1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 699. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun en temel kurumlarından biri olan "poliçede kabul" müessesesinin sınırlarını, tekemmül anını ve kabulden dönme (rücu) imkânını düzenleyen son derece kritik bir maddedir. Kambiyo hukukunda poliçe, kanuni niteliği itibarıyla bir havale ilişkisi kurar. Düzenleyen, poliçeyi ihdas ederek muhataba belirli bir bedeli ödeme hususunda yetki, lehtara ise bu bedeli tahsil etme yetkisi verir. Ancak muhatap, poliçeyi kabul edene kadar kambiyo ilişkisinin dışında yer alır ve senedin asli borçlusu sıfatını taşımaz [1, 2].
Muhatabın poliçeyi kabul etmesi, TTK m. 698/1 uyarınca poliçe bedelini vadede ödeme taahhüdü altına girmesi sonucunu doğurur [3-5]. Ne var ki, kabul iradesinin hukuki bir bağlayıcılık kazanabilmesi (tekemmül edebilmesi) için salt senet üzerine "kabul edilmiştir" ibaresinin yazılması ve imzalanması yeterli değildir; senedin fiziken ibraz edene (hamile) iade edilmesi (zilyetliğin devri) şarttır. TTK m. 699/1 hükmü, zilyetliğin devri gerçekleşmeden önce muhatabın iradesinden dönme hakkını teminat altına almaktadır. Hükme göre, muhatap poliçeyi imzalamış dahi olsa, fiziki hakimiyeti kendisinde bulunduğu sürece, bu kabul şerhini çizerek taahhüdünden kurtulabilir [6, 7]. Bu durum, kambiyo senetlerinde irade beyanının ancak "teslim" (emisyon) ile tamamlanacağına ilişkin kıymetli evrak doktrinindeki temel kuralın poliçedeki kabul müessesesine yansımasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Kabul Şerhinin Çizilmesi (İptali) ve Senedin Geri Verilmesi
Kabul şerhinin çizilmesi, poliçe üzerine yazılan kabul beyanının ve imzanın üzerinin çizilmesi, karalanması, silinmesi veya üzerine "iptal" gibi bir ifadenin yazılarak hükümsüz hale getirilmesini ifade eder [3]. Kambiyo taahhüdü, soyut ve tek taraflı bir irade beyanı olmakla birlikte, bu beyanın karşı tarafa ulaşması senedin teslimiyle mümkündür. Muhatap, senedi ibraz edene teslim etmediği sürece poliçe üzerindeki fiili hâkimiyetini sürdürür. Bu aşamada muhatabın kabul beyanından vazgeçmesi (rücu etmesi) tamamen kendi takdirindedir. Muhatap tarafından kabul edilerek lehtara veya hamile iade edildikten sonra ise, senedin tek taraflı olarak çizilmesi veya iptal edilmesi mümkün değildir; zira kambiyo taahhüdü teslim anında doğmuş ve hukuki sonuçlarını yaratmıştır [3, 6].
Bir kere senet üzerine kabul beyanı yazıldıktan ve senet hamiline teslim edildikten sonra, kabul beyanından rücu edilmesi kural olarak hukuken olanaksızdır [3]. Şayet senet teslim edildikten sonra muhatap ile hamil kendi aralarında anlaşarak kabul şerhinin çizilmesini sağlarlarsa, bu anlaşma sadece o ikisi arasında nispi bir hüküm ifade eder; poliçenin daha evvel kabul edileceğine güvenerek ciro yapan cirantaların sorumluluklarını ve haklarını onlara karşı ileri sürülebilecek şekilde etkilemez [3].
2.2. İspat Yükü ve Kanuni Karine (Adi Karine)
TTK m. 699/1’in ikinci cümlesi, ispat hukuku bakımından son derece önemli bir kural sevk etmiştir: "Kabul şerhinin, poliçenin geri verilmesinden önce çizilmiş olduğu, aksi ispatlanıncaya kadar karinedir." [7, 8]. Bu yasal karine, bir "adi karine" niteliğindedir. Uygulamada muhatabın senedi imzaladıktan sonra teslim edip etmediği ve çizilme işleminin hangi anda gerçekleştiği sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Kanun koyucu burada muhatabı koruyan bir faraziye öngörmüştür. Üzeri çizilmiş bir kabul şerhini taşıyan poliçeye dayanarak muhataba başvuran hamil, muhatabın senedi "geçerli bir kabul şerhiyle teslim ettiğini, çizilme eyleminin teslimden sonra gerçekleştiğini" ispat etmekle yükümlüdür. Aksi takdirde muhatap, poliçeyi kabul etmemiş sayılır ve poliçeden doğan asli borçlu sıfatını kazanmaz.
2.3. Yazılı Bildirim İstisnası ve Nispi Sorumluluk
TTK m. 699/2, senet üzerindeki fiziki iptale rağmen muhatabın sorumlu tutulabileceği istisnai bir hali düzenlemektedir: "Bununla beraber, muhatap hamile veya poliçede imzası bulunan bir kişiye poliçeyi kabul ettiğini yazı ile bildirmişse, bunlara karşı kabul beyanı çerçevesinde sorumlu olur." [7, 8].
Bu düzenleme, güvenin korunması ilkesine dayanmaktadır. Muhatap senedi fiilen iade etmeden önce kabul ettiğini yazılı bir biçimde hamil veya cirantalara bildirmişse, bu yazılı bildirim alıcıları nezdinde haklı bir güven oluşturur. Senedin üzerindeki şerh sonradan çizilmiş olsa dahi muhatap, yazılı bildirimde bulunduğu kişilere karşı kabul beyanından doğan asli borçlu sorumluluğundan kurtulamaz [7]. Bu sorumluluk mutlak değil, "bildirimin muhatabı olan kişilere" karşı ileri sürülebilen nispi bir kambiyo sorumluluğudur.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 695 (Kabulün Şekli): Poliçede kabul beyanı, senet üzerine "kabul edilmiştir" ibaresinin yazılması ve imzalanması ya da yalnızca ön yüzün imzalanması ile gerçekleşir [9]. TTK m. 699, bu şekil şartı tamamlandıktan sonraki "teslim" aşamasına ilişkindir.
- TTK m. 698 (Kabulün Hükmü): Muhatap, poliçeyi kabul etmekle bedelini vadede ödemeyi taahhüt eder ve asli borçlu konumuna geçer [5]. TTK m. 699/1 bağlamında kabul şerhinin geçerli bir şekilde çizilmesi, TTK m. 698'in hukuki sonuç doğurmasını kesin olarak engeller.
- TBK m. 1 vd. (Sözleşmenin Kurulması): Kıymetli evrak hukukundaki "yaratılış teorisi" (Kreationstheorie) ve "emisyon teorisi" (Emissionstheorie) bağlamında, Türk Ticaret Kanunu sözleşme teorisini benimseyen Karma Teori'ye (Vertragstheorie) yakındır. Muhatabın iradesini içeren belgenin zilyetliğinin devri (teslim) olmadan hukuki bağlayıcılık doğmaz. Bu yönüyle TTK m. 699, TBK'daki irade beyanının karşı tarafa ulaşması kuralının poliçeye uyarlanmış, somut halidir.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle Yargıtay 11. ve 12. Hukuk Daireleri), kabul müessesesinin doğasına ilişkin uyuşmazlıklarda sıkı şekil şartlarını ve yasal karineleri katı bir şekilde uygulamaktadır. Yargıtay kararlarında vurgulanan temel ilke şudur: Muhatabın kambiyo ilişkisine dahil olması ve poliçe uyarınca takip edilebilmesi için ortada geçerli, üzeri çizilmemiş ve usulüne uygun olarak imzalanıp teslim edilmiş bir kabul şerhinin bulunması şarttır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında da ifade edildiği üzere, senedin ön yüzünde yer alan bir imzanın üzeri çizilmişse, TTK m. 699/1 gereği senedin kabul edilmeden önce çizildiği karinesi işler. Hamil, bu şerhin rızası hilafına veya teslimden sonra çizildiğini yazılı delillerle (örneğin TTK m. 699/2 kapsamındaki harici bir yazılı bildirimle) ispat etmediği müddetçe, muhataba karşı kambiyo senetlerine özgü haciz veya iflas yoluyla takip başlatılamaz; zira muhatap poliçenin asli borçlusu sıfatını kazanmamıştır. Çizilmiş kabul şerhi, muhatabın poliçeyi ödemekten imtina ettiğinin göstergesi sayılır ve hamilin, kabul etmeme protestosu çekerek (veya doğrudan) müracaat borçlularına (keşideci, ciranta vb.) başvurmasına zemin hazırlar.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Teslim Öncesi Rücu):
Olay: (A) şirketi, (B) şirketi üzerine 500.000 TL bedelli bir poliçe düzenlemiş ve bunu lehtar (C) bankasına ciro etmiştir. (C) bankası temsilcisi, poliçeyi kabul için (B) şirketinin merkezine götürmüştür. (B) şirketinin yetkilisi poliçenin ön yüzüne "Kabulümdür" yazıp imzalamış, ancak senedi (C)'ye teslim etmeden hemen önce, (A) şirketinin konkordato ilan ettiğini öğrenmiştir. Bunun üzerine yetkili, attığı imzanın üzerini karalayarak poliçeyi (C)'ye iade etmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 699/1 uyarınca poliçe iade edilmeden önce kabul şerhi çizildiği için (B) şirketi kabulden kaçınmış sayılır [7, 8]. Karalanmış imza hukuki bir taahhüt doğurmaz. (C) bankası, (B) şirketine karşı hiçbir kambiyo talebinde bulunamaz. (C) bankasının yapması gereken, kabul etmeme protestosu düzenleyerek müracaat borçlusu olan (A) şirketine başvurmaktır.
Olay 2 (Yazılı Bildirim İstisnası):
Olay: Bir önceki olaydaki senaryoya ek olarak; (B) şirketinin yetkilisi senedi imzaladıktan sonra masasında bırakmış ve (C) bankasına resmi kurumsal e-posta adresinden KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) ile "A şirketi tarafından lehinize düzenlenen 500.000 TL'lik poliçe tarafımızca kabul edilmiş olup, belgenin aslı mesai bitiminde teslim edilecektir" şeklinde bir yazı göndermiştir. Ancak daha sonra fikrini değiştirerek şerhi çizmiş ve senedi bu şekilde bankaya vermiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 699/2 devreye girer. Poliçe üzerindeki kabul şerhi senedin geri verilmesinden önce çizilmiş olsa dahi, muhatap (B) şirketi, poliçeyi kabul ettiğini lehtar (C) bankasına yazı (KEP üzerinden teyitli yazılı delil) ile bildirmiştir [7]. Bu nedenle (B) şirketi, (C) bankasına karşı asli borçlu olarak kambiyo taahhüdü çerçevesinde sorumludur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Kabul şerhinin senedin hamile iadesinden sonra (yani teslimle kabul tamamlandıktan sonra) hukuka aykırı olarak çizildiği iddiası, bunu iddia eden hamile aittir. Karine muhatabın lehinedir.
- Zamanaşımı / Süreler: Geçerli bir kabul beyanında muhataba karşı zamanaşımı, vadeden itibaren 3 yıldır (TTK m. 749/1) [10]. Ancak şerh TTK m. 699 uyarınca çizilmişse muhatap borçlu sıfatı kazanmadığından, bu 3 yıllık zamanaşımı muhataba işlemez. Hamil, müracaat borçlularına (1 yıllık zamanaşımı süresi içinde) başvurmalıdır.
- Görevli/yetkili mahkeme: Çizilmiş kabul şerhinin geçerliliğinin tartışılacağı veya yazılı bildirim (TTK m. 699/2) istisnasına dayanılarak muhataba açılacak itirazın iptali veya alacak davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir.
- Yaygın Uygulama Hataları: Poliçeyi kabul amacıyla elinde bulunduran muhatabın, senedi imzaladıktan sonra hamile teslim etmesi ve bilahare "yanlışlık oldu" diyerek geri isteyip üzerini çizmeye çalışması çok yaygın bir hatadır. Senet bir kez teslim edildikten sonra şerh çizilse bile, hamilin (veya cirantaların) rızası yoksa muhatap TTK m. 698 uyarınca sorumlu olmaya devam eder [3, 6].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 699 hükmü, İsviçre ve Alman hukuku ile Mehaz Cenevre Yeknesak Kanunu kurallarına paralel, yerinde bir düzenlemedir. Doktrinde (Reha Poroy / Ünal Tekinalp, Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar) TTK m. 699'un kıymetli evrakta iradenin tekemmülü noktasında "Teslim" (Emisyon) teorisini zımnen desteklediği vurgulanır. Eğer sadece "yaratılış" (Kreation) teorisi geçerli olsaydı, senedin üzerine imza atıldığı an hukuki bağlayıcılık doğar ve muhatap senedi teslim etmeden şerhi çizdiğinde dahi sorumlu tutulabilirdi. Hüküm, poliçenin elden çıkmadığı süre boyunca irade özgürlüğünü koruması bakımından son derece isabetlidir.
Bununla birlikte, doktrinde eleştirilen ve tartışma yaratan husus TTK m. 699/2'deki "yazı ile bildirim" istisnasıdır. Günümüz elektronik ticaret dünyasında salt faks, e-posta, WhatsApp mesajları gibi "yazılı bildirimlerin" senet metninden anlaşılamayan dışsal (harici) bir durumu kıymetli evrak alanına dahil etmesi, poliçenin "soyutluk" ve "şekli sıkılık" (kamu güveni) ilkelerini esnetmektedir. Bir ciranta, poliçeyi incelerken şerhin çizik olduğunu görecek ve senedi kabul edilmemiş bir poliçe olarak devralacaktır; oysa hamilin elinde harici bir yazılı kabul belgesi olabilir. Doktrinde Mehmet Bahtiyar gibi yazarlar, bu nispi sorumluluğun yalnızca yazılı bildirimin muhatabı olan kişilere özgü olduğunu, senetten doğan hakların genel bir intikali sonucunu doğurmayacağını belirtmektedir. Bu yönüyle hüküm, kambiyo senedinin ted tedavül kabiliyetini olumsuz etkileyebilecek niteliktedir ve dijital iletişim çağında "yazılı bildirimin" kapsamının Elektronik İmza Kanunu ve güvenli elektronik iletişim yollarıyla sınırlandırılarak daha net tanımlanması de lege ferenda (olması gereken hukuk) açısından bir reform ihtiyacı olarak değerlendirilmelidir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.