1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 286. maddesi, sermaye piyasalarından borçlanma
aracı (tahvil) ihraç ederek fon sağlayan kurumların (ihraççıların),
bilançolarının pasifinde (kaynaklarında) yer alan bu borçlarını hangi yasal
ölçüyle değerleyeceklerini kurala bağlayan özel bir usul normudur. İşletmelerin
aktifinde yer alan tahviller (yatırımcı yönüyle) VUK m. 279'a göre dinamik
ölçülerle değerlenirken; tahvili çıkaran (borçlu) kurum yönüyle borcun aslı
değişmeyeceğinden, statik bir ölçü olan "itibari değer" zorunlu kılınmıştır.
Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun tahvil ihraç eden
kurumların borçlarını itibari değerle sabitlemesinin, bilançoda yer alan yasal
ödeme yükümlülüğünün piyasa dalgalanmalarından (borsa rayicindeki iniş
çıkışlardan) yalıtılarak şeffaf ve kesin bir şekilde gösterilmesi amacına
hizmet ettiğini değerlendirmesine yer vermektedir [1]. Bu madde, borcun hukuki
mahiyeti ile vergi hukuku değerleme rejimi arasındaki tutarlılığı sağlayan
temel bir direktiftir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
- Eshamlı Şirketler: Günümüz Türk Ticaret Kanunu (TTK) terminolojisinde
"sermayesi paylara bölünmüş" şirketleri ifade eden eski bir kavramdır. Bunlar
esas olarak Anonim Şirketler (A.Ş.) ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit
Şirketlerdir. Limited şirketler hukuken tahvil ihraç edemezler.
- İktisadi Kamu Müesseseleri: Devletin, özel idarelerin veya
belediyelerin sermayesi ile kurulan, ticari, sınaî veya zirai alanda faaliyet
gösteren Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) ve İktisadi Devlet Teşekkülleridir
(İDT).
- Tahviller: Anonim şirketlerin ve kamu kuruluşlarının, orta ve uzun
vadeli borç para bulmak amacıyla itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı
olmak üzere çıkardıkları borç senetleridir.
- İtibari Değer (Kıymet): VUK m. 266'da tanımlanan, tahvilin veya kâğıdın
üzerinde yazılı olan (nominal) hukuki değerdir. İhraççı kurumun vade sonunda
yatırımcıya ödemeyi taahhüt ettiği asıl borç tutarıdır.
3. Sistematik İlişkiler
VUK m. 286, sistematik açıdan genel borçların değerlemesini düzenleyen VUK m.
285'in (Borçlar) lex specialis (özel hüküm) niteliğindeki tamamlayıcısıdır.
Ancak en büyük kavramsal ve muhasebesel ilişkisini/zıtlığını menkul kıymetlerin
değerlemesini düzenleyen VUK m. 279 ile kurar. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul
Hukuku çalışmasında, aynı tahvilin; onu satın alan yatırımcının (alacaklının)
aktifinde VUK m. 279 uyarınca kıstelyevm esasıyla (dönemsel getiri eklenerek)
veya borsa rayiciyle değerlenirken, tahvili ihraç eden kurumun (borçlunun)
pasifinde VUK m. 286 uyarınca salt itibari değerle sabit kaldığını; bu ikili
yapının vergi hukukunda varlıklar (aktif) ile kaynakların (pasif) iktisadi
risklere karşı farklı karakterde tepki verdiğinin en somut göstergesi olduğunu
belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) X Enerji Anonim Şirketi (eshamlı şirket), yatırımlarını
finanse etmek amacıyla Borsa İstanbul (BİST) Borçlanma Araçları Piyasası'nda
her biri 1.000 TL itibari (nominal) değere sahip 100.000 adet tahvil ihraç
etmiştir. Şirketin bilançosunda toplam 100.000.000 TL tahvil borcu
bulunmaktadır. Yıl sonunda faiz oranlarındaki artış nedeniyle bu tahvillerin
borsadaki piyasa değeri (rayici) 900 TL'ye düşmüştür. X A.Ş.'nin muhasebecisi,
piyasa değerindeki düşüşü dikkate alarak şirketin borcunu 90.000.000 TL'ye
indirmek ister. Ancak VUK m. 286 amir hükmü gereğince, tahvili çıkaran kurum
piyasa (borsa) rayicine bakamaz; borcunu mutlak surette vade sonunda ödeyeceği
tutar olan itibari değeriyle (100.000.000 TL) bilançosunda tutmak zorundadır.
Borç rakamı azaltılamaz.
(kurmaca senaryo) Bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (İktisadi Kamu Müessesesi) olan
Y Kurumu, 5 yıl vadeli borçlanma senetleri (tahvil) çıkarmıştır. Yıl sonu
değerlemesinde kurum, tahvillerin ana para (itibari) değerini VUK m. 286 gereği
sabit tutarken, bu tahviller için değerleme gününe kadar tahakkuk eden
(işleyen) faiz yükünü ayrı bir hesapta gider yazarak finansman maliyetini
kayıtlara alır. Tahvilin asıl (itibari) bedeli ile ona işleyen dönemsel faiz
birbirine karıştırılmaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, ihraççı şirketlerin tahvil ihraç
işlemlerinde "ihraç primi" veya "iskonto" uygulamaları vergi incelemelerinde
büyük hassasiyet gerektirir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde,
meslek mensuplarının tahviller itibari değerin altında (iskontolu) ihraç
edilmiş olsa dahi, pasifteki tahvil borcu hesabının her halükarda "itibari
değer" üzerinden açılması ve değerlenmesi gerektiğini; aradaki iskonto farkının
veya ödenen dönemsel faizlerin "finansman gideri" olarak ayrı hesaplarda
dönemsellik ilkesine göre itfa edilmesi gerektiğini usuli bir zorunluluk olarak
hatırlatmaktadır [1]. Borcun aslı (nominal değeri) ile faizi/iskontosu farklı
değerleme rejimlerine tabidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
VUK m. 286'nın lafzı, "eshamlı şirketler" gibi Osmanlıca kökenli ve güncel Türk
Ticaret Kanunu terminolojisinden kopuk kavramlar içermesi yönüyle modern hukuk
dilinin gerisinde kalmıştır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, sermaye
piyasası araçlarını düzenleyen vergi normlarının çağdaş finansal terminolojiyi
yakalayamamasının, uygulayıcılar açısından kavram karmaşası ve yorum zorlukları
yarattığını vurgulamaktadır [1].
Muhasebe tekniği açısından ise tahvillerin sadece itibari değerle pasifte
tutulması kuralı, modern finansal raporlama vizyonuyla tam olarak
uyuşmamaktadır. Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarında (UFRS/TFRS) ve
modern maliyet muhasebesinde ihraç edilen tahviller (finansal borçlar) "etkin
faiz yöntemi" kullanılarak "itfa edilmiş maliyeti (amortized cost)" üzerinden
değerlenir. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, vergi
mevzuatının katı ve tekdüze şekli (nominal) ölçülere saplanıp kalmasının,
işletmelerin maruz kaldığı gerçek finansman yükünü perdesine ettiğini eleştirel
bir dille ifade etmektedir [1]. Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret
edildiği üzere, vergi sisteminin uluslararası muhasebe standartlarına entegre
edilerek, tahvil ihraçlarında salt "itibari değer" yerine, paranın zaman
değerini ve ihraç maliyetlerini de bilançonun borç yapısına dinamik olarak
yansıtan çağdaş değerleme usullerinin benimsenmesi hukuk devletinin şeffaflık
ilkesinin bir gereğidir [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)
1. Maddenin Sistematiği ve Genel Açıklama
Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 286. maddesi, sermaye piyasalarından borçlanma aracı (tahvil) ihraç ederek fon sağlayan kurumların (ihraççıların), bilançolarının pasifinde (kaynaklarında) yer alan bu borçlarını hangi yasal ölçüyle değerleyeceklerini kurala bağlayan özel bir usul normudur. İşletmelerin aktifinde yer alan tahviller (yatırımcı yönüyle) VUK m. 279'a göre dinamik ölçülerle değerlenirken; tahvili çıkaran (borçlu) kurum yönüyle borcun aslı değişmeyeceğinden, statik bir ölçü olan "itibari değer" zorunlu kılınmıştır. Öncel/Kumrulu/Çağan, Vergi Hukuku eserinde, kanun koyucunun tahvil ihraç eden kurumların borçlarını itibari değerle sabitlemesinin, bilançoda yer alan yasal ödeme yükümlülüğünün piyasa dalgalanmalarından (borsa rayicindeki iniş çıkışlardan) yalıtılarak şeffaf ve kesin bir şekilde gösterilmesi amacına hizmet ettiğini değerlendirmesine yer vermektedir [1]. Bu madde, borcun hukuki mahiyeti ile vergi hukuku değerleme rejimi arasındaki tutarlılığı sağlayan temel bir direktiftir.
2. Maddedeki Kavramların Analizi
3. Sistematik İlişkiler
VUK m. 286, sistematik açıdan genel borçların değerlemesini düzenleyen VUK m. 285'in (Borçlar) lex specialis (özel hüküm) niteliğindeki tamamlayıcısıdır. Ancak en büyük kavramsal ve muhasebesel ilişkisini/zıtlığını menkul kıymetlerin değerlemesini düzenleyen VUK m. 279 ile kurar. Başaran Yavaşlar, Vergi Usul Hukuku çalışmasında, aynı tahvilin; onu satın alan yatırımcının (alacaklının) aktifinde VUK m. 279 uyarınca kıstelyevm esasıyla (dönemsel getiri eklenerek) veya borsa rayiciyle değerlenirken, tahvili ihraç eden kurumun (borçlunun) pasifinde VUK m. 286 uyarınca salt itibari değerle sabit kaldığını; bu ikili yapının vergi hukukunda varlıklar (aktif) ile kaynakların (pasif) iktisadi risklere karşı farklı karakterde tepki verdiğinin en somut göstergesi olduğunu belirtmektedir [1].
4. Uygulama: Yargı İçtihadı
Bu maddeye ilişkin son dönemde emsal karar tespit edilemedi.
5. Pratik Örnek Olaylar
(kurmaca senaryo) X Enerji Anonim Şirketi (eshamlı şirket), yatırımlarını finanse etmek amacıyla Borsa İstanbul (BİST) Borçlanma Araçları Piyasası'nda her biri 1.000 TL itibari (nominal) değere sahip 100.000 adet tahvil ihraç etmiştir. Şirketin bilançosunda toplam 100.000.000 TL tahvil borcu bulunmaktadır. Yıl sonunda faiz oranlarındaki artış nedeniyle bu tahvillerin borsadaki piyasa değeri (rayici) 900 TL'ye düşmüştür. X A.Ş.'nin muhasebecisi, piyasa değerindeki düşüşü dikkate alarak şirketin borcunu 90.000.000 TL'ye indirmek ister. Ancak VUK m. 286 amir hükmü gereğince, tahvili çıkaran kurum piyasa (borsa) rayicine bakamaz; borcunu mutlak surette vade sonunda ödeyeceği tutar olan itibari değeriyle (100.000.000 TL) bilançosunda tutmak zorundadır. Borç rakamı azaltılamaz.
(kurmaca senaryo) Bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (İktisadi Kamu Müessesesi) olan Y Kurumu, 5 yıl vadeli borçlanma senetleri (tahvil) çıkarmıştır. Yıl sonu değerlemesinde kurum, tahvillerin ana para (itibari) değerini VUK m. 286 gereği sabit tutarken, bu tahviller için değerleme gününe kadar tahakkuk eden (işleyen) faiz yükünü ayrı bir hesapta gider yazarak finansman maliyetini kayıtlara alır. Tahvilin asıl (itibari) bedeli ile ona işleyen dönemsel faiz birbirine karıştırılmaz.
6. Pratik Uygulama Notları
Avukatlık ve mali danışmanlık pratiğinde, ihraççı şirketlerin tahvil ihraç işlemlerinde "ihraç primi" veya "iskonto" uygulamaları vergi incelemelerinde büyük hassasiyet gerektirir. Tosuner/Demir, Vergi Usul Kanunu eserinde, meslek mensuplarının tahviller itibari değerin altında (iskontolu) ihraç edilmiş olsa dahi, pasifteki tahvil borcu hesabının her halükarda "itibari değer" üzerinden açılması ve değerlenmesi gerektiğini; aradaki iskonto farkının veya ödenen dönemsel faizlerin "finansman gideri" olarak ayrı hesaplarda dönemsellik ilkesine göre itfa edilmesi gerektiğini usuli bir zorunluluk olarak hatırlatmaktadır [1]. Borcun aslı (nominal değeri) ile faizi/iskontosu farklı değerleme rejimlerine tabidir.
7. Eleştirel Değerlendirme
VUK m. 286'nın lafzı, "eshamlı şirketler" gibi Osmanlıca kökenli ve güncel Türk Ticaret Kanunu terminolojisinden kopuk kavramlar içermesi yönüyle modern hukuk dilinin gerisinde kalmıştır. Selim Kaneti, Vergi Hukuku eserinde, sermaye piyasası araçlarını düzenleyen vergi normlarının çağdaş finansal terminolojiyi yakalayamamasının, uygulayıcılar açısından kavram karmaşası ve yorum zorlukları yarattığını vurgulamaktadır [1].
Muhasebe tekniği açısından ise tahvillerin sadece itibari değerle pasifte tutulması kuralı, modern finansal raporlama vizyonuyla tam olarak uyuşmamaktadır. Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarında (UFRS/TFRS) ve modern maliyet muhasebesinde ihraç edilen tahviller (finansal borçlar) "etkin faiz yöntemi" kullanılarak "itfa edilmiş maliyeti (amortized cost)" üzerinden değerlenir. Yaltı Soydan, Vergi Yükümlüsünün Hakları çalışmasında, vergi mevzuatının katı ve tekdüze şekli (nominal) ölçülere saplanıp kalmasının, işletmelerin maruz kaldığı gerçek finansman yükünü perdesine ettiğini eleştirel bir dille ifade etmektedir [1]. Erginay, Vergi Hukuku çalışmasında da işaret edildiği üzere, vergi sisteminin uluslararası muhasebe standartlarına entegre edilerek, tahvil ihraçlarında salt "itibari değer" yerine, paranın zaman değerini ve ihraç maliyetlerini de bilançonun borç yapısına dinamik olarak yansıtan çağdaş değerleme usullerinin benimsenmesi hukuk devletinin şeffaflık ilkesinin bir gereğidir [1].
Conversation: 14fd14ca-7253-4111-8964-96d48f2d3b60 (turn 1)