerde "muhatabın" ancak bir banka olabilmesi zorunluluğunun [4], yerleşim yerli çeklerdeki üçüncü kişi (ödemeyi yapacak mercii) için de aynen geçerli kılınması, çekin bir nakit ödeme aracı olma fonksiyonunun ve bankacılık sistemine (takas odaları, karşılıksızlık işlemlerinin tesisi vb.) entegrasyonunun zorunlu bir sonucudur.
2.3. İhtiyari Kayıt (Seçimlik Unsur) Niteliği
Adresli veya yerleşim yerli ödeme şartı, çekin geçerliliği için kurucu bir unsur (şekil şartı) değildir. TTK m. 780'de sayılan zorunlu unsurların [5] dışında kalan bu tür kayıtlar, tarafların iradesiyle senede derç edilebilen ihtiyari kayıtlardandır [2]. Bu kaydın senede yazılmaması çekin geçerliliğini etkilemez; bu durumda çek, genel kurallara göre (TTK m. 781/2 uyarınca muhatabın unvanı yanında gösterilen yerde veya merkezinde) ödenir [4, 6].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 780 ve m. 781 (Çekin Zorunlu Unsurları ve Ödeme Yeri): TTK m. 780/1-d hükmü, çekte ödeme yerinin gösterilmesini zorunlu kılar [5]. Şayet çekte ödeme yeri açıkça gösterilmemişse, m. 781/2 uyarınca muhatabın ticaret unvanı yanında gösterilen yer, o da yoksa muhatabın merkezinin bulunduğu yer ödeme yeri sayılır [4, 6]. TTK m. 787, bu genel kuralın bir istisnası ve genişletilmesi olarak, ödeme yerinin üçüncü bir banka olarak belirlenebilmesine olanak tanır.
- TTK m. 782 (Muhatap Olma Ehliyeti): Madde 782, Türkiye'de ödenecek çeklerde muhatabın ancak bir banka (Bankacılık Kanunu'na tabi kuruluşlar, TTK m. 815) olabileceğini emreder [4]. Madde 787'deki üçüncü kişinin banka olma şartı, bu emredici normun sistematiği ile tam bir uyum içindedir.
- TTK m. 674 (Poliçede Adresli ve Yerleşim Yerli Senet): Kanun koyucu, poliçelerde de m. 674 ile adresli ve yerleşim yerli senet düzenlenmesine izin vermiştir [3]. Poliçe bir kredi aracı iken, çek bir ödeme aracıdır. Bu nedenle poliçedeki esneklik (üçüncü kişinin herhangi biri olabilmesi), çekin ödeme aracı olma fonksiyonu gereği m. 787'de daraltılarak "banka" şartına bağlanmıştır.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Kambiyo senetlerinde şekil şartları ve ihtiyari kayıtlar bağlamında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin (özellikle 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatları son derece katı bir şekilcilik üzerine inşa edilmiştir. Yargıtay, TTK m. 780 ve devamında belirtilen emredici kurallara aykırı düşen kayıtların çekin vasfını etkileyebileceğini kabul etmektedir [7, 8].
TTK m. 787 özelinde, şayet çeki düzenleyen (keşideci), ödeme makamı olarak üçüncü bir kişiyi tayin etmiş ancak bu üçüncü kişi bir "banka" sıfatını haiz değilse (örneğin bir ticari işletme veya gerçek kişi gösterilmişse), Yargıtay bu durumu emredici hükme aykırılık olarak değerlendirir. Yargıtay uygulamasında, çeke yazılan ancak kanunun emredici lafzına aykırı olan bu tür hukuka aykırı ihtiyari kayıtlar kural olarak yazılmamış sayılır (yok hükmündedir) ve çek, asıl muhatap bankanın bulunduğu yerde ödenmek üzere geçerliliğini korur. Zira çekte asıl muhatap halihazırda bir bankadır ve senedin geçerliliğini ayakta tutmak (favor negotii) esastır. Öte yandan Yargıtay, ödeme yerinin hiç tayin edilemediği, kanuni yedek kurallarla (TTK m. 781/2) dahi bir ödeme yerinin tespit edilemediği durumlarda belgenin çek vasfını kaybedeceği yönünde katı bir yaklaşım sergilemektedir.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Geçerli Adresli Çek Kurmaca Senaryosu):
Merkezi Ankara'da bulunan "A Ticaret A.Ş.", tedarikçisi "B Ltd. Şti."ye olan borcunu ödemek üzere, muhatap olarak kendi çalıştığı "X Bankası A.Ş. Ankara Şubesi"ni gösterdiği bir çek düzenlemiştir. Ancak senedin üzerine ihtiyari bir kayıt olarak "İşbu çek bedeli, Y Bankası A.Ş. İzmir Şubesi nezdinde ödenecektir" ibaresini derç etmiştir.
Hukuki analiz: İşlem tamamen TTK m. 787 hükmüne uygundur. Çek, muhatabın yerleşim yerinden farklı bir yerde (İzmir) ve üçüncü bir kişi (Y Bankası A.Ş.) nezdinde ödenmek üzere düzenlenmiştir. Tayin edilen üçüncü kişi bir banka olduğundan çek, yerleşim yerli çek olarak tüm yasal sonuçlarını (geçerli bir kambiyo senedi olma vasfını) doğurur. İbraz süresi ve ödeme prosedürleri İzmir'deki Y Bankası üzerinden işletilir.
Olay 2 (Geçersiz Kayıt İçeren Çek Kurmaca Senaryosu):
Keşideci gerçek kişi "C", "Z Bankası A.Ş." hesabına bağlı bir çek yaprağını doldurmuş ve senedin üzerine "Bu çek, lehtarın talebi üzerine, ticari mümessilim olan Ahmet Yılmaz Muhasebe Bürosu nezdinde ödenecektir" şeklinde bir adres/yerleşim yeri kaydı düşmüştür.
Hukuki analiz: TTK m. 787 uyarınca, çekin muhatap dışında üçüncü bir kişi nezdinde ödenmesi mümkündür; ancak bu üçüncü kişinin mutlaka bir banka olması emredici bir yasal şarttır. Olayda belirtilen "Ahmet Yılmaz Muhasebe Bürosu" bir banka kurumu olmadığından, bu kayıt kanunun emredici lafzına aykırıdır. Bu tür aykırı ihtiyari kayıtlar çekin bütünüyle geçersizliğine yol açmaz; ancak söz konusu ödeme yeri tayini yazılmamış hükmünde kabul edilir. Hamil, ödeme talebini senedin asıl muhatabı olan Z Bankası A.Ş.'ye yöneltmek zorundadır.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Çekin yasal ibraz süresi içerisinde (TTK m. 796) yetkili üçüncü kişi bankaya ibraz edildiğinin ispat yükü, çeki elinde bulunduran hamile aittir [9, 10]. Hamil, ibraz işlemini senedin arkasına şerh düşürerek ispatlar.
- Zamanaşımı / Süreler: Çekte yerleşim yeri veya adres kaydının bulunması ibraz sürelerini değiştirmez. Düzenlendiği yerde ödenecekse 10 gün, başka yerde ödenecekse 1 ay olan ibraz süreleri, çekte gösterilen asıl düzenleme yeri ile TTK m. 787 kapsamında belirlenen "yeni ödeme yeri" (üçüncü kişi bankanın bulunduğu yer) arasındaki coğrafi duruma göre hesaplanır [9, 10].
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Kambiyo senetlerinden doğan her türlü ihtilafta kural olarak Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Yetkili mahkeme ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 10 uyarınca "sözleşmenin ifa edileceği yer" mahkemesidir. TTK m. 787 uyarınca üçüncü kişi nezdinde bir ödeme yeri tayin edilmişse, bu yer hukuken ifa yeri kabul edileceğinden, o yerin mahkemeleri ve icra daireleri yetkili hale gelir.
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada bankalar tarafından verilen matbu çek yapraklarında asıl muhatap şube belli olduğundan, TTK m. 787'nin kullanımına oldukça nadir rastlanmaktadır. Zaman zaman şahısların senedin üzerine şahsi büro veya şirket adreslerini yazarak "ödemenin burada yapılacağı" yönünde geçersiz kayıtlar düştükleri, bunun sonucunda bankaların takas süreçlerinde tereddüt yaşandığı görülmektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler, çekin katı şekil şartlarına tabi tutulmasının, onun ticari hayattaki ödeme aracı (tediye vasıtası) ve tedavül kabiliyeti fonksiyonundan kaynaklandığını sürekli vurgularlar. Doktrinde, TTK m. 787’nin ihdası isabetli bulunmakla birlikte, maddenin fiili hayattaki uygulanabilirliği dar bir çerçeveye sıkışmıştır.
Teleolojik (amaçsal) açıdan bakıldığında, "üçüncü kişinin banka olması şartı", ekonomik sistemin ve bankacılık güvenliğinin korunması için zorunludur. Zira, Karşılıksız Çek ve Çek Karnesi düzenlemelerine dair özel kanunlar (5941 sayılı Çek Kanunu vb.), muhatap bankaya ibraz, karşılıksızlık şerhi tesisi ve karekod gibi sıkı takip sistemleri öngörmüştür [5, 11, 12]. Eğer ödeme yapacak üçüncü kişi banka dışı bir tüzel veya gerçek kişi olsaydı, karşılıksız çıkan bir çekin ibraz şerhini vurma, yasal bildirimleri yapma veya Çek Kanunu'nun muhataba yüklediği "sorumluluk tutarını ödeme" gibi hukuki zorunlulukların bu kişi tarafından ifası mümkün olmazdı.
Bu sebeple, doktriner açıdan m. 787'deki kısıtlama, poliçedeki serbestiye nazaran son derece isabetli bir daraltmadır. Bununla birlikte, modern bankacılık sisteminde tüm bankaların çevrim içi takas odaları (Takasbank) aracılığıyla saniyeler içinde işlem yapabildiği günümüz finansal altyapısında [10], fiziki "yerleşim yerli çek" kurumu pratik önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Kanundaki bu kurum, esasen fiziki ibrazın zorunlu olduğu ve şubeler arası iletişimin kısıtlı olduğu eski dönem ticaret pratiklerinin bir yansıması olarak yasamızda varlığını sürdürmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.