1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 724. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun en temel prensiplerinden biri olan "müteselsil sorumluluk" (kambiyo teselsülü) ilkesini düzenlemektedir [1, 2]. Poliçeye ilişkin hükümler arasında yer alan bu kural, TTK m. 778/1-d yollamasıyla bonolarda ve TTK m. 818/1-k (veya ilgili fıkralar) yollamasıyla çeklerde de uygulama alanı bulmaktadır [2-4].
Kambiyo senetlerinin iktisadi işlevi, tedavül kabiliyetinin yüksek olmasına ve senedi devralan iyiniyetli üçüncü kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanmasına bağlıdır [5]. Kanun koyucu, bu güveni tesis etmek amacıyla, senedi düzenleyen (keşideci), kabul eden (muhatap), ciro eden (ciranta) ve bu kişilerden herhangi biri lehine aval veren (avalist) şahısların tümünü, senedin meşru hamiline karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu kılmıştır [2, 6, 7]. Borçlar hukuku anlamında müteselsil sorumluluk, kural olarak sözleşmeyle veya kanunun açık hükmüyle doğarken (TBK m. 162); kambiyo hukukundaki teselsül, doğrudan kanundan (TTK m. 724) doğan, senedin dolaşımını güvence altına alan özel ve emredici bir sorumluluk rejimidir [8, 9]. Bu sistem sayesinde hamil, kambiyo senedinin vadesinde ödenmemesi halinde alacağını tahsil etme riskini minimize eder; zira senet üzerindeki imza sayısı arttıkça, senedin teminat fonksiyonu ve tahsil kabiliyeti de artar [6, 10].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kambiyo Hukukunda Müteselsil Sorumluluk (Teselsül)
Maddenin birinci fıkrasında sayılan "düzenleyen, kabul eden, ciro eden veya aval veren" kişiler, hamile karşı müteselsil borçludurlar [7]. Senedi cirolayan herkes, kendisinden sonra gelenlere senedin ödeneceği garantisini vermektedir [6]. Bu garanti, taraflar arasındaki alt (temel) ilişkiden bağımsız, doğrudan kambiyo hukukundan kaynaklanan ve senedin doğası gereği ortaya çıkan bir sorumluluktur [6, 11]. Borçlar Hukuku kapsamındaki teselsülden farklı olarak, kambiyo ilişkisinde müteselsil borçlulardan (örneğin bir cirantanın) yapacağı ödeme, borcu dış ilişkide tümüyle sona erdirmez; ödeyen ciranta, kendisinden önce gelen kambiyo borçlularına rücu edebilir [9, 12].
2.2. Sıraya Bağlı Olmaksızın Başvuru (İhtiyari Takip Yetkisi)
TTK m. 724/2 uyarınca hamil, borçluların senet üzerindeki borçlanma (imza) sıralarına bakmaksızın, içlerinden dilediği birine, birkaçına veya hepsine birden başvurma hakkına sahiptir [1, 6, 7]. Hamilin bu seçimi yaparken herhangi bir hukuki veya mantıksal gerekçe sunmasına gerek yoktur; en yüksek ödeme gücüne sahip olduğunu düşündüğü borçluya doğrudan yönelebilir [2, 6]. Üstelik m. 724/4 gereğince, hamilin borçlulardan yalnızca birine başvurması, diğer borçlulara ve özellikle ilk başvurduğu borçludan sonra gelen cirantalara karşı haklarını kaybettirmez [2, 7].
2.3. Senedi Ödeyenin Başvuru (Rücu) Hakkı
Maddenin üçüncü fıkrası, kambiyo senedini ödeyen müracaat borçlusunun durumunu düzenler. Senet bedelini ödeyen her borçlu (örneğin bir ciranta veya avalist), aynı müteselsil başvuru hakkını kullanarak kendisinden önce gelen (kendisine karşı sorumlu olan) kişilere başvurabilir [2, 13, 14]. Bu rücu zinciri, senedin asıl borçlusuna (poliçede kabul eden muhatap, bonoda düzenleyen) ulaşana kadar devam eder [8, 13, 15].
3. Sistematik İlişkiler
- TBK m. 162 vd. (Müteselsil Borçluluk): Türk Borçlar Kanunu'nun genel müteselsil borçluluk kuralları, TTK'daki özel nitelikli kambiyo teselsülü ile ancak bağdaştığı ölçüde uygulanır. Yargıtay içtihatlarına göre, borçlar hukukundaki teselsülde bir borçlunun ifası borcu tümden sona erdirirken, kambiyo senedinde aradaki bir cirantanın ifası sadece kendisinden sonrakiler için borcu bitirir, önceki cirantalara ve keşideciye rücu hakkı devam eder [9, 12].
- TTK m. 778 ve TTK m. 818 (Yollama Hükümleri): Poliçe için getirilen 724. madde, niteliğine aykırı düşmedikçe bono ve çekler hakkında da aynen geçerlidir [2].
- TTK m. 700-702 (Avalin Niteliği): Avalist, kimin lehine taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur (TTK m. 702/1) [16-18]. Aval, TBK m. 603 kapsamındaki genel kefaletten farklı olarak bağımsız ve müteselsil bir taahhüttür [4, 19, 20]. Eşin rızası gibi adi kefalet şartları avalde aranmaz ve avalist, hamile karşı m. 724 gereği müteselsilen sorumludur [19, 21, 22].
- TTK m. 677 (İmzaların İstiklali): Müteselsil sorumluluk tablosunda bir kişinin imzasının sahte olması veya o kişinin ehliyetsiz olması, diğer imza sahiplerinin (örneğin cirantaların) müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmaz [9, 23, 24].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetlerinde müteselsil borçluluk esastır ve senedi ciro edenler ile aval verenler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu olurlar [2, 4, 19].
Özellikle senet üzerine "kefil" ibaresi yazılması halinde Yargıtay (örneğin 12. HD. E. 2015/11249 K. 2015/13095 kararı), TTK hükümlerinin emredici niteliğini gözeterek bunu bir "aval" olarak nitelendirmekte ve kişinin TTK m. 724 (ve m. 636 eski TTK) uyarınca hamile karşı doğrudan müteselsil sorumlu olduğunu, TBK m. 584 veya m. 603 uyarınca adi kefalet savunmalarının (borçluya önce başvurulması gerektiği, eş rızası yokluğu vb.) ileri sürülemeyeceğini hüküm altına almaktadır [4, 21, 22, 25]. Hamil, dilediği borçluya başvurma serbestisine sahip olup, aralarında herhangi bir takip sırası gözetmek zorunda değildir [2, 26].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (kurmaca senaryo):
A, B lehine 50.000 TL bedelli bir bono düzenlemiştir. B, bu bonoyu C'ye, C ise D'ye temlik cirosu ile devretmiştir. Senet üzerinde X, keşideci A lehine aval vermiştir. Vadesi geldiğinde senet ödenmemiş ve usulüne uygun protesto işlemleri D tarafından tamamlanmıştır. D, keşideci A'yı ve lehtar B'yi atlayarak doğrudan 2. ciranta C'ye ve avalist X'e karşı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmıştır. C, "Bana gelmeden önce keşideci A'ya gitmen gerekirdi" şeklinde icra mahkemesine şikayette bulunmuştur.
Hukuki analiz: TTK m. 724/2 hükmü açıkça hamilin "borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın her birine veya bunlardan bazılarına... birden başvurabileceğini" öngörür [2, 7]. Bu bağlamda ciranta C'nin itirazı dinlenmez ve reddedilir. D, dilediği borçluya başvurma hakkına haizdir [6, 26].
Olay 2 (kurmaca senaryo):
Yukarıdaki ihtimalde D'nin takibi sonucu avalist X, 50.000 TL'lik senet bedelini tüm fer'ileriyle birlikte D'ye ödemiş ve senedi teslim almıştır. A (keşideci), "Senet bedeli ödendi, borç sona erdi, artık kimsenin borcu kalmadı" diyerek X'e ödeme yapmaktan kaçınmaktadır.
Hukuki analiz: TTK m. 724/3 ve TTK m. 702/3 kuralları uyarınca, poliçeyi (bonoyu) ödemiş bulunan müracaat borçlusu veya avalist, aynı müteselsil başvuru hakkını kazanır ve kendinden önce gelen borçlulara rücu edebilir [13, 14, 17]. Dolayısıyla avalist X, poliçe bedelini ödediği an, lehine taahhüt altına girdiği keşideci A'ya karşı poliçeden doğan hakları iktisap eder ve tüm bedeli asıl borçlu A'dan talep ve dava edebilir [17, 27].
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Hamil, borçlular arasındaki sırayı atlayarak bir ara cirantaya başvurduğunda, asıl borçluya neden gitmediğini ispatlamak veya gerekçelendirmek zorunda değildir.
- Zamanaşımı / Süreler: Kambiyo senetlerinde zamanaşımı, borçlar hukukundaki teselsülden farklı olarak, kesilme yönünden mutlak etkili değildir. TTK m. 751/1 gereği, zamanaşımını kesen işlem (örneğin dava veya icra takibi), sadece kimin hakkında yapılmışsa ona karşı hüküm ifade eder [12, 28]. Bir cirantaya karşı takibe geçilmesi, keşideciye karşı işleyen zamanaşımını kesmez.
- Görevli/yetkili mahkeme: Menfi tespit veya istirdat davalarında, ciro yoluyla devredilen bir senet için TTK m. 4/1-a uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri mutlak görevlidir [29, 30]. Takip hukuku boyutu ise İcra Mahkemelerince İİK m. 167 vd. (kambiyo senetlerine özgü haciz yolu) kapsamında görülür [31].
- Yaygın uygulama hataları: Yargıtay uygulamalarında sıklıkla karşılaşıldığı üzere, senet üzerindeki cirantaların veya avalistlerin, Borçlar Kanunu'nun adi veya müteselsil kefalete ilişkin hükümlerine dayanarak "önce asıl borçluya başvurulması (tartışma def'i)" itirazında bulunmaları kanuna aykırıdır; zira kambiyo teselsülü özel bir müessesedir [32-34].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret hukuku doktrininde (Örn. Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Hasan Pulaşlı, Mehmet Bahtiyar), TTK m. 724 kapsamında düzenlenen müteselsil sorumluluğun, senedin dolaşım güvencesini sağlayan temel "teşhis ve teminat" fonksiyonlarından biri olduğu vurgulanmaktadır [10, 35-37]. Senedi ciro edenin kanun gereği otomatikman müracaat borçlusu statüsüne girmesi (cironun teminat işlevi) ticari hayatta kredilendirme işlevinin omurgasıdır [6, 10, 37].
Bununla birlikte doktrinde ve yargı uygulamasında en çok tartışılan konulardan biri, avalist ile müteselsil kefil arasındaki sınırın çizilmesidir. TBK m. 603 hükmünün yürürlüğe girmesiyle birlikte kefaletin şekil şartlarının avale de uygulanıp uygulanmayacağı derin tartışmalara neden olmuş; öğretide Bahtiyar, Pulaşlı ve Tekinalp gibi yazarlar avalin özel, bağımsız ve kendine özgü ticari bir teminat kurumu olduğunu, TBK kefalet hükümlerinin (özellikle eşin rızası kurumunun) avalin güvenilirlik ve soyutluk ilkesini sarsacağını savunmuşlardır [38-40]. Yargıtay da yerleşik içtihatlarıyla TTK m. 724'teki emredici teselsül kuralı ve aval hükümlerini özel kanun-genel kanun ilişkisi bağlamında üstün tutarak, avalin ticari hayattaki sürat ve soyutluk işlevini korumuştur [21, 22, 34, 40]. Yasanın lafzi yapısındaki sağlamlık, kambiyo senetleri hukukunda "görünüşe itimat" ilkesinin zedelenmeden uygulanmasını sağlamakta olup; herhangi bir zayıflık, ancak temel (alt) ilişkiden doğan def'ilerin kambiyo taahhüdüne nüfuz etmeye çalışıldığı şahsi def'iler noktasında uygulamada sorunlar (ispat problemleri) doğurabilmektedir [41, 42].
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.