Resmi Metin

II - Senet aslının teslimi


Madde 747 - (1) Suretin, senet aslının kimin elinde bulunduğunu göstermesi gerekir. Senet aslını elinde tutan kişi, bunu, suretin yetkili hamiline teslim ile yükümlüdür. (2) Teslimden kaçı nılması hâlinde hamil; ancak istemine rağmen senet aslının kendisine teslim edilmediğini bir protesto ile tespit ettirdiği takdirde, suretin cirantalarına ve suret üzerine aval veren kişilere karşı başvurma haklarını kullanabilir. (3) Senedin aslı, suretin düzenlenmesinden önce en son olarak aslına yazılmış olan cirodan sonra “buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar geçerlidir” kaydını veya buna benzer bir kaydı içerirse, bundan sonra senedin aslına yazılacak cirolar geçersizdir. YEDİNCİ AYI RIM Çeşitli Hükümler A) Senet metnindeki değişiklikler


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Kıymetli Evrak başlıklı üçüncü kitabında, poliçeye ilişkin hükümlerin yer aldığı "Poliçe Nüshaları ve Suretleri" başlıklı altıncı ayırımda düzenlenen TTK m. 747, poliçe suretlerinin (kopyalarının) hukuki niteliğini ve asıl senet ile olan ilişkisini tanzim etmektedir. Madde, suretin tedavül kabiliyetini güvence altına alırken, asıl senedin zilyetliğinin devri ve bu devrin gerçekleşmemesi hâlinde başvurulacak hukuki çareleri sisteme bağlamıştır.

Kambiyo senetleri hukukunda "nüsha" (eTTK'daki ifadesiyle "nüshai müteaddide") ile "suret", birbirlerinden tamamen farklı hukuki sonuçlar doğuran kurumlardır [1]. Nüshalar, aynı poliçenin birden fazla asıl olarak düzenlenmesini ifade ederken ve her biri bizzat senedin aslı niteliğini taşırken; suret, asıl poliçenin cirolar ve diğer kayıtlarla birlikte çıkarılmış bir kopyasıdır [1-3]. Türk Ticaret Kanunu m. 746 hükmü, her poliçe hamiline poliçenin suretini çıkarma hakkı tanımış ve bu suretin aslı gibi ciro edilebileceğini ve aval taahhüdüne konu olabileceğini kabul etmiştir [3, 4]. TTK m. 747 ise, bu sureti elinde bulunduran hamilin, senedin aslını elinde tutan kişiden senedi talep hakkını ve asıl senet üzerinde yapılabilecek ciroların sınırlandırılmasını düzenleyen tamamlayıcı ve emredici bir normdur [3, 5].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Senet Aslının Kimin Elinde Bulunduğunun Gösterilmesi ve Teslim Yükümlülüğü

TTK m. 747/1 uyarınca, oluşturulan poliçe suretinin üzerinde, senet aslının kimin elinde bulunduğunun açıkça gösterilmesi zorunludur [5]. Bu şekli zorunluluk, sureti ciro yoluyla devralan üçüncü kişilerin, senedin aslına nasıl ulaşacaklarını bilmeleri ve ticari tedavülde güvenin sağlanması açısından kritik bir işlev görür. Senet aslını elinde tutan kişi, bu senedi suretin yetkili hamiline teslim etmekle kanunen yükümlü kılınmıştır [5]. Bu yükümlülük, kıymetli evrakta hakkın senede bağlılığı ilkesinin (TTK m. 645) doğal bir yansımasıdır; zira asıl senede zilyet olunmaksızın, poliçeden doğan asli hakların (örneğin muhataba karşı kabul veya ödeme taleplerinin) kullanılması kural olarak mümkün değildir.

2.2. Teslimden Kaçınma Hâlinde Protesto Şartı ve Başvuru Hakkı

TTK m. 747/2, senet aslını elinde bulunduran kişinin teslim yükümlülüğüne aykırı davranması (teslimden kaçınması) hâlini düzenler. Teslimden imtina edilmesi durumunda suret hamili, başvurma haklarını kullanabilmek için bu durumu mutlak surette bir "protesto" ile tespit ettirmek zorundadır [5]. Protesto belgesi, poliçenin aslının usulüne uygun şekilde talep edildiğini ancak verilmediğini resmî olarak tevsik eder. Bu şart yerine getirildiği takdirde suret hamili, sadece suret üzerinde imzası bulunan cirantalara ve suret üzerine aval veren kişilere karşı müracaat haklarını kullanabilir [5]. Bu düzenleme, suretin de tıpkı asıl senet gibi bağımsız bir kambiyo taahhüdü zemini yaratabilmesine olanak tanımaktadır.

2.3. Asıl Senet Üzerindeki Ciroların Sınırlandırılması Kaydı

Maddenin üçüncü fıkrası (TTK m. 747/3), senet aslı ile sureti arasındaki hukuki bağın koparılmasına yönelik iradi bir düzenleme yetkisi sunar. Senedin aslına, suretin düzenlenmesinden önce veya en son cirodan sonra “buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar geçerlidir” (veya benzeri bir şerh) düşülebilir [5]. Bu kaydın senedin aslına derç edilmesinden sonra, asıl senet üzerine yapılacak her türlü ciro kanunen geçersiz sayılır [5]. Bu kuralın "ratio legis"i (kanunun konuluş amacı), asıl senet ile suretin farklı ciro zincirleri üzerinden bağımsız olarak tedavül ederek piyasada çift başlılık (mükerrer hak sahipliği) yaratmasını engellemek ve işlem güvenliğini temin etmektir.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 645 ve 646 (Kıymetli Evrakın Tanımı ve Senedin İbrazı): Kıymetli evrakta hak senede bağlıdır ve borçlu ancak senedin teslimi karşılığında ödeme yapmakla yükümlüdür [6, 7]. Suret uygulaması, bu kuralın istisnai bir uzantısıdır; hak aslında senet aslına bağlıdır, ancak suret üzerinden yaratılan ciro zinciri de kendi içinde müracaat borçluluğu doğurur.
  • TTK m. 746 (Suret Çıkarma Hakkı ve Şekli): TTK m. 747, doğrudan m. 746’nın devamı niteliğindedir. m. 746, suretin aslı gibi ciro edilebileceğini ve avale konu olabileceğini hükme bağlarken [3, 4], m. 747 suret lehdarının asıl senetle olan irtibatının nasıl kurulacağını ve koparılacağını düzenler.
  • TTK m. 714 vd. (Protesto): TTK m. 747/2'de belirtilen protesto, kambiyo senetlerinde kabul etmeme veya ödememeyi tevsik eden genel protesto kurallarına (TTK m. 714-721) tabidir [8, 9]. Protestonun 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 105 uyarınca noterlikçe düzenlenmesi zorunludur [10, 11].
  • TTK m. 743-745 (Poliçe Nüshaları): Nüsha ile suret birbirinden farklıdır [1]. Nüshalar aynı poliçenin teselsül eden sıra numaraları taşıyan asılları iken (TTK m. 743) [12, 13], suret bizzat ilk asıldan çıkarılmış bir kopyadır ve suret hamilinin hukuki statüsü TTK m. 747 uyarınca sadece suret üzerindeki imza sahiplerine karşı müracaat hakkı ile sınırlanabilir [5].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Kambiyo senetlerinde suret (kopya) çıkarılarak tedavül edilmesi, gelişen bankacılık, elektronik iletişim ve takas odası sistemleri nedeniyle günümüz ticari yaşamında son derece nadir başvurulan bir yöntemdir [4]. Bu nedenle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili özel dairelerinin (özellikle 11., 12. ve 19. Hukuk Daireleri) doğrudan TTK m. 747’nin uygulanmasına (örneğin suret hamilinin asıl senet zilyedine karşı çektiği protestoya) ilişkin yerleşik ve yoğun bir içtihat külliyatı bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, Yargıtay'ın kambiyo hukuku ve şekil şartlarına ilişkin genel içtihat prensipleri bu madde açısından da geçerlidir:

  • Yargıtay kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere, müracaat haklarının kullanılabilmesi için öngörülen maddi ve şekli şartların (TTK m. 714 vd. ve somut maddede m. 747/2'deki protesto şartının) sıkı biçimde yerine getirilmesi zorunludur. Nitekim Yargıtay 12. HD., kural olarak poliçede protesto dışında müracaat hakkının kullanılmasına ilişkin maddi şartların tespit ve tevsikinin başka herhangi bir vesika ile sağlanamayacağını hükme bağlamıştır [14]. Bu ilke, TTK m. 747/2 kapsamında senet aslının teslim edilmediğine yönelik iddiaların da mutlak surette noterden çekilecek bir protesto ile ispatını zorunlu kılar; tanık veya adi yazılı belge ile bu husus ispatlanamaz.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (Suret Üzerinden Müracaat Hakkının Kullanılması): Poliçe hamili (A), senedin aslını kabul amacıyla muhatap (M)'ye göndermiş ve senedin bir suretini çıkararak "Senet aslı (M)'dedir" kaydını düşmüştür. (A), ticari bir borcu nedeniyle bu sureti (B)'ye, (B) de (C)'ye ciro etmiştir. Vade yaklaştığında (C), muhatap (M)'den senedin aslını talep etmiş, ancak (M) senedin aslını iade etmekten kaçınmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 747/2 uyarınca, (C)'nin doğrudan (M)'ye veya senedin aslında yer alan önceki cirantalara başvurması mümkün değildir. Ancak (C), (M)'nin senet aslını teslimden kaçındığını usulüne uygun bir protesto ile tespit ettirdikten sonra, suret üzerinde imzası bulunan ciranta (B) ve (A)'ya karşı müracaat hakkını kullanabilecektir [5].

Olay 2 (Asıl Senet Üzerindeki Ciroların Yasaklanması): Keşideci (X), lehtar (Y) emrine bir poliçe düzenlemiştir. (Y), poliçenin bir suretini çıkarmış ve asıl senet üzerine "Buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar geçerlidir" şerhini düşmüştür. Ardından (Y), sureti ciro yoluyla (Z)'ye devretmiştir. Daha sonra (Y), elinde tutmaya devam ettiği senet aslı üzerinden kötüniyetli olarak (W)'ye bir ciro daha yapmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 747/3 hükmünün emredici niteliği gereği, asıl senet üzerine yasaklayıcı şerh düşüldükten sonra yapılan cirolar hükümsüzdür [5]. Dolayısıyla (W), asıl senedi elinde bulundurmasına ve üzerinde muntazam bir ciro zinciri görünmesine rağmen, şerh sonrası cirodan hak iktisap edemez ve yetkili hamil sıfatını kazanamaz. Geçerli ciro zinciri ve yetkili hamil sıfatı sureti elinde bulunduran (Z)'ye aittir.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Suret hamilinin, senet aslını elinde tutan kişiye başvurduğunu ve teslimden kaçınıldığını ispat yükü tamamen suret hamilinin üzerindedir. Bu ispat, TTK m. 747/2 lafzı gereğince yegâne tevsik aracı olan "protesto belgesi" ile yapılmalıdır [5]. Başkaca deliller (yemin, tanık, ticari defter) bu hususun ispatında dinlenemez.
  • Zamanaşımı / Süreler: Teslimden kaçınma hâlinin tespiti amacıyla çekilecek protestonun, poliçe vadesinin ve ödememe durumunun gerçekleşmesi şartlarına uygun sürede (kural olarak vadeyi izleyen iki iş günü içinde) çekilmesi gerekir (TTK m. 714). Aksi takdirde, müracaat hakları (TTK m. 730) düşecektir [15, 16].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 747 uyarınca açılacak kambiyo senedine dayalı başvurma haklarına (rücu) ilişkin davalar mutlak ticari dava niteliğindedir (TTK m. 4/1-a). Bu nedenle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir [17, 18]. Yetkili mahkeme ise genel haciz veya iflas yollarına ilişkin yetki kurallarına yahut kambiyo senedinde yazılı ödeme yeri mahkemelerine tabidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Doktrinde ve uygulamada en sık rastlanan hata, "nüsha" ile "suret" kurumlarının birbirine karıştırılmasıdır [1]. Nüsha çıkarma hakkı (TTK m. 743) kural olarak keşideciye aittir ve tüm nüshalar asıl hükmündedir [12, 13]; oysa suret, her hamil tarafından serbestçe çıkarılabilir (TTK m. 746) ve TTK m. 747'deki sınırlayıcı rejimine tabidir [3, 4].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 747 hükmü, Cenevre Yeknesak Kambiyo Kanunu'nun bir yansıması olarak mehaz İsviçre Borçlar Kanunu'ndan hukukumuza intikal etmiştir. Doktriner açıdan bakıldığında (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Sabih Arkan vb.), kıymetli evrak teorisinin en köklü ilkesi olan "hakkın senede bağlılığı" kuralının, ticari gereksinimler neticesinde ne ölçüde esnetilebileceğinin en teknik örneğini oluşturur.

Asıl senedin kabul için muhatapta bulunduğu süreçte, senedin ekonomik değerinin tedavül etmesini sağlamak amacıyla ihdas edilen "suret" müessesesi teorik düzeyde muazzam bir hukuki mimariye sahiptir. Ancak günümüz dijitalleşen bankacılık altyapısı, EFT, takas odaları ve hızlı uluslararası kurye sistemleri karşısında, senedin aslının bir yerde beklerken kopyasının elden ele dolaşması işlevi tamamen arka planda kalmıştır [4]. Kanundaki bu düzenleme pratikte atıl (desuetude) duruma düşmüş olsa da, ticari hayatta nadiren dahi olsa ortaya çıkabilecek mükerrer dolaşım sorunlarını (çift başlılığı) çözmek adına kambiyo hukukunun bütünlüğü içerisinde yerini koruması zorunludur. Özellikle TTK m. 747/3 fıkrasındaki "sınırlandırıcı şerh" imkânı, kötüniyetli asıl senet zilyetlerinin piyasada yaratabileceği suni güveni bertaraf eden güçlü bir koruma mekanizması olarak doktrince takdir edilmektedir.


Metodolojik Not

[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]