Resmi Metin

**V

  • Tevdi**

Madde 712 - (1) Bir poliçe 708 inci maddede öngörülen süre içinde ödeme için ibraz edilmediği takdirde borçlu, gideri ve riski hamile ait olmak üzere poliçenin bedelini bir bankaya tevdi edebilir. BEŞİNCİ AYIRIM Kabul Etmeme ve Ödememe Hâllerinde Başvurma Hakları A) Baş vurma hakkı I - Genel olarak


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 712. maddesi, Kıymetli Evrak Hukukunun en temel enstrümanlarından biri olan poliçeye (ve atıf yoluyla bonoya) ilişkin ödeme prosedürünün istisnai bir aşamasını, "Tevdi" (Deposit) müessesesini düzenlemektedir. İlgili madde, TTK’nın Dördüncü Kısım, Birinci Bölüm, Dördüncü Ayırımında "Ödeme" başlığı altında yer almaktadır [1, 2].

Kambiyo senetlerinde ödeme kural olarak, senedin vadesinde veya kanunun öngördüğü ibraz süreleri içerisinde hamili tarafından borçluya (poliçede kabul eden muhataba, bonoda düzenleyene) ibrazı karşılığında gerçekleştirilir [3]. Zira kambiyo senetleri, "aranılacak borç" niteliğindedir; borçlunun ödeme yapabilmesi için alacaklının (hamilin) senedi fiziksel veya yasal takas odaları aracılığıyla ibraz etmesi zorunludur [3, 4].

Ancak, hamilin kanuni ibraz süresi içinde senedi ödeme için ibraz etmemesi durumu, borçlu nezdinde hukuki bir belirsizlik ve temerrüt faizi riski yaratır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) anlamında "alacaklı temerrüdü" oluşturan bu durumda, kanun koyucu kambiyo senetlerinin dolaşım hızını ve ticari hayatın güvenliğini dikkate alarak borçluya, TBK'daki genel tevdi hükümlerinden çok daha pratik bir imkân tanımıştır. TTK m. 712 uyarınca borçlu, mahkemeden tevdi mahalli tayini kararı almasına gerek kalmaksızın, doğrudan doğruya poliçe bedelini bir bankaya tevdi ederek borcundan kurtulma ve sorumluluğu hamile devretme hakkına sahip kılınmıştır [2, 5].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. TTK m. 708'de Öngörülen Süre (İbraz Süresi)

TTK m. 712'nin uygulanabilmesi için ön koşul, senedin TTK m. 708'de öngörülen süre içinde ibraz edilmemiş olmasıdır [2]. TTK m. 708/1, belirli bir günde, düzenlenme gününden veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçelerin, "ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde" ibraz edilmesini zorunlu tutmaktadır [3, 6]. Hamilin bu süreyi sessiz kalarak veya ihmal göstererek geçirmesi, tevdi hakkının doğumu için kurucu unsurdur [5].

Doktrinde ve uygulamada önemle vurgulanmalıdır ki; tevdi hakkı, yalnızca belirli bir vadede ödenecek poliçeler (ve atıf yoluyla bonolar) için geçerlidir. Senedin "görüldüğünde ödenecek" (at sight) nitelikte olması halinde, kanun koyucu TTK m. 712'yi TTK m. 708'e münhasıran bağladığından, görüldüğünde ödenecek senetlerde bankaya tevdi imkânı bulunmamaktadır [7].

2.2. Borçlunun Tevdi Hakkı ve "Bir Bankaya" İfası

Madde metnindeki "tevdi edebilir" lafzı, borçluya tanınmış yenilik doğurucu bir hakkı (seçimlik yetkiyi) ifade eder [2]. Borçlu, bu hakkı kullanmaya mecbur değildir; dilerse hamilin ibrazını beklemeye devam edebilir. Ancak borçlu tevdi hakkını kullanmak isterse, genel hükümlerdeki (TBK m. 107) mahkeme kararıyla tevdi yeri belirlenmesi külfetinden muaftır. Kanun koyucu, ticari hayatın süratini dikkate alarak tevdi makamını "bir banka" olarak tayin etmiştir [2, 5]. Borçlu, masrafı ve riski hamile ait olmak kaydıyla dilediği bir bankaya ödemeyi gerçekleştirebilir [5].

2.3. Gider ve Riskin Hamile İntikali

Tevdi işleminin yapılmasıyla birlikte, borçlu ifa yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır. Bu andan itibaren, paranın bankada tutulmasından kaynaklanan masraflar (hesap işletim ücretleri vb.) ile bankanın iflas etmesi veya paranın zıyaa uğraması gibi her türlü risk bütünüyle hamile geçer [2, 5]. Hamil, ibraz külfetini süresinde yerine getirmemesinin yaptırımı olarak bu maliyet ve tehlikelere katlanmak zorundadır.

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 708 — Tevdi hakkının doğumu, TTK m. 708'de düzenlenen "ödeme günü veya onu izleyen iki iş günü" şeklindeki ibraz süresinin sona ermesine şart kılınmıştır [6]. Bu iki madde birbirinin zorunlu tamamlayıcısıdır.
  • TTK m. 778/1-i — TTK m. 712 hükmü, bononun niteliğine aykırı düşmedikçe TTK m. 778/1-i fıkrasındaki atıf yoluyla bonolar için de aynen uygulanır [8]. Dolayısıyla bono düzenleyeni (keşideci) de alacaklı temerrüdü halinde bono bedelini bankaya tevdi edebilir.
  • TBK m. 106 ve 107 — Alacaklının (hamilin) ifayı kabulden kaçınması veya senedi ibraz etmemesi TBK anlamında alacaklı temerrüdüdür. TTK m. 712, bu genel müessesenin (TBK m. 107) kıymetli evrak hukukundaki lex specialis (özel hüküm) yansımasıdır. TBK m. 107'de tevdi yerini hâkimin belirlemesi gerekirken, TTK m. 712 ticari hızı sağlamak için "bankayı" doğrudan yetkili ifa makamı kılmıştır [5].
  • TTK m. 757 vd. (İptal Davaları) — Senedin zıyaı halinde, mahkemece ödemeden men kararı (ihtiyati tedbir) verildiğinde de, borçlu vadenin gelmesiyle poliçe bedelini mahkemenin gösterdiği tevdi yerine yatırarak borcundan kurtulabilir (TTK m. 757/2) [9]. Ancak bu durum, TTK 712'den farklı olarak senedin zıyaı ve mahkeme emri senaryosuna ilişkindir.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay uygulamalarında kambiyo senetlerinde ibrazın ve ibraz sürelerinin kanunun emredici şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı olduğu vurgulanır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11. ile 12. Hukuk Dairelerinin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, kambiyo senedi bedelinin ödenmesi, mutlaka senedin ibrazı ve teslimi karşılığında yapılmalıdır.

Borçlu, alacaklının senedi ibraz etmediği durumlarda salt TBK hükümlerine dayanarak temerrüde düştüğünü iddia edemez; ancak TTK m. 712'nin kendisine verdiği "bankaya tevdi" hakkını kullanarak kambiyo ilişkisinden doğan faiz ve masraf yükünden kurtulabilir. Yargıtay, ibraz süresi geçtikten sonra dahi, şayet borçlu TTK m. 712 kapsamında bedeli tevdi etmemişse, zamanaşımı süresi dolana kadar asıl borçlu sıfatıyla (poliçede kabul eden, bonoda düzenleyen) sorumluluğunun devam edeceğine ve hamilin başvurusu üzerine temerrüt faiziyle birlikte ödeme yapmakla yükümlü olduğuna hükmetmektedir. Zira kambiyo senetlerinde borç kural olarak "aranılacak borç"tur ve hamil ibrazda bulunmadıkça borçlu temerrüde düşmez, ancak alacaklı temerrüdüne karşı borçlu TTK m. 712'yi işletmezse asıl borçluluğu ayakta kalır [4].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): İstanbul'da mukim tacir (A), lehtar (B)'ye 15.04.2024 vadeli ve 500.000 TL bedelli bir bono düzenleyip vermiştir. Vade günü ve onu izleyen iki iş günü geçmesine rağmen, lehtar (B) (veya senedi ciro ile devralan meşru hamil) senedi ödeme için (A)'ya ibraz etmemiştir. Tacir (A), parayı kasasında hazır tutmasına rağmen senedin ibraz edilmemesi sebebiyle gelecekte temerrüt faizi talebiyle karşılaşmaktan endişe etmektedir. Hukuki analiz: Tacir (A), TTK m. 778/1-i yollamasıyla TTK m. 712 uyarınca, vadeyi izleyen iki iş gününün geçmesinin ardından yetkili bir mahkemeye başvurup tevdi mahalli kararı almasına gerek olmaksızın, söz konusu 500.000 TL'yi doğrudan bir bankaya hamil nam ve hesabına tevdi edebilir. Tevdi ile birlikte (A) borcundan kurtulur. Bankanın keseceği olası masraflar ile bankanın iflası riski doğrudan hamile (B'ye) ait olacaktır.

Olay 2 (kurmaca senaryo): Düzenleyen (X) A.Ş., lehtar (Y) emrine "görüldüğünde ödenecek" (at sight) bir poliçe düzenlemiş ve muhatap (Z) poliçeyi kabul etmiştir. Senedin düzenlenme tarihinden itibaren 10 ay geçmiş ancak (Y) senedi ibraz etmemiştir. Muhatap (Z), bilançosundaki bu karşılığı kapatmak amacıyla TTK m. 712 hükmüne dayanarak parayı bir bankaya tevdi etmeye karar verir. Hukuki analiz: Bu tevdi işlemi geçersizdir. Doktrinde (Öztan, Pulaşlı, vd.) açıkça ifade edildiği üzere, TTK m. 712 hükmü sadece TTK m. 708'de düzenlenen sürelere tabidir [7]. Görüldüğünde ödenecek senetler ise TTK m. 704 kapsamında düzenlenme tarihinden itibaren 1 yıl içinde ibraz edilir [10, 11]. TTK m. 712 münhasıran "belirli bir vadeye" tabi senetler için öngörüldüğünden, görüldüğünde ödenecek poliçelerde borçlunun TTK m. 712'ye dayanarak bankaya tevdi hakkı bulunmamaktadır [7].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Borçlu, TTK m. 712 uyarınca tevdi işlemini gerçekleştirdiğini banka dekontu veya makbuz ile ispat etmekle yükümlüdür [5]. Dekontta, ödemenin hangi poliçe/bono karşılığı olarak ve hamil namına tevdi edildiği şerh edilmelidir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Tevdi hakkının doğması için TTK m. 708'de öngörülen "vade günü veya onu izleyen iki iş günü"nün mutlaka geçmesi şarttır. Vade gününde senedin ibraz edilmediği gerekçesiyle derhal bankaya tevdi yapılamaz; iki iş günlük kanuni sürenin dolması beklenmelidir [5, 6].
  • Görevli/yetkili mahkeme: Kural olarak TBK m. 107 gereği tevdi yeri tayini Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanındayken, TTK m. 712 çok önemli bir usuli istisna getirmiş ve tevdi işleminin mahkeme kararına lüzum olmaksızın, kanundan doğan yetkiyle doğrudan "bir bankaya" yapılabilmesine cevaz vermiştir [5].
  • Yaygın uygulama hataları:
    1. Hamilin senedi ibraz etmediği hallerde borçlunun mahkemeye müracaat ederek tevdi mahalli tayini istemesi (usuli ekonomiye aykırı gereksiz bir işlemdir).
    2. Vadesi "görüldüğünde ödenecek" olan senetlerde borçlunun TTK m. 712 uyarınca tevdi yapabileceğini zannetmesi (Kanunen mümkün değildir) [7].

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde TTK m. 712 hükmünün, ticari hayatın hızı ve alacaklı temerrüdü halinde borçlunun korunması bağlamında son derece modern ve isabetli bir düzenleme olduğu vurgulanmaktadır (Poroy/Tekinalp, Öztan vb.). Borçluyu, TBK hükümlerinin hantal yapısından kurtarması bakımından "ifa ikamesi" kurumu kıymetli evrakın doğasına uyumlu hale getirilmiştir.

Ancak, düzenlemede geçen "bir bankaya" ifadesinin genişliği doktrinde haklı eleştirilere konu olmuştur. Borçlunun, hamilin yerleşim yerinden çok uzakta veya bilinmeyen küçük ölçekli bir bankaya tevdi yapması durumunda hamilin haklarına erişimi zorlaşabilir. Her ne kadar risk ve gider hamile ait olsa da, Türk Medeni Kanunu m. 2 (Dürüstlük Kuralı) gereğince borçlunun makul, güvenilir ve hamilin ulaşabileceği bir bankayı tercih etmesi gerektiği genel kabul görmektedir. Ayrıca, "görüldüğünde ödenecek" senetlerin bu imkândan bütünüyle mahrum bırakılmış olması [7], senedi uzun süre elinde tutan hamil karşısında borçluyu güvencesiz bıraktığı gerekçesiyle de lege ferenda (olması gereken hukuk) bakımından eleştirilmekte ve hukuki bir revizyon ihtiyacı doğurduğu ifade edilmektedir.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.