E) İmzalar
Madde 756 - (1) Poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerekir. (2) El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz.
E) İmzalar
Madde 756 - (1) Poliçe üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi gerekir. (2) El ile atılan imza yerine, mekanik herhangi bir araç veya elle yapılan veya onaylanmış bir işaret veya resmî bir şahadetname kullanılamaz.
Akademik Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) dördüncü kitabında yer alan "Kıymetli Evrak" hukuku sistemi içerisinde kambiyo senetleri (poliçe, bono ve çek), tedavül (dolaşım) kabiliyeti son derece yüksek, kamu güvenine mazhar ve sıkı şekil şartlarına tâbi hukuki araçlardır [1], [2]. TTK m. 756 hükmü, kambiyo senetlerinin en temel ve kurucu unsuru olan "imza"nın şeklini ve atılış usulünü kesin sınırlarla tayin etmektedir [3], [4], [5].
Poliçelere ilişkin kısımda düzenlenen TTK m. 756 hükmü, kanun koyucunun atıf sistemi uyarınca TTK m. 778/1-i bendi delaletiyle bonolar ve TTK m. 818/1-r bendi delaletiyle çekler hakkında da aynen uygulama alanı bulmaktadır [5], [6]. Kambiyo senetlerinde imza, yalnızca senedin geçerliliğini sağlayan basit bir şekil unsuru değil; taahhüt altına giren kişiyi tespit eden, borcun aidiyetini saptayan ve senedin tedavülünü mümkün kılan asli bir kurucu unsurdur [7], [8], [9]. TTK m. 756 hükmünün genel amacı, kambiyo taahhüdünde bulunan borçlunun iradesini, senedin cismaniliği ile doğrudan ve fiziksel bir bağ kurarak güvence altına almak, sahtecilik ve tahrifat risklerini asgariye indirmek ve "hukuki görünüşe güven" ilkesini muhafaza etmektir [10], [11]. Bu nedenle kanun koyucu, Borçlar Hukukundaki genel imza kurallarından ayrılarak, kambiyo senetleri alanında "el yazısıyla atılan ıslak imza" kuralını mutlak ve emredici bir geçerlilik şartı olarak öngörmüştür [12], [13].
TTK m. 756/1 uyarınca poliçe (ve atıf gereği bono ile çek) üzerindeki beyanların el ile imza edilmesi mutlak bir gerekliliktir [5], [12]. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 15/1'de ifade edilen "imzanın, borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunluluğu" ilkesi, kambiyo hukukunda hiçbir istisnaya mahal vermeyecek biçimde katılaştırılmıştır [12], [14]. Uygulamada "ıslak imza" olarak adlandırılan bu usul, borçlunun el hareketleriyle oluşturduğu ve kendisine has karakteristik özellikleri barındıran fiziki izi ifade eder [15]. Fotokopi veya tarayıcı aracılığıyla elde edilerek çoğaltılan imzalar, el yazısı ile atılmış orijinal ıslak imza niteliği taşımadığından kambiyo senedini kural olarak geçersiz kılar [16], [17], [18].
TTK m. 756/2, imza atma iktidarından yoksun olan veya okuma yazma bilmeyen kimselerin TBK m. 16 kapsamında yararlandıkları istisnaları (parmak izi, onaylanmış el işareti, mühür kullanımı vb.) kambiyo senetleri bakımından açıkça yasaklamıştır [19], [20], [6]. Bir kambiyo senedine imza yerine geçmek üzere parmak basılması, kaşe veya mühür vurulması yahut bu mekanik aletlerin noter tarafından (resmî şahadetname ile) onaylanması dahi ilgili belgeye kambiyo senedi vasfı kazandırmaz [19], [21], [22], [23], [24]. Zira kambiyo taahhüdünün içerdiği yüksek iktisadi riskler ve senedin süratli tedavül ihtiyacı, ancak bizzat borçlunun fiziksel el hareketiyle atılmış bir imzanın varlığını zorunlu kılmaktadır [10].
Maddede imzanın içeriğine dair harf, ad, soyad zorunluluğu açıkça belirtilmemişse de, imzanın borçlunun kimliğini teşhis etmeye yarayacak bir karakteristik sembol veya ad-soyad dizilimi olması gereklidir [25], [26], [27], [28]. Sadece bir paraf atılması, hukuki niteliği itibarıyla nihai bir irade beyanı (imza) sayılmadığından, kural olarak kambiyo taahhüdü için yetersiz kabul edilmektedir [23]. Ancak doktrinde, şayet kişi imzasını daima paraf benzeri kısa bir çizgi şeklinde atıyorsa ve bu durum kendisinin mutat imza tarzı niteliğinde ise, bunun da geçerli sayılabileceği yönünde tartışmalar bulunmaktadır [25], [27], [29].
Yargıtay, TTK m. 756'nın içerdiği emredici hükümleri sıkı bir biçimde uygulamaktadır. Kambiyo senetlerinde imzanın elle atılmış olması kuralı, içtihatlarda tavizsiz şekilde aranır.
Olay 1: Bir anonim şirket adına mal alımı yapan şirket yetkilisi (A), satıcı şirkete borcun teminatı olarak bir bono teslim etmiştir. Ancak yetkili, acelesi olduğu gerekçesiyle bononun "Düzenleyen" (Keşideci) bölümüne şirket kaşesini basmış ve ıslak imza atmak yerine, cebinde taşıdığı ve imzasının gravüründen oluşan otomatik imza kaşesini (mekanik mühür/faksimile) belgenin üzerine basmıştır. Satıcı şirket bu bonoyu icra takibine konu etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 756/2 uyarınca el ile atılan imza yerine mekanik herhangi bir araç veya mühür kullanılması mutlak surette yasaktır [19], [6]. Bonoda düzenleyenin geçerli, el yazısıyla atılmış bir ıslak imzası bulunmadığı için belge, TTK m. 776 ve 777 bağlamında bono vasfı taşımaz [19], [8], [23]. İcra mahkemesi, borçlunun şikâyeti üzerine senedin kambiyo vasfı yokluğundan dolayı icra takibinin iptaline karar vermelidir.
Olay 2: Taraflar arasında yapılan bir maliki alım-satım sözleşmesi uyarınca, borçlu (B) alacaklısına ödeme aracı olarak bir çek vermek istemektedir. Coğrafi uzaklık sebebiyle (B), elektronik sertifika hizmet sağlayıcısından aldığı "güvenli elektronik imza" donanımı ile PDF formatında oluşturulmuş bir çeki e-imza ile imzalayarak alacaklıya e-posta yoluyla iletmiştir. Alacaklı bu çeki muhatap bankaya ibraz etmiştir. Hukuki analiz: Her ne kadar TBK m. 15 uyarınca güvenli elektronik imza el yazısıyla aynı hukuki sonuçları doğursa da; TTK m. 1526'daki açık yasak ve TTK m. 756/1'deki "el ile imza edilme" zorunluluğu nedeniyle, kambiyo senetleri güvenli elektronik imza ile düzenlenemez [34], [36], [6]. Muhatap banka, geçerli bir kambiyo senedi (çek) ibraz edilmediği gerekçesiyle işlem yapmaktan imtina etmekte haklıdır. Belge çek niteliği taşımaz.
Türk Ticaret Kanunu m. 756'nın "kambiyo senetlerinde ıslak el yazısı zorunluluğu", doktrinde çeşitli tartışmalara kaynaklık etmektedir. Bir yandan, Reha Poroy, Ünal Tekinalp ve Fırat Öztan gibi otoriteler; bu katı kuralın senedin kamu güvenine sahip olması, tedavül güvenliği ve "kambiyo taahhüdünün" ağır ekonomik sonuçlarından borçluyu korumak adına zorunlu ve isabetli olduğunu vurgularlar [10], [53], [40].
Buna karşın, özellikle teknolojik gelişimin ulaştığı safha göz önünde bulundurulduğunda TTK m. 1526 bağlamındaki "e-imza yasağı" ve fotokopi/yüksek çözünürlüklü tarayıcı ile çoğaltılmış belgelerin geçersizliği doktrinde eleştirilmektedir. Bazı hukukçular, "güvenli elektronik imza"nın günümüzde asgari ıslak imza kadar, hatta daha yüksek bir ispat ve aidiyet güvenliği sağladığını savunarak, TTK'da uluslararası ticaretin (örneğin e-konşimentolardaki gelişmeler gibi) hızına entegre bir e-kambiyo revizyonu yapılması gerektiğini ileri sürmektedir [54], [34], [55], [56].
Ayrıca, görme engellilerin imza atma durumu doktrinde ciddi bir tartışma alanıdır. Mülga 6762 sayılı Kanun m. 668/3’te görme engellilerin attıkları imzaların usulen tasdik edilmesi (noterlikçe onanması) şartı aranmaktaydı. Yeni 6102 sayılı TTK m. 756'da bu hükme yer verilmemiş; dolayısıyla TBK m. 15/3 genel hükmünün (kendi el yazısıyla atılan imzanın talebe bağlı olarak şahitle tevsik edilebilmesi) uygulanacağı görüşü ağırlık kazanmıştır [57]. Ancak Mehmet Bahtiyar gibi akademisyenler, görme engellilerin menfaatlerinin korunması adına, kanundaki bu boşluğun suistimallere açık olduğu; Noterlik Kanunu hükümleri çerçevesinde bir koruma düzeneğinin kambiyo hukuku özelinde açıkça ve yeniden tesis edilmesi gerektiği eleştirisini haklı olarak dile getirmektedirler [58], [59], [60].
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]