1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 297. maddesi, servet vergilerinin (özellikle
Veraset ve İntikal Vergisi) matrahının tespitinde gayrimenkullerin (bina ve
arazilerin) hangi yasal ölçüyle değerleneceğini kurala bağlayan asli bir usul
normudur. Vergi hukukunda ticari işletmeye dâhil gayrimenkuller gelir ve
kurumlar vergisi uygulamaları bakımından "maliyet bedeli" ile değerlenirken
(VUK m. 269), iş servet vergilerine geldiğinde kanun koyucu bu ikili
(ticari/şahsi) ayrımı ortadan kaldırmış ve tüm gayrimenkullerin tek bir ölçüyle
değerlenmesini emretmiştir. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun
koyucunun gayrimenkullerin servet vergisi karşısındaki değerlemesinde, piyasa
dalgalanmalarından uzak, idarece önceden belirlenmiş statik ve kesin bir ölçü
olan "vergi değerini" esas alarak uygulama birliğini ve idari kolaylığı
hedeflediğini değerlendirmesine yer vermektedir [1]. Bu madde, gayrimenkulün
kullanım amacına (ticari veya şahsi) bakılmaksızın, veraset veya hibe yoluyla
el değiştirmesi anında matrahın "vergi değeri" üzerinden hesaplanmasını emreden
kesin bir direktiftir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Ticari Sermayeye Dahil Olsun Olmasın: Gayrimenkulün bir anonim şirketin
veya şahıs işletmesinin aktifinde ticari bir fabrika/depo olarak kayıtlı olması
ile sade bir vatandaşın içinde oturduğu şahsi konutu olması arasında, servet
değerlemesi bakımından hiçbir fark gözetilmeyeceğini ifade eden amir hükümdür.
- Bilümum Binalarla Arazi: VUK m. 269 kapsamında da anılan, Medeni Kanun
uyarınca taşınmaz (gayrimenkul) vasfında olan her türlü yapı (apartman, dükkan,
fabrika, yalı) ile toprak parçasını (arsa, tarla, bağ, bahçe) kapsar.
- Vergi Değeri: VUK m. 268'de açıkça tanımlandığı üzere, bina ve arazinin
Emlak Vergisi Kanunu'nun 29. maddesine göre tespit edilen (belediyelerce
uygulanan emlak vergisi tarhına esas olan) rayiç bedelidir.
3. Sistematik İlişkiler
VUK m. 297, vergi değerinin tanımını yapan VUK m. 268 ile doğrudan organik bir
bağ içindedir. Sistematik açıdan en büyük zıtlığını (istisnasını) ticari
değerleme bölümündeki VUK m. 269 (Gayrimenkullerin maliyet bedeli ile
değerlenmesi) kuralına karşı oluşturur. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku
çalışmasında, aynı fabrikanın kurumlar vergisi bilançosunda "maliyet bedeli"
ile yer alırken, şirket sahibinin ölümü halinde veraset beyannamesinde VUK m.
297 delaletiyle "vergi değeri" ile yer almak zorunda olduğunu; bu durumun vergi
hukukunda servet ile gelirin kavranmasındaki usuli metodoloji farkının en somut
yansıması olduğunu belirtmektedir [1]. Madde, uygulamada doğrudan Veraset ve
İntikal Vergisi Kanunu'nun (VİVK) matrah tayini hükümlerini şekillendirir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Bilanço esasına göre defter tutan (A) şahsı vefat etmiştir.
Terekesinde, şahsi kullanımında olan bir yazlık ev ile ticari işletmesinin
aktifine kayıtlı (maliyet bedeli 500.000 TL olan) bir depo binası
bulunmaktadır. Yazlık evin güncel piyasa değeri (emsal bedeli) 10.000.000 TL,
deponun emsal bedeli ise 5.000.000 TL'dir. Ancak her ikisinin de belediyedeki
emlak vergisi kayıtlarında görünen "vergi değerleri" sırasıyla 1.000.000 TL ve
800.000 TL'dir. Mirasçılar, Veraset ve İntikal Vergisi beyannamesini verirken
piyasa (emsal) bedellerini veya ticari maliyet bedellerini kullanamazlar. VUK
m. 297 amir hükmü gereğince, her iki gayrimenkul de (ticari olup olmadığına
bakılmaksızın) belediyeden alınan "vergi değerleri" (toplam 1.800.000 TL)
üzerinden beyannameye intikal ettirilir.
(kurmaca senaryo) Baba (B), mülkiyetindeki bir zeytinliği (araziyi) kızına
ivazsız olarak bağışlamıştır (hibe etmiştir). Zeytinliğin o bölgedeki serbest
piyasa alım satım rayici çok yüksek olmasına rağmen, kızı bu ivazsız intikal
nedeniyle vereceği vergi beyannamesinde matrahı VUK m. 297 uyarınca zeytinliğin
o yılki ilgili belediyece tespit edilmiş "vergi değeri" üzerinden hesaplar.
İdare, "bunun piyasa (emsal) değeri daha yüksekti, oradan vergi ödeyeceksin"
diyerek tarhiyat yapamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, veraset yoluyla veya bağışlama ile
intikal eden gayrimenkullerin beyanında VUK m. 297'nin sağladığı büyük matrah
avantajı müvekkillere doğru izah edilmelidir. Tosuner/Demir, Vergi Usul
Kanunu eserinde, meslek mensuplarının veraset beyannamesi hazırlarken mutlak
surette ölümün veya bağışlamanın gerçekleştiği yıla ait "Emlak Vergisi Rayiç
Bedel Belgesini" ilgili belediyeden ıslak imzalı/e-imzalı olarak temin edip
beyannameye eklemeleri gerektiğini, aksi halde idarenin beyannameyi usulden
eksik bularak işleme koymayacağını usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır [1].
Şayet belediye rayici geçmiş yıllardan beri güncellenmemişse, ölüm yılındaki
yeniden değerleme oranlarıyla güncellenmiş "vergi değerinin" beyan edilmesi
cezalı tarhiyatları önleyecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
VUK m. 297, gayrimenkulleri servet vergileri karşısında adeta koruma altına
alan ve Türkiye'deki gayrimenkul rantını vergi dışı bırakan en tartışmalı
hükümlerden biridir. Günümüzde belediyelerin belirlediği "vergi değerleri" ile
gayrimenkullerin gerçek piyasa değerleri (emsal bedelleri) arasında devasa
uçurumlar bulunmaktadır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, bankadaki
10.000.000 TL nakit parası miras kalan bir kişinin bu tutarın tamamı üzerinden
(itibari değerle) veraset vergisi öderken; piyasa değeri 10.000.000 TL olan
ancak vergi değeri 1.000.000 TL görünen bir yalıyı miras alan kişinin onda bir
oranında vergi ödemesinin, anayasal eşitlik ve vergi adaleti ilkelerini açıkça
ihlal ettiğini vurgulamaktadır [1].
Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, devletin sırf idari
kolaylık sağlamak ve belediye kayıtlarına dayanmak uğruna gerçek servet
değerini kavramaktan vazgeçmesinin, mali güce göre vergilendirme ilkesini
işlemez hale getirdiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Erginay,
Vergi Hukuku eserinde de işaret edildiği üzere, çağdaş vergi sistemlerinde
bina ve arazilerin intikalinde bu fiktif "vergi değeri" uygulamasının terk
edilerek, SPK lisanslı bağımsız gayrimenkul değerleme şirketlerince tespit
edilecek "gerçeğe uygun piyasa değerinin (emsal bedelin)" servet vergilerinde
matrah olarak kabul edilmesi hukuki ve iktisadi bir zorunluluktur [1]. Mevcut
madde, sermayenin gayrimenkule (ölü yatırıma) kaçmasını teşvik eden eşitsiz bir
norm görünümündedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 297. maddesi, servet vergilerinin (özellikle Veraset ve İntikal Vergisi) matrahının tespitinde gayrimenkullerin (bina ve arazilerin) hangi yasal ölçüyle değerleneceğini kurala bağlayan asli bir usul normudur. Vergi hukukunda ticari işletmeye dâhil gayrimenkuller gelir ve kurumlar vergisi uygulamaları bakımından "maliyet bedeli" ile değerlenirken (VUK m. 269), iş servet vergilerine geldiğinde kanun koyucu bu ikili (ticari/şahsi) ayrımı ortadan kaldırmış ve tüm gayrimenkullerin tek bir ölçüyle değerlenmesini emretmiştir. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun gayrimenkullerin servet vergisi karşısındaki değerlemesinde, piyasa dalgalanmalarından uzak, idarece önceden belirlenmiş statik ve kesin bir ölçü olan "vergi değerini" esas alarak uygulama birliğini ve idari kolaylığı hedeflediğini değerlendirmesine yer vermektedir [1]. Bu madde, gayrimenkulün kullanım amacına (ticari veya şahsi) bakılmaksızın, veraset veya hibe yoluyla el değiştirmesi anında matrahın "vergi değeri" üzerinden hesaplanmasını emreden kesin bir direktiftir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
VUK m. 297, vergi değerinin tanımını yapan VUK m. 268 ile doğrudan organik bir bağ içindedir. Sistematik açıdan en büyük zıtlığını (istisnasını) ticari değerleme bölümündeki VUK m. 269 (Gayrimenkullerin maliyet bedeli ile değerlenmesi) kuralına karşı oluşturur. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, aynı fabrikanın kurumlar vergisi bilançosunda "maliyet bedeli" ile yer alırken, şirket sahibinin ölümü halinde veraset beyannamesinde VUK m. 297 delaletiyle "vergi değeri" ile yer almak zorunda olduğunu; bu durumun vergi hukukunda servet ile gelirin kavranmasındaki usuli metodoloji farkının en somut yansıması olduğunu belirtmektedir [1]. Madde, uygulamada doğrudan Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu'nun (VİVK) matrah tayini hükümlerini şekillendirir.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Bilanço esasına göre defter tutan (A) şahsı vefat etmiştir. Terekesinde, şahsi kullanımında olan bir yazlık ev ile ticari işletmesinin aktifine kayıtlı (maliyet bedeli 500.000 TL olan) bir depo binası bulunmaktadır. Yazlık evin güncel piyasa değeri (emsal bedeli) 10.000.000 TL, deponun emsal bedeli ise 5.000.000 TL'dir. Ancak her ikisinin de belediyedeki emlak vergisi kayıtlarında görünen "vergi değerleri" sırasıyla 1.000.000 TL ve 800.000 TL'dir. Mirasçılar, Veraset ve İntikal Vergisi beyannamesini verirken piyasa (emsal) bedellerini veya ticari maliyet bedellerini kullanamazlar. VUK m. 297 amir hükmü gereğince, her iki gayrimenkul de (ticari olup olmadığına bakılmaksızın) belediyeden alınan "vergi değerleri" (toplam 1.800.000 TL) üzerinden beyannameye intikal ettirilir.
(kurmaca senaryo) Baba (B), mülkiyetindeki bir zeytinliği (araziyi) kızına ivazsız olarak bağışlamıştır (hibe etmiştir). Zeytinliğin o bölgedeki serbest piyasa alım satım rayici çok yüksek olmasına rağmen, kızı bu ivazsız intikal nedeniyle vereceği vergi beyannamesinde matrahı VUK m. 297 uyarınca zeytinliğin o yılki ilgili belediyece tespit edilmiş "vergi değeri" üzerinden hesaplar. İdare, "bunun piyasa (emsal) değeri daha yüksekti, oradan vergi ödeyeceksin" diyerek tarhiyat yapamaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, veraset yoluyla veya bağışlama ile intikal eden gayrimenkullerin beyanında VUK m. 297'nin sağladığı büyük matrah avantajı müvekkillere doğru izah edilmelidir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının veraset beyannamesi hazırlarken mutlak surette ölümün veya bağışlamanın gerçekleştiği yıla ait "Emlak Vergisi Rayiç Bedel Belgesini" ilgili belediyeden ıslak imzalı/e-imzalı olarak temin edip beyannameye eklemeleri gerektiğini, aksi halde idarenin beyannameyi usulden eksik bularak işleme koymayacağını usuli bir kural olarak hatırlatmaktadır [1]. Şayet belediye rayici geçmiş yıllardan beri güncellenmemişse, ölüm yılındaki yeniden değerleme oranlarıyla güncellenmiş "vergi değerinin" beyan edilmesi cezalı tarhiyatları önleyecektir.
7. Eleştirel Değerlendirme
VUK m. 297, gayrimenkulleri servet vergileri karşısında adeta koruma altına alan ve Türkiye'deki gayrimenkul rantını vergi dışı bırakan en tartışmalı hükümlerden biridir. Günümüzde belediyelerin belirlediği "vergi değerleri" ile gayrimenkullerin gerçek piyasa değerleri (emsal bedelleri) arasında devasa uçurumlar bulunmaktadır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, bankadaki 10.000.000 TL nakit parası miras kalan bir kişinin bu tutarın tamamı üzerinden (itibari değerle) veraset vergisi öderken; piyasa değeri 10.000.000 TL olan ancak vergi değeri 1.000.000 TL görünen bir yalıyı miras alan kişinin onda bir oranında vergi ödemesinin, anayasal eşitlik ve vergi adaleti ilkelerini açıkça ihlal ettiğini vurgulamaktadır [1].
Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, devletin sırf idari kolaylık sağlamak ve belediye kayıtlarına dayanmak uğruna gerçek servet değerini kavramaktan vazgeçmesinin, mali güce göre vergilendirme ilkesini işlemez hale getirdiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Erginay, Vergi Hukuku eserinde de işaret edildiği üzere, çağdaş vergi sistemlerinde bina ve arazilerin intikalinde bu fiktif "vergi değeri" uygulamasının terk edilerek, SPK lisanslı bağımsız gayrimenkul değerleme şirketlerince tespit edilecek "gerçeğe uygun piyasa değerinin (emsal bedelin)" servet vergilerinde matrah olarak kabul edilmesi hukuki ve iktisadi bir zorunluluktur [1]. Mevcut madde, sermayenin gayrimenkule (ölü yatırıma) kaçmasını teşvik eden eşitsiz bir norm görünümündedir.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)