1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 679. maddesi, kambiyo senetleri hukukunun temel taşı olan "poliçe" kurumunda, senedi ihdas eden kişinin (düzenleyen/keşideci) hukuki sorumluluğunun sınırlarını ve bu sorumluluğun daraltılmasına yönelik kayıtların akıbetini düzenlemektedir. Kıymetli evrak hukuku sistematiğinde poliçe, üçlü bir havale ilişkisi kurar: Düzenleyen, muhataba senedi ödeme yetkisi verirken, lehtara (veya hamile) ise senedi tahsil etme yetkisi vermektedir [1].
Düzenleyen, senedi yaratarak tedavüle sokan kişi sıfatıyla, poliçenin güvenilirliğini ve ekonomik işlevini temin eden en temel garantördür. Bu bağlamda TTK m. 679/1, düzenleyenin kural olarak poliçenin hem muhatap tarafından kabul edilmesinden hem de vadesi geldiğinde ödenmesinden sorumlu olduğunu emredici bir dille hüküm altına almıştır [2, 3]. Kanun koyucu, ticari hayatın ihtiyaçları ve işlem güvenliği (kamu itimadı) arasında hassas bir denge kurarak; düzenleyenin senedin kabul edilmeyeceğine dair sorumsuzluk kaydı koymasına cevaz vermiş, ancak senedin asli fonksiyonu olan "ödeme" hususunda sorumsuzluk kaydı konulmasını kesin bir dille yasaklamış ve bu tür bir kaydın "yazılmamış sayılacağı" yaptırımını öngörmüştür [2]. Bu yönüyle madde, kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetini ve hamillerin haklarını koruyan temel bir sigorta mekanizmasıdır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Düzenleyenin (Keşidecinin) Sorumluluğu
Kambiyo hukukunda düzenleyen, senedi yaratarak ilk imzasını atan ve borç altına giren kişidir. Poliçede düzenleyenin sorumluluğu, senedin muhatap tarafından kabul edileceği ve vadesinde ödeneceği hususunda senedi devralan iyiniyetli hamillere verilmiş yasal bir garantidir. TTK m. 679 uyarınca düzenleyen, senedin kabul edilmemesi veya ödenmemesi durumunda bir "müracaat borçlusu" (başvuru borçlusu) olarak hamile karşı sorumludur [3]. Kabul, muhatabı doğrudan poliçe ilişkisine sokan soyut bir taahhüt olduğundan ve muhatabın poliçeyi kabul etme zorunluluğu bulunmadığından [4, 5], düzenleyenin kanuni garantörlüğü sistemin işlemesi için elzemdir.
2.2. Kabul Edilmemeden Sorumsuzluk Kaydı
Muhatap, poliçe ilişkisine ancak kendi hür iradesiyle yapacağı bir "kabul beyanı" ile dâhil olur [4]. Düzenleyen, muhatabın senedi kabul edip etmeyeceğini her zaman kesin olarak öngöremeyebilir. Bu durumu dikkate alan TTK m. 679, düzenleyene "kabul edilmemeden sorumsuzluk kaydı" koyma hakkı tanımıştır [3]. Bu kayıt, senet metnine şerh düşüldüğünde geçerli bir hukuki sonuç doğurur ve "senet metninden anlaşılan def'iler" kategorisinde yer alır [6]. Hamil, bu kaydı taşıyan bir poliçenin muhatap tarafından kabul edilmemesi halinde, vadeden önce düzenleyene müracaat etme (başvuru) hakkını kullanamaz. Ancak bu kayıt, hamilin vade geldiğinde ödeme için senedi ibraz etme hakkını ve ödenmeme durumunda müracaat hakkını ortadan kaldırmaz [6, 7].
2.3. Ödenmemeden Sorumsuzluk Kaydı ve "Yazılmamış Sayılma" Yaptırımı
TTK m. 679'un en kritik unsuru, senedin "ödenmemesinden sorumlu olunmayacağına" dair konulan kayıtların akıbetidir. Kambiyo senedinin varlık sebebi, belirli bir meblağın ödenmesi taahhüdüdür. Düzenleyenin, ihdas ettiği senedin ödenmemesi riskinden tamamen sıyrılması, kıymetli evrakın "kamu güveni" ve "tedavül yeteneği" ile bağdaşmaz. Bu nedenle kanun koyucu, ödenmemeden sorumsuzluk kayıtlarını kesin hükümsüz saymış ve "yazılmamış sayılır" yaptırımına tabi tutmuştur [2, 3]. Yazılmamış sayılma (kısmi butlan), kaydın hukuken hiç doğmamış kabul edilmesini ifade ederken; senedin kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırmaz, poliçe geçerliliğini korumaya devam eder.
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 685 (Cirantanın Sorumsuzluk Kaydı): TTK m. 679'da düzenleyen için getirilen sınırlama, TTK m. 685/1'de cirantalar (senedi ciro edenler) için daha geniş tutulmuştur. İlgili madde uyarınca ciranta, aksi şart edilmedikçe poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur; ancak ciranta, hem kabul edilmemeden hem de ödenmemeden sorumsuzluk kaydı koyabilir [8]. Düzenleyen senedin kurucusu olduğu için ödemeden muaf tutulamazken, cirantanın sadece bir devredici sıfatıyla bu kaydı koyabilmesi, kambiyo sistematiğinin bir gereğidir.
- TTK m. 730 (Başvurma Hakkının Düşmesi): Düzenleyenin TTK m. 679 kapsamında kabul edilmemeden sorumsuzluk kaydı koyduğu bir poliçede hamil, kabul amacıyla ibraz süresine uymazsa müracaat hakkını kaybeder; ancak düzenleyenin yalnız kabule ait sorumluluğu istisna etmek istediği anlaşıldığından, senedi ödemek için ibraz hakkı muhafaza edilir [7, 9].
- TTK m. 818/1-c (Çeklere Uygulanması): Çeklerde doğası gereği "kabul" yasağı vardır (TTK m. 784) [10]. Ancak TTK m. 818/1-c bendi, TTK m. 679'a atıf yapmaktadır [11]. Çek hukukunda bu atfın anlamı, çeki düzenleyenin (keşidecinin) "ödenmemeden sorumsuzluk kaydı" koyamayacağıdır. Böyle bir kayıt çekin geçerliliğini etkilemez, doğrudan "yazılmamış sayılır" [12, 13].
- TTK m. 778/2-e (Bonolara Uygulanması): Bonoda düzenleyen, poliçeyi kabul eden muhatap gibi bizzat asli borçlu (ana sorumlu) statüsündedir (TTK m. 779) [14]. Bonolarda da TTK m. 679 atfı gereği, senedi düzenleyenin ödemeden muafiyet kaydı koyması mümkün değildir, konulursa yazılmamış addolunur [15].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. ve 12. Hukuk Daireleri), kambiyo senetlerinde yer alan ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olan kayıtların, senedin kambiyo vasfına etkisini "şekle sıkı sıkıya bağlılık" (şekli tecerrüt) ve "imzaların bağımsızlığı" ilkeleri ışığında değerlendirmektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kambiyo senedi üzerine konulan ve kanun tarafından "yazılmamış sayılacağı" açıkça belirtilen sorumsuzluk kayıtları (örneğin düzenleyenin ödemeden muafiyet şerhi), senedi geçersiz kılmaz; kambiyo senedi vasfını etkilemez. Sadece ilgili kayıt hukuken yok hükmündedir ve düzenleyen borçlu olmaya devam eder. Aynı şekilde, düzenleyenin kambiyo ilişkisini şarta bağlamaya yönelik hukuka aykırı tek taraflı kayıtları (örneğin TTK m. 679'a aykırı ödemezlik defi şerhleri), senet metninden anlaşılan geçersiz def'iler olarak reddedilmekte, hamilin müracaat ve icra takibi hakları korunmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1:
(A) A.Ş., ticari ilişkisi bulunan (B) Ltd. Şti. lehine, muhatabı (C) A.Ş. olan 500.000 TL bedelli bir poliçe düzenlemiş ve senet metninin ön yüzüne "İşbu poliçenin muhatap (C) A.Ş. tarafından kabul edilmemesinden dolayı şirketimiz hiçbir hukuki sorumluluk kabul etmeyecektir" şerhini düşmüştür. Senedi devralan lehtar (B) Ltd. Şti., vade gelmeden önce senedi kabul için (C)'ye ibraz etmiş, ancak (C) senedi kabul etmekten imtina etmiştir. Bunun üzerine (B), vadenin gelmesini beklemeden düzenleyen (A)'ya karşı müracaat hakkını kullanmak istemiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 679/1 hükmü uyarınca, düzenleyenin poliçenin kabul edilmemesinden dolayı sorumsuzluk kaydı koyması hukuken geçerlidir. Bu kayıt, "senet metninden anlaşılan def'i" niteliğindedir [6]. Dolayısıyla lehtar (B), muhatabın kabul etmemesi eylemine dayanarak vadeden önce düzenleyen (A)'ya başvuramaz. Lehtar (B), ancak senedin vadesi geldiğinde ödeme için ibrazda bulunabilir ve ödenmeme durumunda (A)'ya rücu edebilir [7].
Olay 2:
Gerçek kişi tacir (X), alacaklısı (Y)'ye olan borcuna karşılık bir çek keşide etmiştir. Ancak (X), çekin arka yüzüne "İşbu çekin banka tarafından karşılıksız çıkması veya ödenmemesi halinde keşideci olarak şahsıma müracaat edilemez, ödenmemeden dolayı sorumsuzluğum ihtirazi kayıttır" ibaresini yazarak senedi imzalayıp (Y)'ye teslim etmiştir.
Hukuki analiz: TTK m. 818/1-c fıkrasının, TTK m. 679'a yaptığı atıf gereğince, çek düzenleyenin ödenmemeden sorumsuzluk kaydı koyması kanunen yasaktır [11, 12]. TTK m. 679/1'in amir hükmü gereğince, (X) tarafından düşülen bu ödenmemeden sorumsuzluk kaydı kesin olarak "yazılmamış sayılır" [2]. Çek, hukuken geçerli bir kambiyo senedi olmaya devam eder ve (Y), süresinde bankaya ibraz edip karşılıksızlık şerhi aldığında, bu geçersiz kayda bakılmaksızın (X) aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatabilir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Düzenleyenin kabul edilmemeden sorumsuzluk kaydının varlığı ve kapsamı, bizzat senet metni üzerinden ispat edilmelidir (senet metninden anlaşılan def'i). Üçüncü kişilerin iyiniyet iddiaları bu def'inin ileri sürülmesini engelleyemez [16, 17].
- Zamanaşımı / Süreler: Kabul edilmemeden sorumsuzluk kaydının varlığı, senedin zamanaşımı sürelerini durdurmaz veya kesmez. Poliçe zamanaşımı süreleri (TTK m. 749) aynen işlemeye devam eder [18].
- Görevli/yetkili mahkeme: Kambiyo senetlerine atılan bu tür şerhlerin geçerliliği veya icra takibine etkisine ilişkin itirazlar İcra Hukuk Mahkemelerinde; temel ilişkiye veya menfi tespite dair uyuşmazlıklar ise Asliye Ticaret Mahkemelerinde (mutlak ticari dava olarak) görülür.
- Yaygın uygulama hataları: Ticari hayatta, senedi düzenleyenin (keşidecinin) yetkileri ile senedi devreden cirantanın (TTK m. 685) yetkilerinin birbirine karıştırılması en yaygın hatadır. Düzenleyen asla ödemeden muafiyet şerhi koyamazken, ciranta koyabilir [6, 8].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk ticaret hukuku doktrininde TTK m. 679 düzenlemesi, kambiyo senetlerinde kamu güveni (hukuki görünüşe güven) ile sözleşme serbestisi arasındaki çatışmanın çözümlendiği klasik ve başarılı bir norm olarak kabul edilir. Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Hüseyin Ülgen ve Abuzer Kendigelen gibi alanın öncü akademisyenlerinin eserlerinde vurgulandığı üzere, kambiyo senetlerinin nakit para işlevi görmesi ve tedavül yeteneğinin yüksek olması, senedi ihdas eden kişinin "ödeme" garantisi vermesine sıkı sıkıya bağlıdır [12, 19]. Senedin yaratıcısının bu asli borçtan kurtulmasına izin vermek, kıymetli evrakın dogmatiğini temelinden sarsacaktır.
Kanun koyucunun, senedin geçersizliğine (butlanına) hükmetmek yerine, yalnızca ödemeden sorumsuzluk kaydının "yazılmamış sayılmasına" (kısmi hükümsüzlük) karar vermesi, "işlem güvenliğini ayakta tutma" ilkesinin bir sonucudur [2]. Zira senedi devralan kişinin, bir yanda senedin dış görünüşüne güvenerek iktisap ettiği hakkı korunmakta, diğer yanda hukuka aykırı şart etkisizleştirilmektedir. Bununla birlikte doktrinde, madde lafzının sadece "kabul edilmemeden sorumlu olmayacağını şart edebilirse de" şeklinde poliçe odaklı ifade edilmesinin, hükmün çek ve bonolara atıf yoluyla uygulanmasında (TTK m. 778 ve m. 818) uygulayıcılar nezdinde zaman zaman kafa karışıklığı yarattığı yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Modern ticaret hukukunda, bu atıfların daha sarih hale getirilmesi amacıyla ilgili maddelerde çekin ve bononun doğasına uygun tasrihler yapılması önerilmektedir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.