Resmi Metin

**II

  • Nüshalar arasındaki ilişki**

Madde 744 - (1) Poliçe, nüshalarından biri üzerine yapılacak ödemenin diğer nüshaları hükümsüz kılacağı kaydını t aşımasa bile, nüshalardan biri üzerine yapılan ödeme bütün nüshalardan doğan hakları düşürür. Ancak, kabul kaydını içerip de kendisine geri verilmemiş olan her nüshadan dolayı muhatabın sorumluluğu devam eder. (2) Birden fazla nüshayı farklı kişilere veren ciranta ile ondan sonra gelen borçlular, kendi imzalarını içerip de geri verilmemiş olan bütün nüshalardan dolayı sorumludurlar.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Kambiyo senetleri hukuku sistematiği içerisinde poliçe, özellikle uluslararası ticarette ödeme ve kredi aracı olarak ifa ettiği işlevler sebebiyle, birden fazla nüsha (orijinal) hâlinde düzenlenebilme imkânına sahip kılınmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 743. ilâ 745. maddeleri arasında poliçe nüshaları (çoğaltılmış asıllar) detaylı olarak düzenlenmiştir. Poliçenin birden fazla nüsha olarak düzenlenmesinin temelindeki ticari ve ekonomik amaç; bir nüshanın kabul için muhataba gönderildiği veya posta yoluyla iletildiği süreçte, diğer nüshaların ciro edilerek tedavül kabiliyetinin sürdürülebilmesini ve muhtemel zıya (kaybolma) risklerine karşı senedin hak sahipliğinin teminat altına alınmasını sağlamaktır [1, 2].

TTK m. 744 hükmü, poliçe nüshaları arasındaki hukuki ilişkiyi ve bir nüsha üzerinde gerçekleştirilen hukuki işlemlerin (özellikle ödeme ve kabulün) diğer nüshalara ve bu nüshalarda imzası bulunan kambiyo borçlularına (muhatap, düzenleyen, cirantalar) etkisini düzenlemektedir [3, 4]. Madde, kambiyo senetlerinin temel prensiplerinden olan "hak ile senedin iç içe geçmesi" kuralının, senedin birden fazla aslı olması durumunda yaratabileceği karmaşayı ve çifte ödeme riskini önlemeye matuftur. Kural olarak poliçe birbirinin aynı olmak üzere birden fazla nüsha olarak düzenlenebilir ve bu nüshalara teselsül eden sıra numaraları konulur; numaralar metne yazılmadığı takdirde nüshaların her biri bağımsız ve ayrı bir poliçe olarak kabul edilir [5, 6]. İşte TTK m. 744, birbiriyle metin üzerinde ilişkilendirilmiş ve teselsül numarası taşıyan bu nüshalar arasındaki organik bağı ve sorumluluk rejimini hüküm altına almaktadır [6].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Nüshalardan Biri Üzerine Yapılan Ödemenin İfa Etkisi ve Diğer Nüshaları Hükümsüz Kılması

TTK m. 744/1'in ilk cümlesi uyarınca, poliçe nüshalarından biri üzerine yapılan ödeme, senedin üzerinde diğer nüshaları hükümsüz kılacağına dair açık bir kayıt (menfi şart) bulunmasa dahi, diğer bütün nüshalardan doğan hakları düşürür [4, 7]. Bu kural, poliçede mündemiç olan alacak hakkının tekliğinden kaynaklanmaktadır. Alacak hakkı tek olduğuna göre, bu hakkı temsil eden nüshalardan herhangi birinin usulüne uygun şekilde ödenmesi, borcun ifa ile sona ermesi sonucunu doğuracaktır. Nüshalar arasında bir "teselsül" veya "külli bir aidiyet" söz konusu olduğundan, ödemeyi yapan borçlu, borcundan bütünüyle kurtulur.

2.2. Kabul Şerhini İçeren Nüshaların Muhatapta Bırakılmaması (Muhatabın Devam Eden Sorumluluğu)

TTK m. 744/1'in ikinci cümlesi, birinci cümlenin istisnasını teşkil etmekte ve muhatabın (kabul edenin) ağır sorumluluğunu düzenlemektedir. Bir nüsha için ödeme yapan muhatap veya avalistin yükümlülüğü kural olarak sona erer; ancak ödeme yapılan bu nüsha, "kabul veya aval şerhini taşıyan" nüsha olmalıdır [7, 8]. Muhatap, birden fazla nüsha üzerine kabul şerhi yazmışsa veya kabul şerhi yazdığı nüshayı geri almadan, üzerinde kabul şerhi bulunmayan başka bir nüshaya istinaden ödeme yapmışsa, kendi el yazısıyla imzaladığı kabul şerhini taşıyan nüshalar tedavülde kalmaya devam eder. Bu nüshaları iyiniyetle iktisap eden yetkili hamiller ödeme için başvurduğunda, muhatap daha önce başka bir nüshaya ödeme yaptığını defi olarak ileri süremez ve senedi tekrar ödemek zorunda kalır [7, 8]. Bu düzenleme, görünüşe güven ilkesinin ve kambiyo senetlerindeki soyutluk prensibinin kesin bir yansımasıdır.

2.3. Cirantaların ve Sonraki Borçluların Sorumluluğunun Genişlemesi

TTK m. 744/2 hükmü, poliçeyi birden fazla nüsha hâlinde tedavüle sokan ve farklı nüshaları "farklı kişilere" ciro eden cirantanın ve ondan sonra gelen borçluların sorumluluğunu düzenlemektedir [4]. Bir ciranta, poliçenin 1. nüshasını (A) şahsına, 2. nüshasını ise hukuka veya aralarındaki temel ilişkiye aykırı şekilde (B) şahsına ciro ederek devretmişse, kendi imzasını taşıyan ve geri verilmemiş olan bütün nüshalardan dolayı ayrı ayrı borçlu konumuna gelir [4]. Hukuk düzeni burada, senedi çoğaltarak piyasadaki risk hacmini artıran cirantayı cezalandırmakta ve iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını teminat altına almaktadır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 743 (Nüshaların Düzenlenmesi): TTK m. 744 hükmünün uygulanabilmesi için, öncelikle TTK m. 743 uyarınca poliçenin birbirinin aynı olmak üzere ve metin içerisinde teselsül eden sıra numaraları barındıracak şekilde düzenlenmiş olması şarttır [6, 9]. Sıra numarası yoksa, m. 744 değil, her bir senet için ayrı bağımsız poliçe hükümleri uygulanır [6].
  • TTK m. 698 (Kabulün Sonuçları): Muhatap, poliçeyi kabul etmekle bedelini vadede ödemeyi taahhüt etmiş olur [10, 11]. TTK m. 744/1'deki muhatabın devam eden sorumluluğu, TTK m. 698'den doğan bu asli borçluluk vasfının doğrudan bir sonucudur.
  • TTK m. 745 (Kabul Şerhi İçin Gönderilen Nüsha): Nüshalardan birini kabul için gönderen kişi, bu nüshayı elinde tutanın adını diğer nüshalara yazmak zorundadır [12]. TTK m. 744'teki çifte ödeme riskini engellemek adına m. 745'teki kayıt mekanizması işletilir.
  • TTK m. 686 ve m. 792 (İyiniyetli Hamilin Korunması): Tedavüle haksız yere çıkarılan veya çifte ciro gören nüshalardaki hak sahipliği, ciro zincirinin düzgünlüğüne (TTK m. 686) ve hamilin iktisaptaki iyiniyetine göre değerlendirilir [13]. TTK m. 744/2 bağlamında birden fazla nüshayı iktisap eden farklı hamillerin hak sahipliği bu maddeler ışığında korunur.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas dairelerinin (özellikle 11. ve 12. Hukuk Daireleri) yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetlerinde nüsha uygulaması dar yorumlanmalı ve yasadaki katı şekil şartlarına mutlak surette riayet edilmelidir.

Yargıtay, bir senedin nüsha sayılabilmesi için TTK m. 743 gereğince senet metninde bu hususun açıkça (örneğin "İşbu birinci nüsha poliçe mukabilinde..." şeklinde) yazılmış olmasını şart koşmaktadır [6]. TTK m. 744 özelindeki uyuşmazlıklarda Yargıtay, muhatabın veya avalist konumundaki bankaların, ödeme esnasında mutlaka aval ve kabul şerhini barındıran senedin aslını (ilgili nüshasını) geri almakla mükellef olduğunu vurgulamaktadır [7, 8]. Muhatap veya avalist bankanın, üzerinde imzasının bulunmadığı bir nüshaya ödeme yapıp da, asıl imzalı nüshanın sonradan ibraz edilmesi hâlinde, bankanın "ben ödemeyi gerçekleştirdim" şeklindeki itiraz ve def'ileri, TTK m. 744/1 amir hükmü karşısında dinlenmemekte ve banka ikinci kez ödeme yapmakla yükümlü tutulmaktadır [7, 8]. Eğer muhatap, sehven çifte ödeme yaparsa, kendi iç ilişkisinde, mükerrer ödemeyi tahsil eden hamile veya lehtara karşı, ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK m. 77 vd.) dayanarak menfi tespit veya istirdat davası açabileceği içtihat edilmiştir [8].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: İstanbul'da mukim (A) A.Ş., Londra'da mukim muhatap (B) Ltd. üzerine 100.000 GBP bedelli bir poliçe keşide etmiş ve uluslararası ticari teamüller gereği poliçeyi 1. ve 2. nüsha olarak düzenlemiştir. (A) A.Ş., 1. nüshayı kabul etmesi için doğrudan muhatap (B)'ye göndermiş, 2. nüshayı ise tedarikçisi (C)'ye ciro etmiştir. Muhatap (B), 1. nüsha üzerine "Kabulümdür" yazarak imzalamış ancak senedi geri göndermeyi unutarak çekmecesinde bekletmiştir. Vade geldiğinde hamil (C), elindeki 2. nüsha (üzerinde kabul şerhi bulunmayan nüsha) ile (B)'ye başvurmuş, (B) ise poliçe bedelini ödeyip 2. nüshayı almıştır. Daha sonra (B)'nin muhasebecisi, şirketin çekmecesinde bulduğu ve üzerinde şirketin "Kabulümdür" imzasının yer aldığı 1. nüshayı çalmış ve sahte bir ciro silsilesi yaratarak senedi iyiniyetli (D)'ye devretmiştir. (D), 1. nüsha ile (B)'ye başvurarak ödeme talep etmiştir.

Hukuki analiz: TTK m. 744/1 uyarınca, poliçe nüshalarından biri üzerine yapılan ödeme bütün nüshalardan doğan hakları düşürür; ancak, kabul kaydını içerip de kendisine geri verilmemiş olan her nüshadan dolayı muhatabın sorumluluğu devam eder [4, 7]. Somut olayda muhatap (B), kabul şerhi içeren 1. nüshayı elinden haksız bir şekilde çıkartmış (çaldırmış) olsa da, ciro silsilesine güvenerek poliçeyi iyiniyetle iktisap eden yetkili hamil (D)'ye karşı sorumluluktan kurtulamaz. (B), 2. nüshayı ödemiş olmasına rağmen, TTK m. 744/1'in açık istisnası gereği 1. nüshayı (D)'ye tekrar ödemek zorundadır. Muhatap ancak hırsız muhasebeciye karşı genel hükümlere göre rücu davası açabilir.

Olay 2: Lehtar (L), elinde bulunan iki nüshalı poliçenin 1. nüshasını ticari bir borcu karşılığında (X)'e, 2. nüshasını ise farklı bir borcu karşılığında (Y)'ye tam ciro ile devretmiştir. Vade geldiğinde (X), 1. nüsha ile muhataba başvurmuş ve ödemeyi tahsil etmiştir. Bu ödeme ile birlikte TTK m. 744/1 gereğince senedin muhataba karşı olan asıl borçluluğu sona ermiştir. Bunun üzerine (Y), elindeki 2. nüshayı muhataba ibraz etmiş ancak "Ödememe Protestosu" ile karşılaşmıştır. (Y), müracaat hakkını kullanarak senedi kendisine ciro eden (L)'ye başvurmuştur.

Hukuki analiz: TTK m. 744/2 hükmü amirdir: "Birden fazla nüshayı farklı kişilere veren ciranta ile ondan sonra gelen borçlular, kendi imzalarını içerip de geri verilmemiş olan bütün nüshalardan dolayı sorumludurlar" [4]. Lehtar/ciranta (L), aynı alacağı temsil eden iki farklı nüshayı, kötüniyetli olarak iki ayrı şahsa (X ve Y'ye) ciro ederek tedavüle sokmuştur. Muhatabın (X)'e ödeme yapmasıyla (Y)'nin muhataptan talep hakkı düşmüş olsa da, (Y)'nin bizzat (L)'ye karşı müracaat hakkı TTK m. 744/2 uyarınca devam eder. (L), (Y)'ye karşı "senet bedeli (X)'e ödendi, borç sona erdi" def'ini ileri süremez ve (Y)'ye poliçe bedelini ödemekle yükümlüdür.

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: Bir nüsha üzerine ödeme yapıldığının ve bu ödeme ile borçtan kurtulunduğunun ispat yükü, senedi ödeyen borçluya aittir. Özellikle TTK m. 744/1 kapsamında muhatabın çifte ödemeden kurtulması için, kabul şerhini barındıran nüshanın bizzat geri alındığını senedin aslını (ibra şerhi ile birlikte) dosyaya sunarak veya geçerli bir makbuz ile [14, 15] ispat etmesi gerekir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Nüshalar arasında farklı zamanaşımı süreleri işlemez. Kabul eden muhataba karşı açılacak davalar, vadenin geldiği tarihten itibaren 3 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TTK m. 749/1) [16]. Cirantaların TTK m. 744/2 kapsamındaki sorumluluğuna dayalı müracaat davalarında ise süre, süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren 1 yıldır (TTK m. 749/2) [16].
  • Görevli/yetkili mahkeme: TTK m. 744'ten kaynaklanan ve nüshaların ibrazına/ödenmesine dair ortaya çıkan uyuşmazlıklar, TTK m. 4/1-a uyarınca "mutlak ticari dava" niteliğinde olup görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [17]. Yetkili mahkeme ise ödeme yeri mahkemesi veya borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir.
  • Yaygın uygulama hataları: Bankaların veya muhatap tacirlerin, kendilerine ödeme için ibraz edilen poliçenin "kabul şerhini" taşıyan asıl (birinci) nüsha olup olmadığını kontrol etmeden, ikinci veya üçüncü nüshaya istinaden ödeme yapmaları, uygulamada karşılaşılan en ağır kusurlu işlemlerdendir [8, 18]. Ayrıca birden fazla nüsha düzenlenirken, senetlerin üzerine teselsül numarasının "metin içerisinde" yazılmasının unutulması, senetlerin ayrı birer poliçe olarak kabul edilmesine ve borcun çoklanmasına sebebiyet vermektedir [5, 6].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 744, kıymetli evrakın tedavül güvenliğini ve iyiniyetli üçüncü kişilerin haklarını mutlak surette koruma gayesi gütmektedir. Doktrinde Poroy, Tekinalp ve Öztan gibi otoritelerce de işaret edildiği üzere, birden fazla nüsha düzenlenmesi kurumu (nüsha poliçeler), postanın güvenilmez olduğu eski dönemlerin bir ihtiyacı olarak doğmuş olup, modern ticarette (özellikle yurt içi ticarette) kullanımı son derece seyrekleşmiştir [1]. Buna karşın, dış ticarette akreditifli veya vesaik mukabili ödemelerde hâlen "First Bill of Exchange / Second Bill of Exchange" uygulamalarına rastlanmaktadır [19, 20].

Madde metnine yöneltilebilecek en büyük doktriner eleştiri, muhatabın sorumluluğunu düzenleyen m. 744/1'in ikinci cümlesindeki lafzın ağırlığıdır. Kabul şerhini barındıran senedin kötüniyetle veya dolandırıcılık kastıyla hamilin (veya aracı kurumun) eline geçmesi hâlinde dahi, muhatabın sırf "senedi geri almadı" diye mutlak bir sorumluluk altına sokulması, hakkaniyet sınırlarını zorlayabilmektedir. Ancak kanun koyucu burada, "sebepsiz zenginleşme" ve "illiyet bağı" tartışmalarına girmeksizin, kambiyo hukukunun "görünüşe güven" ve "senede bağlılık" ilkelerini tercih etmiştir. Cirantalar bakımından (m. 744/2) öngörülen sorumluluk ise tamamen yerindedir; zira senedi kötüye kullanan, aynı alacağı iki farklı kişiye ciro ederek menfaat elde eden cirantanın, yarattığı riskin tüm hukuki ve mali neticelerine katlanması ahde vefa ve dürüstlük kuralının da bir gereğidir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.