1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 668 hükmü, Kanun'un "Kıymetli Evrak" başlıklı Üçüncü Kitabı'nın, "Hamiline Yazılı Senetler"e ayrılan Üçüncü Kısmı içerisinde yer almaktadır [1]. İlgili madde, hamile yazılı senetlerin iptaline getirilen çok önemli ve istisnai bir yasağı düzenlemektedir.
Kıymetli evrak hukukuna egemen olan genel kural uyarınca, senedin zayi olması halinde hak sahibi, mahkemeden iptal kararı alarak hakkını senetsiz olarak ileri sürebilme veya yeni bir senet ihdasını talep etme imkânına sahiptir (TTK m. 651, 652) [2]. Ancak kanun koyucu, TTK m. 668 ile piyasada doğrudan doğruya "para" (nakit) işlevi gören ve muazzam bir hızla el değiştiren bazı özel nitelikli hamiline yazılı senetlerin iptalini kesin bir dille yasaklamıştır [1].
Bu yasağın temel ratio legis'i (kanunun konuluş amacı), kamu güveni ve tedavül emniyetidir. Banknotlar ve para yerine geçen hamiline yazılı senetler, ekonomik sistemin can damarını oluşturur. Şayet bir banknotun veya para yerine geçen hamiline yazılı bir senedin zayi edildiği gerekçesiyle iptali istenebilseydi, bu durum senedi elinde bulunduran ve ödeme aracı olarak kullanan sayısız iyiniyetli üçüncü kişinin ticari güvenini ağır şekilde zedeleyecek ve paranın tedavül fonksiyonunu felce uğratacaktı. Bu sebeple kanun koyucu, zayi edenin mülkiyet ve zilyetlik menfaati ile kamu güvenliği (işlem güvenliği) arasında bir tartım yapmış ve mutlak surette kamu güvenliğini üstün tutmuştur.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Banknot Kavramı ve Kıymetli Evrak Niteliği Tartışması
Maddenin kaleme alınış biçimi olan "Banknot ve... diğer hamile yazılı senetlerin" ifadesi, banknotların hukuki niteliği konusunda doktrinde derin tartışmalara yol açmıştır. Kanun koyucunun bu lafzi tercihi, banknotları zımnen bir "hamiline yazılı senet" (dolayısıyla kıymetli evrak) olarak nitelendirdiği şeklinde anlaşılmaktadır [1]. Nitekim doktrinde Ülgen, Helvacı, Kaya ve Nomer Ertan; banknotların kıymetli evrak niteliğini haiz olduğunu açıkça savunmaktadır [3]. Buna karşılık, Öztan ve Pulaşlı gibi müellifler aksi yönde görüş bildirmekte; banknotların bir kıymetli evrak değil, doğrudan doğruya eşya (para) vasfında olduğunu ve bu sebeple kıymetli evrak sistematiği içinde değerlendirilmelerinin hatalı olduğunu ifade etmektedirler [3].
2.2. Büyük Miktarda Çıkarılıp Görüldüğünde Ödenmesi Gereken Senetler
Maddede sayılan ikinci grup senetler, kitleler halinde ihraç edilen ve vade içermeyip ibraz anında (görüldüğünde) derhal ödenmesi şart olan senetlerdir [1]. Bu nitelikteki senetlerin tekil olarak teşhis edilebilmesi fiilen imkânsıza yakındır. Seri halde ve büyük meblağlar (adetler) halinde piyasaya sürülmeleri, tıpkı banknotlar gibi yoğun bir tedavül hacmine ulaşmalarına neden olur.
2.3. Para Yerine Ödeme Aracı Olarak Kullanılan Senetler
Bir hamiline yazılı senedin TTK m. 668/1 kapsamındaki iptal yasağına dâhil olabilmesi için aranan en kilit şartlardan biri, söz konusu senedin fiilen ve hukuken "para yerine ödeme aracı" olarak kullanılıyor olmasıdır [1]. Çekler de birer ödeme aracı olmakla birlikte, çekler "büyük miktarda çıkarılıp" nakit paraya tam bir ikame teşkil edecek statüde sayılmadığından bu yasak kapsamına girmezler ve TTK m. 818 atfıyla iptal davasına konu olabilirler.
2.4. Devlet Tahvillerine İlişkin İstisna
TTK m. 668/2 uyarınca, Devlet tarafından çıkarılmış olan tahvillere ilişkin özel hükümler saklı tutulmuştur [1]. Devlet iç borçlanma senetleri, hazine bonoları ve tahvilleri devletin finansman politikaları çerçevesinde özel kanun ve tebliğlerle ihraç edilir. Doktrinde Poroy ve Tekinalp, hazine bonoları ve benzeri devlet kâğıtlarının, TTK m. 668/1 hükmünde zikredilen "büyük miktarda çıkarılıp görüldüğünde ödenmesi gereken ve para yerine ödeme aracı olarak kullanılan" belgeler kategorisine girmediğini önemle vurgulamıştır [4]. Dolayısıyla bu belgeler, banknotlarla aynı mutlak iptal yasağına tabi tutulamazlar.
3. Sistematik İlişkiler
- Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 990: İyiniyetle iktisap kurumu bağlamında zilyetliğin rıza dışı elden çıkması hali düzenlenirken, "parayı ve hamile yazılı senetleri" iyiniyetle devralan kimseye karşı taşınır davası açılamayacağı hüküm altına alınmıştır [5]. TTK m. 668'deki iptal yasağı, TMK m. 990'daki bu katı kamu güvenliği (görünüşe itimat) prensibinin kıymetli evrak hukukundaki tamamlayıcısı ve maddi yansımasıdır.
- TTK m. 651 ve m. 658: TTK m. 651 kıymetli evrakın zıyaı halinde mahkemece iptaline karar verilebileceğini genel kural olarak koyarken [2], TTK m. 668 bu genel kuralın hamiline yazılı senetler (TTK m. 658) [6] içindeki en keskin ve mutlak istisnasını teşkil eder.
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ticaret daireleri, hamiline yazılı senetler ve özellikle para işlevi gören kâğıtların iptali söz konusu olduğunda, kanunun emredici lafzına ve ticari hayatın gerekliliklerine katı bir biçimde uymaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, TTK m. 668 kapsamında kalan bir senedin veya banknotun iptali talebiyle açılan davalar, hukuki yarar yokluğu ve davanın dinlenebilirliği (mesmu olmaması) engeline takılmaktadır.
Yargıtay uygulamasına göre; mahkeme, davacının iptalini talep ettiği evrakın hukuki niteliğini resen araştırmakla mükelleftir. Eğer talep konusu evrak, TTK m. 668/1 uyarınca para yerine ödeme aracı olarak kullanılan ve büyük miktarda çıkarılan hamiline yazılı bir senet (örneğin kâğıt para/banknot) ise, mahkemenin herhangi bir ilana çıkmaksızın ve çekişmesiz yargı prosedürünü yürütmeksizin talebi esasa girmeden reddetmesi gerekmektedir. Öte yandan Yargıtay, hazine bonosu gibi belgelerin iptali taleplerinde Poroy ve Tekinalp'in de doktrinde isabetle işaret ettiği üzere [4], bu belgeleri doğrudan banknot hükmünde saymamakta ve kendi özel ihraç mevzuatlarına (HMK ve sermaye piyasası mevzuatı) atıfla değerlendirme yapmaktadır.
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
Bir ticari işletmenin muhasebe müdürü, bankadan işletme hesabına ait 500.000 TL nakit parayı (banknotlar halinde) çekerken kapkaç yoluyla gasp edilmiştir. İşletme sahibi tacir, banknotların seri numaralarının bir kısmını banka dekontundan tespit etmiş ve derhal Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak, ilgili seri numaralı banknotların zayi nedeniyle iptalini ve ödeme yasağı konulmasını talep etmiştir.
Hukuki analiz: Asliye Ticaret Mahkemesi, TTK m. 668/1 hükmü gereğince banknotların iptaline karar verilemeyeceğini tespit etmelidir [1]. Banknotlar, para yerine ödeme aracı olarak elden ele dolaşan ve piyasanın temel likiditesini sağlayan unsurlardır. İptal davası kurumunun banknotlara işletilmesi hukuken ve fiilen imkânsızdır. Mahkeme, talebi hukuki olanaksızlık ve dava şartı (hukuki yarar) yokluğundan reddetmelidir.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
Bireysel bir yatırımcı, hamile yazılı olarak ihraç edilmiş ve vadesi henüz gelmemiş Hazine Bonolarını ofisindeki kasasında meydana gelen bir hırsızlık vakasında kaybetmiştir. Yatırımcı, Hazine Bonolarının iptali ve ödemeden men kararı verilmesi için yargı yoluna başvurmuştur. Borçlu idare ise TTK m. 668/1 uyarınca bu kâğıtların iptal edilemeyeceği itirazında bulunmuştur.
Hukuki analiz: Doktrinde Poroy ve Tekinalp tarafından da vurgulandığı üzere; hazine bonoları ve benzeri devlet kâğıtları, TTK m. 668/1'de zikredilen "büyük miktarda çıkarılıp görüldüğünde ödenmesi gereken ve para yerine ödeme aracı olarak kullanılan" belgelerden sayılmazlar [4]. Üstelik maddenin 2. fıkrası, devlet tarafından çıkarılan tahvillere ilişkin özel hükümleri saklı tutmuştur [1]. Bu sebeple, Hazine Bonosunun niteliğine göre özel ihraç mevzuatı kuralları çerçevesinde iptal süreci yürütülebilecektir; borçlu idarenin TTK m. 668/1'e dayalı mutlak iptal yasağı itirazı yerinde değildir.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat Yükü: TTK m. 668 kapsamında iptal yasağı mutlak bir yasal engel teşkil ettiğinden, ispat külfeti değerlendirmesine (örneğin zilyetliğin rıza dışı elden çıkıp çıkmadığı) geçilmeden dava doğrudan usulden reddedilir.
- Görevli/Yetkili Mahkeme: Kıymetli evrak iptali davaları çekişmesiz yargı işi olup kural olarak asliye ticaret mahkemelerinde görülür [7]. Ancak TTK m. 668 kapsamına giren bir talep ticaret mahkemesinin önüne gelirse, mahkeme davanın dinlenemezliği kararı verir.
- Yaygın Uygulama Hataları: Uygulamada sıkça yapılan hatalardan biri, TTK m. 668/2 kapsamında saklı tutulan devlet tahvilleri ve türevi menkul kıymetlerin hukuki statüsünün banknotlarla karıştırılmasıdır. Devlet iç borçlanma senetlerinin iptali prosedürü özel mevzuata tabidir ve m. 668/1'deki mutlak yasağa dâhil değildir [4], [1].
7. Eleştirel Değerlendirme
TTK m. 668 hükmü, Türk ticaret hukuku doktrininde özellikle lafzi formülasyonu bakımından ağır eleştirilere tabi tutulmuştur. Kanun metnindeki "Banknot ve... diğer hamile yazılı senetlerin iptaline karar verilemez" ibaresi [1], mantıksal ve lengüistik (dilbilimsel) olarak banknotların da bir tür "hamiline yazılı senet" ve dolayısıyla kıymetli evrak olduğu ön kabulüne dayanmaktadır.
Ülgen, Helvacı, Kaya ve Nomer Ertan gibi yazarlar bu lafzi kabulü benimseyerek banknotların kıymetli evrak olduğunu ifade etseler de [3], Öztan ve Pulaşlı bu yaklaşıma şiddetle karşı çıkmaktadır [3]. Hakikaten, banknot bir devleti temsil eden Merkez Bankası tarafından ihraç edilen, cebri tedavül gücüne sahip kanuni para (eşya) niteliğindedir. Bir senedin kıymetli evrak sayılabilmesi için hakkın senetten bağımsız olarak ileri sürülememesi gerekir; oysa banknotta hak ve senet ayrımı yoktur, banknotun kendisi doğrudan doğruya değerin (satın alma gücünün) kendisidir. Bu nedenle, eşya hukuku kurallarına (zilyetlik) tabi olan paranın, ticaret hukukunun kıymetli evrak sistematiği içinde "diğer hamile yazılı senetler" ibaresiyle senet kategorisine sokulması dogmatik olarak sorunludur. İleride yapılacak yasal reformlarda, maddenin "Banknotlar ile büyük miktarda çıkarılıp..." şeklinde düzeltilerek "diğer" kelimesinin metinden çıkarılması, teorik tutarlılığın sağlanması adına yerinde olacaktır.
Metodolojik Not
[Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.]