Önceki Bölüm
RESMİ METİN

Özel haller


Madde 289 – Bu bölümde yazılı olmıyan veyahut yazılı olup da kendi ölçüleriyle değerlenmesine imkan bulunmıyan iktisadi kıymetlerden bina ve arazi vergi değeriyle, diğerleri, varsa borsa rayici, yoksa mukayyet değerleri, o da yoksa emsal bedeliyle değerlenir.

AKADEMİK YORUM VE ANALİZ

1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama

Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 289. maddesi, kanunun değerleme bölümünde yer alan kazuistik (tek tek sayma) yönteminin kaçınılmaz bir sonucu olarak ihdas edilmiş "tamamlayıcı (yedek/torba)" bir usul normudur. Ekonomik hayatın sürekli gelişmesi, yeni iktisadi varlıkların (örneğin kripto paralar, yeni nesil dijital haklar) ortaya çıkması veya mevcut varlıkların maliyet evraklarının mücbir sebeplerle tamamen yok olması gibi durumlarda, vergi sisteminin "değerlemesiz (matrahsız)" kalmaması gerekir. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun değerleme rejiminde hiçbir yasal boşluk bırakmamak amacıyla bu maddeyi bir "emniyet sübabı" olarak kurguladığını ve iktisadi kıymetlerin ne pahasına olursa olsun bir vergi değerine kavuşturulmasını hedeflediğini ifade etmektedir [1]. Bu madde, asıl değerleme ölçülerinin uygulanamadığı istisnai ("özel") hallerde devreye giren hiyerarşik bir acil durum reçetesidir.

2. Maddedeki Kavramların Analizi

  • Yazılı Olmayan İktisadi Kıymetler: VUK'un 269 ila 288. maddeleri arasında ismen zikredilmeyen, teknolojik veya finansal gelişmelerle sonradan ortaya çıkan yeni nesil varlıklardır (karbon emisyon sertifikaları, kripto varlıklar, NFT'ler vb.).
  • Kendi Ölçüleriyle Değerlenmesine İmkan Bulunmayanlar: Kanunda ismi geçmesine rağmen, fiili veya hukuki bir imkânsızlık nedeniyle kendi asıl ölçüsünün uygulanamadığı durumlardır (örneğin maliyet bedeliyle değerlenmesi gereken bir malın, alış faturasının ve maliyet unsurlarının hiçbir şekilde tespit edilememesi).
  • Bina ve Arazi İçin Vergi Değeri: Kendi ölçüsü (maliyet bedeli) uygulanamayan gayrimenkullerin, VUK m. 268'de tanımlanan ve emlak vergisine tarhına esas olan değer (vergi değeri) ile değerleneceğini gösteren özel kuraldır.
  • Borsa Rayici -> Mukayyet Değer -> Emsal Bedeli Hiyerarşisi: Gayrimenkuller dışındaki diğer tüm varlıklar için öngörülen sıralı (kademeli) değerleme zinciridir. Biri yoksa sırasıyla diğerine geçilir.

3. Sistematik İlişkiler

VUK m. 289, doğası gereği VUK'un tüm değerleme maddeleriyle (m. 269-288) negatif bir ilişki kurar; zira bu maddenin uygulanabilmesi için diğer maddelerin uygulanamaz olması ön şarttır (Lex generalis - Lex specialis ilişkisi). Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, bu maddenin aynı zamanda VUK m. 261'de fihrist halinde sayılan tüm değerleme ölçülerinin (vergi değeri, borsa rayici, mukayyet değer, emsal bedeli) fiili bir uygulama alanı olduğunu; mükellefin bu hiyerarşiyi atlayarak doğrudan kendi istediği ölçüye gidemeyeceğini, kanundaki sıralamaya (önce borsa rayici, sonra mukayyet değer, en son emsal bedeli) mutlak surette uyması gerektiğini belirtmektedir [1].

4. Uygulama: Yargı İçtihadı

Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.

5. Pratik Örnek Olaylar

(kurmaca senaryo) X Teknoloji A.Ş., uluslararası bir yazılım yarışmasından ödül olarak "kripto para (Bitcoin)" kazanmıştır. Vergi Usul Kanunu'nun mevcut değerleme maddelerinde kripto paralar açıkça "yazılı olmayan" bir iktisadi kıymet niteliğindedir. Şirket, dönem sonunda bu varlığı bilançosunda değerlerken VUK m. 289'a başvurur. Madde hiyerarşisi gereği; kripto paranın resmi bir "borsa rayici (VUK m. 263 anlamında)" bulunmadığından ve ortada bir alış bedeli/maliyet (mukayyet değer) olmadığından, şirket en son aşama olan "emsal bedeli" (VUK m. 267) ölçüsüne giderek Takdir Komisyonu marifetiyle bu kripto varlığa bir değer biçtirir ve aktifine kaydeder.

(kurmaca senaryo) Y Tarım Ltd. Şti., çok eski yıllardan beri zilyetliğinde bulundurduğu ancak tapuya yeni tescil ettirdiği bir tarım arazisine sahiptir. Arazinin tarihi bir satın alma faturası veya maliyet evrakı bulunmadığından, VUK m. 269 uyarınca "maliyet bedeli" ile değerlenmesine fiilen imkân yoktur. Bu durumda şirket, VUK m. 289 amir hükmü uyarınca devreye girer ve söz konusu araziyi doğrudan o yılki "vergi değeri (emlak vergisi değeri)" üzerinden bilançosuna yansıtır.

6. Pratik Uygulama Notları

Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, mükelleflerin veya meslek mensuplarının vergi matrahını düşük göstermek (veya yüksek maliyet yazmak) amacıyla asıl değerleme ölçülerini göz ardı edip keyfi olarak VUK m. 289'a sığınmaları ağır usulsüzlük ve vergi ziyaı nedenidir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, VUK m. 289'un uygulanabilmesi için "kendi ölçüsüyle değerlenmesine imkân bulunmamasının" objektif, ispatlanabilir ve mücbir sebeplere dayanan bir imkânsızlık olması gerektiğini; mükellefin kendi ihmaliyle faturasını veya maliyet kaydını kaybetmesinin bu maddeye başvurmak için yasal bir gerekçe oluşturmayacağını usuli bir uyarı olarak meslektaşlara hatırlatmaktadır [1]. Hiyerarşik sıranın atlanması, yapılan değerleme işleminin inceleme elemanınca tamamen reddedilmesiyle sonuçlanır.

7. Eleştirel Değerlendirme

VUK m. 289, mantık olarak gerekli bir "yedek norm" olsa da, öngördüğü değerleme hiyerarşisi itibarıyla günümüz finansal ve iktisadi gerçekliğinden son derece kopuktur. Özellikle maliyeti bilinemeyen gayrimenkullerin "vergi değeri (emlak vergisi değeri)" ile değerlenmesini emreden kural, piyasa rayiçleri ile emlak vergisi değerleri arasında uçurum bulunan ülkemizde bilançoların gerçeği yansıtmasını (şeffaflığını) tamamen engellemektedir. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun bilinmeyen durumlar için tasarladığı bu tür suni hiyerarşilerin (borsa rayici yoksa mukayyet değere geçilmesi gibi), varlığın gerçek ekonomik değerini bulmaktan ziyade sadece "şekli bir rakam" bulmaya hizmet ettiğini vurgulamaktadır [1].

Öte yandan Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, vergi mevzuatının hızla değişen dijital varlıkları ve türev ürünleri kavrayamadığını, m. 289 gibi muğlak torba maddelerin idarenin takdir yetkisini (emsal bedeli üzerinden) sınırsızca genişlettiğini ve bunun da hukuki belirlilik ile mülkiyet haklarına zarar verdiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, vergi sisteminin bu tür eski tip hiyerarşileri terk ederek, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarında (UFRS) yer alan ve her türlü varlık için piyasa rasyonalitesini sağlayan genel bir "gerçeğe uygun değer (fair value)" veya "net gerçekleşebilir değer" kuralını torba hüküm (özel hal) olarak yasalaştırması çağdaş bir vergi sisteminin zorunluluğudur [1]. Mevcut madde, modern iktisadi sorunları arkaik (eski) araçlarla çözmeye çalışan yorgun bir norm görünümündedir.

Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)

Metodolojik Not

Bu çalışma, Av. Fethi Güzel tarafından akademik dürüstlük ilkeleri çerçevesinde hazırlanmıştır. İçerik, güncel kanun değişiklikleri ve yüksek yargı kararları ışığında revize edilmektedir.