**II
- Ciro
- Şekil**
Madde 648 - (1) Bütün hâllerde ciro, pol içenin cirosuna ilişkin hükümler uyarınca yapılır. (2) Devir için ciro ve senedin zilyetliğinin geçirilmesi yeterlidir.
**II
Madde 648 - (1) Bütün hâllerde ciro, pol içenin cirosuna ilişkin hükümler uyarınca yapılır. (2) Devir için ciro ve senedin zilyetliğinin geçirilmesi yeterlidir.
Akademik Değerlendirme
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) Üçüncü Kitabı olan “Kıymetli Evrak” başlıklı kısmın, Birinci Kısım (Genel Hükümler) bölümünde yer alan 648. maddesi, kıymetli evrak hukukunun temel devir mekanizmalarından biri olan “ciro” müessesesini ve ciroya tatbik edilecek usul ve esasların temel çerçevesini çizmektedir. Maddenin ihdas amacı, poliçe, bono, çek gibi kambiyo senetleri ile emre yazılı diğer kıymetli evrakın tedavül (dolaşım) şartlarını yeknesak bir temele oturtmaktır [1].
Madde metni iki fıkradan teşekkül etmektedir. Birinci fıkra, kıymetli evrakın devrinde bir kambiyo taahhüdü olan cironun bütün hâllerde "poliçenin cirosuna ilişkin hükümler" uyarınca yapılacağını amir hüküm olarak düzenlemiştir [1]. Kanun koyucu burada kazuistik (tek tek sayma) bir yöntem benimsemek yerine, poliçeye ilişkin TTK m. 681 ve devamı hükümlerine genel bir atıf yaparak kanun sistematiğinde ekonomi sağlamıştır [2], [3], [4]. İkinci fıkrada ise kıymetli evrakın ayni hak veya mülkiyet niteliği taşıyan devri için cironun tek başına yeterli olmadığı, aynı zamanda senedin "zilyetliğinin devralana geçirilmesinin" zorunlu olduğu hususu vurgulanarak eşya hukuku (zilyetlik) kurallarıyla kambiyo senetleri hukuku birleştirilmiştir [1].
Bu düzenleme ile kıymetli evrakta "şekle sıkı sıkıya bağlılık" ve "mücerretlik" ilkelerinin devir aşamasındaki en belirgin tezahürü olan ciro silsilesinin nasıl kurulacağı kesin kurallara bağlanmıştır.
Ciro, kelime kökeni itibarıyla senedin arka yüzüne (veya alonja) yazılan ve imzalanan, senette mündemiç olan hakkın devrini, rehnedilmesini veya tahsil edilmesini sağlayan tek taraflı ve soyut (mücerret) bir hukuki işlemdir [5], [6]. Cironun hukuki niteliğine ilişkin Türk ve Kıta Avrupası doktrininde üç temel teori öne çıkmaktadır:
Maddenin ilk fıkrası, cironun şekline ve şartlarına ilişkin olarak poliçeye dair TTK m. 681-689 hükümlerini tüm ciro edilebilir senetlere tatbik eder [1], [3]. Bu atfın bir sonucu olarak, cironun kayıtsız ve şartsız olması gerektiği (TTK m. 682/1) ve kısmi cironun batıl olduğu (TTK m. 682/2) kuralı, emre yazılı tüm senetler için geçerli bir emredici norm halini alır [11], [3]. Keza, beyaz ciro, tahsil cirosu ve rehin cirosuna ilişkin tüm esaslar bu atıf sayesinde kıymetli evrak genel hükümleriyle bütünleşir [4], [12], [13].
Maddenin ikinci fıkrası, kıymetli evrakta hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülememesi kuralının (TTK m. 645) doğal bir uzantısıdır [14], [1]. Sadece bir ciro beyanının senedin arkasına yazılıp imzalanması, mülkiyetin (veya senede bağlı alacak hakkının) devri için yeterli değildir. Eşya hukuku prensipleri bağlamında, taşınır hükmündeki fiziki senedin (TMK m. 976 vd.) zilyetliğinin yeni hamile (ciro edilene) aktarılması kurucu bir unsurdur [15], [16], [5], [6]. Bu devir "fiili teslim" ile olabileceği gibi zilyetliğin havalesi veya kısa elden teslim gibi teslimsiz devir hâlleriyle de gerçekleştirilebilir [15], [16].
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili ihtisas daireleri (özellikle 11., 12. ve kapatılan 19. Hukuk Dairesi) TTK m. 648 kapsamında ciro ve teslimin kopmaz bağını ve poliçe atıflarını istikrarla uygulamaktadır:
Olay 1 (Ciro İşlemi Yapılmasına Rağmen Zilyetliğin Devredilmemesi): (A) A.Ş., elinde bulundurduğu emre yazılı ve 100.000 TL bedelli bir bonoyu, ticari borcuna karşılık (B) Ltd. Şti.’ye devretmek üzere bononun arkasına "Bedeli temliktir, (B) Ltd. Şti.'ye ödeyiniz" şeklinde ciro şerhi düşmüş ve yetkilisi eliyle imzalamıştır. Ancak (A) A.Ş. yetkilisi senedi kasasına kaldırmış ve kurye ile göndermeyi unuttuğu gece şirket merkezinde çıkan bir yangında belge kullanılamaz hâle gelmiştir. (B) Ltd. Şti., ciro işleminin yapıldığını belirterek müracaat haklarını kullanmak istemektedir. Hukuki analiz: TTK m. 648/2 amir hükmü uyarınca hak kazanımı için "ciro ve senedin zilyetliğinin geçirilmesi" birlikte aranır. Somut olayda ciro beyanı senedin üzerine yazılıp imzalanmışsa da zilyetlik (teslim) (B)'ye geçirilmediği için ayni nitelikteki devir işlemi tamamlanmamıştır. (B) Ltd. Şti., kıymetli evrak hukuku nezdinde senedin meşru hamili sıfatını kazanamaz ve senede dayalı bir talepte (veya zayi nedeniyle iptal davasında) bulunamaz [1], [6].
Olay 2 (Ciroya Geçersiz Şart Eklenmesi): Kambiyo senedi olan poliçenin meşru hamili (C), söz konusu poliçeyi (D)'ye devrederken senedin arka yüzüne, "İnşaat projesinin 30.12.2026 tarihinde teslim edilmesi şartıyla (D)'ye ödeyiniz" şeklinde şarta bağlı bir tam ciro yapıp senedi teslim etmiştir. Hukuki analiz: TTK m. 648/1 gereği, ciro "poliçenin cirosuna ilişkin hükümler uyarınca" yapılmak zorundadır [1]. Poliçe cirosunu düzenleyen TTK m. 682/1 fıkrası uyarınca cironun "kayıtsız ve şartsız" olması emredicidir ve "cironun bağlı tutulduğu her şart yazılmamış sayılır" [3], [30]. Bu minvalde, (C)'nin ciroya eklediği inşaat projesi teslim şartı kıymetli evrak hukuku bakımından yok hükmündedir (yazılmamış sayılır). Ciro işlemi şartsız olarak geçerliliğini korur ve zilyetliği devralan (D), senedin kayıtsız şartsız meşru hamili statüsünü kazanır.
Türk doktrininde (örneğin Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Fırat Öztan ve Mehmet Bahtiyar gibi otoriteler) TTK m. 648'in lafzı olan "Bütün hâllerde ciro, poliçenin cirosuna ilişkin hükümler uyarınca yapılır" ifadesi eleştiri ve yoruma tabi tutulmuştur. Doktrin, buradaki "bütün hâllerde" ibaresinin kelimesi kelimesine dar anlamda ele alınmaması gerektiğine, yalnızca "kanunen ciro edilebilen kıymetli evrak türleri" (özellikle emre yazılı senetler) açısından geçerli bir kapsama sahip olduğuna işaret eder [36], [37], [38].
Hamiline yazılı senetler, yapısı gereği yalnızca zilyetliğin (teslimin) nakli ile devredildiğinden (TTK m. 647), bu tür senetlerin poliçe cirosu usulüyle tedavül etmesi eşyanın doğasına aykırıdır [18], [38], [19]. Ancak bir hamiline yazılı senede ihtiyari olarak ciro şerhi düşülmesi halinde, bu cironun devir (temlik) fonksiyonu icra edemeyeceği, sadece ciro edeni müracaat borçlusu statüsüne sokarak teminat fonksiyonu (garanti cirosu) doğurabileceği kabul edilmektedir [39], [40], [41]. Keza, Rehin Cirosu (m. 689) veya Tahsil Cirosu (m. 688) gibi ciro şekillerinin uygulanmasında "poliçe hükümlerine atıf" yapılması yeknesaklık sağlasa da, çekte kanunen uygulanamayan hususlara (örneğin çekte rehin cirosunun yasaklanması tartışmaları) zemin hazırlamış, TTK m. 648'in sistematik olarak her menkul kıymet yahut kıymetli evrak türüne "körlemesine" uygulanamayacağı içtihat ve öğretiyle şekillendirilmiştir [42], [43], [44].
Genel kanı; TTK m. 648'in kambiyo hukukunun uluslararası karakterine (özellikle Cenevre Yeknesak Kanunu'na) uygun bir bağlaç vazifesi gördüğü, devrin ciro ve zilyetlik olmak üzere çifte unsurlu yapısının mülkiyet güvenliğini maksimize ettiğidir.
Bu yorum, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ve bilimsel araştırma ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. Yalnızca doktrin ve yargı kararları çerçevesinde objektif olarak sunulmuştur.