Resmi Metin

**B) Zamanaşımı I

  • Süreler**

Madde 749 - (1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süres inde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliç eyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Kambiyo senetlerinde, şekil şartlarının katılığı ve borçluların ağırlaştırılmış sorumluluk ilkelerine tabi olmaları sebebiyle, senet sorumlularının uzun süreler boyunca talep tehdidi altında kalmaları ticari hayatın gereklilikleriyle bağdaşmaz [1]. Bu nedenle kanun koyucu, kıymetli evrak hukukunda genel borçlar hukuku zamanaşımı sürelerinden farklı olarak oldukça kısa ve özel zamanaşımı süreleri öngörmüştür. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 749. maddesi, poliçeden doğan alacak haklarına ilişkin zamanaşımı sürelerini, taleplerin yöneltileceği borçlunun hukuki sıfatına (asıl borçlu veya müracaat borçlusu) göre üçlü bir ayrıma tabi tutarak sistematize etmiştir [2], [3].

TTK m. 749 hükmü, poliçe için öngörülmüş olmakla birlikte, TTK m. 778/1-h bendi yollamasıyla bonolar hakkında da doğrudan uygulama alanı bulmaktadır [4]. Maddenin fıkraları, kambiyo ilişkisindeki hiyerarşiyi yansıtır: Birinci fıkra asıl borçluya karşı (3 yıl), ikinci fıkra hamilin müracaat borçlularına karşı (1 yıl) ve üçüncü fıkra ise ödemede bulunan bir müracaat borçlusunun diğer müracaat borçlularına karşı (6 ay) ileri süreceği istemleri düzenlemektedir [5], [6], [7]. Bu sürelerin uygulanabilmesi için senedin TTK m. 671 (poliçe) veya TTK m. 776 (bono) kapsamındaki zorunlu şekil şartlarını taşıyan geçerli bir kambiyo senedi niteliğinde olması şarttır; aksi halde Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesinde düzenlenen on yıllık genel zamanaşımı süresi devreye girer [1].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Asıl Borçluya Karşı İleri Sürülecek İstemlerde Zamanaşımı (Üç Yıllık Süre)

TTK m. 749/1 uyarınca, poliçeyi kabul eden muhataba karşı ileri sürülecek istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar [2]. Poliçede kabul beyanıyla muhatap, senedin asıl borçlusu konumuna gelir. TTK m. 778/1-h atfı gereğince, bonoyu düzenleyen (keşideci) de poliçeyi kabul eden muhatap ile aynı hukuki statüye sahip olduğundan, bono keşidecisine (ve onun lehine aval verenlere) karşı yöneltilecek talepler de vadeden itibaren üç yıllık zamanaşımına tabidir [8], [6]. Sürenin başlangıç anı olan "vade", TTK m. 703'te belirtilen dört vade türüne göre tayin edilir ve zamanaşımı vadenin dolduğu günü izleyen günden itibaren işlemeye başlar.

2.2. Hamilin Müracaat Borçlularına Karşı İleri Süreceği İstemlerde Zamanaşımı (Bir Yıllık Süre)

Kambiyo ilişkisinde asıl borçlu dışındaki sorumlular (düzenleyen, cirantalar ve bunlar lehine aval verenler) müracaat borçlusu konumundadır [7]. TTK m. 749/2 gereği, hamilin müracaat borçlularına karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilmiş bir ödememe protestosu tarihinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar [4]. Eğer senet üzerinde düzenleyen veya cirantalar tarafından konulmuş geçerli bir "gidersiz iade olunacaktır" (protestosuz) kaydı bulunuyorsa, bu bir yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı, vadenin dolduğu tarihtir [2], [9].

2.3. Müracaat Borçlularının Birbirlerine Karşı İleri Süreceği İstemlerde Zamanaşımı (Altı Aylık Süre)

TTK m. 749/3, senet bedelini ödemek zorunda kalan bir cirantanın, kendisinden önce gelen cirantalara ve düzenleyene (rücu borçlularına) karşı sahip olduğu başvuru hakkını düzenler. Bu durumda süre oldukça kısadır: Altı ay. Sürenin başlangıcı ise alternatifli olarak; cirantanın poliçeyi (veya bonoyu) fiilen ödediği tarih ya da poliçenin dava (veya icra takibi) yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihtir [4], [10]. Doktrinde, "kendisine karşı dava yoluyla ileri sürüldüğü tarih" ibaresinden tam olarak ne anlaşılması gerektiği, yani davanın açıldığı tarih mi yoksa dava/takip dilekçesinin tebliğ edildiği tarih mi olduğu hususu tartışmalıdır. Hukuki dinlenilme hakkı ve savunma imkânı göz önüne alındığında, sürenin dilekçenin tebliğ edildiği tarihten itibaren başlaması gerektiği yönündeki görüşler doktrinde ağırlık taşımaktadır [10], [11].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 778/1-h ve TTK m. 814 ile İlişkisi: Poliçe zamanaşımını düzenleyen TTK m. 749, atıf yoluyla bonolar hakkında da doğrudan uygulanır [6]. Çekler bakımından ise TTK m. 814 devreye girer. Ancak çekte vade (kabul) müessesesi bulunmadığı için asıl borçlu yoktur ve tüm çek borçluları müracaat borçlusudur. Çekte hamilin müracaat hakkı ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl olarak düzenlenmiştir [12], [11].
  • TTK m. 750 ve m. 751 (Zamanaşımının Kesilmesi ve Nispilik İlkesi): TTK m. 750, zamanaşımını kesen sebepleri (dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi, alacağın iflas masasına bildirilmesi) saymıştır [13], [4], [14]. TTK m. 751 uyarınca, borçlar hukukundaki teselsül kurallarının (TBK m. 155) aksine, kambiyo senetlerinde zamanaşımını kesen işlem sadece hakkında o işlemin yapıldığı kişi bakımından sonuç doğurur (nispilik ilkesi) [15], [16]. Örneğin, hamilin bir cirantaya karşı icra takibi başlatması, asıl borçluya karşı işleyen zamanaşımını kesmez.
  • TTK m. 732 (Sebepsiz Zenginleşme Davası): TTK m. 749'daki sürelerin geçmesiyle kambiyo senedine dayalı hakların düşmesi durumunda, kanun koyucu hakkaniyet gereği hamil için TTK m. 732'de "sebepsiz zenginleşme davası" imkânını düzenlemiştir. Poliçeyi kabul edenin veya bonoyu düzenleyenin sebepsiz zenginleştiği nispette açılabilen bu dava, poliçe/bononun zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabidir [17], [18], [19], [20], [21], [22].
  • Zamanaşımının Def'i Niteliği (TBK m. 161): Zamanaşımı bir hakkı tamamen ortadan kaldırmaz (eksik borç haline getirir) ve bir hak düşürücü süre değildir [23], [24]. Bu nedenle, mahkeme veya icra dairesi tarafından re'sen (kendiliğinden) dikkate alınamaz; mutlak surette borçlu tarafından itiraz/def'i olarak ileri sürülmesi gerekir [23], [25], [26].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay kararlarında TTK m. 749 ve atfı sebebiyle bonolara uygulanan m. 778'e ilişkin yerleşik içtihatlar şu yöndedir:

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK), 28.03.2001 tarihli, E. 2001/19-230, K. 2001/310 sayılı kararında, “Bonolarda keşideciye karşı açılacak davalar vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay uygulamalarında, bono hamilinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre keşideciye müracaat edebileceği kabul edilmektedir. Zamanaşımına uğramış bono adi senet sayılamayacağı gibi [...] Hamil zamanaşımına uğramış senede dayalı olarak üç yıldan sonraki bir yıl içinde borçluya karşı sebepsiz zenginleşme davası açabilir.” şeklinde içtihat etmiştir [27], [20].
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (28.06.2001 T., E. 11036, K. 11697) kararında; poliçeyi kabul eden muhataba veya bonoyu düzenleyen keşideciye karşı başlatılacak takiplerde TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca zamanaşımı süresinin vadeden itibaren kesin olarak üç yıl olduğunu, mercinin itirazı bu süreye göre çözümlemesi gerektiğini hükme bağlamıştır [28], [29].
  • Yargıtay uygulamalarında nispilik kuralına sıkça atıf yapılmakta, keşideci lehine aval veren kişiye karşı zamanaşımını kesen bir işlemin, sadece o kişiyi bağlayacağı, asıl borçluyu veya cirantaları etkilemeyeceği belirtilmektedir [15], [16].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): (A) Anonim Şirketi, hamili olduğu ve vadesi 15.04.2020 olan bir bonoya istinaden, senedin düzenleyeni (B) Limited Şirketi aleyhine 10.05.2023 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatmıştır. (B) Şirketi vekili, takibe itiraz ederek kambiyo senedinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Hukuki analiz: TTK m. 749/1 ve m. 778/1-h hükümleri uyarınca, bonoyu düzenleyene karşı ileri sürülecek istemler vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Vade tarihi olan 15.04.2020'den itibaren üç yıllık süre 15.04.2023 tarihinde dolmuştur. Takip ise bu tarihten sonra (10.05.2023) açıldığından, borçlunun icra mahkemesine yapacağı zamanaşımı itirazı haklı bulunacak ve İİK m. 169/a gereği icranın geri bırakılmasına karar verilecektir. Ancak alacaklı (A), bu üç yıllık sürenin dolduğu tarihi izleyen bir yıl içinde (15.04.2024'e kadar) TTK m. 732 uyarınca sebepsiz zenginleşme davası açarak alacağını talep edebilir.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Lehtar (L), elindeki poliçeyi (C1)'e, (C1) de (C2)'ye ciro etmiştir. Vadesi gelen poliçe, kabul eden muhatap (M) tarafından ödenmemiş, (C2) yasal süresi içinde ödememe protestosu çekmiştir. (C2), vadeden bir buçuk yıl sonra (C1)'e müracaat ederek alacağını talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 749/2 uyarınca, hamilin cirantalara karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (C2)'nin (C1)'e yönelik talebi bir buçuk yıl sonra yapıldığından, bir yıllık müracaat zamanaşımı süresi geçmiştir. (C1), zamanaşımı def'ini ileri sürerek ödemeden kaçınabilir. Dahası, cirantalara karşı TTK m. 732'ye dayalı sebepsiz zenginleşme davası açılması da yasal olarak (TTK m. 732/3) mümkün değildir [30], [31].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Zamanaşımı bir hak düşürücü süre olmadığından resen dikkate alınmaz; senet borçlusu tarafından bir def'i/itiraz olarak açıkça ileri sürülmesi gerekir [23], [25], [24]. Borçlu, sürenin dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Zamanaşımı / Süreler: Sürelerin hesabında vadenin rastladığı gün hesaba katılmaz (TTK m. 753) ve vade son gününün resmi tatile rastlaması halinde süre, tatili izleyen ilk iş gününe uzar (TTK m. 752) [32], [33].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Kambiyo senetlerinden doğan davalar mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4/1-a) ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [34]. İcra takiplerine ilişkin zamanaşımı şikayetlerinde ise İcra Mahkemesi görevlidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Uygulamada sıklıkla düşülen en büyük hata, zamanaşımının kesilmesinin (örneğin asıl borçluya haciz talebinde bulunulmasının) diğer borçlular (örneğin avalistler veya cirantalar) bakımından da zamanaşımını kestiğinin zannedilmesidir. TTK m. 751/1'deki nispilik kuralı gereği, işlemi kimin için yaptıysanız süre sadece onun için kesilir [15], [16].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 749'a yönelik başlıca eleştiri, maddenin üçüncü fıkrasında yer alan "poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarih" ifadesinin yarattığı belirsizliktir. Kanun lafzı, sürenin davanın "açıldığı" tarihten başladığı şeklinde bir yoruma açık olsa da, F. Öztan, Y. Karayalçın gibi hukukçular borçlunun haberdar dahi olmadığı bir davanın açılış tarihinde zamanaşımı süresinin başlatılmasının hakkaniyete ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğunu, bu nedenle sürenin dilekçenin "tebliğ edildiği" an itibarıyla başlatılması gerektiğini savunmaktadır [10], [11]. Kanun koyucunun bu hususu ileriki reformlarda "tebliğ" ifadesi ile netleştirmesi normun öngörülebilirliği açısından faydalı olacaktır. Ayrıca kambiyo senetlerindeki bu kısa sürelerin, uygulamada hak sahiplerini genellikle sebepsiz zenginleşme davası (TTK m. 732) yoluna itmesi, asıl uyuşmazlığın ispatı noktasında mahkemelerin iş yükünü artırabilmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.