III - Başvurma hakkı
Madde 769 - (1) Başvurma haklarının kullanılması için uyulması gereken süreler, bütün poliçe borçluları hakkında poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuka göre belirlenir.
III - Başvurma hakkı
Madde 769 - (1) Başvurma haklarının kullanılması için uyulması gereken süreler, bütün poliçe borçluları hakkında poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuka göre belirlenir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) "Kıymetli Evrak" başlıklı Dördüncü Kitabının "Poliçe"ye ilişkin Birinci Kısmının "Kanunlar İhtilafı" başlıklı Sekizinci Ayırımında yer alan 769. madde, yabancılık unsuru taşıyan kambiyo senetlerinde müracaat (başvurma) haklarının kullanılmasına ilişkin sürelerin hangi ülke hukukuna tabi olacağını düzenlemektedir [1-3].
Kambiyo senetleri (poliçe, bono ve çek), uluslararası ticarette sıklıkla kullanılan ve tedavül kabiliyeti yüksek olan ödeme ve kredi vasıtalarıdır. Bir poliçenin düzenlendiği ülkeden farklı bir ülkede ciro edilmesi, kabul edilmesi, aval verilmesi veya ödenmesi sıklıkla karşılaşılan hukuki olgulardır [2]. Bu tür durumlarda, senedin üzerindeki farklı hukuki işlemlerin (düzenleme, ciro, kabul, aval) hangi devletin kanunlarına tabi olacağı sorunu ortaya çıkar. Cenevre Yeknesak Kambiyo Kanunu sistematiğini benimseyen Türk hukuku, kanunlar ihtilafı kurallarını TTK m. 766 ilâ 775 arasında özel olarak düzenlemiştir [1, 4].
TTK m. 769 hükmü, başvurma (müracaat) haklarının kullanılması bakımından uyulması gereken sürelerin (özellikle zamanaşımı sürelerinin), senet üzerindeki tüm borçlular için yeknesak bir biçimde poliçenin düzenlendiği yer hukukuna (lex loci emissionis) tabi olacağını amirdir [3]. Bu kural, kambiyo senedi ilişkisinde yer alan ve farklı ülkelerde imza atmış olabilecek çeşitli borçlular (keşideci, cirantalar, avalistler) hakkında farklı zamanaşımı sürelerinin işlemesini önlemek ve hukuki güvenliği sağlamak amacıyla ihdas edilmiştir.
Başvurma (müracaat) hakkı, senedin vadesinde ödenmemesi veya vadeden önce kabulden kaçınılması, muhatabın iflası gibi durumlarda hamilin, kendisinden önce gelen borçlulara (cirantalar, düzenleyen ve bunların avalistlerine) karşı yönelttiği talep hakkıdır [5-7].
Madde metninde geçen "uyulması gereken süreler" ifadesi, doktrinde ağırlıklı olarak müracaat borçlularına karşı açılacak davalardaki zamanaşımı sürelerini (TTK m. 749) ve müracaat hakkının kullanılabilmesi için gereken maddi hukuk kaynaklı hak düşürücü süreleri ifade etmektedir. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus, protesto çekilmesi için öngörülen sürelerin bu madde kapsamında olmamasıdır. Zira TTK m. 768 hükmü, protestonun şekli ve protesto çekilmesi için belirli olan süreleri, protestonun çekilmesi gereken ülkenin hukukuna (lex loci actus) tabi kılmıştır [3, 8]. Dolayısıyla TTK m. 769'daki süreler, protesto çekildikten sonra müracaat davasının açılması veya icra takibinin başlatılması için geçmesi gereken zamanaşımı sürelerine tekabül etmektedir.
Kambiyo senetlerinde kural olarak imzaların bağımsızlığı ilkesi geçerlidir ve TTK m. 770/2 gereğince senetteki diğer borçluların borçlanmalarından doğan sonuçlar, borçlanmanın yapıldığı ülke hukukuna tabi olur [3, 9]. Ancak TTK m. 769, süreler bağlamında bu kurala katı bir istisna getirmiştir. Senedi ciro eden kişi bunu Fransa'da, aval veren kişi ise Almanya'da yapmış olsa dahi, poliçenin düzenlendiği yer Türkiye ise, bu kişilere karşı başvurma hakkının kullanılmasında uyulacak zamanaşımı süresi tamamen Türk hukukuna tabi olacaktır. Kanun koyucu burada "bütün poliçe borçluları" ifadesini kullanarak, sürelerin hesaplanmasında hukuki parçalanmayı (dépeçage) engellemiş ve hak arayan hamilin karşısına her borçlu için farklı bir yabancı hukuk çıkmasının önüne geçmiştir.
Hükmün bağlama noktası, senedin "düzenlendiği yer"dir (keşide yeri). Poliçenin ve bononun zorunlu şekil şartlarından biri olan düzenlenme yeri [10, 11], senedin üzerinde açıkça gösterilir. Senedin üzerinde gösterilen yer, yetkili hukukun tayininde objektif ve senet metninden anlaşılan (görünüşe güven ilkesi) kesin bir kriterdir. Şayet senette açıkça bir düzenlenme yeri yazmıyorsa, düzenleyenin adının yanındaki yer düzenlenme yeri sayılır (TTK m. 672/4). Bu yerin işaret ettiği devletin maddi hukuku, sürelerin başlangıcını, süresini, durmasını ve kesilmesini yönetecek hukuktur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerinin (özellikle 11. HD, 12. HD ve 19. HD) kambiyo senetlerinde kanunlar ihtilafına ilişkin yerleşik içtihatlarında şu ilkeler benimsenmektedir [2, 15, 16]:
Olay 1 (Yabancı Yerde Düzenlenen Senedin Türkiye'de Ciro Edilmesi): Türk vatandaşı (A), Almanya'nın Münih şehrinde (B) emrine bir bono düzenlemiştir. (B) senedi Türkiye'ye getirerek İzmir'de yerleşik (C)'ye ciro etmiştir. Senet bedeli vadesinde ödenmemiş ve protesto çekilmiştir. (C), ciranta (B)'ye ve keşideci (A)'ya karşı müracaat davası açmıştır. (B), kendi cirosunu Türkiye'de yaptığı için Türk hukukundaki zamanaşımı sürelerinin uygulanması gerektiğini iddia etmektedir. Hukuki analiz: TTK m. 769 hükmü amirdir. Başvurma haklarının kullanılması için uyulması gereken süreler, ciro nerede yapılırsa yapılsın, bütün poliçe borçluları hakkında poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuka (lex loci emissionis) göre belirlenir. Bono Münih'te düzenlendiği için, (C)'nin (B)'ye ve (A)'ya karşı başvurma süreleri Alman hukukuna göre belirlenecektir. (B)'nin savunması hukuki dayanaktan yoksundur.
Olay 2 (Türkiye'de Düzenlenen Senedin Yabancı Ülkede Protestosu): İstanbul'da yerleşik (X) A.Ş., İtalya'daki (Y) firması üzerine bir poliçe keşide etmiştir. Poliçenin ödeme yeri Roma'dır. Poliçe Roma'da (Y) tarafından kabul edilmiş, ancak vadesinde ödenmemiştir. Hamil (Z), İtalyan kanunlarına göre protesto çekilmesi gereken süreyi kaçırmıştır. (Z), Türkiye'deki mahkemelerde (X)'e karşı başvurma hakkını kullanmak istemektedir. (X), müracaat hakkının düşmesine ilişkin sürenin Türk hukukuna göre hesaplanması gerektiğini ileri sürmektedir. Hukuki analiz: TTK m. 768 gereğince protesto çekilmesi için belirli olan süreler ödeme yeri olan Roma (İtalyan) hukukuna tabidir [3, 8]. İtalyan hukukuna göre protesto çekme süresi geçirilmişse, müracaat hakkının korunmasına ilişkin merasim yerine getirilmemiş sayılır. Ancak eğer protesto süresinde çekilseydi, (X)'e karşı müracaat davası açılması için gereken zamanaşımı süresi, TTK m. 769 uyarınca düzenlenme yeri olan Türk hukukuna tabi olacaktı. Somut olayda TTK m. 768 bağlamındaki şekli süre kaçırıldığından müracaat hakkı düşmüştür.
Türk Ticaret Kanunu m. 769 hükmü (Mehaz Cenevre Konvansiyonu md. 84, eTTK m. 680), doktrinde Poroy/Tekinalp ve diğer saygın müellifler tarafından, senedin tek bir organizma gibi hareket etmesini sağlaması bakımından son derece isabetli bir kural olarak değerlendirilmektedir [2, 3, 8]. Senedin hayat serüvenine başladığı düzenlenme yerinin, senedin tüm yaşam döngüsündeki zamanaşımı rejimini belirlemesi, "senet üzerinde öngörülebilirliği ve yeknesaklığı" temin etmektedir.
Bununla birlikte doktrinde yöneltilen temel eleştiri, bu katı bağlama kuralının, ciro silsilesinin sonlarına doğru tamamen farklı hukuki rejimlerde işlem yapan şahısları (örneğin senedi Asya veya Amerika kıtasında ciro yoluyla iktisap eden bir taciri), senedin asıl membaı olan ve belki de hiç bilmedikleri bir hukukun sürelerine (örneğin Türk hukukundaki 3 yıllık veya 6 aylık özel zamanaşımı sürelerine) tabi kılmasıdır. Senedi devralan kişi, sırf senedin "düzenlenme yeri" orada yazıyor diye, o ülkenin zamanaşımı mevzuatını bilmek zorundadır. Ancak kıymetli evrak hukukunun "görünüşe güven" ilkesi, bu riskin katlanılabilir olduğunu gösterir; zira senedin ön yüzünde açıkça yazan düzenlenme yeri, senedi eline alan her hamile uygulanacak zamanaşımı hukuku hakkında objektif bir uyarı (warning) işlevi görmektedir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.