RESMİ METİN

Kanun yolundan vazgeçme


Madde 379 – (6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi gereğince bu Kanuna göre kurulan vergi mahkemelerinin göreve başladıkları tarihten itibaren mülgadır.) (Yeniden Düzenleme:5/12/2019-7194/27 md.) Vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılan davalarda, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık kararlar ile bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık kararlarda (Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar hariç);

  1. Kaldırılan vergi tutarının %60’ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75’i,
  2. Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359 uncu maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının kaldırılan tutarının %25’i ve tasdik edilen tutarının %75’i, 168

23/6/1982 tarih ve 2686 sayılı Kanunun 51 inci maddesiyle değişik şeklidir.

mükellef için geçerli olan kanun yoluna başvuru süresi içerisinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçenin ilgili vergi dairesine verilmesi şartıyla kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahakkuk eder. Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezalarının %80’inin, hesaplanacak gecikme faizi ile birlikte bu sürede tamamen ödenmesi şartıyla, vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır. Şu kadar ki, tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim yapılmaz. İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya vergi cezaları ile gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi şarttır. Kanun yolundan vazgeçme dilekçesi vergi dairesince ilgili yargı merciine gönderilir ve bu dilekçenin vergi dairesine verildiği tarih kanun yolundan vazgeçme tarihi olarak kabul edilir. Kanun yolundan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaf sürdürülmez. Kanun yolundan vazgeçildiği hâlde istinaf veya temyiz yoluna başvurulması durumunda ise bu başvurular incelenmez. Kanun yolundan vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için bu maddeye göre yapılan tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı da dâhil tutarlar, bu madde hükmüne göre ödenecek tutarlara mahsup edilir. Bu madde uyarınca istinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer’ileri karşılıklı olarak talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 379. maddesinde düzenlenen "Kanun yolundan vazgeçme" müessesesi, Türk vergi hukukunda alternatif uyuşmazlık çözüm (ADR) yollarının yargılama aşamasına entegre edilmiş en güncel ve dikkat çekici örneklerinden biridir. Aslen 1982 yılında mülga olan bu madde numarası, 2019 yılında yürürlüğe giren 7194 sayılı Kanun ile yepyeni bir usuli güvence ve tasfiye mekanizması olarak ihya edilmiştir. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun bu müessese ile hem istinaf (Bölge İdare Mahkemesi) ve temyiz (Danıştay) mercilerinin omuzlarındaki devasa dosya yükünü hafifletmeyi hem de mükellefler ile idare arasındaki ihtilafları yargılama süreci kesinleşmeden karşılıklı tavizlerle (indirimlerle) sonlandırarak kamu alacağının tahsilini hızlandırmayı amaçladığını değerlendirmesine yer vermektedir. Madde, vergi mahkemesi veya bölge idare mahkemesi kararı sonrasında, tarafların kanun yoluna (üst yargıya) gitmeme iradesi karşılığında kanuni oranlarda indirim sağlayan post-yargısal bir uzlaşma modelidir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Kanun Yolundan Vazgeçme: Mükellefin, aleyhine veya lehine sonuçlanan ilk derece veya istinaf kararlarına karşı, İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca sahip olduğu 30 günlük üst mahkemeye başvuru (istinaf/temyiz) hakkından feragat ettiğini vergi dairesine dilekçeyle bildirmesidir.
  • Kaldırılan Vergi Tutarı: Vergi mahkemesi veya BİM tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilen (mükellef lehine sonuçlanan) vergi aslıdır. Kanun, davasını kazanan mükellefin bile istinaf/temyiz riskini sıfırlamak adına bu tutarın %60'ını ödeyerek dosyayı tamamen kapatmasına imkân tanır.
  • Tasdik Edilen Vergi Tutarı: Mahkemece hukuka uygun bulunarak onanan (mükellef aleyhine sonuçlanan) kısımdır. Bu tutarın tamamı ödenir, ancak buna bağlı cezanın %75'i tahakkuk ettirilerek cezada %25 indirim sağlanır.
  • İdarenin İhtilafı Sürdürmemesi: Mükellef kanun yolundan vazgeçme dilekçesi verdiğinde, vergi idaresinin (vergi dairesinin) üst mahkemeye itiraz etme hakkı yasa gereği otomatik olarak düşer. Bu durum, idarenin tek yanlı işlem yapma gücünü sınırlandıran kanuni bir feragattir.
  • Karşılıklı Yargılama Giderlerinin Talep Edilmemesi: Vazgeçme durumunda, mahkemenin hükmettiği avukatlık vekâlet ücretleri ile yargılama harç ve masraflarının her iki tarafça da talep edilmeyeceği, uyuşmazlığın fer'i (yan) alacaklarla birlikte külliyen tasfiye edildiği anlamına gelir.

3. Sistematik İlişkiler

VUK m. 379, vergi idare hukuku ile yargılama hukuku (İYUK) arasında kurulan köprü bir normdur. Madde, yargılama öncesi işleyen "Uzlaşma" (VUK Ek m. 1) ve "Cezalarda İndirim" (VUK m. 376) müesseselerinin yargılama aşamasındaki (ilk derece sonrasındaki) bir simetrisi olarak konumlanmıştır. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, bu maddenin idari yargılamadaki olağan kanun yolu süreçlerini (İYUK m. 45 ve 46) mükellefin tek taraflı irade beyanıyla kesintiye uğratan ve uyuşmazlığı mahkeme salonundan çıkarıp yeniden vergi dairesinin tahakkuk fişine bağlayan "sui generis" (kendine özgü) bir hukuki rejim yarattığını belirterek normun sistematik işlevine dikkat çekmektedir.

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) X A.Ş., adına kesilen 100.000 TL vergi aslı ve 100.000 TL vergi ziyaı cezası için vergi mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, şirketi haklı bularak tarhiyatı tamamen iptal etmiştir (kaldırmıştır). İdarenin bu kararı istinafa taşıması ve kararın yıllar sonra bozulması riskinden çekinen X A.Ş., 30 günlük yasal süre içinde VUK m. 379 uyarınca kanun yolundan vazgeçme dilekçesi vermiştir. Bu durumda idarenin istinaf hakkı düşer; şirket ise kaldırılan (iptal edilen) verginin %60'ı olan 60.000 TL'yi öder. Vergi ziyaı cezası tamamen silinir ve dosya kesin olarak kapanır.

(kurmaca senaryo) Y Ltd. Şti., açtığı davayı ilk derecede tamamen kaybetmiş, mahkeme 50.000 TL vergi aslı ve 50.000 TL vergi ziyaı cezasını tasdik etmiştir. Mükellef üst mahkemeye gitmekten vazgeçerek m. 379'a başvurur. Tasdik edilen vergi aslı olan 50.000 TL'nin tamamı ile cezanın %75'i olan 37.500 TL tahakkuk eder. Şayet Y Ltd. Şti., tahakkuk eden bu tutarın %80'ini ve faizini bir ay içinde peşin öderse, ceza tutarı üzerinden %20 oranında ekstra bir "peşin ödeme indirimi" daha kazanır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, VUK m. 379'un sunduğu matematiksel avantajların müvekkile doğru izah edilmesi ve sürelerin kaçırılmaması hayati önem taşır. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının özellikle mükellefin kazandığı (verginin kaldırıldığı) davalarda kanun yolundan vazgeçme müessesesini işletirken çok dikkatli olmaları gerektiğini; sırf idarenin istinaf riskinden korkarak kazanılmış bir davanın %60'ını ödemeyi kabul etmenin müvekkil açısından ciddi bir mali külfet yaratacağını, öte yandan vekâlet ücretlerinin karşılıklı olarak silinmesi kuralı gereğince avukatların kendi vekâlet sözleşmelerindeki ücret kalemlerini bu riske göre önceden düzenlemeleri gerektiğini stratejik bir uyarı olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır. Ayrıca dilekçenin bizzat mahkemeye değil, mahkeme kararı tebliğ alındıktan sonra 30 gün içinde "vergi dairesine" verilmesi usuli bir zorunluluktur.

7. Eleştirel Değerlendirme

VUK m. 379, yargı yükünü hafifletme pragmatizmi ile hukuk devleti ilkeleri arasında ciddi bir çatışma yaratmaktadır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, bağımsız bir mahkeme tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilen (kaldırılan) bir verginin, mükellefin "ya Danıştay'da bozulursa" şeklindeki korkusu kullanılarak %60 oranında tahsil edilmesinin devlete yakışmayan bir "pazarlık" yöntemi olduğunu ve yargısal adaletin ticarileştirilmesi anlamına geldiğini vurgulamaktadır.

Bu durum mülkiyet ve adil yargılanma hakları üzerinde baskı oluşturmaktadır. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, devletin yargı sistemindeki gecikmeleri ve öngörülemez içtihat değişikliklerini bir nevi tehdit aracı gibi kullanarak mükellefi ilk derece mahkemesinde haklı çıktığı bir olayda bile haraç öder gibi vergi ödemeye mecbur bırakmasının, Anayasa'daki "hukuk devleti" ve "silahların eşitliği" ilkelerini derinden sarstığını eleştirel bir dille ifade etmektedir.

Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, böylesi bir "kanun yolundan vazgeçme" mekanizmasının sisteme dâhil edilmesi, aslında Türk vergi yargısının (istinaf ve temyiz süreçlerinin) makul sürede yargılama yapma yeteneğini kaybettiğinin kanun koyucu tarafından zımnen itiraf edilmesidir. Mükellefi yıllarca sürecek uyuşmazlık sarmalından kurtarmak adına pragmatik bir çıkış yolu sunsa da; ideal bir hukuk sisteminde çözüm, mahkeme kararlarını pazarlık masasına sürmek değil, kanun yollarının hızlı, adil ve öngörülebilir içtihatlar üretecek şekilde ıslah edilmesidir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.