Resmi Metin

3. Hamilin hak sahipliği


Madde 686 - (1) Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılm amış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. (2) Poliçe herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, birinci fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle yükümlüdür.


FG

Fethi Güzel'in Yorumu ve Analizi

Akademik Değerlendirme

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 686. maddesi (mülga 6762 sayılı TTK m. 598), kambiyo senetleri hukukunun temel taşlarından biri olan "ciro zincirinin kesintisizliği" (müteselsil ve birbirine bağlı cirolar) ilkesini ve bu zincirin yarattığı "şeklî hak sahipliği" karinesini (teşhis işlevini) düzenlemektedir. Bu madde, emre yazılı senetlerin (poliçe, bono ve çek) tedavül kabiliyetini ve ticari hayattaki güvenilirliğini teminat altına alan en mühim yasal dayanaktır [1-3].

TTK m. 686/1 hükmü uyarınca, bir poliçeyi (ve TTK m. 778/1-a ile m. 818/1-d yollamasıyla bono ve çeki) elinde bulunduran hamil, senedin üzerindeki ciro silsilesinin görünüşte kesintisiz ve muntazam olması şartıyla şeklen yetkili hamil kabul edilir [4, 5]. Madde, hak sahipliğinin tespitinde "maddi hukuk" kurallarından ziyade "şeklî hukuk" kurallarını ön plana çıkararak senet borçlusunun ödeme yaparken derinlemesine bir maddi hak sahipliği araştırması yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaktadır. Borçlu, yalnızca dış görünüş itibarıyla ciro zincirinin düzgünlüğünü (şekli meşruiyeti) kontrol etmekle yükümlüdür [6-8].

Maddenin ikinci fıkrası ise "rıza dışı elden çıkma" hallerini düzenleyerek, kıymetli evrakın tedavül emniyeti ile gerçek hak sahibinin korunması arasındaki hassas dengeyi kurar. Senet irade dışı elden çıksa dahi (çalınma, kaybolma vb.), düzgün bir ciro zinciriyle senedi devralan yeni hamil, iktisabında "kötüniyet" veya "ağır kusur" bulunmadığı müddetçe senedi iade etmekle yükümlü tutulamaz [9-11]. Bu hüküm, kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesinin ve iyi niyetin korunması prensibinin doğrudan bir yansımasıdır.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

2.1. Müteselsil ve Birbirine Bağlı Cirolar (Kesintisiz Ciro Silsilesi)

TTK m. 686/1'in uygulama alanı bulabilmesi için, ciro silsilesinin lehtardan başlayarak senedi ibraz eden son hamile kadar birbirini takip eden, kopukluk içermeyen bir dizi oluşturması gerekir [4, 12]. Ciro zincirinde yer alan her bir ciro, bir önceki cironun lehtarı (devralanı) tarafından yapılmış olmalıdır [13]. Eğer ilk ciro senette ismi yazılı lehtar dışındaki bir üçüncü kişi tarafından yapılmışsa veya silsile içerisinde devreden ile devralan sıfatları birbirini tutmuyorsa, "ciro zincirinde kopukluk" meydana gelir ve senedi elinde bulunduran kişi meşru hamil sıfatını kazanamaz [4, 7, 8]. Görünüşte düzgün bir ciro silsilesinde yer alan imzalardan birinin sahte veya ehliyetsiz birine ait olması ise imzaların bağımsızlığı ilkesi (TTK m. 677) gereğince ciro silsilesini bozmaz; şekli hak sahipliği devam eder [6, 7, 14].

2.2. Beyaz Cironun Teşhis ve Temlik İşlevine Etkisi

TTK m. 683/2'de tanımlanan "beyaz ciro", lehine ciro yapılan kişinin adının gösterilmediği, yalnızca cirantanın imzasından veya "ödeyiniz" şeklindeki bir ibareden oluşan ciro türüdür [6, 15, 16]. TTK m. 686/1, son cironun beyaz ciro olması halinde dahi senedi zilyetliğinde bulunduran kişinin yetkili hamil sayılacağını açıkça hükme bağlamıştır [1, 17]. Kanun ayrıca tamamlayıcı bir karine öngörerek, bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, son ciroyu imzalayan kişinin poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılacağını kabul eder [13, 18]. Bu düzenleme, beyaz cirolu senedin hamiline yazılı senetmiş gibi teslim yoluyla tedavülüne hukuki zemin hazırlar [19, 20].

2.3. Çizilmiş Ciroların Yok Hükmünde Sayılması

Maddenin getirdiği bir diğer önemli kural, çizilmiş ciroların hak sahipliği tespitinde "yazılmamış hükmünde" kabul edilmesidir [1, 13, 21]. Bir senet üzerindeki cironun üzeri çizgi çekilmek, karalanmak veya "iptal" şerhi düşülmek suretiyle çizilmişse, bu ciro hiç yapılmamış gibi değerlendirilir ve ciro silsilesinin incelenmesinde atlanır [22, 23]. Senedi ödemiş olan bir cirantanın, kendi cirosunu ve kendisinden sonra gelen kişilerin cirolarını çizme hakkı mevcuttur (TTK m. 727/2) [24]. Ancak cironun yetkisiz bir şekilde (örneğin hırsız tarafından) çizilmesi halinde, maddi hukuk anlamında bir tahrifat söz konusu olsa dahi, şeklî incelemede mahkemeler ve icra daireleri çizilmiş ciroyu yok sayarak silsileyi değerlendirmekle yükümlüdür [21, 23].

2.4. Kötüniyet ve Ağır Kusur (İyiniyetli İktisabın Korunması)

TTK m. 686/2 uyarınca, poliçe herhangi bir suretle hamilin elinden rızası dışında çıkmışsa (çalınma, kaybetme, gasp), düzgün bir ciro zinciriyle senedi devralan yeni hamilin senedi iade yükümlülüğü ancak "kötüniyet" veya "ağır kusur" halinin ispatına bağlanmıştır [9, 10]. Türk ve İsviçre doktrininde "kötüniyet" (mala fides), senedin önceki hamilin elinden rızası dışında çıktığını fiilen bilmek; "ağır kusur" ise senedin iktisabı sırasında kambiyo senetleri hukukunda beklenen asgari dikkat ve özeni kasten veya ihmalen göstermemek olarak tanımlanır [25, 26]. Hamilin iktisabında hafif kusurunun bulunması, senedin mülkiyetini kazanmasına ve şeklî hak sahipliğine engel teşkil etmez [26].

3. Sistematik İlişkiler

  • TTK m. 778/1-a ve TTK m. 818/1-d: TTK m. 686 hükmü, bu atıf maddeleri uyarınca bono ve çekler hakkında da aynen uygulanır. Kambiyo senetleri hukukunda ciro silsilesinin kesintisizliği ve şeklî hamilin hak sahipliği ilkesi tüm kambiyo senetlerinde ortaktır [1, 4].
  • TTK m. 687 (Kişisel Def'iler): TTK m. 686/2'de senedin iadesi için "kötüniyet veya ağır kusur" aranırken, TTK m. 687'de kişisel def'ilerin üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesi için "bile bile borçlunun zararına hareket" (exceptio doli) şartı aranır. Doktrinde bu iki kavram farklı kabul edilir; m. 687'deki şart, sadece bilmeyi değil, borçluyu savunmasız bırakma kastını (zararlandırma bilincini) da ihtiva eden daha ağır bir ispat yükü gerektirir [27-29].
  • TTK m. 710/3 ve m. 801: Poliçeyi vadesinde ödeyecek olan muhatap (veya çekte muhatap banka), ciro silsilesinin düzgünlüğünü (TTK m. 686/1 anlamında) kontrol etmekle yükümlüdür ancak imzaların geçerliliğini araştırma zorunluluğu yoktur [6-8].
  • TMK m. 990: Türk Medeni Kanunu'nun kıymetli evrakta iyiniyetle zilyetliğin iktisabını koruyan genel hükmü, TTK m. 686/2'de emre yazılı senetler özelinde somutlaştırılmış ve uygulama alanı bulmuştur [11, 30, 31].

4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senetlerine özgü takip yapılabilmesi veya senede dayalı bir hakkın talep edilebilmesi için ciro silsilesinin kopuk olmaması mutlak bir şarttır.

  • İlk Cironun Lehtara Ait Olması Zorunluluğu: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.03.2018 tarihli, E.12-1150, K.634 sayılı kararına göre; usulüne uygun bir ciro zincirinin varlığından söz edilebilmesi için çekin arkasındaki ilk cironun lehtara ait olması şarttır. Lehtar cirosu olmadan bir başka kişinin cirosu ile başlayan silsile kopuktur ve senedi elinde bulunduran kişi yetkili hamil sıfatını kazanamaz [12].
  • İmzaların Sahteliğinin Zinciri Bozmaması (Şekli Hak Sahipliği): Yargıtay 12. HD., ciro silsilesi görünüşte düzgün ise cirantalardan birinin imzasının sahte olmasının ciro silsilesinde kopukluk oluşturmayacağını istikrarla belirtmektedir. TTK m. 677 ve 686 bağlamında, senedi iyiniyetle devralan hamil meşru hamil sayılmaya devam eder [6, 7, 14].
  • Çizilmiş Ciroların Etkisi: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 14.02.2017 tarihli, E.558, K.1909 sayılı kararında açıkça vurgulandığı üzere, TTK m. 686/1 gereğince çizilmiş cirolar yok hükmündedir. Çizilmiş ciro atlanarak bir önceki ciro ile bir sonraki ciro arasında illiyet bağı kurulamıyorsa (örneğin lehtar cirosu çizilmiş ve başka birinin cirosu senedi devrediyorsa) ciro zinciri kopuk kabul edilir ve hamilin takip ehliyeti düşer [1, 14].

5. Pratik Örnek Olaylar

Olay 1: (A) Anonim Şirketi lehine düzenlenen ve vadesi gelmiş bir bono, şirketin finans departmanından çalınmıştır. Hırsız (H), bononun arkasına sahte bir kaşe ve şirket yetkilisinin sahte imzasını atarak bonoyu (B)’ye satmış ve teslim etmiştir. (B) durumu bilmeden senedi ticari faaliyeti kapsamında devralmıştır. Vade geldiğinde (B), düzenleyene karşı kambiyo takibi başlatmıştır. Düzenleyen, lehtar (A) A.Ş.'nin imzasının sahte olduğunu, silsilenin koptuğunu ve (B)'nin yetkili hamil olmadığını iddia ederek icra mahkemesinde takibin iptalini talep etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 686/1 uyarınca hamilin hak sahipliği şeklî bir incelemeye tabidir. Ciro zinciri dış görünüşü itibarıyla düzenli bir silsile izliyorsa (A A.Ş.'nin cirosu görünüşte mevcutsa), hamil (B) şeklen yetkili hamil sayılır [6, 7]. TTK m. 677 (imzaların bağımsızlığı) gereğince, sahte imza ciro zincirini maddi olarak sakatlasa da şeklî kopukluk yaratmaz [7]. Ayrıca, TTK m. 686/2 gereği senedin hırsızlık yoluyla rıza dışı elden çıkmış olması, (B)'nin iktisabında "kötüniyet veya ağır kusur" kanıtlanmadığı müddetçe (B)'nin hakkını etkilemez [9, 26]. Mahkeme, ciro silsilesini şeklen düzgün bularak düzenleyenin itirazını reddetmelidir.

Olay 2: Lehtar (L) elindeki çeki (C1)’e beyaz ciro ile devretmiş, (C1) senedi (C2)'ye teslim etmiş, (C2) de tam ciro ile (C3)'e ciro etmiştir. Daha sonra senedi alan (C3), (C2)'nin cirosunun üzerini tek çizgi ile çizerek (L)'nin beyaz cirosuna dayanarak senedi doğrudan (C4)'e teslim etmiştir. Muhatap banka, (C3) ve (C2)'nin ciro zincirinden çıkarıldığını ve silsilenin koptuğunu belirterek ödeme yapmaktan kaçınmıştır. Hukuki analiz: TTK m. 686/1 uyarınca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir [13, 21, 23]. Senedin arka yüzündeki (C2)'ye ait cironun çizilmesiyle, bu ciro hiçe sayılır. Geriye lehtar (L)'nin beyaz cirosu kalmaktadır. TTK m. 686/1'in son cümlesi uyarınca beyaz ciroyu takiben senedi zilyetliğinde bulunduran (C4), senedi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır [13, 18]. Beyaz ciro ile tedavül devam ettiğinden ciro silsilesi kopuk değildir. Bankanın şeklî inceleme sınırlarını aşarak ödemeden imtina etmesi haksızdır [1, 18].

6. Pratik Uygulama Notları

  • İspat Yükü: TTK m. 686/1 gereği senedi düzgün bir ciro silsilesiyle elinde bulunduran kişi hak sahibi karinesinden yararlanır. Bu kişinin "kötüniyetli" veya "ağır kusurlu" olduğunu (m. 686/2 uyarınca) iddia eden borçlu veya eski hak sahibi, bu iddialarını her türlü delille ispatlamakla yükümlüdür [8, 25]. Hamilin iyiniyetli olduğu asıldır.
  • Zamanaşımı / Süreler: Kambiyo senedinin iadesine veya yetkisiz hamilin tespitine ilişkin davalar genel hükümlere tabidir. Ancak müracaat borçlularına yöneltilecek takiplerde, senedin türüne göre (örneğin poliçe ve bonoda vadeden itibaren 3 yıl, çekte ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıl) TTK m. 749 ve m. 814 hükümleri dikkate alınmalıdır [32]. İade davası bağlamında TMK'nın taşınır davasına ilişkin zamanaşımı süreleri de kıyasen uygulanır.
  • Görevli/Yetkili Mahkeme: Ciro zincirindeki kopukluğa dayalı itirazlar kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte İcra Mahkemesinde (İİK m. 170/a) incelenir ve mahkeme bu hususu resen gözetir [33, 34]. Senedin rıza dışı elden çıktığı ve hamilin ağır kusurlu/kötüniyetli olduğu iddiasıyla açılacak iade (istirdat) davalarında veya menfi tespit davalarında ise görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir [35].
  • Yaygın Uygulama Hataları: İcra müdürlükleri veya icra mahkemelerinin ciro silsilesinin kopuk olup olmadığını incelerken, imzaların maddi aidiyetini (sahteliğini) araştırması en yaygın hukuki hatadır. Şeklî incelemede yalnızca ismen illiyet bağına bakılmalıdır [6, 7].

7. Eleştirel Değerlendirme

Türk Ticaret Kanunu m. 686’nın uygulanmasında ve doktrinde en çok tartışılan meselelerden biri, TTK m. 686/2'de yer alan "kötüniyet ve ağır kusur" standardı ile TTK m. 687/1'de düzenlenen kişisel def'ilerin ileri sürülmesindeki "bile bile borçlunun zararına hareket" standardı arasındaki uyumsuzluktur. Doktrinde bazı yazarlar, her iki hükmün de aslında ciro silsilesinin ardındaki maddi hukuka aykırılıkları düzenlediğini ve yeknesak bir iyi niyet ölçütü geliştirilmesi gerektiğini savunmaktadır [25, 26, 29]. Nitekim Yargıtay'ın kimi kararlarında bu iki kavramı (MK m. 3 çerçevesinde) eşitleyerek yorumlaması, kanun koyucunun bilinçli farklılaştırmasına (exceptio doli vs. mala fides) aykırı düşebilmekte ve hukuki öngörülebilirliği zedelemektedir [29, 36].

Bir diğer tartışma alanı ise "çizilmiş cirolar" hususundadır. TTK m. 686/1 cironun kim tarafından çizildiğini aramaz ve mutlak olarak yok hükmünde sayar [21]. Ancak senedin yetkisiz bir kişi (hırsız, gasp eden) tarafından çizilerek görünüşte düzgün bir beyaz ciro silsilesi yaratılması durumunda, sırf şekli hukuka sadakat adına gerçek hak sahibinin aleyhine ağır sonuçlar doğmaktadır. Doktrin, yasa koyucunun şeklî güvenilirliği (tedavül hızını) gerçek hak sahipliğine tercih ettiğini açıkça vurgulasa da [23], bu katı şekilcilik zaman zaman hakkın kötüye kullanılmasına zemin hazırlamaktadır.


Metodolojik Not

Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.