Resmi Metin

**IV

  • Yabancı ülke parası ile ödeme**

Madde 711 - (1) Poliçenin, ödeme yerinde rayici olmayan bir para ile ödeneceği şart koşulduğu takdirde, bedeli, vade günündeki değerine göre o ülke parasıyla ödenebilir. Borçlu, ödemede geciktiği takdirde, hamil poliçe bedelinin dilerse vade günündeki, dilerse ödeme günündeki kura göre ülke parasına dönüştürülerek ödenmesini isteyebilir. (2) Kanuni rayici olmayan paranın değeri, ödeme yeri ndeki ticari teamüllere göre belirlenir. Bununla beraber, düzenleyen, ödenecek paranın poliçede yazılı belirli bir rayice göre hesap edilmesini şart edebilir. (3) Düzenleyen, ödemenin belirli bir para ile yapılmasını (aynen ödemeyi), şart koşmuş ise birinc i ve ikinci fıkra hükümleri uygulanmaz. (4) Poliçe bedeli, düzenlenme ve ödeme yeri olan ülkelerde aynı adı taşıyan, fakat değerleri birbirinden farklı olan para ile gösterildiği takdirde ödeme yerindeki para kastedilmiş sayılır.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 711. maddesi, kambiyo senetlerinde (özelde poliçede, yollama suretiyle bono ve çekte) yabancı para (efektif veya döviz) üzerinden yapılan ödeme taahhütlerinin ifa şeklini, borçlunun temerrüdü hâlinde hamilin sahip olduğu seçimlik hakları ve para birimlerinin isim benzerliğinden doğan ihtilafların çözüm yollarını düzenlemektedir. Bu hüküm, mülga 6762 sayılı eTTK'nın 623. maddesinin dili sadeleştirilerek ve güncellenerek yeni kanuna aktarılmış hâlidir [1, 2]. Mehaz Cenevre Yeknesak Kanunu ile tam bir uyum içerisinde olan bu madde, uluslararası niteliği haiz ticari ilişkilerde ödeme aracı olarak kullanılan poliçelerde kur riskinin ve kur dalgalanmalarının taraflar arasındaki adil dağılımını sağlamayı amaçlamaktadır.

Kambiyo senetlerinin nakit ödeme aracı ve kredi vasıtası olma fonksiyonları göz önüne alındığında, senedin üzerinde yazılı olan yabancı paranın ödeme yerinde kanuni rayici bulunmaması durumunda hukuki ilişkinin nasıl tasfiye edileceği büyük önem taşır [3]. Madde, kural olarak yabancı para üzerinden düzenlenen senedin ödeme yerindeki ülke parası karşılığıyla ödenebileceğini hükme bağlamakta, ancak düzenleyenin "aynen ödeme" (efektif) kaydı koymasına da imkân tanıyarak irade özerkliğine alan açmaktadır [4].

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Ödeme Yerinde Rayici Olmayan Para ile Ödeme Kuralı (TTK m. 711/1-2)

Poliçenin, ödeme yerinde tedavül etmeyen (rayici olmayan) bir para birimi ile ödeneceği şart koşulmuşsa, kural olarak poliçe bedeli, vade günündeki değeri üzerinden ödeme yerinin ülke parasına dönüştürülerek ifa edilebilir [3, 5]. Bu düzenleme, borçluya yabancı parayı tedarik etme külfetinden kurtulma hakkı verirken, alacaklıya da alacağına ülke parası cinsinden kavuşma imkânı tanır. Kanuni rayici olmayan paranın değerinin hesaplanmasında ödeme yerindeki ticari teamüller esas alınır; ancak düzenleyen poliçeye belirli bir hesaplama rayici (kur sabitlenmesi) koyabilir [5, 6].

2.2. Borçlunun Temerrüdü Hâlinde Hamilin Seçimlik Hakkı

Madde 711/1'in ikinci cümlesi, hamilin kur riskine karşı korunmasını temin eden en temel mekanizmadır. Borçlunun vadesinde ödeme yapmayarak temerrüde düşmesi hâlinde, hamil poliçe bedelinin ülke parasına dönüştürülmesinde "vade günündeki" veya fiili "ödeme günündeki" kurdan birini seçme hakkına sahiptir [3, 6]. Bu kural sayesinde, ödemeden kaçınan borçlunun, yabancı paranın ülke parası karşısında değer kazanması veya kaybetmesi üzerinden haksız kazanç elde etmesi engellenmekte; devalüasyon veya enflasyon riskleri temerrüde düşen borçluya yüklenmektedir.

2.3. Aynen Ödeme (Efektif) Şartı (TTK m. 711/3)

Düzenleyen, senedin üzerine "aynen ödeme", "efektif olarak ödenecektir" veya bu anlama gelen bir kayıt koymuşsa, TTK m. 711/1 ve 2. fıkra hükümleri uygulama alanı bulmaz [4, 5]. Bu hâlde borçlu, borcunu poliçede yazılı olan yabancı paranın bizzat kendisi (efektif) ile ifa etmek zorundadır. Borçlunun, söz konusu meblağın ödeme tarihindeki ülke parası karşılığını teklif etmesi, geçerli bir ifa teklifi sayılmaz [7].

2.4. Para İsimlerinin Çatışması (TTK m. 711/4)

Uluslararası ticarette bazı para birimlerinin isimleri (Örn: Dolar, Frang, Kron) birden fazla devlet tarafından kullanılmaktadır. TTK m. 711/4 uyarınca, poliçe bedeli düzenlenme ve ödeme yeri olan ülkelerde aynı adı taşıyan fakat değerleri farklı olan bir para ile gösterilmişse, aksi kararlaştırılmadıkça karine olarak "ödeme yerindeki" para biriminin kastedildiği kabul edilir [2, 4].

3. Sistematik İlişkiler

  • TBK m. 99 (Yabancı Para Borçları): Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinde yer alan ülke parası ile ödeme kuralı, TTK m. 711 ile tam bir paralellik içindedir. Her iki kanunda da "aynen ödeme" şartı yoksa borcun, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla ödenebileceği; borçlunun temerrüdü hâlinde ise alacaklının vade veya fiili ödeme günündeki rayici seçebileceği hüküm altına alınmıştır [8, 9].
  • 1567 Sayılı Kanun ve 32 Sayılı Karar: TTK m. 711/3 uyarınca "aynen ödeme" şartı geçerli olmakla birlikte, Türkiye'de yerleşik kişiler arasındaki kambiyo ilişkilerinde dövizle ödeme yapılması, 1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve 32 Sayılı Karar ile sınırlandırılabilmektedir [8, 10]. Bu çerçevede, kamu hukuku niteliğindeki kambiyo mevzuatının yasakladığı bir hususta TTK m. 711/3'e dayanılarak döviz cinsinden aynen ifa talep edilmesi, emredici normlara aykırılık teşkil eder [7, 11]. İhlal durumunda idari yaptırımlar (idari para cezası) gündeme gelecektir [12].
  • İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 58: Yabancı para alacağının icra takibine konu edilmesi hâlinde, alacaklının takip talebinde alacağın o günkü kur üzerinden Türk Lirası karşılığını göstermesi yasal bir zorunluluktur.

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senedinde yalnızca para biriminin genel adının (örneğin "Dolar" veya "Frank") yazılması, ancak hangi ülkenin parası olduğunun belirtilmemesi kural olarak senedin geçerliliğini etkilemez. Yargıtay (Örn: Y. 12. HD, 20.4.2004 T., E. 5489 / K. 0783), Türkiye'deki ticari teamüller gereği sadece "Dolar" olarak gösterilen para biriminin, yaygın kullanım alanı nedeniyle "ABD Doları" olarak kabul edilmesi gerektiğini içtihat etmiştir [13]. Ancak doktrinde bu durumun, senedin belirlilik ve kayıtsız şartsız bedel içerme zorunluluğuna gölge düşürebileceği ifade edilmektedir; zira Kanada veya Avustralya Doları gibi ihtimaller borçlunun yükümlülük miktarını doğrudan değiştirebilecektir [13, 14].

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, senedin üzerinde açıkça "aynen ödenecektir" veya "efektif" kaydı bulunmadığı sürece, alacaklı icra takibinde yabancı paranın aynen tahsilini doğrudan zorlayamaz; sistem, alacaklıya yalnızca vade veya fiili ödeme tarihlerindeki kura göre hesaplanacak karşılığı talep etme hakkı tanımaktadır.

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1 (kurmaca senaryo): Türkiye'de yerleşik (A) A.Ş., Almanya'da mukim (B) GmbH şirketinden ithal ettiği makine karşılığında 50.000 Avro bedelli, İstanbul ödeme yerli bir poliçe düzenlemiş ve senedi (B)'ye teslim etmiştir. Poliçede "aynen ödeme" kaydı bulunmamaktadır. Vade tarihi olan 01.10.2023 tarihinde (A) ödeme yapmamış ve temerrüde düşmüştür. (B) GmbH senedi 01.12.2023 tarihinde icra takibine konu etmiştir. Hukuki analiz: Senedin ödeme yerinde (Türkiye) Avro kanuni rayici olan bir para değildir. Senette aynen ödeme kaydı bulunmadığından, hamil (B) GmbH, TTK m. 711/1 uyarınca kur seçimlik hakkını kullanabilir. Vade tarihindeki (01.10.2023) Avro kuru ile fiili ödeme tarihindeki kur arasında hamil lehine hangisi yüksekse, hamil o kur üzerinden alacağının Türk Lirası cinsinden tahsilini talep edebilir [3, 7].

Olay 2 (kurmaca senaryo): İki Türkiye yerleşik tacir arasında düzenlenen bonoda "15.000 ABD Doları aynen ve efektif olarak ödenecektir" ibaresi bulunmaktadır. Vadesinde ödenmeyen senet icraya konulmuştur. Hukuki analiz: TTK m. 711/3 gereğince "aynen ödeme" şartı bulunduğundan TTK m. 711/1 ve 2 uygulanmaz [4]. Ancak uyuşmazlığın çözümünde yalnızca TTK değil, 1567 sayılı Kanun ve 32 Sayılı Karar dikkate alınmalıdır. Şayet Türkiye'de yerleşik kişiler arasındaki temel hukuki ilişki (örneğin salt yurt içi menkul satışı), ilgili kambiyo mevzuatı uyarınca dövizle ödeme yasağı kapsamındaysa, TTK'daki aynen ödeme kaydı icra edilebilirliğini yitirir ve kamu hukuku niteliğindeki emredici normlar uyarınca işlemin TL olarak tasfiyesi ve muhtemel idari para cezaları gündeme gelir [7, 11, 12].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat yükü: Borçlu, alacaklının vade veya ödeme günündeki kurlardan birini fahiş şekilde yanlış uyguladığını veya "aynen ödeme" kaydının tahrifatla sonradan eklendiğini iddia ediyorsa, ispat yükü altındadır. Merkez Bankası efektif alış/satış kurları yargılamalarda esas alınan temel veridir.
  • Zamanaşımı / Süreler: Kambiyo senedinden doğan asıl borçluya (kabul eden muhatap, düzenleyen) karşı müracaat hakkı vade tarihinden itibaren 3 yıl; müracaat borçlularına (cirantalar) karşı ise protesto tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımına tabidir. Kur farkından doğan uyuşmazlıklar bu zamanaşımı süreleri içinde ileri sürülmelidir.
  • Görevli/yetkili mahkeme: İtirazın iptali veya menfi tespit davalarında Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Takipler, İcra Mahkemesi ve İcra Daireleri aracılığıyla yürütülür.
  • Yaygın uygulama hataları: Takip talebinde bulunurken yabancı paranın Türk Lirası karşılığının ve uygulanan kurun (vade veya takip tarihi) açıkça gösterilmemesi, icra müdürlüğünce talebin reddine sebep olan en yaygın şekli eksikliktir. Ayrıca "aynen ödeme" şartı bulunmayan senetlerde doğrudan efektif talep edilmesi hukuka aykırıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

Doktrinde (Örn. Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Fırat Öztan) TTK m. 711'in, Cenevre Yeknesak Kanunu kurallarının iç hukuka başarılı bir entegrasyonu olduğu ifade edilmektedir [2, 15]. Mülga 6762 sayılı Kanun dönemindeki dilin güncellenmesi ile anlam kargaşaları büyük ölçüde giderilmiştir [2].

Bununla birlikte en temel doktriner eleştiri, ticaret hukukundaki irade serbestisi ile idare hukukunun emredici kısıtlamaları arasındaki çatışma ekseninde yoğunlaşmaktadır. TTK m. 711/3 düzenleyene dilediği döviz cinsi ile "aynen ödeme" şartı koyma serbestisi verirken [4], Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın 1567 Sayılı Kanun ve 32 Sayılı Karar kapsamında yayımladığı tebliğler yurt içi işlemlerde döviz kullanımına sert yasaklar getirmektedir [7, 8, 10]. Doktrinde, normlar hiyerarşisi ve yasaların zaman bakımından uygulanması kuralları çerçevesinde kambiyo mevzuatının kamu düzeninden sayıldığı için TTK'ya üstün tutulduğu genel kabul görmekle beraber [11]; bu durumun kambiyo senetlerindeki mücerretlik (soyutluk) ilkesini zedelediği ve senedin salt dış görünüşüne güvenerek işlem yapan iyi niyetli üçüncü kişileri (yabancı hamiller hariç) mağdur edebileceği eleştirilmektedir. Kanun koyucunun, yabancı para ile ödeme hususunda özel hukuk ve kamu hukuku normları arasındaki sınırları daha net çizen yasal düzenlemeler yapması, uygulamadaki hukuki belirliliği artıracaktır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.