1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 656. maddesi, kıymetli evrak hukukunun en özgün kurumlarından biri olan "eksik nama yazılı senetleri" (doktrindeki yaygın ve mehaz İsviçre hukukundaki adlandırmasıyla topal nama veya titre au porteur boiteux) düzenlemektedir [1], [2]. Madde, nama yazılı senetlere ilişkin hükümlerin (İkinci Kısım) altında konumlandırılmış olup, senedin devir ve teşhis fonksiyonlarına dair istisnai bir "ifa kolaylığı" rejimi ihdas etmektedir.
Eksik nama yazılı senetler, kural olarak belirli bir kişinin adına (nama) düzenlenmekle birlikte, metninde senet bedelini "her hamiline ödemek hakkını" saklı tutan bir kayıt (örneğin; "Ahmet Yılmaz veya hamiline ödeyiniz") barındıran senetlerdir [3], [4]. Bu senet türü, çifte ibraz kaydı ile basit hamiline teşhis kaydını bir arada kapsar [1], [2].
Hükmün temel amacı, senedin devir kabiliyetini artırmaktan ziyade, borçluya ödeme aşamasında bir kolaylık sağlamaktır. Borçlu, karşısına senedi ibraz eden kişi (şekli hamil) çıktığında, onun senedin meşru hak sahibi (maddi hak sahibi) olup olmadığını yahut geçerli bir temlik zinciriyle senedi devralıp devralmadığını araştırmak zorunda kalmaksızın ödeme yapabilir ve bu ödemeyle borcundan kurtulur [2], [3], [4]. Ne var ki kanun koyucu, borçluya tanınan bu yetkiyi bir "ödeme zorunluluğu" olarak nitelendirmemiş, borçlu dilerse hamilin meşru hak sahibi olduğunu ispatlamasını talep edebilme hakkını mahfuz tutmuştur [3], [4].
2. Maddedeki Kavramların Analizi
2.1. Eksik Nama (Topal Nama / Alternatif Hamiline) Yazılı Senet Kavramı
Doktrinde "topal nama" veya "eksik hamiline" yazılı senet olarak da adlandırılan bu kıymetli evrak türünde hak, senedi izlemez; aksine senet hakkı izler [5]. Eksik nama yazılı senetler, basit kıymetli evrak kategorisindedir [1]. Senedin metninde asıl alacaklı ismen zikredilmiş olmakla birlikte, "veya hamiline" şeklindeki bir ibare, borçluya senedin zilyedine yapacağı ödeme ile borcundan kurtulma imkânı bahşeder [2], [4]. Ancak bu ibare, senedin nama yazılı olma vasfını ortadan kaldırıp onu doğrudan hamiline yazılı bir senede dönüştürmez (TTK m. 785/2 istisnası hariç) [6].
2.2. Borçlu Lehine "İfa Kolaylığı" (Ödeme Yetkisi vs. Ödeme Yükümlülüğü)
TTK m. 656 uyarınca, borçlunun hamile ödeme yapması bir yükümlülük (mecburiyet) değil, salt bir yetkidir [3], [4]. Borçlu, alacaklı sıfatının ispat edilmesini aramamış olsa dahi senedi ibraz edene ödeme yaparak borcundan kurtulabilir [6], [4]. Ancak borçlu ödeme yapmaktan kaçınır ve senedi elinde bulunduran kişiden, senedin asıl lehtarından alınmış geçerli bir yazılı devir beyanını (alacağın temliki) sunmasını talep ederse, temerrüde düşmüş olmaz [3], [4]. Zira TTK m. 656'nın açık lafzı "hamile ödemede bulunmakla yükümlü değildir" şeklindedir.
2.3. İyiniyetle Ödeme ve Ağır Kusur
Borçlunun eksik nama yazılı senedi ibraz eden hamile yaptığı ödeme neticesinde borcundan kurtulabilmesi, ödemenin "iyiniyetle" yapılması koşuluna bağlanmıştır [4], [7]. Eğer borçlu, senedi ibraz eden kişinin senedi haksız yollarla (örneğin hırsızlık, gasp) elde ettiğini, asıl alacaklının rızası dışında senedin dolaşıma çıktığını biliyor veya ağır kusuru neticesinde bilebilecek durumda ise, yaptığı ödeme geçerli bir ifa sayılmaz [8]. Borçlu, bu durumda meşru hak sahibine karşı ikinci kez ödeme yapmak zorunda kalır [7].
3. Sistematik İlişkiler
- TTK m. 785/2 (Çek İstisnası): TTK m. 656'nın son cümlesinde belirtilen "785 inci maddenin ikinci fıkrası hükmü saklıdır" ibaresi son derece kritiktir. Kural olarak her türlü kıymetli evrak eksik nama yazılı olarak düzenlenebilirken, çekler bakımından bu durum kanunen yasaklanmıştır [7]. Belirli bir kişi lehine düzenlenip de "veya hamiline" (yahut buna benzer bir ibare) eklenmiş olan bir çek, "eksik nama yazılı çek" olmaz; kanun gereği doğrudan "hamiline yazılı çek" sayılır [9], [10], [7]. Çeklerdeki bu mutlakiyet, borçlu bankaya ödemeden kaçınma hakkı vermez, muhatap banka doğrudan hamile ödeme yapmakla yükümlü hale gelir [9], [10].
- TTK m. 647 ve TBK m. 162 (Alacağın Temliki Hükümleri): Eksik nama yazılı bir senedin mülkiyetinin veya senetteki hakkın devri, nama yazılı senetlerin devri usulüne tabidir. Sadece senedin zilyetliğinin devri (teslim) maddi hakkın geçişi için yeterli değildir; devir için asıl lehtardan itibaren kesintisiz bir yazılı devir beyanı (alacağın temliki) zinciri aranır [2], [11], [12]. Rızasız çıkış hallerinde iyiniyetle kazanım (TMK m. 990) kural olarak nama ve eksik nama yazılı senetlerde uygulama alanı bulmaz [5], [13].
- 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m. 4/5: TKHK, tüketicinin taraf olduğu işlemlerde düzenlenecek kıymetli evrakın "sadece nama yazılı" olmasını emretmektedir [14], [15]. Doktrinde, tüketici tarafından düzenlenen bir senede "veya hamiline" kaydı eklenerek "eksik nama yazılı senet" (TTK m. 656) haline getirilmesinin tüketici lehine olduğu savunulmaktadır. Zira bu durumda tüketici (borçlu), hamilin gerçekten meşru hamil olup olmadığını araştırma külfetinden kurtularak sadece senedin zilyedine iyiniyetle ödeme yaparak borcundan kurtulma (ifa kolaylığı) imkânına kavuşur [16], [17]. Hamilin asıl hak sahibi olmadığı durumlarda dahi bu kayıt tüketiciye savunma ve defi imkânlarını kaybettirmez, bu nedenle TKHK m. 4/5'in koruma amacıyla çelişmediği ileri sürülmektedir [18], [19], [16].
4. Uygulama: Yargıtay İçtihadı
Yargıtay uygulamalarında, nama yazılı senetlerde yer alan "hamiline" ibaresinin senedin vasfını doğrudan değiştirip değiştirmediği hususu sıklıkla uyuşmazlık konusu olmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri (özellikle 11. ve 12. Hukuk Daireleri), TTK m. 656 kapsamındaki ifa kolaylığı yetkisi ile hamiline yazılı senedin teşhis fonksiyonunu net biçimde ayırmaktadır.
Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, eksik nama yazılı senedi elinde bulunduran hamil, yetkili hamil sıfatıyla doğrudan kambiyo takibi veya alacak davası açma hakkına haiz değildir; borçlu TTK m. 656 uyarınca ödemeyi reddederek alacağın temliki belgesini isteyebilir. Hamil, borçluyu ödemeye zorlayabilmek için kendi maddi hak sahipliğini (yazılı devir beyanı / alacağın temliki silsilesini) ispat etmekle mükelleftir. Öte yandan, TKHK m. 4/5 kapsamında tüketici tarafından verilen senetlerin emre veya hamiline düzenlenmesinin tüketici yönünden mutlak geçersizlik sonucunu doğuracağı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun önündeki tartışmalarda dahi katı bir biçimde tüketici lehine yorumlanmış; ancak eksik nama (alternatif hamiline) yazılı senetlerin tüketicinin ödeme külfetini hafifletmesi nedeniyle bu yasağın istisnasını teşkil edebileceği doktriner içtihat incelemelerinde ifade edilmiştir [20], [21], [16].
5. Pratik Örnek Olaylar
Olay 1 (Kurmaca Senaryo):
Tacir (A), tedarikçisi (B)’den aldığı mallar karşılığında bir bono düzenlemiştir. Bononun lehtar kısmına "Sayın (B) veya hamiline ödeyiniz" yazılmıştır. Senet vadesi geldiğinde, senedi elinde bulunduran ve (B) ile hiçbir ticari bağı gösterir yazılı devir beyanı (temlikname) sunamayan (C), senedi (A)’ya ibraz ederek ödeme talep etmiştir. (A), senedin meşru hamilinin (B) olduğunu, (C)’ye ödeme yapmayacağını beyan ederek talebi reddetmiştir.
Hukuki analiz: Somut olaydaki senet, TTK m. 656 uyarınca "eksik nama yazılı senet" niteliğindedir. Senet metnindeki "veya hamiline" kaydı, borçlu (A)’ya sadece bir ifa kolaylığı sağlar; ona (C)'ye ödeme yapma zorunluluğu yüklemez. (A), TTK m. 656’nın açık hükmü gereğince "hamile ödemede bulunmakla yükümlü değildir". Dolayısıyla (A)’nın ödemeden kaçınması hukuka uygundur ve temerrüt oluşmaz. (C)'nin ödeme alabilmesi için, (B)'den alınmış geçerli bir alacağın temliki beyanını ibraz etmesi şarttır.
Olay 2 (Kurmaca Senaryo):
(X) Anonim Şirketi, (Y) Limited Şirketine olan borcu için muhatap banka üzerine bir çek keşide etmiştir. Çekin lehtar kısmına "(Y) Limited Şirketine veya hamiline ödeyiniz" yazılmıştır. Çeki elinde bulunduran (Z), ibraz süresi içinde bankaya başvurmuş, banka yetkilileri (Z)'nin (Y) Limited Şirketi ile bağını tevsik eden bir temlik/ciro silsilesi olmaması gerekçesiyle ödemeyi reddetmiş ve karşılıksız işlemi yapmaktan imtina etmiştir.
Hukuki analiz: Çekler bakımından eksik nama yazılı senet düzenlenmesi kanunen mümkün değildir. TTK m. 656'nın atıf yaptığı TTK m. 785/2 hükmü uyarınca, belirli bir kişi lehine "veya hamiline" ibaresi eklenerek düzenlenen çek, doğrudan "hamiline yazılı çek" sayılır [9], [10], [7]. Bu nedenle muhatap banka, (Z)'nin maddi hak sahipliğini veya ciro silsilesini arayamaz; çek hamiline yazılı hükümlerine tabi olduğundan bankanın senedi ibraz eden (Z)’ye (hesapta karşılık varsa) ödeme yapması, karşılık yoksa karşılıksızdır işlemini tatbik etmesi hukuki bir zorunluluktur.
6. Pratik Uygulama Notları
- İspat yükü: Eksik nama yazılı senetlerde ispat yükü, senedi elinde bulunduran ve ödeme talep eden kişidedir. Hamil, borçlunun ifadan kaçınması halinde senedin asıl lehtarından itibaren kesintisiz ve geçerli bir yazılı temlik beyanı ile hakkı iktisap ettiğini (maddi hak sahipliğini) ispatla mükelleftir [3], [4].
- İyiniyet Araştırması: Borçlu, eksik nama yazılı senedi ibraz edene kendi rızasıyla ödeme yapmak isterse, asgari bir özen göstermeli ve hamilin senedi haksız yollarla elde ettiğine dair şüpheli bir durum (ağır kusur) barındırmamalıdır. Aksi takdirde, yapılan ödeme borcu söndürmez [4], [7].
- Zamanaşımı / Süreler: Eksik nama yazılı senetlerin zamanaşımı süreleri, senedin temel niteliğine (bono, poliçe vb.) tabidir. Emre yazılılık vasfı taşımadığından alacağın temliki hükümleri ve asli zamanaşımı kuralları işletilir.
- Görevli/yetkili mahkeme: Eksik nama yazılı senedin bir ticari iş bağlamında düzenlenmesi halinde uyuşmazlığın çözüm yeri Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Şayet senedin tüketici işleminden neşet ettiği durumlarda "eksik nama" vasfı hukuken korunursa, görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olacaktır.
- Yaygın uygulama hataları: En sık karşılaşılan hata, uygulamacıların "eksik nama yazılı" senetleri, "hamiline yazılı" senetlerle karıştırmasıdır. Eksik nama yazılı senetlerde "hamiline" ibaresi borçluya mecburiyet getirmezken, saf hamiline yazılı senetlerde borçlu senedi ibraz edene ödeme yapmak mecburiyetindedir. Ayrıca çeklerde "eksik nama yazılı" türünün hukuken vücut bulamayacağı sıklıkla gözden kaçırılmaktadır [9], [10], [7].
7. Eleştirel Değerlendirme
Türk Ticaret Kanunu m. 656 hükmü, İsviçre Borçlar Kanunu kökenli (OR 976) bir kolaylaştırıcı müessese olup, senedin soyutluk ve tedavül ilkeleri arasında hassas bir denge kurmaktadır. Doktrinde (Reha Poroy, Ünal Tekinalp vb.) eksik nama yazılı senetlerin (topal nama / eksik hamiline) nitelendirmesinde kullanılan terminoloji çeşitliliği, teorik düzlemde kafa karışıklıklarına yol açabilmektedir [1], [2]. Senedin, hakkı izlemesi prensibine tabi olan bu yapıda [5], borçlunun hem bir nama yazılı senet borçlusu gibi defilerini ileri sürebilmesi hem de dilerse bir hamiline senet borçlusu gibi ibraz edene ödeme yaparak borcundan kurtulabilmesi, asimetrik bir ifa modeli yaratmaktadır.
Özellikle 6502 sayılı TKHK m. 4/5 kapsamında tüketici senetlerinin mutlak surette nama yazılı olması zorunluluğunun karşısında, eksik nama yazılı senetlerin durumu güncel bir tartışma alanıdır. Aydoğdu gibi müellifler, tüketicinin ödeme aşamasında meşru hamili araştırma külfetinin ağır olabileceği gerekçesiyle, senede konulacak "veya hamiline" kaydının tüketiciye (borçluya) ifa kolaylığı sağlayacağı ve tüketici aleyhine değil lehine bir durum yaratacağından geçersizlik yaptırımıyla karşılaşmaması gerektiğini savunmaktadır [16], [17]. Bu yaklaşım teleolojik (amaçsal) yorum bağlamında son derece isabetlidir; zira tüketici bu sayede dilerse senedi elinde bulunduranın iyi niyetli olduğunu varsayarak ödeme yapma serbestisine kavuşurken, temel ilişkiden doğan şahsi defilerini üçüncü kişilere (alacağın temliki hükümleri uyarınca) ileri sürme hakkını [22], [23], [24] muhafaza etmeye devam edecektir. Kanun koyucunun veya Yargıtay'ın tüketici senetlerinde "eksik nama yazılı" kurumuna ilişkin sınırları net bir şekilde çizmesi, hem işlem güvenliği hem de tüketicinin hukuki menfaatinin tesisi açısından elzemdir.
Metodolojik Not
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.