**II
- Kısmi kabul ve ödeme**
Madde 771 - (1) Kabulün, poliçedeki bedelin bir kısmına özgülenip özgülenmeyeceği ve hamilin kısmi ödemeyi kabule zorunlu bulunup bulunmadığı, ödeme yerind eki hukuka tabidir.
**II
Madde 771 - (1) Kabulün, poliçedeki bedelin bir kısmına özgülenip özgülenmeyeceği ve hamilin kısmi ödemeyi kabule zorunlu bulunup bulunmadığı, ödeme yerind eki hukuka tabidir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Üçüncü Kitabı, Dördüncü Kısım, Sekizinci Ayırımında "Kanunlar İhtilafı" üst başlığı altında yer alan 771. madde, uluslararası nitelik taşıyan ve yabancılık unsuru barındıran poliçelerde kısmi kabul ve kısmi ödeme kurumlarının hangi ülke hukukuna tabi olacağını düzenlemektedir [1], [2].
Kambiyo senetleri, ticari hayatta tedavül kabiliyeti yüksek olan ve uluslararası ödeme ile kredi aracı olarak kullanılan kıymetli evraklardır [3], [4]. Bir poliçenin düzenlenmesi, ciro edilmesi, kabulü, aval verilmesi ve ödenmesi gibi işlemlerin her biri farklı ülke sınırları içerisinde gerçekleşebilir [1], [5]. Bu durum, işlemlerin hangi hukuka tabi olacağı konusunda "kanunlar ihtilafı" (milletlerarası özel hukuk) sorunlarını gündeme getirmektedir [6], [1]. Türk kanun koyucusu, Cenevre Yeknesak Kuralları ile uyumlu olarak, poliçe üzerindeki her bir kambiyo taahhüdünün ve ödeme gibi maddi fiillerin tabi olacağı hukuku TTK m. 766 ilâ 775 arasında kazuistik bir yaklaşımla belirlemiştir [6], [1].
TTK m. 771 hükmü, "ödeme yeri hukuku" (lex loci solutionis) kuralının özel bir yansımasıdır. Hükme göre, poliçe muhatabının kabul beyanını poliçe bedelinin sadece bir kısmına hasredip edemeyeceği (kısmi kabul) ve vadesi geldiğinde muhatap tarafından teklif edilecek kısmi bir ödemeyi hamilin reddetme hakkının bulunup bulunmadığı (kısmi ödeme) münhasıran poliçenin ödeneceği yer hukukuna göre tayin olunacaktır [2].
Maddenin ihata ettiği hukuki kurumlar, milletlerarası kıymetli evrak hukukunun en hassas müesseseleridir. Hükmün tatbiki, aşağıda incelenen temel kavramların anlaşılmasına bağlıdır.
Poliçe ilişkisinde yabancılık unsuru; tarafların farklı tâbiyetlerde olması, poliçenin düzenlenme yeri ile ödeme yerinin farklı ülkeler olması veya ciro zincirinin uluslararası bir boyuta taşınması hallerinde ortaya çıkar [6], [5], [7]. TTK m. 771, kanunlar ihtilafı bağlama kuralı olarak "ödeme yeri hukukunu" esas almıştır [2]. Ödeme yeri, poliçenin zorunlu unsurlarından biri olup (TTK m. 671/1-e), açıkça gösterilmemişse muhatabın adının yanında yazılı olan yer ödeme yeri sayılmaktadır [8]. Doktrinde ve TTK sistematiğinde, ifa (ödeme) işlemine en sıkı irtibatlı olan hukukun ifa yeri hukuku olduğu kabul edildiğinden, ödemeye ve kabule ilişkin fiziki/hukuki sınırlandırmalar da bu yer kanununa tabi tutulmuştur [9], [10].
TTK m. 696/1 uyarınca iç hukukumuzda muhatap, kabul beyanını poliçe bedelinin bir kısmı ile sınırlayabilme hakkına haizdir [11], [12]. Kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır; şarta bağlanan kabul reddedilmiş sayılırken, miktar yönünden yapılan sınırlandırma (kısmi kabul) geçerli bir kambiyo taahhüdü doğurur [13], [14]. Ancak, poliçenin ödeme yeri Türkiye dışında bir ülke ise, o ülkenin hukukunda kısmi kabulün mümkün olup olmadığı TTK m. 771 gereği ödeme yeri hukukuna bakılarak çözülecektir [2].
İç hukukumuzda TTK m. 709/2 gereğince hamil, kısmi ödemeyi reddedemez [15], [16]. Borçlar hukuku genel prensiplerinin aksine, kıymetli evrak hukukunda kısmi ödemenin reddedilememesinin altında yatan temel ratio legis (kanunun amacı), müracaat borçlularının (düzenleyen, cirantalar, avalistler) sorumluluklarının, yapılan kısmi ödeme nispetinde hafifletilmesi gerekliliğidir [17]. Hamil kısmi ödemeyi reddederse, reddettiği miktar oranında müracaat borçlularına başvurma hakkını kaybeder [17]. TTK m. 771 uyarınca, yabancılık unsuru taşıyan bir poliçede hamilin kısmi ödemeyi almaya zorlanıp zorlanamayacağı, Türk hukukuna göre değil, ödeme yerinin bulunduğu ülke hukukuna göre tayin edilecektir [2].
Bu madde, Türk Ticaret Kanunu'nun iç hukuk kuralları ile milletlerarası özel hukuk kuralları arasında köprü işlevi görmektedir.
Yargıtay kararlarında, yabancılık unsuru taşıyan kambiyo senetlerinde hukuki nitelemelerin ve tatbik edilecek kanunun TTK'nın kanunlar ihtilafı kuralları (TTK m. 766 vd.) uyarınca belirlenmesi gerektiği katı bir biçimde vurgulanmaktadır [6], [1].
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında ve uluslararası ticaret teamüllerinde (örneğin İngiliz Mahkemelerinin UCP kurallarına yaklaşımında görüldüğü üzere), kıymetli evrakın şekil şartları düzenlenme yeri hukukuna tabi tutulurken, ibraz ve ödemeye ilişkin ihtilaflar kesin olarak ödeme yeri hukukuna (TTK m. 771 ve m. 772) tabi kılınmaktadır [9], [20], [21]. Nitekim Yargıtay, Türkiye'de düzenlenmiş ancak ödeme yeri örneğin Londra/İngiltere olarak gösterilmiş bir poliçede; senedin geçerliliğinin Türk hukukuna (TTK m. 671), ödeme işleminin, kısmi tahsilatın ve ödememe protestosu çekilmesinin ise İngiliz hukukuna tabi olacağını hükme bağlamaktadır [9].
Olay 1: Merkezi İstanbul'da bulunan bir ihracatçı (A) şirketi, Almanya'daki (B) şirketi üzerine, mal mukabili bir satış sebebiyle 100.000 Euro bedelli bir poliçe düzenlemiş; ödeme yeri olarak Frankfurt belirlenmiştir. Poliçe, kabul için Frankfurt'taki muhataba arz edildiğinde muhatap (B), sadece 60.000 Euro tutarında kısmi kabul beyanında bulunmak istemiştir. Lehtar/hamil, Türk Hukuku (TTK m. 696) uyarınca kısmi kabulün mümkün olduğunu savunurken, Alman yasalarının olası bir ihtilafta farklı bir yaptırım öngörmesi ihtimali belurmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 771 hükmü gereğince, kabulün poliçe bedelinin bir kısmına özgülenip özgülenmeyeceği münhasıran ödeme yeri olan Almanya hukukuna tabidir [2]. Bu durumda, hamilin kısmi kabulü geçerli sayıp sayamayacağı ve reddedilen 40.000 Euro'luk kısım için protesto çekip çekemeyeceği Alman kıymetli evrak hukukuna göre çözülecektir.
Olay 2: İtalya'da faaliyet gösteren bir şirket, İstanbul'da yerleşik Türk muhatap (M) üzerine bir poliçe düzenlemiş ve İtalyan lehtara (L) teslim etmiştir. Ödeme yeri İstanbul'dur. Vade geldiğinde hamil (L), poliçeyi (M)'ye ibraz etmiş; muhatap (M) geçici likidite sıkıntısı nedeniyle bedelin sadece %50'sini ödemeyi teklif etmiştir. İtalyan hamil, kendi iç hukukunu veya sözleşme serbestisini gerekçe göstererek kısmi ödemeyi reddedip poliçenin tamamı için ödememe protestosu çekmek istemektedir. Hukuki analiz: TTK m. 771 uyarınca, hamilin kısmi ödemeyi kabule zorunlu bulunup bulunmadığı hususu ödeme yeri olan Türk Hukukuna tabidir [2]. Türk Hukuku (TTK m. 709/2) uyarınca hamil kısmi ödemeyi reddedemez [15], [18]. Eğer İtalyan hamil bu ödemeyi reddederse, reddettiği tutar oranında ciro zincirindeki diğer müracaat borçlularına (düzenleyen ve cirantalar) rücu etme hakkını kaybedecektir [17]. Hamil, teklif edilen kısmı alıp, poliçe üzerine bu hususu şerh ettirmeli ve sadece kalan miktar için protesto düzenletmelidir [15], [22].
TTK m. 771 hükmü, Cenevre Yeknesak Kuralları’nın ruhuna ve milletlerarası ticaretin öngörülebilirlik (legal certainty) ilkesine tam olarak hizmet etmektedir. Reha Poroy, Ünal Tekinalp gibi kıymetli evrak hukukunun referans isimlerinin doktriner izahatlarında da belirtildiği üzere, kıymetli evrakta kambiyo taahhüdü soyut ve şekli bir işlemdir; senedin uluslararası dolaşımında herkesin kendi yerel hukukuna göre hak iddia etmesi sistemin çökmesine neden olur [1], [25].
Kısmi kabul ve kısmi ödeme gibi doğrudan poliçenin ifa aşamasına ilişkin maddi fiillerin, poliçenin fiziken ödeneceği yer hukukuna bağlanması isabetlidir. Zira muhatap, ödeme hazırlığını, likidite planlamasını ve kısmi ödemeye bağlanan makbuz/şerh (TTK m. 709/3) gibi idari işlemleri bizzat kendi bulunduğu ödeme yeri yasal rejimine göre kurgulamaktadır [15], [16]. Hamilin kısmi ödemeyi reddedememesi kuralı (TTK m. 709) müracaat borçlularını korumaya matuf olup, bu koruma kalkanının sınırlarının da ancak ödemenin yapıldığı yer hukukunca tayin edilmesi, eşyanın tabiatına uygun bir bağlama kuralıdır [9], [17]. Hükmün, mülga 6762 sayılı eTTK metniyle aynı yönde kaleme alınmış olması da doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında devamlılığı (hukuki istikrarı) sağlaması açısından son derece tatminkârdır [26].
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]