d) Kısmi kabul hâlinde
Madde 718 - (1) Kabul, poliçedeki bedelin bir kısmına özgülenm iş bulunup da, bu yüzden protesto düzenlenirse poliçenin bir sureti çıkarılarak protesto bu suret üzerine yazılır.
d) Kısmi kabul hâlinde
Madde 718 - (1) Kabul, poliçedeki bedelin bir kısmına özgülenm iş bulunup da, bu yüzden protesto düzenlenirse poliçenin bir sureti çıkarılarak protesto bu suret üzerine yazılır.
Akademik Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 718 hükmü, kambiyo senetleri hukukunun en hassas ve teknik müesseselerinden biri olan "kısmi kabul" (kabulün sınırlandırılması) kurumunun usuli bir sonucunu, yani kısmi kabul hâlinde protesto çekilmesinin şekli şartlarını düzenlemektedir [1]. Madde metni, poliçede kısmi kabulün gerçekleşmesi durumunda, vadeden önce müracaat hakkının kullanılabilmesi için gerekli olan protestonun, asıl senet yerine poliçenin bir sureti üzerine yapılmasını emretmektedir [1].
Kambiyo senetlerinde kabul müessesesi poliçeye özgüdür ve muhatabı kambiyo ilişkisine asli borçlu sıfatıyla dâhil eden temel bir taahhüttür [2, 3]. Kural olarak muhatabın kabul beyanının kayıtsız ve şartsız olması zorunlu olmakla birlikte, kanun koyucu TTK m. 696/1 hükmüyle muhataba poliçe bedelinin sadece bir kısmı için kabul taahhüdünde bulunma, yani "kısmi kabul" imkânı tanımıştır [4, 5]. Kısmi kabul hâlinde poliçe, kabul edilmeyen kısım yönünden "kabulden kaçınılmış" sayılır. Bu durum, hamilin kabul edilmeyen kısım için vadeden önce müracaat borçlularına (düzenleyen, cirantalar ve bunların avalistlerine) başvurma hakkını doğurur (TTK m. 713/2-a) [6].
Ancak hamil, kabul edilen kısım yönünden vadesi geldiğinde asıl borçlu durumuna geçen muhataba başvurabilmek için poliçenin aslına zilyet olmak ve senedi ibraz etmek zorundadır. İşte TTK m. 718, hamilin hem kabul edilmeyen kısım için müracaat hakkını derhâl kullanabilmesini hem de kabul edilen kısım için senedin aslını muhafaza edebilmesini sağlayan son derece pratik ve hukuki güvenliği temin eden bir çözüm getirmiştir [1]. Bu çözüm, senedin bir suretinin (kopyasının) çıkartılarak "kabul etmeme protestosu"nun bu suret üzerine yazılmasıdır [1].
Kısmi kabul, muhatabın poliçede yazılı meblağın tamamını değil, yalnızca kendi belirlediği ve şerh düştüğü bir kısmını ödemeyi taahhüt etmesidir (TTK m. 696/1) [5, 7]. Kıymetli evrak hukukunun "kayıtsız şartsız ödeme vaadi" prensibinin istisnalarından biri gibi görünse de, kanun koyucu ticari hayatın gerekliliklerini ve alacaklının (hamilin) poliçe bedelinin hiç olmazsa bir kısmına güvence elde etmesindeki üstün hukuki yararını gözeterek bu duruma cevaz vermiştir [4, 7, 8]. Kısmi kabul hâlinde poliçe, muhatabın kabul ettiği miktar için geçerli ve bağlayıcı olmaya devam eder; ancak hamil, kısmi kabule razı olmalıdır, aksi hâlde o oranda müracaat haklarını kaybedecektir [8, 9]. Muhatap poliçe meblağının sadece bir kısmı için kambiyo taahhüdü altına girdiğinden, geri kalan miktar için poliçe "kabul edilmemiş" kabul edilir ve bu kısım yönünden hamilin derhâl protesto düzenletme külfeti doğar [6, 8, 10].
Protesto, kambiyo senetleri hukukunda hakkın korunması için yasanın aradığı şekli şartların başında gelmektedir. Noter marifetiyle düzenlenen resmi bir belge olan protesto, muhatabın poliçeyi kabul etmediğinin (veya somut maddedeki gibi kısmen kabul etmediğinin) ve hamilin başvuru hakkının doğduğunun kesin ve resmî delilidir (TTK m. 714, m. 715) [10-12]. Hamil, kabul etmeme hâlini TTK m. 714/2 uyarınca kabule arz için belirli olan süre içinde protesto ile tespit ettirmezse, kural olarak, müracaat borçlularına (cirantalar ve düzenleyen) karşı başvuru hakkını (rücu hakkı) yitirir (TTK m. 730) [13-15]. Bu nedenle kısmi kabul hâlinde, kabul edilmeyen kısım için hamilin zamanında kabul etmeme protestosu düzenletmesi, alacağın güvence altına alınması adına zorunlu bir şekli işlemdir [13, 16].
Türk Ticaret Kanunu, senedin dolaşım kabiliyetini artırmak ve hak sahipliğinin ispatını kolaylaştırmak amacıyla hamilin poliçe sureti (kopyası) çıkarma hakkını tanımıştır (TTK m. 746) [17, 18]. Suretin, poliçede bulunan tüm ciroları, aval şerhlerini ve diğer tüm kayıtları aslına uygun bir şekilde barındırması ve aslı gibi hüküm doğurmak üzere dolaşıma sokulabilmesi mümkündür [18, 19]. Kısmi kabul nedeniyle başvurulacak müracaat borçlularının senet üzerindeki imza zincirini görebilmeleri ve rücu silsilesini takip edebilmeleri için, protesto belgesinin bu aslına uygun çıkarılmış surete eklenmesi gerekmektedir [1].
Bu maddenin uygulamasında, Türk Ticaret Kanunu'nun diğer hükümleri ve ilişkili olduğu temel normlar şu şekildedir:
Kambiyo senetlerinde şekil şartlarına ve süreye sıkı sıkıya bağlılık (şeklîlik ilkesi) Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında tartışmasız bir şekilde uygulanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Hukuk Daireleri (özellikle 11. ve 12. HD), kambiyo senedinden doğan müracaat hakkının ancak ve ancak yasada belirtilen sürede ve usulüne uygun şekilde düzenlenmiş protesto ile korunabileceğini hükme bağlamaktadır [22].
Yargıtay içtihatlarında vurgulanan ana prensip, "protestosuz başvuru olmaz" ilkesidir [23]. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında (örneğin E. 2005/8972, K. 2005/12681 sayılı kararı) belirtildiği üzere, protesto varakasının tanzimi müracaat haklarının kullanılması konusunda şekli ve yegâne koşuldur [22]. TTK m. 718 bağlamında değerlendirildiğinde, kısmen kabul edilmiş bir poliçede hamilin, kabul edilmeyen kısım için vadeden önce müracaat hakkını kullanabilmesi, mutlaka yasanın aradığı "suret üzerine yazılmış" usulüne uygun bir protesto belgesinin mevcudiyetine bağlanmıştır. Hamilin müracaat hakkı bakımından en güvenli yolu, kısmi reddi TTK m. 718 usulünce noter kanalıyla tevsik ettirmesidir. Yargıtay, bu şekil şartına uyulmaması hâlinde hamilin yalnızca poliçeyi kısmen kabul eden muhataba (kabul ettiği miktar oranında) başvurabileceği, geriye kalan meblağ için başvuru borçlularına gidemeyeceği yönünde hüküm tesis etmektedir [24-26].
Olay 1 (Kısmi Kabul ve Usulüne Uygun Protesto Durumu): A.Ş. (Düzenleyen), 500.000 TL bedelli bir poliçeyi (B) Ltd. Şti. (Muhatap) üzerine düzenlemiş ve C (Lehtar) emrine vermiştir. C poliçeyi D’ye, D ise E’ye ciro etmiştir. Hamil E, poliçeyi vadeden bir ay önce kabule arz etmiş, ancak muhatap (B) Ltd. Şti., poliçenin ön yüzüne "İşbu poliçe bedelinin 300.000 TL'lik kısmı tarafımızca kabul edilmiştir" şerhini düşerek imzalamıştır [4, 7, 8]. Hukuki analiz: Bu durumda TTK m. 696 uyarınca geçerli bir kısmi kabul vardır [5]. Hamil E, reddedilen 200.000 TL için vadeden önce müracaat borçlularına (A.Ş., C, D) rücu etmek istemektedir. TTK m. 718 devreye girer. Hamil E, asıl senedin bir suretini çıkartıp notere başvuracak, noter reddedilen 200.000 TL için kabul etmeme protestosunu senedin aslına değil, çıkartılan surete bağlayacaktır [1]. Böylece E, 200.000 TL için suret ve protesto ile D'ye başvururken, asıl poliçeyi elinde tutacak ve vade geldiğinde kabul edilen 300.000 TL'yi muhataptan talep edecektir [20, 21].
Olay 2 (Şekil Şartlarına Aykırılık ve Hak Kaybı): Hamil Z, kendisine kabule arz için ibraz edilen poliçede muhatabın poliçenin sadece üçte birini kabul etmesi üzerine, öfkelenerek doğrudan poliçenin aslını notere vermiş ve kısmi ret sebebiyle tüm poliçe aslı üzerinden protesto çektirerek asıl poliçeyi de silsiledeki bir önceki cirantaya vererek bedelin tamamını ondan istemiştir. Hukuki analiz: Hamilin bu eylemi TTK m. 718 sistematiğine aykırıdır [1]. Hamil, kabul edilen kısım için vadeyi beklemek ve ödeme için asıl senedi muhataba ibraz etmek zorundadır. Asıl poliçeyi müracaat borçlusuna devrederek zilyetliği yitirmesi, onun kabul eden muhataba karşı asli hakkını da zedeler. Doğru uygulama, poliçenin sureti üzerinden işlem yapılarak müracaat borçlularına kısmi bedel (kabul edilmeyen meblağ) üzerinden gidilmesidir (TTK m. 728) [1, 20].
Doktrinde Prof. Dr. Reha Poroy, Prof. Dr. Ünal Tekinalp, Prof. Dr. Fırat Öztan ve Prof. Dr. Mehmet Bahtiyar gibi kıymetli akademisyenlerin de eserlerinde hassasiyetle vurguladığı üzere, kambiyo senetleri hukukunun en belirgin karakteri, borçlunun hukuki durumunun ve sınırlarının poliçe metninden tereddütsüz bir biçimde anlaşılabilir olmasıdır [2, 4, 7, 13].
Kısmi kabul ve bu duruma bağlanan suret üzerinden protesto zorunluluğu, kanun koyucunun "hakkın senetten ayrılmaması" ilkesi ile "ikili taleplerin eşzamanlı tesisi" zorunluluğu arasında kurduğu dâhiyane bir denge mekanizmasıdır [1]. Eğer TTK m. 718 hükmü olmasaydı, hamil kabul edilmeyen kısım için müracaat borçlularına giderken asli senedi devretmek zorunda kalacak, senedi elinden çıkan hamil ise kabul eden muhataba karşı olan kesin, asli ve asli alacağını ispat edemeyecekti. Suret mekanizması, müracaat borçlusunun rücu ilişkisinde ne kadar bedel ödediğini hukuken belgelemesini sağlarken, senet aslının (kıymetli evrakın cismâni yapısının) asli hakkı barındırmaya devam etmesine olanak tanımaktadır [1, 17]. Eleştirel bağlamda bakıldığında, maddedeki "sureti çıkarılarak" ibaresi, günümüz teknolojik koşulları altında (örneğin e-imza, bankalar arası dijital takas sistemleri ve karekodlu uygulamalar) dijital kopya veya noter onaylı elektronik tevsik mekanizmalarıyla desteklenmeye muhtaçtır. Ancak mevcut fiziki kıymetli evrak teorisi dikkate alındığında, bu düzenleme kendi içinde tutarlı, sistematik ve aşılamaz derecede katı bir usuli güvence sağlamaktadır.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.