1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 690. maddesi, kambiyo senetleri hukukunda senedin vadesinin gelmesinden sonra gerçekleştirilen devir işlemlerinin (cironun) hukuki niteliğini ve doğuracağı sonuçları düzenleyen temel ve emredici bir kanun hükmüdür. Kambiyo senetlerinin en temel özelliği olan ve alacaklıya üst düzey bir koruma sağlayan "tedavül kabiliyeti", senedin vadesinin gelmesiyle birlikte doğrudan sona ermez. Kanun koyucu, vadeden sonra ancak henüz senedin ödenmediğinin kesin olarak belgelenmediği (protestonun çekilmediği) ara dönemde kambiyo hukukunun koruyucu şemsiyesinin devam etmesini öngörmüştür [1, 2].
Bununla birlikte, senedin vadesinde ödenmediği kesinleştiğinde (ödememe protestosu çekildiğinde) veya bu imkânın kanuni süresi yitirildiğinde, senedin artık normal bir ödeme aracı veya kredi vasıtası olarak güvenle tedavül etmesi beklenemez. Bu aşamadan sonra dolaşıma giren bir senet, "şüpheli" veya "ödenmemiş" bir alacağı temsil eder. Bu nedenle TTK m. 690, vadeden sonraki ciro işlemini iki farklı zaman dilimine ayırarak ikili bir hukuki rejim tesis etmiştir:
- Vadenin geçmesinden sonra, fakat ödememe protestosu çekilmeden veya protesto süresi dolmadan yapılan ciro (Normal ciro hükmündedir).
- Ödememe protestosundan veya bu protestonun çekilmesi için öngörülen sürenin (vadeyi izleyen iki iş günü) geçmesinden sonra yapılan ciro (Gecikmiş ciro olarak anılır ve alacağın temliki hükmündedir) [3, 4].
Bu sistematik, borçluyu koruma amacı taşır. Senedin vadesinde ödenmemesi ve protesto çekilmesiyle birlikte senedin "kambiyo senedi" olarak taşıdığı soyutluk ve şahsi def’ilerin ileri sürülememesi kalkanı kaldırılarak, işlem Türk Borçlar Kanunu'ndaki (TBK) "alacağın temliki" (m. 183 vd.) müessesesi zeminine oturtulmuştur [5, 6].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Vadeden Sonra Fakat Protesto Süresi İçinde Yapılan Ciro
TTK m. 690/1'in ilk cümlesi, vadenin gelmiş olmasına rağmen, cironun vadeden önce yapılan normal bir cironun tüm hüküm ve sonuçlarını doğuracağını belirtir. Poliçe ve bonolarda ödememe protestosunun, ödeme gününü (vadeyi) izleyen iki iş günü içinde çekilmesi zorunludur (TTK m. 714/3). Vade ile bu iki iş günlük sürenin bitimi arasındaki zaman diliminde gerçekleştirilen ciro, temlik, teşhis ve en önemlisi "teminat" işlevlerini aynen muhafaza eder [4, 7, 8]. Bu devirde ciranta, kendisinden sonraki hamillere karşı kambiyo taahhüdü altına girmeye devam eder ve müracaat borçlusu sıfatını korur. Ayrıca, senedi bu yolla devralan iyiniyetli hamil, borçlunun temel ilişkiden kaynaklanan şahsi def’ilerinden (örneğin bedelsizlik, malın ayıplı teslimi) etkilenmez (TTK m. 687) [6, 9].
2.2. Gecikmiş Ciro ve Alacağın Temliki Etkisi
TTK m. 690/1'in ikinci kısmında yer alan "gecikmiş ciro", ödememe protestosunun düzenlenmesinden yahut bu protestonun düzenlenmesi için öngörülen sürenin geçmesinden sonra yapılan cirodur [3, 4, 10]. Doktrinde bu kavrama "gecikmiş ciro" denilmesinin sebebi, senedin zamanında ibraz edilip edilmediğinden bağımsız olarak, kambiyo senedinin olağan tedavül fonksiyonunu yitirdiği bir evrede yapılmış olmasıdır [11].
Gecikmiş cironun en çarpıcı hukuki sonucu, "sadece alacağın temliki (devri) hükümlerini doğurmasıdır" [10, 12]. Bu durumda:
- Şahsi Def'ilerin İleri Sürülebilmesi: TBK m. 188 uyarınca borçlu, devri öğrendiği sırada devredene (gecikmiş ciroyu yapana) karşı sahip olduğu her türlü şahsi def’iyi ve itirazı, senedi devralan yeni hamile karşı da ileri sürebilir [13, 14]. Yani kambiyo senetlerindeki soyutluk ilkesi kırılarak senedin devri ile temel borç ilişkisi arasındaki bağ yeniden kurulur [15].
- Teminat İşlevinin Kalkması: Gecikmiş ciro ile senedi devreden ciranta, kambiyo hukukuna özgü müteselsil sorumluluk altına girmez. Bu kişinin sorumluluğu, sadece alacağın temliki hükümlerine (TBK m. 193) göre, devredilen alacağın mevcut olması ile sınırlıdır; senedin ödeneceğini garanti etmez [16].
- Senedin Türünün Değişip Değişmediği Sorunu: Doktrinde Poroy/Tekinalp gibi bazı yazarlar, gecikmiş ciro ile senedin tür değiştirdiğini (kanuni tahvil) ileri sürseler de; Bozer/Göle ve Ülgen/Helvacı/Kendigelen/Kaya gibi ağırlıklı görüşler, senedin emre yazılı kambiyo senedi vasfını koruduğunu, yalnızca devir işleminin sonuçlarının alacağın temliki hükümlerine tabi tutulduğunu savunmaktadır [17, 18].
2.3. Tarihsiz Ciro Karinesi
TTK m. 690/2, uygulamada sıklıkla karşılaşılan tarihsiz ciroların ne zaman yapıldığının tespitine ilişkin yasal bir karine öngörmüştür: "Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun düzenlenmesi için öngörülen sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılır" [10]. Kambiyo senedi üzerinde tarih bulunmayan bir cironun, vadeden önce veya en azından protesto süresi içinde yapıldığı karine olarak kabul edilir [19]. Senedin kambiyo hukuku vasıfları ile devredildiğini kabul eden bu karine, senedin dolaşım güvenliğini sağlamaktadır. Cironun gecikmiş ciro olduğunu, yani protesto süresi geçtikten sonra yapıldığını iddia eden taraf, bu hususu yazılı delille kanıtlamakla yükümlüdür [20].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 778/1-a (Bonolara Uygulanabilirlik): TTK m. 690, esasen poliçeler için getirilmiş bir düzenleme olmakla birlikte, TTK m. 778/1-a bendinin açık atfı sayesinde bonolar hakkında da aynen uygulanır [3, 21]. Bonolarda gecikmiş ciro, poliçelerle tamamen aynı hukuki sonuçlara tabidir.
- TTK m. 793/1 (Çeklere Yansıması): Çeklerde vade kavramı ilke olarak bulunmadığından (ibraz süresi geçerli olduğundan), gecikmiş ciro kurumu TTK m. 793/1'de çekin doğasına uyarlanarak ayrıca düzenlenmiştir. Buna göre; "Protestonun düzenlenmesinden veya aynı nitelikte bir belirlemeden veya ibraz süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro, ancak alacağın temlikinin sonuçlarını doğurur." [5, 22].
- TBK m. 183 vd. (Alacağın Devri Hükümleri): Gecikmiş ciroda kambiyo hukuku kuralları yerini borçlar hukukunun alacağın devri hükümlerine bırakır. Özellikle TBK m. 188'de yer alan "Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir" kuralı, gecikmiş cironun kalbini oluşturur [14, 15].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 11., 12., ile 19. Hukuk Dairelerinin yerleşik içtihatlarında, TTK m. 690 hükmü katı bir biçimde uygulanmaktadır. Yargıtay kararlarında vurgulanan temel prensipler şunlardır:
- Şahsi Def'ilerin İleri Sürülebilmesi: Yargıtay, ödememe protestosu çekildikten veya ibraz/protesto süresi geçtikten sonra yapılan devirlerin ancak alacağın temliki hükmünde olacağını açıkça teyit etmektedir. Bu devir sonucunda senedi devralan hamilin, önceki cirantanın halefi olduğu ve borçlunun temel borç ilişkisinden (örneğin bayilik ilişkisi, inşaat sözleşmesi vb.) kaynaklanan "bedelsizlik" def'ini yeni hamile karşı ileri sürebileceği kabul edilmektedir (Y. 12. HD., 24.02.2016, E. 2015/27798) [6, 23].
- Kambiyo Vasfının Devamı: Yargıtay uygulamasına göre senedin gecikmiş ciro ile devredilmesi, senedin kambiyo senedi olma vasfını (İİK m. 167 vd. kapsamında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip imkânını) ortadan kaldırmaz. Ancak takip yapıldığında, icra mahkemesine yapılacak borca itiraz başvurularında TBK m. 188 çerçevesinde şahsi def'iler incelenebilir.
- Teminat Cirosunda Uygulanabilirlik: Rehin (teminat) cirosunun gecikmiş ciro olarak yapılması halinde de Yargıtay ve doktrin, alacağın temliki kurallarının geçerli olacağını ve borçlunun def'ilerini ileri sürme hakkını yitirmeyeceğini vurgulamaktadır [15, 24].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
Kocaeli'de mukim (A) Ticaret A.Ş., (B) firmasından aldığı hammaddeler karşılığında 10.05.2025 vadeli bir bono düzenleyip (B)'ye teslim etmiştir. Bono, vadesinde ödenmemiş ancak henüz vadeyi izleyen iki iş günlük protesto süresi dolmamıştır. (B) firması, 11.05.2025 tarihinde bonoyu tam ciro yoluyla tedarikçisi (C) A.Ş.'ye devretmiştir.
Hukuki analiz: Devir işlemi vadeden sonra gerçekleşmiş olsa dahi, ödememe protestosu çekilmeden ve protesto süresi (iki iş günü) dolmadan yapıldığı için TTK m. 690/1 ilk cümlesi uyarınca normal bir ciro hükmündedir. (C) A.Ş., senedi kambiyo hukuku prensipleriyle (teşhis ve teminat işleviyle) iktisap etmiştir. (A) Ticaret A.Ş., (B)'ye karşı sahip olduğu örneğin "hammaddelerin ayıplı olduğu" yönündeki şahsi def'isini iyiniyetli (C) A.Ş.'ye karşı ileri süremez.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
(X) Limited Şirketi tarafından düzenlenen 01.03.2025 vadeli ve (Y) A.Ş. emrine yazılı bono, vadesinde ödenmediği için 03.03.2025 tarihinde (Y) A.Ş. tarafından noter aracılığıyla ödememe protestosuna konu edilmiştir. (Y) A.Ş., söz konusu bonoyu 15.03.2025 tarihinde cari hesap borcuna mahsuben (Z) firmasına ciro ve teslim etmiştir. (Z) firması, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla (X) şirketine takip başlatmıştır.
Hukuki analiz: İşlem, ödememe protestosu çekildikten sonra gerçekleştirildiği için TTK m. 690/1 ikinci cümlesi uyarınca kesinlikle "gecikmiş ciro" niteliğindedir. Devir ancak alacağın temliki (TBK m. 183) sonuçlarını doğurur. Asıl borçlu (X) Şirketi, temel ilişkideki alacaklısı (Y)'ye karşı ileri sürebileceği "borcun daha önce kısmen ödendiği" veya "bedelsizlik" gibi şahsi def'ilerini, senedi sonradan iktisap eden (Z) firmasına karşı (TBK m. 188 kapsamında) doğrudan ileri sürebilir. İlaveten, senedi devreden (Y) A.Ş., kambiyo hukuku anlamında müracaat borçlusu olarak müteselsil sorumluluk altına girmez.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: Bir cironun protesto süresinden sonra (gecikmiş ciro olarak) atıldığını iddia eden borçlu, bu iddiasını kesin delillerle (özellikle yazılı delille) ispat etmek zorundadır. Senedin üzerindeki cironun tarihsiz olması halinde, yasal karine (TTK m. 690/2) cironun süresinde atıldığını kabul eder. Karinenin aksini (cironun protesto süresinden sonra atıldığını) ispat yükü, senedin asıl borçlusuna aittir [19, 20].
- Zamanaşımı / Süreler: Gecikmiş ciro yapılması senedin kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırmadığı için, senede uygulanan kambiyo zamanaşımı süreleri (bono ve poliçede asıl borçluya karşı 3 yıl, hamilin cirantalara müracaatında 1 yıl - TTK m. 749, 778) işlemeye devam eder [17, 25]. Alacağın temliki hükümlerine tabi olunması, kambiyo senetlerine özgü 3 yıllık zamanaşımı süresini genel borçlar hukuku zamanaşımı süresine dönüştürmez.
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Gecikmiş ciro sonucunda açılacak menfi tespit veya istirdat davaları ile kambiyo hukukuna dayalı uyuşmazlıklarda, temel ilişki borçlar hukuku temeline inse de, davanın kaynağı bir kambiyo senedi olduğu için uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir (TTK m. 4/1-a).
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada alacaklıların (özellikle bankaların ve faktoring şirketlerinin), protesto süresi geçtikten sonra tahsil veya temlik amacıyla aldıkları senetlerde, asıl borçlunun şahsi def'ilerine maruz kalmayacaklarını düşünerek işlem yapmaları büyük bir yanılgıdır. Gecikmiş cironun teminat işlevinin bulunmadığı göz ardı edilerek devredene (önceki cirantaya) başvurulmaya çalışılması da sıklıkla yapılan hukuki hatalardandır.
7. Eleştirel Değerlendirme
Doktrinde TTK m. 690 hükmü etrafında şekillenen tartışmaların merkezinde, gecikmiş cironun senedin "kambiyo senedi" vasfına etkisi yer almaktadır. Bazı akademisyenler (örn. Reha Poroy / Ünal Tekinalp), gecikmiş ciro ile birlikte senedin tür değiştirdiğini ve kanuni bir tahvil işlemi ile kambiyo senedi olmaktan çıkarak normal bir borç senedine, ispat vasıtasına dönüştüğünü savunmuştur [17, 18]. Buna karşın, ağırlıklı doktriner görüş (Sabih Arkan, Mehmet Bahtiyar, Ali Bozer / Celal Göle, Kemal Şenocak), kambiyo senedinin fiziken ve hukuken varlığını sürdürdüğünü, kanun koyucunun sadece senedin "devir şekline ve devrin sonuçlarına" müdahale ettiğini belirtmektedir [18]. Kanun, "senedin vasfı değişir" dememekte, "sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur" diyerek devrin niteliğini belirlemektedir [10, 14].
Diğer bir eleştiri konusu, gecikmiş cironun "teminat" (garanti) işlevine ilişkindir. Gecikmiş ciro ile senedi devredenin, kendisinden sonraki hamillere karşı poliçenin/bononun ödenmesini garanti edip etmediği tartışmalıdır. Ağırlıklı görüş, gecikmiş ciroda kambiyo hukukuna özgü müteselsil sorumluluğun doğmayacağı yönündedir. Ancak bu durum, devredenin tamamen sorumsuz olduğu anlamına gelmez. TBK m. 193 uyarınca ivazlı devirlerde devreden, alacağın "devir anında mevcut olduğunu ve borçlunun ödeme gücünü" garanti etmiş sayılır. Fakat bu, kambiyo hukukunun sert ve şartsız müteselsil sorumluluğu ile aynı şey değildir [16]. Dolayısıyla yasa koyucunun gecikmiş ciro kavramıyla, vadesinde ödenmemiş ve sorunlu hale gelmiş kıymetli evrakı adeta zehirli (toksik) bir varlık olarak görerek, onu devralacak üçüncü kişileri genel hükümlerin (alacağın devri) riskleri ile baş başa bıraktığı anlaşılmaktadır.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]