1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 294. ve 295. maddeleri, servet vergilerinin
(özellikle Veraset ve İntikal Vergisi) matrahının tespitinde, finansal
varlıkların (hisse senetleri, tahviller, yabancı paralar, alacak ve borçlar)
değerleme rejimini düzenleyen kilit usul normlarıdır. Vergi hukukunda "ticari
kârın tespiti" ile "servetin vergilendirilmesi" farklı amaçlar güder. Ticari
kâr tespitinde işletmenin devamlılığı esasken, servet vergilerinde kişinin o
anki net malvarlığı değerinin (ödeme gücünün) kavranması amaçlanır. Ancak kanun
koyucu, parayı, dövizi ve borç/alacak ilişkilerini doğaları gereği son derece
likit ve objektif varlıklar olarak gördüğünden, bu kalemlerin değerlemesinde
ticari veya şahsi malvarlığı ayrımını kaldırmıştır. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi
Hukuku eserinde, finansal nitelikteki iktisadi kıymetlerin ticari sermayeye
dâhil olup olmamasına bakılmaksızın yeknesak bir değerleme rejimine tabi
tutulmasının, vergi sisteminde hem uygulama birliğini sağladığını hem de aynı
nitelikteki servet unsurları arasında eşitliği temin ettiğini ifade etmektedir.
VUK m. 294, hisse senedi ve tahviller için "borsa rayici/emsal bedel" kuralını
getirirken; yabancı paralar, alacaklar ve borçlar için (VUK m. 294'ün son
fıkrası ve m. 295 ile) doğrudan ticari değerleme kurallarının yer aldığı
"ikinci bölüm" hükümlerine atıf yapmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Esham ve Tahvilat (m. 294): Anonim şirket paylarını temsil eden hisse
senetleri (esham) ile borçlanma senetleri olan tahvillerdir.
- Ticari Sermayeye Dahil Olsun Olmasın: İlgili varlığın, bilanço esasına
göre defter tutan bir işletmenin aktifinde veya bütünüyle ticari faaliyet
dışındaki bir şahsın yastık altı (şahsi) tasarrufunda bulunmasının, değerleme
ölçüsü bakımından hiçbir fark yaratmayacağını belirten amir hükümdür.
- Borsada Kayıtlı Olmayan Esham için Emsal Bedeli: Borsaya kote olmayan
(örneğin aile şirketlerine veya kapalı tip anonim şirketlere ait) hisse
senetlerinin, VUK m. 267 uyarınca piyasa satış (rayiç) değeri ile
değerlenmesidir.
- İkinci Bölümün Hükümleri (m. 294 ve m. 295): Vergi Usul Kanunu'nun
ticari işletmelere dâhil mevcudatın değerlemesini düzenleyen 258 ila 290.
maddeleri arasındaki kurallar bütünüdür (Örneğin yabancı paralar için m. 280,
alacaklar için m. 281, borçlar için m. 285).
3. Sistematik İlişkiler
VUK m. 294 ve 295, VUK'un servet değerlemesi bölümü ile ticari değerleme bölümü
arasındaki en güçlü normatif köprüdür. Sistematik açıdan bu maddelerdeki en
çarpıcı durum, hisse senetlerinin (esham) değerlemesinde ortaya çıkan "çift
karakterli" yapıdır. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, ticari
işletme aktifindeki hisse senetlerinin gelir veya kurumlar vergisi matrahı
hesaplanırken VUK m. 279 uyarınca mutlak surette statik "alış bedeli" ile
değerlendiğini; ancak aynı hisse senetlerinin ölüm (veraset) halinde servet
vergisi matrahına girerken VUK m. 294 uyarınca dinamik "borsa rayici veya emsal
bedeli" ile değerlendiğine dikkat çekerek, bu zıtlığın gelir vergisi ile servet
vergisinin hukuki doğalarındaki farklılıktan kaynaklandığını belirtmektedir.
Öte yandan döviz, alacak ve borçlar (m. 295) için her iki bölümde de aynı
hükümler (ikinci bölüm hükümleri) uygulanır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borsa İstanbul'da yatırımları bulunan ve aynı zamanda
borsaya kote olmayan X A.Ş.'nin (bir aile şirketinin) %50 ortağı olan Bay A
vefat etmiştir. Mirasçıları Veraset ve İntikal Vergisi (VİV) beyannamesi
hazırlamaktadır. VUK m. 294 amir hükmü gereğince, terekeye dâhil olan borsadaki
hisse senetleri ölüm tarihindeki "borsa rayici" ile değerlenerek beyan edilir.
Borsada işlem görmeyen aile şirketi X A.Ş.'ye ait hisseler ise, nominal
(itibari) bedelleriyle veya alış bedelleriyle değil, ölüm tarihindeki gerçek
şirket değerlemesi üzerinden hesaplanacak "emsal bedeli" ile beyannameye dâhil
edilir.
(kurmaca senaryo) Herhangi bir ticari faaliyeti olmayan ev hanımı Bayan B,
oğluna nakit olarak 100.000 ABD Doları ve şahsi bir alacağını temsil eden
500.000 TL'lik bir senet bağışlamıştır. Bu ivazsız intikal (hibe) nedeniyle
oğul VİV beyannamesi verecektir. Bağışlanan unsurlar şahsi servet (ticari
sermaye dışı) olmasına rağmen, VUK m. 294 ve m. 295 uyarınca ticari değerleme
kurallarına (ikinci bölüme) tabidir. Bu nedenle Dolar, hibe tarihindeki Maliye
Bakanlığı döviz alış kuru (VUK m. 280) ile; senetli alacak ise mukayyet değeri
(VUK m. 281) ile değerlenerek matraha esas alınır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, veraset yoluyla intikal eden borsaya
kayıtlı olmayan (kapalı) şirket hisselerinin değerlemesi en çok vergi ziyaı
cezası kesilen alanlardan biridir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde,
meslek mensuplarının veraset beyannamelerinde aile şirketi hisselerini "nominal
(üzerinde yazılı) bedel" ile beyan etme gibi yaygın bir usul hatasına
düştüklerini; oysa VUK m. 294'ün açıkça "emsal bedeli" aradığını, bu nedenle
şirketin özvarlık değerlemesinin (bilanço aktif ve pasifinin güncellenerek)
yapılması ve bulunan gerçek bedelin beyan edilmesi gerektiğini stratejik bir
uyarı olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır. Aksi halde idare, Takdir Komisyonu
aracılığıyla şirketin özsermayesini yeniden hesaplayıp mirasçılara ağır cezalı
tarhiyatlar göndermektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
VUK m. 294'ün borsada kayıtlı olmayan hisse senetleri için "emsal bedeli"
kuralını getirmesi, teorik olarak servetin gerçek değerini yakalamayı amaçlasa
da pratikte büyük adaletsizliklere yol açmaktadır. Zira kapalı tip anonim veya
limited şirket hisselerinin serbest bir piyasası (likiditesi) yoktur. Selim
Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, satışı fiilen çok zor olan, nakde
dönüştürülemeyen kapalı şirket hisselerinin, salt kâğıt üzerindeki kârlılık
oranlarına bakılarak yüksek emsal bedellerle veraset vergisine tabi
tutulmasının, mirasçıları henüz elde etmedikleri hayali bir servet üzerinden
vergi ödemeye mahkûm ettiğini vurgulamaktadır.
Diğer taraftan, VUK m. 295'in ticari işletmesi olmayan sıradan vatandaşların
alacak ve borçlarına "ikinci bölüm (ticari değerleme)" hükümlerini uygulaması,
usul hukuku açısından uyumsuzluk yaratmaktadır. Yaltı Soydan, Vergi
Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, bilanço okumayı bilmeyen ve ticari defter
tutmayan sade vatandaşların şahsi borç ilişkilerinde, ticari kuralların
(örneğin reeskont gibi karmaşık mekanizmaların) işletilmesinin hukuki
belirlilik ve sadelik ilkeleriyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade
etmektedir. Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere,
vergi sisteminin modernize edilerek, borsada işlem görmeyen şirket paylarının
ivazsız intikalinde "defter (özkaynak) değerinin" yasal bir karine olarak kabul
edilmesi veya çok yüksek istisna hadleri getirilmesi, aile şirketlerinin
dağılmasını önleyecek hayati bir revizyon olacaktır. Mevcut yapı, işletmelerin
nesiller arası devrinde ciddi bir maliyet (engel) oluşturmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 294. ve 295. maddeleri, servet vergilerinin (özellikle Veraset ve İntikal Vergisi) matrahının tespitinde, finansal varlıkların (hisse senetleri, tahviller, yabancı paralar, alacak ve borçlar) değerleme rejimini düzenleyen kilit usul normlarıdır. Vergi hukukunda "ticari kârın tespiti" ile "servetin vergilendirilmesi" farklı amaçlar güder. Ticari kâr tespitinde işletmenin devamlılığı esasken, servet vergilerinde kişinin o anki net malvarlığı değerinin (ödeme gücünün) kavranması amaçlanır. Ancak kanun koyucu, parayı, dövizi ve borç/alacak ilişkilerini doğaları gereği son derece likit ve objektif varlıklar olarak gördüğünden, bu kalemlerin değerlemesinde ticari veya şahsi malvarlığı ayrımını kaldırmıştır. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, finansal nitelikteki iktisadi kıymetlerin ticari sermayeye dâhil olup olmamasına bakılmaksızın yeknesak bir değerleme rejimine tabi tutulmasının, vergi sisteminde hem uygulama birliğini sağladığını hem de aynı nitelikteki servet unsurları arasında eşitliği temin ettiğini ifade etmektedir. VUK m. 294, hisse senedi ve tahviller için "borsa rayici/emsal bedel" kuralını getirirken; yabancı paralar, alacaklar ve borçlar için (VUK m. 294'ün son fıkrası ve m. 295 ile) doğrudan ticari değerleme kurallarının yer aldığı "ikinci bölüm" hükümlerine atıf yapmıştır.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
VUK m. 294 ve 295, VUK'un servet değerlemesi bölümü ile ticari değerleme bölümü arasındaki en güçlü normatif köprüdür. Sistematik açıdan bu maddelerdeki en çarpıcı durum, hisse senetlerinin (esham) değerlemesinde ortaya çıkan "çift karakterli" yapıdır. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, ticari işletme aktifindeki hisse senetlerinin gelir veya kurumlar vergisi matrahı hesaplanırken VUK m. 279 uyarınca mutlak surette statik "alış bedeli" ile değerlendiğini; ancak aynı hisse senetlerinin ölüm (veraset) halinde servet vergisi matrahına girerken VUK m. 294 uyarınca dinamik "borsa rayici veya emsal bedeli" ile değerlendiğine dikkat çekerek, bu zıtlığın gelir vergisi ile servet vergisinin hukuki doğalarındaki farklılıktan kaynaklandığını belirtmektedir. Öte yandan döviz, alacak ve borçlar (m. 295) için her iki bölümde de aynı hükümler (ikinci bölüm hükümleri) uygulanır.
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) Borsa İstanbul'da yatırımları bulunan ve aynı zamanda borsaya kote olmayan X A.Ş.'nin (bir aile şirketinin) %50 ortağı olan Bay A vefat etmiştir. Mirasçıları Veraset ve İntikal Vergisi (VİV) beyannamesi hazırlamaktadır. VUK m. 294 amir hükmü gereğince, terekeye dâhil olan borsadaki hisse senetleri ölüm tarihindeki "borsa rayici" ile değerlenerek beyan edilir. Borsada işlem görmeyen aile şirketi X A.Ş.'ye ait hisseler ise, nominal (itibari) bedelleriyle veya alış bedelleriyle değil, ölüm tarihindeki gerçek şirket değerlemesi üzerinden hesaplanacak "emsal bedeli" ile beyannameye dâhil edilir.
(kurmaca senaryo) Herhangi bir ticari faaliyeti olmayan ev hanımı Bayan B, oğluna nakit olarak 100.000 ABD Doları ve şahsi bir alacağını temsil eden 500.000 TL'lik bir senet bağışlamıştır. Bu ivazsız intikal (hibe) nedeniyle oğul VİV beyannamesi verecektir. Bağışlanan unsurlar şahsi servet (ticari sermaye dışı) olmasına rağmen, VUK m. 294 ve m. 295 uyarınca ticari değerleme kurallarına (ikinci bölüme) tabidir. Bu nedenle Dolar, hibe tarihindeki Maliye Bakanlığı döviz alış kuru (VUK m. 280) ile; senetli alacak ise mukayyet değeri (VUK m. 281) ile değerlenerek matraha esas alınır.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, veraset yoluyla intikal eden borsaya kayıtlı olmayan (kapalı) şirket hisselerinin değerlemesi en çok vergi ziyaı cezası kesilen alanlardan biridir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının veraset beyannamelerinde aile şirketi hisselerini "nominal (üzerinde yazılı) bedel" ile beyan etme gibi yaygın bir usul hatasına düştüklerini; oysa VUK m. 294'ün açıkça "emsal bedeli" aradığını, bu nedenle şirketin özvarlık değerlemesinin (bilanço aktif ve pasifinin güncellenerek) yapılması ve bulunan gerçek bedelin beyan edilmesi gerektiğini stratejik bir uyarı olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır. Aksi halde idare, Takdir Komisyonu aracılığıyla şirketin özsermayesini yeniden hesaplayıp mirasçılara ağır cezalı tarhiyatlar göndermektedir.
7. Eleştirel Değerlendirme
VUK m. 294'ün borsada kayıtlı olmayan hisse senetleri için "emsal bedeli" kuralını getirmesi, teorik olarak servetin gerçek değerini yakalamayı amaçlasa da pratikte büyük adaletsizliklere yol açmaktadır. Zira kapalı tip anonim veya limited şirket hisselerinin serbest bir piyasası (likiditesi) yoktur. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, satışı fiilen çok zor olan, nakde dönüştürülemeyen kapalı şirket hisselerinin, salt kâğıt üzerindeki kârlılık oranlarına bakılarak yüksek emsal bedellerle veraset vergisine tabi tutulmasının, mirasçıları henüz elde etmedikleri hayali bir servet üzerinden vergi ödemeye mahkûm ettiğini vurgulamaktadır.
Diğer taraftan, VUK m. 295'in ticari işletmesi olmayan sıradan vatandaşların alacak ve borçlarına "ikinci bölüm (ticari değerleme)" hükümlerini uygulaması, usul hukuku açısından uyumsuzluk yaratmaktadır. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, bilanço okumayı bilmeyen ve ticari defter tutmayan sade vatandaşların şahsi borç ilişkilerinde, ticari kuralların (örneğin reeskont gibi karmaşık mekanizmaların) işletilmesinin hukuki belirlilik ve sadelik ilkeleriyle bağdaşmadığını eleştirel bir dille ifade etmektedir. Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, vergi sisteminin modernize edilerek, borsada işlem görmeyen şirket paylarının ivazsız intikalinde "defter (özkaynak) değerinin" yasal bir karine olarak kabul edilmesi veya çok yüksek istisna hadleri getirilmesi, aile şirketlerinin dağılmasını önleyecek hayati bir revizyon olacaktır. Mevcut yapı, işletmelerin nesiller arası devrinde ciddi bir maliyet (engel) oluşturmaktadır.
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)