RESMİ METİN

Girişim sermayesi fonu


Madde 325/A –(Ek: 31/5/2012-6322/15 md.) Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi olarak Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması amacıyla, ilgili dönem kazancından veya beyan edilen gelirden girişim sermayesi fonu ayrılabilir. Bu fon, kurum kazancının veya beyan edilen gelirin %10’unu ve öz sermayenin %20’sini aşamaz. Girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar pasifte geçici bir hesapta tutulur. Mükelleflerce, fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırım yapılmaması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Bu fon; amacı dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi, ortaklara dağıtılması, dar mükelleflerce ana merkeze aktarılması veya işin terki, işletmenin tasfiyesi, devredilmesi, bölünmesi ya da girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren altı ay içinde bu maddede belirtilen amaçla yeniden kullanılmaması halinde, bu işlemlerin yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde vergiye tabi tutulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

İlk tesis ve taazzuv giderlerinin ve peştemallıkların itfası:

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 325/A maddesi, 2012 yılında vergi sistemimize dâhil edilen ve klasik değerleme/amortisman kurallarından ziyade, makroekonomik bir "vergi teşviki (vergi harcaması)" mekanizması olarak kurgulanan yenilikçi bir normdur. Amacı, Türkiye'deki yenilikçi girişimlere (start-up) ve teknoloji projelerine ihtiyaç duydukları finansmanı sağlamak üzere, işletmelerin kârlarının Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) denetimindeki Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına (GSYO) veya Fonlarına (GSYF) kanalize edilmesini teşvik etmektir. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun vergi hukukunu salt bir "gelir toplama" aracı olarak değil, aynı zamanda müdahaleci devlet anlayışının bir gereği olarak sermaye birikimini stratejik ve yenilikçi sektörlere yönlendiren bir "ekonomik kaldıraç" olarak kullandığını değerlendirmesine yer vermektedir [1]. Bu madde, mükelleflerin beyan ettikleri kazancın bir kısmını vergi matrahından ayırarak (fon şeklinde pasifte bekleterek) vergilemeyi ertelediği, ancak bu ertelemenin mutlak surette fona veya ortaklığa yatırım yapma şartına bağlandığı şarta bağlı bir teşvik rejimidir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Girişim Sermayesi Fonu Ayrılması: İşletmenin elde ettiği kârın dağıtılmayıp veya işletme içinde alelade bir harcamaya tahsis edilmeyip, yasal teşvikten yararlanmak maksadıyla bilançonun pasifinde özel bir hesapta (özkaynaklar altında) tutulmasıdır.
  • Sınırlar (%10 ve %20 Kriteri): Kanun, vergi matrahının kontrolsüzce aşınmasını önlemek için çifte sınır (limit) getirmiştir. Ayrılacak fon, o yıl beyan edilen gelirin/kurum kazancının %10'unu geçemeyeceği gibi, aynı zamanda işletmenin toplam öz sermayesinin %20'sini de aşamaz. Hangi sınır daha düşükse, mükellef o tutarla sınırlıdır.
  • Pasifte Geçici Hesap: Ayrılan fonun kalıcı bir sermaye yedeği değil, fona/ortaklığa fiziki yatırım yapılana veya elden çıkarılana kadar izlendiği şarta bağlı, süreli bir geçiş (köprü) hesabıdır.
  • Altı Ay İçinde Yeniden Kullanım: GSYO hisselerinin veya GSYF katılma paylarının satılması halinde, yasal teşvikin yanmaması (vergilendirilmemesi) için, elde edilen tutarın en geç altı ay içinde tekrar benzer bir GSYO/GSYF yatırımında kullanılması şartıdır.
  • Amacı Dışında Kullanım: Fonun ortaklara dağıtılması, başka hesaba nakli veya işletmenin tasfiye/devir gibi yapısal değişikliklere uğraması durumunda yasal şartın ihlal edildiği kabul edilerek fonun kâra eklenip vergilendirilmesidir.

3. Sistematik İlişkiler

VUK m. 325/A, usul hukukunda yer almasına rağmen, etkilerini maddi vergi kanunlarında; özellikle Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) m. 10/1-g ve Gelir Vergisi Kanunu (GVK) m. 89/1-11 maddelerindeki "indirim" (vergi matrahından düşülme) kurallarında gösterir. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, usul hukukuna derç edilen bu tür fon ayırma ve muhasebeleştirme (pasifte geçici hesapta tutma) şartlarının, maddi vergi hukukundaki matrah indiriminin kurucu bir ön şartı olduğunu; mükellefin defter kayıtlarında bu usuli şartları harfiyen yerine getirmedikçe maddi vergi hukukunun sağladığı "kazançtan indirim" avantajından yararlanamayacağını belirterek normun bağlayıcı (köprü) işlevine dikkat çekmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) X Teknoloji A.Ş., 2024 hesap döneminde 10.000.000 TL kurum kazancı (kâr) elde etmiştir. Şirketin öz sermayesi ise 3.000.000 TL'dir. Şirket, vergi avantajından yararlanmak için VUK m. 325/A kapsamında bir girişim sermayesi fonu ayırmak ister. Kanuni sınırlar test edilir: Kazancın %10'u 1.000.000 TL'dir. Ancak öz sermayenin %20'si 600.000 TL'dir. Kanun gereği bu iki sınır da aşılamayacağından, X A.Ş. en fazla düşük olan sınır kadar, yani 600.000 TL girişim sermayesi fonu ayırıp pasifteki geçici hesaba kaydedebilir ve kurumlar vergisi beyannamesinde bu tutarı kazancından indirebilir. Ayrılan bu 600.000 TL'nin en geç 2024 yılının sonuna kadar bir GSYF'ye yatırılması şarttır.

(kurmaca senaryo) Y İnşaat Ltd. Şti., 2023 yılında 2.000.000 TL girişim sermayesi fonu ayırmış, bu tutarı kurum kazancından indirmiş ve yıl bitmeden Z Girişim Sermayesi Yatırım Fonu'ndan katılma payı satın alarak şartı yerine getirmiştir. Ancak 2025 yılına gelindiğinde ortaklar kurulu kararıyla şirket "tasfiye" sürecine sokulmuştur. Tasfiye kararı alınması, VUK m. 325/A uyarınca fonun "amacı dışında kullanılması" hallerinden biridir. Bu nedenle, pasifte bekleyen ve daha önce vergi matrahından düşülmüş olan 2.000.000 TL'lik tutar, tasfiye döneminin kurum kazancına derhal eklenerek vergiye tabi tutulur.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, girişim sermayesi fonunun "zamanlaması (takvimi)" mükellefler için en büyük usul tuzağıdır. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının müvekkillerine ayrılan fon tutarının fona veya ortaklığa yatırılması için sürenin "kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihe kadar" değil, mutlak surette "fonun ayrıldığı yılın sonuna (31 Aralık'a) kadar" olduğunu vurgulamaları gerektiğini; şayet bu sürede nakdi yatırım gerçekleşmezse, yararlanılan vergi indiriminin haksız sayılacağını ve idarenin zamanında tahakkuk ettirilmeyen bu vergileri gecikme faiziyle birlikte cezalı olarak geri alacağını stratejik bir uyarı olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır [1]. Ayrıca, satın alınan fon payları ileride kâr edilerek satılırsa, elde edilen nakdin altı ay içinde mutlaka yeni bir fona aktarılması gerektiği aksi halde vergilendirme yapılacağı gözden kaçırılmamalıdır.

7. Eleştirel Değerlendirme

VUK m. 325/A, sermaye piyasalarını derinleştirme niyetiyle olumlu bir adım olsa da, düzenlemenin Vergi Usul Kanunu içinde yer alması hukuk tekniği açısından eleştiriye açıktır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, usul kanununun amacının değerleme ve vergi idaresinin işleyişini düzenlemek olduğunu; vergi istisna ve teşviklerinin (fon ayrılarak vergi dışı bırakma gibi tamamen maddi hukuk sonuçları doğuran normların) Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının içinde yeknesak bir şekilde düzenlenmesi gerektiğini, aksi halde mevzuatın sistematik bütünlüğünün zedelendiğini vurgulamaktadır [1].

Bunun yanı sıra, maddedeki yaptırımlar (verginin geri alınması halleri) son derece katı kurgulanmıştır. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, mükellefin ticari hayatın olağan akışı içinde işletmesini devretmek, bölmek veya tasfiye etmek istemesi gibi en temel mülkiyet ve teşebbüs özgürlüğü haklarını kullandığında, geçmişte hukuka uygun olarak ayrılmış ve yatırımı fiilen yapılmış girişim sermayesi fonlarının bir ceza mekanizması gibi aniden vergilendirilmesinin, mükellef haklarına ve ticari esnekliğe yönelik ölçüsüz bir müdahale oluşturduğunu eleştirel bir dille ifade etmektedir [1].

Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, modern sermaye piyasası uygulamalarında start-up ekosistemine yapılan yatırımların doğası gereği son derece riskli ve uzun vadeli olduğu göz önüne alındığında, yatırımın elden çıkarılması halinde tanınan "altı aylık yeniden yatırım" süresinin piyasa gerçekleriyle uyuşmadığı görülmektedir. Yeni ve makul bir girişim sermayesi yatırımı bulmak aylar hatta yıllar sürebilirken, mükelleflerin bu dar zaman diliminde sırf vergi ödememek için rasyonel olmayan yatırımlara (panik alımlarına) zorlanması teşvikin felsefesine aykırıdır. Mevcut kanuni yapı, yenilikçi bir finansman modelini dar bürokratik sürelere hapsetmektedir [1].

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.